Gündem Haberleri

GÜNDEM

    Selahattin Demirtaş: Sadece bir yerde hatamız var

    DHA
    08.10.2015 - 19:45 | Son Güncelleme: 08.10.2015 - 19:45

    HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, partisinin Sultanbeyli Meydanı’nda düzenlenen mitinginde yaptığı konuşmada, "Düşünün ki, bir parti, Halkların Demokratik Partisi, meydan meydan dolaşıp Türkiye’de kardeşliği anlatmış, barışı anlatmış, gönül gönüle özgürce yaşamı anlatmış. Ama bir hata yapmış. Sadece bir yerde bir hatamız var, yüzde 13 oy almışız. Beyefendiyi koltuğundan ve hayallerinden etmişiz. Başka suçumuz var mı?" dedi.

    HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, partisinin Sultanbeyli Meydanı'nda düzenlenen mitinginde yaptığı konuşmada, “Düşünün ki, bir parti, Halkların Demokratik Partisi, meydan meydan dolaşıp Türkiye'de kardeşliği anlatmış, barışı anlatmış, gönül gönüle özgürce yaşamı anlatmış. Ama bir hata yapmış. Sadece bir yerde bir hatamız var, yüzde 13 oy almışız. Beyefendiyi koltuğundan ve hayallerinden etmişiz. Başka suçumuz var mı?" dedi.
    Demirtaş, "Biz bu ülkenin bir gerçeğiyiz dedik. Bu ülke tek dil olamaz kardeşim, kim söylüyorsa söylesin. Allahtan başka teklik yoktur. Kimse bize tek dili dayatamaz. Tek millet yoktur kardeşim, kusura bakmayın, milletler farklı farklıdır ve Türkiye'de de farklı milletler vardır. Teklik yaradana mahsustur, yaradan dışında başka tek yoktur" diye konuştu.

    “ÖLÜMLERİN SİYASİ RANTINI DA KENDİLERİ YESİN DİYE BU SAVAŞI ÇIKARDILAR"
    HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş şöyle devam etti:
    “1 Kasım'da bir seçim daha yapacak. Niye, biliyor musunuz? Kendi istediği için. Biz seçimden korkacak değiliz, sandıktan kaçacak değiliz. Evvel Allah, biz Allahımıza, halkımıza güveniyoruz. Her ay seçim de yapsa, biz hazırız, korkumuz yok. Ama ülkenin seçimden önce huzura ihtiyacı var. Ülkede hâlâ sırf sen istiyorsun diye kan akıyor. Sırf sen kendi diktatörlüğünü kurasın diye gencecik evlatlar toprağa düşüyor. Kürdüyle, Türküyle, genciyle yaşlısıyla, siviliyle, askeri polisi, gerillasıyla insanlarımız ölüyor. Yazık değil mi ateş düşen her eve, yangın düşen her yüreğe? Bu insanlarımız niye ölüyor? Aklı olan herkes 1 dakika bir düşünsün, niye ölüyor? Kürt 'Bölücü değilim' diyor, 'Birlikte yaşayalım, sadece yeni bir anayasada özgürlük istiyorum' diyor. Peki, 'Sen niye öldürüyorsun, niye ölüyorsun?' diye devlete, hükümete sormak hakkımız değil mi? Vatan bölünme tehdidi altında değil, çünkü bölünme isteyen 'Bir arada yaşayalım' diyor. Peki sen niye savaş çıkarttın? Niye askeri, polisi silaha sarılacak operasyonların talimatını verdin? Bunu bizden önce Türk toplumunun sorması lazım. Sen niye ülkemizde yeniden savaş çıkattın? Tek bir soru ve 1 Kasım'a kadar bunu sormaya devam edeceğiz. Sen barışa bu kadar yaklaştığımız yerde, barıştan neden kaçtın, neden? Bunun nedenini bu halka anlatmak zorundasın, bu ülkeye anlatmak zorundasın. Barış bize bir adım yakınken niye bozdun bu barış sürecini? Senin buzdolabına koyduğun süreç, bak şimdi canlara mal oluyor. Sırf neden biliyor musunuz? 1 Kasım'da sandık kurulduğunda millet HDP'yi suçlasın diye. Bütün bu ölümlerden HDP sorumlu olsun ve HDP baraj altında kalsın, bu ölümlerin siyasi rantını da kendileri yesin diye bu savaşı çıkardılar. Allah şahittir, başka da bir şey yok."

    “7 HAZİRAN'DA VERDİĞİMİZ DERS YETMEMİŞ"
    “Siyasi rekabette hiçbir zaman yarıştan kaçmadık. Gönül isterdi ki karşımızda mert rakipler olsun, yalancı olmasın isterdik karşımızda, riyakar, ikiyüzlüler olmasın isterdik. Keşke rakibimiz mert olsaydı da mertçe siyaset meydanında kapışsaydık. Ama rakibimiz böyle değil. Bir siyasetçi ki koltuğunu korumak için, iktidarını korumak için kendi ülkesini ateşe vermeyi göze almışsa, o siyasetçiden korkulur. Koltuğunu ülkenin menfaatinden, halkın çıkarlarından üstün tutan siyasetçiden korkulur. İşte bu artık korkulacak bir siyasetçi haline gelmiş. Artık gözünü kan bürümüş, çılgınlık bürümüş, her türlü çılgınlığı yapabilecek duruma gelmiş. Ve buna 7 Haziran'da verdiğimiz ders yetmemiş. O yüzden Allah rızası için sizden 1 Kasım'da buna daha iyi bir ders vermenizi rica ediyorum. Onun net olarak anlayabileceği şekilde, daha iyi bir ders vermenizi rica ediyorum. Çocuklarımızın, torunlarımızın özgür geleceği için buna iyi bir ders vermenizi rica ediyorum. 'Bu ülke senin malın değil' demek için, 'Bu ülke senin tapulu malın değil, halk senin kölen değil, halk senin önünde diz çökmez, bundan emin ol' demek için 1 Kasım'da buna bir ders daha verin Allah rızası için. Bunu sizden özellikle rica ediyorum. Bu kadar savaşa sarılıp, bu kadar ölüme, kana, gözyaşına sarılıp ülkeyi ateş topuna çeviren siyasetçilerin bir daha o halktan destek görmeyeceğini buna göstermeniz lazım. Bu sadece Kürt halkının boynunun borcu değil, AKP'ye oy vermiş herkes bir kez daha bu kararını gözden geçirmelidir. Onları baraj altında bırakın demiyorum, onlar gibi ucuz konuşmayacağım, onları barış altında bırakın, barış."

    “İSTİYORSAN HER AY SEÇİM YAPALIM, HER AY SENİN DERSİNİ VEREBİLECEK DURUMDAYIZ"
    “Biz 7 Haziran akşamı, yani sandıklar açıldığında, bunun bu seçimi kabul etmeyeceğini biliyorduk. Çünkü malımızı tanıyoruz. Kolay kolay bu seçimi kabul etmeyeceğini biliyorduk. İşte şimdi yanılmadığımız ortaya çıktı. O yüzden biz hazırlıklıydık. Kendisi evvel çeşit fırıldak, HDP'yi halkın nazarında itibarsızlaştırmak için her şeyi yaptı. Bütün bu medyaya yönelik baskılar, saldırılar, yargıya yönelik saldırılar, işverenlere, esnaflara yönelik saldırılar, parti binalarına, genel merkezimize daha yapılan saldırılar, bunların hepsi HDP baraj altında kalsın diyedir. Eğer kendine bu kadar güveniyorsan, eğer halk benim arkamda diyorsan, neden demokratik bir yarıştan, seçimden korkuyorsun? Neden savaşa sarıldın? Neden çetelerini sokağa salıp parti binalarımızı yakarak, partimizi seçime giremeyecek hale getirdin? Madem sen halkın iradesine inanıyorsun, bak demokratik yarıştan hiç kaçmayız, istiyorsan her ay seçim yapalım, her ay senin dersini verebilecek durumdayız. Ama yeter ki artık milletin yakasından düş artık, yeter artık."

    “MİLLET SENİ CUMHURBAŞKANI SEÇTİ, YİNE SENDEN KURTULAMADI"
    “Cumhurbaşkanı olmak istedin, millet seni Cumhurbaşkanı yaptı. Yeter, milletin yakasından düş. Millet seni Cumhurbaşkanı seçti, yine senden kurtulamadı, yine senden kurtulamadı. Cumhurbaşkanlığı yap, cumhurun başı ol. Halkın tamamının cumhurbaşkanı ol. Partilere eşit davran. Bir siyasetçi gibi davranmaktan vazgeç. Bunu yaparsan, ülkenin, halkın huzuruna, barışına katkı sunmuş olursun. AKP Genel Başkanıyken ne yapıyorsa, aynısını yapıyor. Başbakanken ne yapıyorsa, aynısını yapıyor. Bu ülkede eğer bir başbakan eksiği varsa, istifa et, tekrar gel seçime gir, başbakan seçilirsen, başbakanlık yap. Ama Cumhurbaşkanı sıfatıyla, Cumhurbaşkanlığının imkanlarını kullanarak bir kez daha senin ülkeyi karıştırmana izin veremeyiz. Ülkede kutuplaşma, kamplaşma yaratmana izin veremeyiz. İnanın ki yaptığı budur. Her konuşması öfke dolu, kin dolu. Seni ona düşman ediyor, beni sana düşman ediyor. Barışa dair, hayra dair ağzından cümle çıkmıyor.
    Ülkenin cumhurbaşkanı olmuş, ama fesat yuvası haline gelmiş maalesef. Küçük çocuklar artık o televizyona çıktığında korkuyorlar. Tanımıyorlar ama korkuyorlar. Bakıyorlar ki bu adam bağırıyor, çağırıyor, korkuyorlar. Aman küçük çocuklara izletmeyin. Küçük çocukların psikolojisi için iyi değil. Büyükler olarak siz de izlemeyin, bir şey kaybetmezsiniz. O kadar hakareti, o kadar tehdidi dinlemek zorunda değilsiniz."

    “SEN CUMHURUN BAŞI OLARAK, BÜTÜN BU CUMHURUN, YANİ HALKIN BARIŞ İSTEĞİNİ ELİNİN TERSİYLE İTTİN"
    “Biz tarafsız bir cumhurbaşkanı olsun diye defalarca çağrı yaptık. Ama kabul etmiyor. Ülkenin geleceği ile ilgili tek başına söz verme hakkını kendinde görüyor. Meydandaki insanlar barış iştiyor, bunlar HDP'li. AKP'nin tabanına sorsan, barış istiyor. MHP'ye sor, barış istiyor. CHP'ye sor, barış istiyor. Kimse bu ülkede kan, gözyaşı istemiyor. Kimse evladının ölmesini, öldürmesini istemiyor. Ama sen cumhurun başı olarak, bütün bu cumhurun, yani halkın barış isteğini elinin tersi ile ittin. Sen o nedenle halkın başkanı falan olamazsın. Halkınla ters düştün, halkın barış isteğine savaş kararı ile yanıt verdin. O nedenle halkın başkanı olmayan bir zata biz de cumhurbaşkanıymış gibi davranmak zorunda değiliz. Sen kendi partinin başısın, AKP'nin Genel Başkanı'sın. Seçim kampanyasının da Cumhurbaşkanı sıfatıyla geçen dönem yürütmedin mi? Yine yapacak, göreceksiniz. Vazgeçmez, huylu huyundan vazgeçmez. Geçmişte ne yaptıysa, yaptığı iyi kötü bu ülkeye sunduğu ne varsa, biz hepsi ile ilgili, geçmişte yaptığı bütün yanlışlarla ilgili elbette ki hukuk çerçevesinde hesap vermesinden yanayız. Ama biz asla kendisine ne düşmanlık güttük ne kişiselleştirdik. Sadece hukuk çerçevesinde davranmasını istedik. Sadece hukuka ve halkın iradesine saygılı olmasını istedik."

    “BU YALANLARIN HESABINI SEN ÖBÜR DÜNYADA NASIL VERECEKSİN?"
    “7 Haziran'dan bu yana, öncesinde de sonrasında da bize söylemediği yalan kalmadı. Atmadığı iftira kalmadı. Savaşı HDP çıkarmış, HDP kandan besleniyormuş. Yahu Allah şahittir, haydi milletten 3-5 kişiyi kandırdın, sen yaradanı nasıl kandıracaksın, bu yalanların hesabını sen öbür dünyada nasıl vereceksin? Bu nedenle sizler 1 Kasım'da barış konusunda bir seçim yapacaksınız. Çünkü ülkeyi kan gölüne döndüren bu siyaseti bir kez daha mahkum ederseniz ve 'Hayır biz HDP olarak sana savaş yaptırmayacağız' derseniz, barış gelir bu ülkeye. Daha güçlü bir şekilde barışı haykırırsanız, barış gelir bu ülkeye."

    “BİZ KENDİMİZİ İNKAR EDECEK DEĞİLİZ"
    "Şu sokaklara saldıkları provokatör çetelere bakmayın, Türkiye toplumu barıştan yanadır. İnanın Türk halkı ekseriyetle barıştan, kardeşlikten yanadır. Buna emin olun. Şu binalara saldırttıkları, işverenlerin dükkanlarını yaktırttıkları mafya bozuntularına bakmayın. Türkiye toplumunun gönlü, yüreği birbirine açıktır. İstanbul'da da böyledir, Edirne'de, İzmir'de de böyledir. Siyasi kimliğine bakmadan, mezhebine, etnik kimliğine bakmadan, önce insan olarak birbirimize yüreğimizi açalım. Sonra çözülemeyecek sorunlarımız yoktur. Demokrasi içerisinde her sorunumuzu konuşarak çözmek istiyoruz. Biz kendimizi inkar edecek değiliz. Bir siyasi kimliğimiz var, bir inancımız var. Anadilimiz, tarihimiz, kültürümüz, geçmişimiz var. Bunları inkar edecek değiliz. Zaten inkar etseydik, Kürt sorunu diye bir şey olmazdı. Onurlu bir halk nasıl durması gerekiyorsa öyle durduğumuz için bugün bu zulmü görüyoruz. Her onurlu halk nasıl duracaksa, biz de öyle durduğumuz için bugün bu saldırılar altındayız."

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı