"Ahmet Hakan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ahmet Hakan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ahmet Hakan

Şehit sayısından argüman üretmek

YILLARA göre “şehit sayısı” bilançosu çıkarıp yayınlıyorlar.

Tıpkı “ihracat rakamı” çıkarır gibi...
Tıpkı “büyüme hızı tablosu” çıkarır gibi...
Tıpkı “dış ticaret hacmi eğrisi” çıkarır gibi...
Rakamları koyuyorlar ortaya...
Ardından da hüküm veriyorlar:
“Bu hükümet terörle mücadelede başarısız”.

* * *

Dikkatinizi çekerim...
Bu hükümet...
Sıfır şehit” hedefiyle “açılım” yapmaya kalktığında da...
Teröristleri dağdan indirip sorunu çözmeye kalkıştığında da...
Terör örgütü ile nihai çözüm adına görüşmeler yaptığında da...
Dağa çıkış yolu”nu kesmek için radikal adımlar attığında da...
En çok bağıranlar yine bunlardı.

* * *

Şimdi hükümet, tam da bu bağıranların istedikleri kıvama geldi:
Artık BDP’lilerle yan yana fotoğraf vermek bile “terör yandaşı” diye nitelendirilmek için yeterli...
Artık “yazılan yazılar ile atılan bombalar arasında bir fark yok” diyen bir siyasetçi “İçişleri Bakanlığı” koltuğunda...
Artık bu Başbakan da, tıpkı eski başbakanlar gibi “İnlerinde vuracağız, hem de çok kötü vuracağız” diyor.
Artık her şey “dağlardakini imha” hedefine yönelmiş durumda...
Artık “ora”da KCK’dan içeri girmemiş yerel siyasetçi neredeyse kalmamış durumda...
Artık operasyon bölgelerinde köyler boşaltılıyor, boşaltılan köylerin ahalisi bin türlü dram yaşıyor.
Artık 90’ların “teröre karşı şahlanış” dönemlerinden bir benzerini daha yaşıyoruz.

* * *

Bunun doğal sonucu ne olur?
Ne olacak?
Çatışma olur...
Karakol baskını olur...
Ölü ele geçirilme olur.
Bu karakollar neden çelimsiz” tartışması olur.
Kandil neden bombalanmıyor” sorusu olur.
Operasyon isteriz” olur.
daha önemlisi:
Şehit olur... Şehitler olur.

Sen hem “Analar ağlamasın” denilerek atılan adımlara karşı en lanetli çıkışları yapacaksın, hem de “Şehitler” üzerinden lügat paralamanın en kralını çekeceksin.
 

Hadi oradan be...

Kızma birader

DİNDARLAR artık zenginleşti” diye yazıyorsun.
Kızıyorlar:
“Ne yani? Dindarlar zenginleşmesin mi?”

* * *

“Türbanlı cipli” diye yazıyorsun. Kızıyorlar:
“Ne yani? Türbanlılar cipe binmesin mi?”

* * *

Müteahhit oldular” diye yazıyorsun.
Kızıyorlar:
Ne yani? Biraz da biz ihale almayalım mı?”

* * *

Neredeyse...
Mazlumdular, zalim oldular” diye yazdığımızda...
Kızıp:
“Ne yani? Dindarlar hiç zulmedemeyecekler mi?” diyecekler.

Yönetmenler Hülya’lı jüriye rest çekti

HÜLYA Avşar’ın jüri başkanı olduğu Antalya Altın Portakal, yönetmenlerin hışmına uğradı.

Yönetmenler, filmlerini Hülya Avşar’ın jüri başkanı olduğu Altın Portakal’a göndermek yerine Ferzan Özpetek’in jüri başkanı olduğu Altın Koza’ya gönderdiler.
Altın Koza’da yarışacak yönetmenlere bir bakın:

Zeki Demirkubuz, İsmail Güneş, Derviş Zaim, Yeşim Ustaoğlu, Reis Çelik, İnan Temelkuran, Pelin Esmer...

Alevilik böyle tartışılır

KARŞIMDAKİ dedi ki:
“Madem Aleviler Hz. Ali’ye inanıyor, neden onun gibi yaşamıyorlar?”
Sakince:
“Sana ne?” dedim.

* * *

Karşımdaki devam etti:
“Tarihte cemevi diye bir şey yok... Uydurma bir şey”.
Yine sakince:
“Kime ne?” dedim.

* * *

Karşımdaki şöyle dedi:
“Aleviler kendilerine zulmeden CHP’ye oy veriyorlar”.
Yine sakince:
“Bize ne?” dedim.

* * *

Karşımdaki hafiften sinirlenerek şöyle dedi:
“Aleviler yanlış yolda”.
Yine sakince:
“Sana ne? Bana ne? Kime ne?” dedim.

Olimpiyat faciasının en temel nedenleri

“Bizim kafadaysan Giresun’a vali bile olursun” kuralı, sporda işe yaramadı.
Alınacak madalya sayısıyla Başbakan’ın gözüne girmek isteyen Spor Bakanı Suat Kılıç, sporcularımıza “orantısız motivasyon” uyguladı.
Eski pehlivanlar kalmadı.
Ulusun tüm enerjisi “futbolda şike” için harcandı.
Olimpiyatta şöyle esaslı bir totem yapacak bir Abdurrahim Albayrak çıkmadı.
Bizde var olan taraftar ruhu, olimpiyatlarda kendisine esaslı bir karşılık bulamadı.
Spor salonları ve statlar parti kongreleriyle anılır oldu.
Başka alanlardaki başarısızlıklarımız, ne yazık ki olimpiyatlara da yansıdı.
“Oğlum iyi bir atlet olacak” diyecek ana-babalar bulunamadı.
“Gülle atmak” toplumumuzda yeterince itibar kazanamadı.
Elvan ithalatında geri kalındı.

Çıldırtan denge

ALIŞMIŞIZ hep...
Gülben’in şusu...
Sibel’in busu...
Türü haberlere...
O yüzden...
“Murat Boz’un şusu” haberlerini yadırgıyoruz.
Hiç yadırganmasın.
Hak yerini bulmuş, denge sağlanmıştır.

X