"Sedat Ergin" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Sedat Ergin" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Sedat Ergin

Sedat Ergin: Orta Asya politikasında boşluk

Sedat ERGİN

Rusya Cumhurbaşkanı Vladimir Putin'in göreve geldikten sonra ikinci yurtdışı gezisini geçen hafta Özbekistan ve Türkmenistan'a yapması, kuzey komşumuzun yeni dönemde bu bölgeye özel bir stratejik ilgiyle eğileceğini gösteriyor.

Rusya'nın yeni lideri, belli ki, Moskova'nın dağılan Sovyetler Birliği coğrafyası üzerindeki nüfuzunu yeniden genişletme çabası içindedir.

Putin'in bu gezideki en önemli kazanımı, fiyat üzerinde henüz anlaşma olmamakla birlikte yılda 50 milyar metreküp üzerinden, 40 yıllık uzun dönemli bir doğalgaz anlaşması konusunda Türkmenistan lideri Saparmurad Türkmenbaşı'nı ikna etmiş olmasıdır.

Böylelikle, Rusya Türkmen doğalgazının uluslararası pazara sürümündeki tekelini yirmi birinci yüzyılın ilk yarısında sağlama almış bulunmaktadır.

Bu gelişmenin, Türkmen doğalgazını Türkiye üzerinden Avrupa'ya taşıyacak boru hattı projesini tümden tehlikeye sokacağını düşünmek erken bir karamsarlık olabilir.

Ancak, anlaşmanın daha henüz inşaatına başlanmamış olan Türkiye geçişli projeyi ekonomik olmaktan çıkartması ya da geciktirmesi tehlikesi de göz ardı edilmemelidir.

Neresinden bakılırsa bakılsın, Türkmen doğalgazında ilk raundu Rusya kazanmıştır.

Bir başka olumsuzluk, Gürcistan'ın son dönemde kendi toprakları üzerinden geçip Türkiye'ye girecek olan petrol ve doğalgaz boru hatlarının ara bağlantılarla Rus şebekesine bağlanması konusunda verdiği işaretlerdir.

Bölge politikasında stratejik önceliklerini her seferinde Türkiye lehinde kullanmış olan Gürcistan'ın birdenbire Rusya'yı tatmin etme yönünde bir arayışa yönelmesi düşündürücüdür.

Bütün bu gelişmeler, kanımızca önümüzdeki yıllarda Türkiye ile Rusya arasında bu coğrafyada daha keskin bir şekilde sürecek olan nüfuz mücadelesinin ilk açılışlarıdır.

Rekabette şimdilik zemin kaybeden taraf Türkiye gibi gözüküyor.

Bu durum, Türkiye'nin bu rekabette geri kalmamak amacıyla atak ve kararlı bir diplomasi izlemesini gerekli kılıyor.

Geride bıraktığımız dönemde bu ülkelerle ilişkiler büyük ölçüde eski Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'in kişisel inisiyatifleri ile yürütülmekteydi.

Sovyet rejiminin yetiştirdiği kadroların iktidarda olduğu bu ülkelerin tümünde, karar alma mekanizmaları tepede bütün ipleri elinde tutan liderlerin üzerinde şekilleniyor.

Demirel'in ayrılmasıyla doğacak boşluğun kurumsal düzeyde kurulacak ilişkilerle telafi edilebileceği düşüncesi bu çerçevede gerçekçi değildir. Bu coğrafyada zemin tutmanın yolu, ‘‘tek adamlar’’la şahsi düzeyde yürütülecek ilişkilerden geçiyor.

Ankara'da bugünlerde yanıtı en çok aranan sorulardan biri, Demirel'in ayrılmasıyla doğan boşluğun nasıl doldurulacağıdır.

Bu soruya verilebilecek bir yanıt, Başbakan Bülent Ecevit ve Dışişleri Bakanı İsmail Cem'in bu dosyalara ve ilişkilere daha çok zaman ayırmaları olacaktır.

X