Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Selülit tehlikesi şeriat tehlikesini ikinci plana itti

Kabul edin ki yaz mevsiminin gelmesi ve Bodrum plajlarının açılması ile “türban”dan kaynaklanan “şeriat tehlikesi” gündemde geri plana itildi… Buna karşı yanlış beslenme ile kaçınılmaz yaşlanmadan kaynaklanan “selülit tehlikesi” gündemimizde ön sıraya geçti.

“Bu sefer Cumhuriyet kazanacak” vurgulu gazete reklamları ile seçmenlerine mesaj veren CHP’nin geri tepmeli siyasi silahlardan kaçınması gerektiğini bu vesile ile yine hatırlatmalıyız. Çünkü Hikmet Kıvılcımlı’nın da söylediği gibi, “Toplumu bilinçlendirmek, dolmayı pirinçlendirmeye hiç benzemez.”

Bu açıdan bakarsanız, “cumhuriyet”in alternatifi “monarşi”dir ya da “padişahlık”tır. Mesela İran bir “cumhuriyet”tir ve “şeriat devleti”dir. Saddam rejimi uygulamaları açısından Sünnilerin egemen olduğu ve Şiilerin bastırıldığı bir “laik cumhuriyet”ti. İngiltere cumhuriyet değildir; üstelik Kraliçe İngiliz Kilisesi’nin de Başkanıdır.

 

Küçük ayrıntılar

 

Toplumu bu gibi “ayrıntılar” konusunda hiç eğitmeden, kazanmanız mümkün olmayan her seçimi baş örtüsüne dayalı ve şeriat tehlikesi içerikli bir “rejim kavgası”na dönüştürürseniz, sizin sloganlarınızı Bodrum plajlarının selülitli ve selülitsiz kalçaları geri plana iter.

Türkiye’de kadınların görüntüsünün Suudi Arabistan’dakine veya İran’dakine benzemesini tabii ki istemiyoruz. Ayrıca “tesettür”, elbet bazı kadınların bireysel tercihi değildir. Çünkü din bireysel bir olgu değil sosyal bir kurumdur. İslam da Türk toplumunun ve kültürünün temel bir öğesidir.

Yani “Cumhuriyet kazanacak” yerine “Demokrasi kazanacak” deseniz ve bu arada kadın hakları, kadın-erkek eşitliği, töre cinayetleri, kadına dayak ve kadın eğitimi gibi konularda sloganlar üretseniz, bunu toplum algılar ve seçim laikçiler ile şeriatçılar arasındaki bir karşılaşma olmadığı için, başı örtülü kadınlar ve onların erkekleri de size oy verebilir.

 

Baykal ve Bahçeli

 

BBC’de bir araştırmanın sonuçları vardı. Buna göre bir İngiliz erkeği günlük konuşmalarında ortalama 15.669 kelime, bir İngiliz kadını da16.215 kelime kullanırmış. İngiliz kadınlarının kullandığı 546 ek kelime arasında “selülit”, “pilates”, “memeden beslenme”, “ağrısız doğum”, “bebekler” falan varmış.

Sanıyor musunuz ki bizde durum farklı ve başı açık kadınlarla başı kapalılar farklı konulara kilitleniyorlar? Ama siz kadın veya erkek, zenci veya beyaz, insanların sizin gibi olmayanlarını “ötekiler” gibi görüp onları “tehdit” olarak sunarsanız, o zaman konuşulan kelimeler değişir.

Örtünen kadınların da selilüt konuştuklarını hiç unutmayın.

Sosyal Demokrat olduğu söylenilen CHP’nin MHP ile aynı çizgide görülmesi ve Deniz Baykal ile Devlet Bahçeli’nin “rejim”e dönük söylemlerinin izdüşümlü olmaları, hangi siyasi akla sığar ki?

ŞAKA

Bir bilene soralım

Show TV’nin “Güzel ve Dahi” yarışmasına katılan genç kızlardan bazıları genel kültür sorularında “Semra Özal ünlü bir sanatçıdır”, “Ecevit DYP’liydi”, “Abdullah Gül şu anda görevde mi bilmiyorum” gibi cevaplar vermişler. Ama bu kızların hepsi çok güzel ve çok şıkmış..

Bu genç kızlar acaba hangi çağdaş partilere oy verecekler?

 En hakiki mürşit hamamcı Hurşit mi?

Türkiye Bilimler Akademisi, Profesör Doktor Şerif Mardin’in üyeliğini üçüncü kez reddetmiş.

Engin Ardıç, bu reddin gerekçesini şöyle yazmıştı Akşam’daki köşesinde:

- Gerekçe, “Said-i Nursi” üzerine araştırma yapmış olması... Hani hayatta en hakiki mürşit ilimdi ulan? Atatürk öyle dememiş miydi? Hayır, bu ülkede Atatürk’ün en büyük düşmanları, hep söylerim, Atatürkçü geçinenler… Şerif Hoca yatsın kalsın dua etsin, İsmail Beşikçi’ye yaptıkları gibi içeri de tıkabilirlerdi... Atatürk’e “adam” dediği için hayatı karartılan İzmirli profesör (Atilla Yayla) gibi kalp spazmı da geçirebilirdi...

Engin Ardıç’a katılıyorum ve onun cümleleri ile konuyu noktalıyorum:

- Böyle bir ülkede akademiye alınmak değil, alınmamak Şerif Hoca’nın onurudur. Hiç üzülmesin. (Bu olayın, Stanford’da ders veren adamın bilmemneresinde olduğunu da hiç sanmıyorum ya... Burada akademi üyesi olacağına Stanford Üniversitesi’nin çay ocağını işlet, daha iyi...)

X