"Sedat Ergin" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Sedat Ergin" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Sedat Ergin

Sedat Ergin: Kırmızı ışıkta durmak...

Sedat ERGİN

GEÇEN salı akşamı Çankaya Köşkü'nde Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer ile gazeteciler arasında geçen sohbetin en renkli bölümü, kullanacağı makam arabasının büyüklüğü ile ‘‘kırmızı ışıkta durma’’ meselesiydi.

Sezer, küçük bir makam otomobili kullanacağı konusunda ısrarlı olacağını vurgularken, kullandığı ifadeler inatçı bir kişiliği yansıttı.

Gazeteciler ısrarla ‘‘Ama güvenliğiniz için kırmızı ışıkta durmamanız gerekebilir’’ diye diretince, cumhurbaşkanı, aynı kuralcı çizgisini korudu, ‘‘Hayır, kortej durmayacak’’ dedi.

Ardından, şu sözlerle bu kuralcılığının gerekçesini açıkladı:

‘‘Ben cumhurbaşkanı olarak kırmızı ışık yasağına, bu kurala uymazsam, başkalarının uymasını nasıl bekleyebilirim? Ben uyacağım ki, başkaları da uysun...’’

Bu sözlerin anlamı yeterince açık. Sezer, belli ki, cumhurbaşkanı olarak hareket tarzı ve davranışlarıyla kurallara saygılı davranma konusunda topluma örnek olmayı hedefliyor.

Kendisine bir tür ‘‘rol modeli’’ olma misyonu atfettiği söylenebilir.

Çankaya Köşkü, Sezer döneminde ‘‘kırmızı ışıkta durma’’ kavramıyla sembolleşecek.

Bu çizgi, kuşkusuz Sekizinci Cumhurbaşkanı Turgut Özal'ın gazetecilerin önünde pahalı bir araba olan BMW'nin direksiyonuna geçip, otobanlarda 180 kilometre hızla, sürat limitlerini zorlamasının sembolizminden ciddi bir şekilde ayrılıyor.

Bu karşılaştırmadan yola çıkılırsa, denilebilir ki, Sezer'in yerleştirmeye çalıştığı üslup, Özal döneminde büyük bir aşınmaya uğrayan ‘‘eski’’nin toplumsal ahlaki değerlerine geri dönüşü işaret ediyor.

Yine Özal döneminde başlayan ve 1990'lı yıllarda büyük ölçüde kurumsallaşan kuralları yok sayma, hukukun etrafından dolaşma zihniyetinin de yeni dönemde Çankaya Köşkü'nde ciddi bir engelle karşılaşacağı söylenebilir.

Sezer, otobanda giderken genellikle 90 ile 120 kilometre arasında değişen sınırları geçmeyecektir.

Ve Sezer, sürat limitini aşıp, geride kalan gazetecilere gülerek ‘‘Yine nal topladınız’’ diye takılmayacaktır.

Sezer'in bu alanda karşılaşacağı başlıca açmaz, toplumun ‘‘başkalaştırılmış’’ değerler dokusunu yeniden ortak referanslar etrafında inşa etmenin güçlüğü olacaktır.

Çünkü, kırmızı ışıkta durmamak, geçmişte gördüğü büyük teşvik ve himaye ile Türk toplumunun azımsanmayacak bir kesiminde yaygın bir davranış biçimi haline gelmiştir.

Ve kırmızı ışıkta duranlar, bu dönemden kaybederek çıkmışlardır.

Kaybeden, geleneksel değer ve ölçülerinden geri adım atmayan Türk orta sınıfı ve dar gelirli kesimlerdir.

Sezer'le birlikte, Çankaya Köşkü'ne bütün hayatını mütevazı bir yargıç maaşıyla idame ettirmeye çalışmış, gelir dağılımının bozulmasının sıkıntısını aile bütçesinde yaşamış ve görevi devraldığı ilk gün TBMM'de yemin ederken, bundan şikáyet eden bir cumhurbaşkanı gelmiş bulunuyor.

Sonuçta, Türk orta sınıfı, uzun yıllardan sonra ilk kez kendi içinden çıkan, kendisi gibi birini cumhurbaşkanı olarak karşısında buluyor.

X