"Deniz Sipahi" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Deniz Sipahi" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Deniz Sipahi

Seferihisar örnek bir modeldir

Siyaset bir sanat; imkanlar sanatıdır. İmkanlarınız yoksa da yaratma sanatıdır. Türkiye’deki sıkıntı, siyasetin dar kalıplarından çıkamamasıdır. Halka dokunamamasıdır, halkın beklentilerini karşılayamamasıdır. Aslında siyaset halkın önünde koşmalıdır; halka yeni imkanlar açmalıdır, bambaşka bir hayat alternatifi sunmalıdır. Gelin görün ki, bizde tam tersidir. Halk siyasetçinin önündedir. Yeni anayasa talebi halkın istediğidir, ama siyasetçinin bir türlü yapamadığı bir şeydir. Hep söylenir, “Yasalar, yönetmelikler, tüzükler artık dar geliyor” diye... Doğrudur, elbise küçülmüştür, gömlek artık dar gelmektedir, ama bunu yine hatırlatan halktır. Halka rağmen yapılmaz bazı şeyler, halk ister, siyasetçi de bunları yapar. O yüzden imkanları sunan da halktan başkası değildir. Siyasetçinin anlamadığı da budur. İmkanları kendisi yarattığını zanneder oysa her şey halkın varlığıdır. Bu unutulur. Unutulduğu gün de halk zaten ne yapacağını düşünmeye başlamıştır.


Seferihisar örnek bir modeldir

DEDİĞİM gibi imkanlar varken siyaset yapmak daha kolay... Peki yoksa, kaynaklar çok kısıtlıysa, hatta yoksa, üstelik geçmişin borçları da sırtında büyük bir yük ise, ne yaparsınız?
Böyle bir soruyla karşı karşıya kaldığımda Seferihisar’ı örnek gösteriyorum.

Neden mi?
Belediye Başkanı Tunç Soyer, görevi devraldığında 20 milyondan fazla borç vardı, belediye personelinin maaşlarını bile ödeyebilecek durum yoktu, esnafa borç yapılmıştı. Normal koşullarda yapılabilecek tek şey; sadece temel ihtiyaçları karşılayıp oturmaktı. Soyer öyle yapmadı; bir hayal kurdu, bu hayale herkesi ortak etti, uluslararası ilişkilerini, EXPO’daki deneyimini kullandı.

“Türkiye’nin ilk sakin şehri olacağım” dedi. Oldu da... Bununla da kalmadı, sakin şehirlerin hamisi oldu, Türkiye’ye örnek oldu, model yarattı. Bir süre sonra ülkenin her yerinden belediye başkanları, sivil toplum örgütleri “sakin şehirlerin” sembolü “salyangoz” yaşadıkları yerin kapısına asmak için sıraya girdi.
Cittaslow olmak için Çanakkale’nin Gökçeada’sını, Muğla’nın Akyaka’sını, Aydın’ın Yenipazar’ını anlıyorum da Sakarya’nın Taraklı’sı da geldi, Şanlıurfa’nın Halfeti ilçesi de...

***

Çünkü, şunu gördüler.
“Sakin şehir” ile Tunç Soyer, halkın omzuna dokunabilmişti, halkın beklentilerini arttırmıştı, halkın hayallerini büyütmüştü.
Evde oturan kadınlar bile “Aile bütçesine katkı yapmalıyım” diye düşünmeye başlamışlardı. Gençler Seferihisarlı olmanın keyfini çıkarır olmuşlardı. Seferihisar’ı adres göstermek bir ayrıcalık haline gelmişti.

***

Diyorum ya...
Hepsi kısıtlı imkanlar içinde yapılıyordu.
Belediyenin kaynakları çok azdı, ama hayalleri büyüktü; Seferihisarlılar da bu ortak hayal gemisinin içinde seyahat etmeyi sevmişlerdi.
Halk isterse, halk destek verirse bazı şeyleri yapmak çok daha kolay oluyor. Seferihisar’da da yaşanan işte budur.
Bir yerel kalkınma modeli yaratıldı; mandalina, keçi sütü gibi ürünler öne çıkarıldı, turizm hareketlendirildi.
Küçücük, sınırları belli Teos’ta harikalar yaratıldı.

***

Şimdi de dünyanın en eski tatil köyü yapılıyor.
1520 yılında inşa edilmiş Sığacık Kalesi otele dönüştürülüyor, bununla da kalınmıyor.
Yöre halkının evlerine misafir oluyorsunuz, onlarla yemek yiyorsunuz, onlarla birlikte vakit geçiriyorsunuz.
Öyle büyük alışveriş merkezleri yok, öyle büyük devasa bir otel yok...
Herşey yerli yerinde ve otantik...
Aslına uygun, Seferihisar’a özgü...
İzmir Büyükşehir Belediyesi, Turizm Bakanlığı da bu projeye destek veriyor.
Bunun da altını çizmek istiyorum.

***

Yazımın başına dönüyorum.
“Siyaset bir imkanlar sanatıdır” demiştim.
Buna gerçekten inanıyorum.
İmkanlarınız yoksa da ve yine de siyaset yapmak istiyorsanız, o zaman da bu alternatifleri kendiniz yaratıyorsunuz.

X