"Sedat Ergin" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Sedat Ergin" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Sedat Ergin

Sedat Ergin: AB'de pürüzler

Sedat ERGİN

Helsinki sonrası dönemde Türkiye'nin, AB'ye tam üyelik perspektifinde süratle yol alıp zaman kaybetmemesinin yolu, bürokratik mekanizmanın rasyonel ve verimli bir şekilde devreye sokulmasından geçiyor.

Türkiye'nin bu dönemde önce 100 bin sayfayı geçen AB müktesebatını kendi ulusal mevzuatına teşmil ederek, yasa, tüzük ve yönetmeliklerini AB kurallarına uyarlaması gerekiyor.

İlgili bütün bakanlık ve bürokratik kuruluşların bu doğrultuda büyük bir seferberliğin içine girmeleri ve ‘‘iç mutfağın’’ ahenk içinde çalışması olmazsa olmaz bir koşul.

Bu noktada, bürokratik mekanizma içinde yapılacak organizasyon ve yetki dağılımının hayati bir önemi var.

Başbakan Bülent Ecevit tarafından 26 Ocak tarihinde yayımlanan ve yeni yapılanmanın çerçevesini çizen genelgeye göz attığımızda ne görüyoruz?

Genelge, bir dizi kurul, komite ve danışma organının yer aldığı karmaşık bir yapıyı karşımıza çıkartıyor.

Öncelikle bu çalışmaları hükümet düzeyinde izlemek ve yönlendirmek üzere ‘‘AB İç Ekonomik ve Teknik Koordinasyon Kurulu’’ oluşturuluyor. Koalisyonu oluşturan her üç partiden birer bakanın temsil edileceği bu kurula dördüncü üye olarak Başbakan Bülent Ecevit başkanlık edecek.

Başbakan olmadığı zaman, kurula doğrudan Dışişleri Bakanı İsmail Cem başkanlık edecek. Nitekim, kurul geçen hafta ilk toplantısını Başbakan değil, Dışişleri Bakanı'nın başkanlığında yaptı.

Hükümet düzeyindeki bu komitenin altında ise bürokrasi düzeyinde ‘‘İç Koordinasyon ve Uyum Komitesi ve Yürütme Sekreterliği’’ görev yapacak.

Teknik düzeydeki çalışmaların tümü bütün bakanlıkların genel müdür düzeyinde birer temsilci verecekleri bu komitede tarafından yürütülecek.

Komitenin sekreterya hizmetleri, kurulacak ‘‘Genel Sekreterlik’’ tarafından üstlenilecek. Genel Sekreter, komiteye başkanlık edecek, gerekirse olağanüstü toplantıya da çağırabilecek.

Genel Sekreter, bir anlamda AB seferberliğinin lokomotifi konumuna geliyor.

Ancak bu ölçüde hayati bir işlev yüklenen Genel Sekreter, doğrudan Dışişleri Bakanlığı'ndaki bir Müsteşar Yardımcısı'na bağlanarak, Genel Müdür konumunda tanımlanıyor.

Tam üye adayı olan ülkelerin çoğunda kuvvetli bir Başbakan Yardımcısı'nın merkezde olduğu bir yapılanmaya gidildiği biliniyor.

Başbakan'ın kuvvetli bir bakanı ön plana çıkartmak yerine mekanizmanın tümünü doğrudan kendisine bağlamayı ve yetkileri üç koalisyon ortağı arasında dağıtmayı tercih ettiği anlaşılıyor. Ecevit, bunu yaparken kendi partisinin kontrolündeki Dışişleri Bakanlığı'na da belirleyici bir rol veriyor.

AB ile yürütülecek yoğun müzakere süreci açısından Dışişleri'ne nazım bir rol verilmesi de makul görülebilir.

Yapılanmadaki ana sorun, bürokrasi düzeyinde kilit rolü üstlenen Genel Sekreter'in anlaşılması güç bir şekilde yetkisiz kılınmış olması.

Bu durumda AB dosyasının bürokrasi içinde sahipsiz kalması ve geleneksel kısır bürokratik çekişmelerle zemin kaybedilmesi şaşırtıcı olmayacaktır.

Güçlü yetkilerle donatılmış bir AB Müsteşarlığı'nın kurulması bu sakıncaları bertaraf edebilir.

X