Gündem Haberleri

    Sel sularına 5 kurban veren Şavşat'ta tepki

    Hakan AYDIN/ ŞAVŞAT(Artvin), (DHA)
    20.07.2009 - 16:43 | Son Güncelleme:

    ARTVİN'in Şavşat İlçesi'nde 5 kişinin hayatını kaybettiği sel felaketiyle ilgili bazı siyasi parti ve kuruluşlar tarafından yapılan basın açıklamasında bentlerle oluşan göletlerin olmaması halinde felaket boyutunun daha büyük olacağını iddia eden DSİ 26'ncı Bölge Müdürü Sezai Sucu'nun yalan söylediği öne sürüldü.

    Sucu'dan bilgi alan Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu'nun da aynı görüşleri tekrarladığı, Başbakan Erdoğan'ın da yalana ortak olduğu ileri sürüldü.
    İnönü Caddesi'nde yapılan açıklamaya yaklaşık 30 kişi katıldı. Felakette hayatını kaybedenlerin yakınları, CHP ve ÖDP ilçe örgütü, Eğitim-Sen ve Belediye-İş Sendikası'nın destek verdiği eylemde basın açıklamasını ÖDP Şavşat İlçe Başkanı Ferruh Aydı okudu. Şavşat tarihinde böyle bir olay görülmediğini belirten Aydı, geride acılı aileler kaldığını belirterek, şunları söyledi:
    “Yağmur yağdı, sel kalktı. Ama bu bildiğimiz sel felaketi değildi. Bunun daha öncesi vardı. DSİ, Tigrat Deresi'nde sözde ıslah çalışması yaptı. Perde betondan arka arkaya göletler oluşturdu. O göletlerden bazıları art arda patlayınca selin gücü ikiye, üçe katlandı. Felaketin bu boyutta olmasının asıl nedeni bu göletlerdir. Ama DSİ Bölge Müdürü, “Bu göletler olmasa, felaket daha da büyürdü. Bu şiddette bir yağış ancak 500 milyon yılda 1 yağar’ diyor. DSİ Bölge Müdürü yalan söylüyor. Çünkü aynı dere benzeri sağanak yağışları çok gördü ama bu boyutta bir felaket hiç yaşanmadı. DSİ Bölge Müdürü'nün yaptırdığı bentlerin 50 metre yukarısında aynı yağmurun, aynı selin hiçbir tahribat yapmadığını bütün Şavşat halkı biliyor. Ama o pişkin pişkin yalan söylüyor. Orman ve Çevre'den sorumlu Bakan ise yine DSİ Müdürü'nden aldığı bilgiler ile aynı yalanı tekrarlıyor. Müdürü koruyor, aynı suça ortak oluyor. Bu suç ortaklığı sadece DSİ Müdürü ve bakanla kalsa iyi. Basından öğreniyoruz ki bu ülkenin Başbakanı da aynı yalana ortak olmuş. Başbakan da bakandan aldığı bilgileri bilinen uslubu ile tekrar etmiş. Başbakan ‘Herkes haddini bilecek’ diyor. Demek ki Başbakan aldığı bilgilerin doğruluğundan o kadar emin ve vicdanen o kadar rahat ki, ‘Afetler karşısında herkes haddini bilecek’ diye buyurmuş. Çöken bentlerin neden çöktüğünü araştırmak yerine, ‘Şavşat’taki çöken bentlere yapılacak bir şey yok’ diye hükmetmiş.”

    Açıklamada Başbakan Erdoğan'ın DSİ'nin keşif bedeli 2 milyon TL olan ihaleyi 950 bin TL'ye neden verdiği, bu kadar düşük fiyat ile alınan bir işin sağlam yapılamayacağı, bu işin denetleyen, imzalayanların sorumsuzluğunu araştırması gerektiği belirtildi. Başbakanın bunların yerine ihmal ve usulsüzlüklerin üzerinden atlayarak felakete ‘doğal afet’ demesinin ölen insanlarla, acılı aileleri ve Şavşatlılar'la alay etmek olduğu öne sürülürken, “Esas sorumlular el birliği etmişçesine DSİ'nin sebep olduğu bu felaketi sıradan bir felaket olarak göstermek istiyorlar” iddiasında bulunuldu.

    MÜFTÜYE DE TEPKİ

    ÖDP ilçe Başkanı Ferruh Aydı, sel felaketinde cenaze namazını kıldıran ilçe müftüsüne de tepki gösterdi. Aydı, Çevre ve Orman Bakanı'nı ve DSİ Müdürü ‘anladıklarını,' ‘suçlu psikolojisi' ile aynı şeyleri söyleyip kendilerini korumaya çalıştiklarını savunurken, şöyle devam etti:
    “Peki ama cenaze namazını kıldıran müftüye ne demeli? O da bu yalanları tasdik edercesine, ‘Tabii afet’ nitelemesini hangi uzmanlık bilgisi ile söylüyor. Haksızlığa karşı sessiz kalan dilin nasıl bir dil olduğunu unutan din adamını kendi vicdanıyla baş başa bırakıyoruz. Onlar kendilerini akıllı, biz Şavşatlılar'ı ise aptal yerine koyuyorlar. Böylece felaketin üstünü kapatıp sorumluluktan kurtulmak istiyorlar. Birbirinin ayağına basmayan basmaya dahi cesaret edemeyen uyduruk bir heyet yerine bağımsız bir inceleme heyeti istiyoruz.”

    Ortak basın açıklaması ardından, sel felaketinde yaşamını yitiren Dildar, Özgen ve 5 yaşındaki Selin Demiral'ın yakını, Kimya Mühendisi Serhat Dülger de konuştu. Dülger, “Korkunç ihmaller ve sorumsuzluğun neden olduğu yapay bir felaket neticesinde 3 canımız kaybettik. Bu felaket, kesinlikle doğal bir felaket değildir. Hiçbir uyarı dikkate alınmadan, hesapsız ve plansızca dere yatağına yapılan bentler felaketin hazırlayıcısı olmuştur. Bize bu kadar büyük acıları yaşatmaya hiç kimsenin hakkı yoktur” dedi. Dülger, şöyle devam etti:
    “Henüz 5 yaşındaki dünyalar tatlısı, göz bebeğimiz Selini’mizi kaybetmek bize acıların en büyüğünü yaşattı. Dünyamız çocuğumuzun küçücük bedeniyle birlikte sulara gömüldü. Bütün bu yaşadığımız acıların üstüne Çevre ve Orman Bakanı Eroğlu'nun yaptığı talihsiz ve bir o kadar da gerçek dışı açıklamalar acımızı kat kat arttırdı. Biz bu bölgede yaşayan, felaketin neden ve boyutunu anlayabilecek kapasite ve tecrübeye sahibiz. Bentlerin, plansız, hatalı ve denetimsiz olduğunu, eksik malzeme kullanıldığını, ucuza mal edildiğini, suyun gücüne dayanıksız olduğunu çok çok iyi biliyoruz. Bu sel felaketi değil, bent felaketidir. DSİ'yi ,ihaleyi alan firmayı, müteahhitleri ve kontrol mühendislerini yüzde 100 suçlu buluyoruz. Kurumlar ve kişiler hakkında hukuki hakkımızı sonuna kadar kullanacağız. Suçlulara gereken cezalar verilinceye kadar bütün gücümüzle ve sabrımızla olayın takipçisi olacağız. Olayın ört bas edilmemesi adına bütün yetkilileri ve kurumları göreve çağırıyoruz.”

    Bu arada, Şavşat ilçe merkezinde belediye hoparlörlerinden de meteorolojik uyarılar yapılmaya devam ederken bu yıl 20'nci yapılacak olan ‘Geleneksel Sahara Pancarcı Festivali' iptal edildi.

    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı