"Sedat Ergin" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Sedat Ergin" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Sedat Ergin

Sedat Ergin: İç istihbarat, Emniyet'e bırakılabilir mi?

Sedat ERGİN

MİT Müsteşarı Şenkal Atasagun'un, teşkilatının iç istihbaratı Emniyet Genel Müdürlüğü'ne bırakarak, doğrudan dış istihbarata yönelme arzusunu açıklaması eski bir tartışmayı yeniden alevlendirdi.

İç ve dış istihbarat faaliyetinin birbirinden ayrıldığı model bugün pek çok Batı ülkesinde uygulanıyor. Örneğin, ABD'de CIA dış istihbarata yönelirken, iç istihbarat FBI tarafından yürütülüyor.

Türkiye'de farklı bir yapı söz konusu. MİT, hem iç hem de dış istihbarata bakıyor. Ayrıca, iç istihbarata Emniyet Genel Müdürlüğü bünyesindeki İstihbarat Dairesi Başkanlığı da bakıyor.

Bir başka deyişle, bir ‘‘ikilik’’ söz konusu.

Özellikle Özal döneminde 1985 yılında ‘‘Polis Vazife ve Selahiyetleri Kanunu’’nda yapılan değişikliğin ardından Emniyet'in iç istihbarattaki ağırlığı giderek artmaya başladı.

Bu değişiklikle getirilen ‘‘Polis, devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne, Anayasa düzenine ve genel güvenliğine dair önleyici ve koruyucu tedbirleri almak üzere ülke seviyesinde istihbarat faaliyetinde bulunur’’ hükmü, MİT'in görev talimatıyla büyük ölçüde çakışıyor.

Özal döneminde başlayan Emniyet istihbaratını güçlendirme politikası, Tansu Çiller'in başbakanlığa gelmesiyle birlikte büyük bir ivme kazandı.

Çiller'in iktidara geldiğinde en önemli projelerinden biri, iç istihbaratı MİT'ten alarak Emniyet'e vermekti. Buna siyasi gücü yetmedi.

* * *

DYP lideri, bunun üzerine Mehmet Ağar'ın Emniyet Genel Müdürlüğü döneminde Emniyet istihbaratını güçlendirme arayışına yöneldi, bu birimin teknik alanda kendisini yenileyebilmesi için yüklü kaynaklar tahsis etti.

Gelgelelim, Emniyet istihbaratının güçlenmesi zamanla MİT ile bu birim arasında çekişmeye ve kargaşaya yol açtı. Bu arada, Refahyol döneminde Emniyet'in, darbe olasılığını öğrenmek için ordunun içine ajanlar sokması devletin tepesinde krizlere yol açtı.

Birden fazla kurumun aynı tehdit alanlarına birlikte yönelmeleri tedahüle (duplikasyon) yol açmıyor mu?

Kimin neden sorumlu olacağı, ilgi alanlarının sınırlarının nasıl çizileceği ister istemez sorun yaratıyor.

Ancak böyle de olsa, istihbaratın bütünüyle Emniyet'e bırakılması önerisinin bir dizi sakıncalar taşıdığı da teslim edilmelidir.

Bunların başında, Emniyet istihbaratının siyasi etkilere MİT'e kıyasla çok daha fazla açık olması geliyor.

Sadettin Tantan'ın Emniyet örgütüne yerleştirdiği katı ilkelerin bundan sonraki İçişleri Bakanları tarafından da aynı titizlikle gözetileceğinin güvencesini kim verebilir?

Siyasi etkiler, bu teşkilatın yapacağı istihbarat analizlerinin ‘‘müşteri’’ konumundaki siyasal iktidarın siparişlerine, dünya görüşüne göre şekillenmesine yol açmayacak mıdır?

Ve nihayet Emniyet istihbaratının, elindeki teknik imkánları kullanırken ne ölçüde disiplinli davranacağı sorusu, yargıya intikal etmiş Emniyet kaynaklı Telekulak skandalları dikkate alındığında başlı başına bir hassasiyet konusudur.

Buna ek olarak, bölücülük ve irtica gibi tehditlerin iç ve dış boyutlarını birbirinden ayırmanın güçlüğü de ortadadır.

Sonuçta, bu tartışmanın Türkiye için erken olduğu söylenebilir.

X