"Sedat Ergin" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Sedat Ergin" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Sedat Ergin

Sedat Ergin: Kamuoyunun Sezer'i tanıma ihtiyacı

Sedat ERGİN

TBMM'deki sonuçla birlikte, aylardır Türkiye'nin gündemini kilitleyen cumhurbaşkanlığı seçiminde, tünelin ucundaki ışık nihayet gözükmüştür.

Anayasa Mahkemesi Başkanı Ahmet Necdet Sezer, oyunu yükselterek, ezici bir sayısal üstünlük ve psikolojik avantaj elde etmiştir.

Önümüzdeki cuma günü yapılacak olan üçüncü tur oylamada Sezer'in Türkiye'nin Onuncu Cumhurbaşkanı olarak seçilmesinin büyük ölçüde kesinleştiğini artık emniyetle söyleyebiliriz.

Dünkü sonuç, hükümeti de rahatlatmış ve yeni bir belirsizliğin, krizin ortaya çıkmasını önleyerek, ülkeye genel bir ferahlama getirmiştir.

Getirmesine getirmiştir; ancak, Türkiye'nin çok yakından tanımadığı bir şahsın cumhurbaşkanlığına doğru süratle yol aldığı da aşikárdır.

Sorun, Türkiye'nin muhtemel onuncu cumhurbaşkanı hakkında sağlam bir değerlendirme yapabilecek verilere sahip olmamamızdan kaynaklanıyor.

Dürüstlüğü, gösterişsiz-mütevazı bir hayat çizgisinden geldiği konusunda kimsenin en ufak bir tereddüdü yok.

Tarafsız bir cumhurbaşkanı olacağı hususunda da geniş bir mutabakat var.

Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'in ABD Başkanı Bill Clinton için verdiği yemekte yapılan protokol hatasına tepki olarak yemeği terk etmiş olmasından, Sezer'in haklı olduğu noktada prensipleri doğrultusunda tavır koymaktan çekinmeyen bir kişiliği olduğunu da anlıyoruz.

* * *

Kendisinin görüşleri hakkında referans olarak başvurabileceğimiz iki önemli konuşması bulunuyor. Bu konuşmalarda Sezer, yer yer Yüksek Askeri Şûra kararlarının yargı denetimine açılması gibi tarikatların orduya sızma emellerine kapıyı aralayacak ‘‘tartışmaya açık’’ görüşleriyle karşımıza çıkıyor.

Ayrıca, Anayasa Mahkemesi'nde görev yaptığı 12 yıl boyunca kullandığı oylar da Sezer'in çizgisine bir nebze ışık tutabilir.

Örneğin, türban yasağının sürmesi konusunda kuvvetli bir tutum aldığını, Refah Partisi'nin kapatılması doğrultusunda oy kullandığını, hatta buna ilişkin gerekçeli kararı bizzat kendisinin yazdığını biliyoruz.

Aynı zamanda, Anayasa Mahkemesi'nin içinde muhafazakár eğilimleriyle bilinen grupla, ödünsüz-laik çizgide duran üyeler arasında belli bir dengede durmaya çalıştığını da söyleyebiliriz.

Bütün bunlar yan yana getirildiğinde, Sezer aslında kamuoyunun geniş bir kesimi için bugün ‘‘kapalı bir kutu’’ olarak durmaktadır.

Cumhurbaşkanlığı makamının Türk halkının gönlünde ve ortak vicdanında her zaman özel ve kutsal bir yeri olmuştur. Türk toplumu en keskin kutuplaşmaları yaşadığı dönemlerde bile, Cumhurbaşkanlığı'nı bu bölünmelerin dışında tutmaya özen göstermiş, makamdan saygısını esirgememiştir.

Dolayısıyla, bu göreve gelmeye hazırlanan Sayın Sezer'in kamuoyunda var olan kendisine dönük bilgi açlığını gidermeye yönelik bazı adımlar atması zamanı gelmektedir.

Bu yapılmadığı takdirde, kendisiyle ilgili en önemli referans FP Genel Başkanı Recai Kutan'ın hakkında sarf ettiği ‘‘Aynen bizim gibi konuşuyor’’ şeklindeki sözleri olacaktır.

Bunun, müstakbel cumhurbaşkanının kamuoyu karşısında hak ettiği bir görüntü olduğunu hiç zannetmiyoruz.

X