Gündem Haberleri

GÜNDEM

    Şeffaf olun, danışın, raporlayın, sahip çıkın

    Hürriyet Haber
    17 Kasım 2001 - 11:06Son Güncelleme : 17 Kasım 2001 - 11:06

    Geçtiğimiz hafta düzenlenen Kalite Kongresi'nin ana teması ‘‘Sivil Toplum Kuruluşları ve İyi Yönetişim‘‘di. 'İyi Yönetişim' adlı oturumda konuşan Avrupa İşverenler Konferedasyonları Birliği (UNICE) Şirket Sosyal Sorumluluk Çalışma Grubu üyesi Melsa Ararat şirketlerin yalnızca finansal değil çevre ve toplumsal faaliyetlerini de raporlamaları gerektiğini söyledi.

    Sivil Toplum Kuruluşları (STK) ve İyi Yönetişim kavramı geçtiğimiz hafta düzenlenen Kalite Kongresi'nde mercek altına alındı. 'İyi Yönetişim' adlı oturumda söz alan Avrupa İşverenler Konfederasyonları Birliği (UNICE) Şirket Sosyal sorumluluk Çalışma Grubu üyesi Dr. Melsa Ararat şirketlerin günümüzde artan önemine değindi. Anonim şirketlerin yönetim kurulu üyelerine de tavsiyelerde bulundu.

    Ararat, anonim şirketlerde hissedarların kár etmek amacıyla şirkete bir miktar para ödeyerek ortak olduğunu ve işin gerisine karışmadığını söyledi: ‘‘Şirketin gündelik operasyonunu beklentilere uygun karşılamak yönetim kurulunun görevidir. Son zamanlarda yönetim kurullarında STK üyeleri de bulunmaktadır‘‘.

    Ararat 'kurumsal yönetişim' kavramının zihinlerde karışıklık yaratabileceğini söyledi ve şu şekilde tanımladı: ‘‘Kurumsal yönetişim şirketin hissedarları ve yöneticileri arasındaki hak ve sorumlulukların tümünü ifade eder. Böylece şirketin amaçlarını belirlemesinde bir temel oluşturur‘‘.

    Küreselleşme sonrası şirketlerin aldığı kararların halk üzerinde hükümet kararlarından daha fazla etki yaptığını belirten Ararat şöyle devam etti: ‘‘Artık şirketler arası rekabet keskin. Finans gereksinimi arttı. Şirketler halka açıldı ve sermayelerini dağıttı. Bütün bunlar kurumsal yönetişimin önemini artırdı‘‘.

    Ararat yatırımcıların az risk alan ve uzun süre ayakta durabilen şirketleri tercih ettiğini belirtti. Bu nedenle son 15 yıldır şirket yönetimlerinin daha adil, sorumlu ve şeffaf olduğunu söyledi. Keskin rekabet ve globalleşmenin getirdiği baskı yüzünden şirketlerin 'iyi yönetişim' kavramını hayata geçirmek zorunda olduğunu kaydetti: ‘‘İyi yönetişim hem sermaye sahiplerinin hem de şirketin faaliyetlerinden etkilenenlerin uzun dönemli değer yaratma potansiyelinin maksimuma ulaştırılmasıdır. Bu, toplumun çıkarlarına uygun yapılmalıdır.‘‘

    Ararat, STK'ların şirketlerden bu konuda beklentilerini şöyle sıraladı:

    Yalnızca finansal değil çevre ve toplumsal faaliyetlerini de raporlamaları,

    Her konuda şeffaf olup bilgi vermeleri,

    Karar aşamasında tüm çıkar ve ilgi gruplarına danışmaları,

    Yönetim kurulu üyelerinin kendi sorumluluklarına sahip çıkmaları.

    Ararat, pratikte şirkette mülkiyet ve kontrolün ayrılmasıyla mümkün olacağını söyledi. Yöneticilerin tamamen bağımsız olması ve hissedarların tümünün çıkarının gözetilmesi gerektiğini belirtti: ‘‘Şirketler ana performans hedeflerini açıklamalılar. Yönetici ücretleri de performans kriterlerine bağlanmalı. Yönetim Kurulu'nda değişik etnik ve ulustan kişilerin olması yönetimi daha sağlıklı kılar. Yönetim bağımsız denetçiler tarafından denetlenmeli‘‘.

    Ararat STK ve şirketler arası iletişimin başarılı olması gerektiğini söyledi. Her iki tarafın da birbirine olumlu yaklaşması ve anlamaya çalışması gerektiğini vurguladı. İyi yönetişimde sağduyunun ve ahlaki değerlerin en az bilimsel veriler kadar önem taşıdığını belirtti.


    BÜYÜK ÖDÜL YİNE VERİLEMEDİ


    KalDer Ulusal Kalite Büyük Ödülü geçen yıl olduğu gibi bu yıl da 'Büyük Şirketler' kategorisinde verilemedi. Aygaz ve Borçelik başarı ödülüne layık görüldü. Küçük ve Orta Boy İşletmeler Kategorisi'nde ise ödül iki şirketin oldu: EBS Eczacıbaşı Banyo Küvetleri ve EMAR Satış Sonrası Müşteri Hizmetleri. Eczacıbaşı bu sonuçla beşinci kez kalite ödülü kazanmış oldu.
    Etiketler:
    

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı