Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Selçuk Parsadan yeniden piyasada

<B>TARİH 11 Mayıs 1996. </B>Telefonda bir ses bana Başbakan <B>Tansu Çiller'</B>i dolandırdığını, <B>‘‘ANAP'ı Aralık 1995 seçimi öncesinde çökertmek amacıyla emekli orgeneral Necdet Öztorun kimliği’’</B> ile <B>Tansu </B>Hanım'la konuşup ikna ettiğini ve bu yöntemle örtülü ödenekten <B>5.5 milyar </B>para götürdüğünü anlatıyor.

Bana ismi ve telefon numarasıyla birlikte bazı bilgiler veriyor ve olayı yazmamı istiyor. Olay muhteşem ama, acaba doğru mu? Gazetecilik yaşamımda ilk kez böyle bir şey başıma geliyor.

Verdiği bazı bilgileri acele araştırıyorum, doğru çıkıyor. Ama örtülü ödenek konusunu öğrenmek elbette mümkün değil. Ne yapmalı?

Bu durumda çareyi ertesi gün, 12 Mayıs 1996 tarihli yazımda sorular sormakta buluyorum:

‘‘S.P. isimli bir şahıs, Başbakan Tansu Çiller'i örtülü ödenekte dolandırdı mı? Özel Kalem Müdürü Akın İstanbullu, dolandırıcı S.P.'ye bu parayı, Çiller'in emriyle ödedi mi?..’’

Bomba ertesi gün patlıyor ve olay doğru çıkıyor. Türkiye birbirine giriyor. O günün 5.5 milyarı, günümüz değeriyle 100 bin dolardan fazla.

Selçuk Parsadan yakalanıp yargılandı, hapis cezası aldı. Net 4 yıl 11 ay yattı ve cezasını bitirip tahliye edildi.

Afyon cezaevinde, Özdemir Sabancı'nın katili Mustafa Uyar'la aynı odada kalıyordu. Odada sadece ikisi vardı. Bir gün odaya birileri girdi, Mustafa Uyar öldürüldü. Vücuduna 4 mermi saplanmıştı. Selçuk Parsadan tek mermi yemiş ve öldü zannedilmişti. Burnundan giren mermi beyninde kalmıştı.

Sonra uzun süre tedavi edildi, ameliyat geçirdi, mermi alındı. Ancak Parsadan'ın yüzünün sağ tarafı felç kaldı.

* * *

Selçuk Parsadan
önceki gün bizim gazeteye geldi. İlginç şeyler anlatıyor ve ANAP'lı bir işadamını suçluyordu. Şimdi söylediklerine kulak verelim:

‘‘Ben Çiller'i kendiliğimden dolandırdım. Olayı siz yazmadan önce, bu işadamına anlatmıştım. Bana akıl verdi. Bunu televizyonda anlat. Halkın sempatisini kazanırsın, birkaç ay yatıp çıkarsın. Televizyon yayını için İstanbul'da, Mövenpick Otel'de bir kanalın patronuyla buluştuk. Bana 1 milyon dolar vaat etti, sonra vazgeçti.

Sonra bu işadamı, benim sırtımdan milyarlarca dolarlık ihaleler aldı. Bana bu olayı anlatmam için gaz veren, para sözü veren odur. Ben kendisine geçmişte naylon fatura yapardım, o da Ankara'nın en ünlü işadamlarına bu faturaları verirdi. Bunlar şimdi zamanaşımına uğradı ama kayıtlarda vardır. Naylon faturaların bugünkü değerle en küçüğü 500 milyar liralıktır. Kendisine ayrıca iki sekreterimi hediye ettim. Üvey amcam Necdet Seçkinöz, Demirel'in Başbakanlık Müsteşarı idi. Bu işadamına ihale almak için Başbakanlık binasında kendisini ziyarete giderdik. İsimler ziyaret defterlerinde var.

Onun yüzünden yıllarca hapis yattım ve bana cezaevine bir defa 5 milyar lira gönderdi. Bunun dışında hiçbir şey yok. Verdiği hiçbir sözü tutmadı.

Ben bugün istesem Tansu Çiller'e haber gönderirim, yeni bir senaryo yazıp şöyle derim: Örtülü ödenekten para dolandırmadım. Bu olay yalandı ve ANAP'ın tezgáhıydı.

Bunları söylemek için büyük paralar istesem, DYP kesimi ve bazı işadamları bana vermez mi?

Şimdi kin duyuyorum; çünkü ben dolandırıldım...’’

* * *

Selçuk Parsadan,
Afyon Cezaevi'nde başına gelenleri de aynı basın toplantısında açıklayacakmış. Bu konuda şöyle diyor:

‘‘Özdemir Sabancı'nın katili Mustafa Uyar'la ben, aynı odada kalıyorduk. Bir dolandırıcı ile örgüt üyesi bir katil, Türk cezaevi tarihinde ilk kez aynı odaya, bilerek konulmuştu.

Aynı ortamda yüz yüze baktığımız bazı mahkûmlar bir gün odaya daldılar, Mustafa'yı öldürdüler. Ben başımdan tek mermi yemiştim, öldü zannedip bıraktılar.’’

Sonra en çarpıcı bölüm geliyor:

‘‘Bu işi devletin içindeki bazı güçler yaptırdı. Vurulma olayımız 15 Şubat 1999 günü oldu. Ertesi gün Apo yakalanıp Türkiye'ye getirildi ve bizim konu kaynadı gitti. Olayın günü bile incelikle belirlenmişti. Cezaevine 44 yaşında bir delikanlı olarak girmiştim, 50 yaşında ihtiyar ve yüzü felçli biri olarak çıktım.’’

* * *

Parsadan
bu konularda bildiklerini, yaşadıklarını, işadamlarının isimlerini, naylon fatura verdiğini iddia ettiği büyük holdingleri, onların patronlarını, Afyon Cezaevi'ndeki olaya ilişkin iddialarını, önümüzdeki çarşamba günü Ankara'da yapacağı basın toplantısında açıklayacağını söylüyor.

Doğru mu söylüyor, yalan mı? Ya da birilerine şantaj mı yapıyor? Söylediği açıklamaları yapar mı, yapmaz mı?

Bilemem. O bir dolandırıcı. Ama bugüne kadar söylediği her şey doğru çıktı.

Ben burada gazetecilik görevimi yaptım, sadece bana söylediklerini, anlattıklarını yazdım.
X

YAZARIN DİĞER YAZILARI