"Yalçın Bayer" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Yalçın Bayer" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Yalçın Bayer

Şehitler de ölür vatan da bölünür!

RUMELİ Balkan Türkleri Federasyonu Başkanı Süheyl Çobanoğlu terör için bakın ne diyor:

“Bu başlık için vefakâr, cefakâr ve asil Türk milletinden özür diliyorum. Fakat bu kafayla gidersek maalesef başlıktaki ifade gerçek olur. Çünkü jeopolitik, stratejik ve tarihi açıdan değerlendirdiğimizde gidişat endişe veriyor. Bir askeri birliğe yapılan saldırıyla Türkiye’nin mukadderatı değişmez elbette. Ama 2002’de sıfıra inmiş olan bölücü Kürt terörü ne oldu da zaman içinde azarak bugün yine her bir saldırıda onlarca şehit verdiğimiz boyuta ulaştı; bunu iyi tahlil etmek gerekir.”
Çobanoğlu’nun konuşmasında vurguladığı noktalar özetle şöyle:
- Terörle mücadelenin birinci adımı mutlaka ama mutlaka dış desteğinin kesilmesidir. - Terör örgütüne ve destekçilerine karşı açık ve net bir tavır alınırsa teröristin bastığı halı altından çekilmiş olur.
- TV’lerde “Ben bir Kürt olsam tam bağımsızlık için savaşırdım. Dağa çıkabilirdim. Türk ve Kürt toplumları artık kaynaşamaz!” demesi bu ülkeye hayır getirmez, olsa olsa dünkü gibi yeni şehitlere sebep olur.
- Neredeyse Türk’üm demekten utanacağız. Herkes aklını başına toplamalı. Büyük Türk milletine mensup olmanın gururuyla her türlü cinayeti işleyen ihanete, teröristlere ve destekçilerine karşı durmalıdır.
- Teröristlerle arasına mesafe koyamayan ve hatta destek olan siyasetçilerin aklını başına almalıdır. Dünyanın hiçbir yerinde böyle bir siyasi partiye müsamaha gösterilmez.
- Kendimizi kandırmayalım. Geçmişten ders alıp geleceği görmezsek şehitler de ölür, vatan da bölünür.”

ABD’de okuyan Türk gençlerinden ders

SİZE bu mail’i New York/Suny Maritime College’dan kendim ve kardeşlerim adına yazıyorum. Bizler İTÜ Denizcilik Fakültesi ve Suny Maritime’ın ortak yürüttüğü eğitim programında okuyoruz. Lisans yapanlarımız dahil 28 öğrenciyiz.
“Üniversiteler neden sessiz!” (22 Ekim) başlıklı yazınızı gördükten sonra ben de, şehitlerimiz için ne yaptığımız hakkında sizi bilgilendirmek istedim.
Suny Maritime College’ın kuralları gereği burada her sabah içtima yapılır, göndere Amerikan bayrağı, okul sancağı ve amiral arması çekildikten sonra gerekli duyurular yapılır. Ülkemizden aldığımız üzücü haberden sonra yetkili kişilerle konuşarak anma için izin aldık. İçtimadan sonra şehitlerimiz için bir dakika saygı duruşunda bulunularak İstiklal Marşımız okunarak göndere Türk bayrağı çekileceği söylendi. Duyuru şu şekilde oldu:  ‘Hain bir pusuyla öldürülen 24 Türk askerinin anısına bir dakikalık saygı duruşu yapılacak ve ardından Türk Ulusal Marşı okunacaktır.’
Göndere bayrağımız 2. sınıftan Ali Engin Haznedar tarafından çekildi; Amerikan bayrağı da aynı seviyeye getirildi. Bizler ülkemizden ne kadar uzakta olsak da hem kendi içimizde, hem bulunduğumuz her çevrede ülkemizi, okulumuzu ve milli denizciliğimizi temsil ettiğimizin daima bilincinde olacak ve bu yöndeki çalışmalarımıza devam edeceğiz.
Köşenizden ülkemize duyurmak istedik.
Ömer Berkay DAĞLI İTÜ-SUNY UOLP 2. Sınıf Güverte

ANAP’ın sansür ve sürgün kararnamesini unutmayın

“HATIRLARSINIZ” diye aradı emekli bir gazeteci arkadaşımız...
Evet... Şu bilginin okurlara anımsatılmasında yarar var galiba:
“1990 yılında Turgut Özal hükümeti döneminde çıkarılan 413 sayılı kanun hükmünde kararname ile bazı kişi ve sivil toplum kuruluşlarının OHAL bölgesine girişi ya da çıkışı engellenmiş, birçok demokrat memur başka illere sürgün edilmiş, köyler boşaltılmış, devlet rakamlarına göre 500.000 kişi yerinden edilmiştir. OHAL Bölgesi’nde habercilik yapmak yasaklanmış, tüm haberler OHAL denetimine girmiş ve biz yıllarca OHAL Bölge Valiliği’nden yapılan tek taraflı ve yalan açıklamalarla uyutulmuşuzdur.
Bu kararname ülkenin batısında da işletilmiş birçok dergi kapatılmış, basına aba altından sopa gösterilmiştir.”
Beterin de beteri var!

‘Türk Pasaportu’

MAİDE Suresi’nde “Bir insanı kurtaran tüm insanlığı kurtarmış sayılır” denir.
II. Dünya Savaşı döneminde Avrupa’da yaşayan Türk asıllı Musevilerin, Türk diplomatlar tarafından kurtarılış öykülerinin anlatıldığı ‘Türk Pasaportu’ belgeseli, önceki gün Türkiye’de vizyona girdi.
Avrupa ve Amerika’da gösterildiği uluslararası festivallerde büyük beğeniyle izlenen belgesel, pek çok ödülle ülkemize döndü. 2. Dünya Savaşı sırasında Alman işgali altında olan Fransa’da yaşayan Türk asıllı Musevilerin Türk diplomatlar tarafından Nazi soykırımından kurtarılma hikâyeleri anlatılıyor.
Yapımcılığını Bahadır Arlıel ve Güneş Çelikcan’ın yaptığı, yönetmenliğini Burak Arlıel’in üstlendiği ‘Türk Pasaportu’ belgeseli, 5 ülkede (Amerika Birleşik Devletleri, İsrail, Almanya, Fransa ve Türkiye) çekildi. Dışişleri Bakanlığı arşivleri özel olarak belgesel araştırma ekiplerine açıldı.

Tarihi Ayaş’ı mülteci kampından kurtaralım

“BEN Ayaş Belediye Başkanı Ali Başkaraağaç’ım. Bir haftadır açlık grevindeyim. Bakanlar Kurulu kararıyla Türkiye’nin 5 bölgesinde 80 milyon Euro maliyetli mülteci kampı yapılacak; bunlardan biri de Ankara’nın arka bahçesi durumundaki Ayaş... Ayaş’ın üniversite projeleri, termal kaynakları ve İpek Yolu ile anılması gerekirken, niye mülteci kampı? Onların yerleri sınır bölgesinde olmalıdır. Bize bu büyük haksızlıktır, CHP’li kent halkına bir cezadır.
Ben 2005’ten beri buna karşı çıkıyorum, ama kimse dinlemiyor, bize ve halka sorulmuyor. 300 dönümü kapalı 1300 dönümlük arazide barınacak mültecilerin bir de kente çıkmalarına izin verileceğine göre halimizi düşünün. İktidar, AB’nin her dediğini yapmak zorunda mı? Genel Başkanımız Kılıçdaroğlu bugün kentimize gelerek bize katkı verecek; ben de bir basın açıklaması yaparak yarın eylemimi sonlandıracağım... Ama direnişimiz sürecek.”

X