"Sedat Ergin" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Sedat Ergin" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Sedat Ergin

Sedat Ergin: AB karşısında NATO kartı

Sedat ERGİN

KİLİTLENEN herhangi bir konu değil. Kilitlenen, Avrupa Birliği ile NATO'yu birbirine eklemleyecek olan kurumsal ilişki.

Avrupa'nın geleceğini yaşamsal derecede ilgilendiren bu ilişki, Ankara'nın NATO içinde veto kartını kullanması nedeniyle şimdilik çözümsüzlük içinde seyrediyor.

Müttefiklerin ezici çoğunluğunun üzerinde anlaştığı bir kararın tek bir üye tarafından engellenmesinin NATO'da sıkça karşılaşılan bir durum olmadığı teslim edilmelidir.

Üstelik, ABD Başkanı Bill Clinton'ın Başbakan Bülent Ecevit'i arayarak, bütün ağırlığını koyması da Türkiye'yi kararlılığından vazgeçirmeye yetmemiştir.

Türkiye, içte af, açlık grevleri, polis mitingleri gibi krizlere kilitlenirken, dışta Batı ile son derece kritik bir hesaplaşmanın adımlarını atıyor.

Bu hesaplaşmanın gerisinde, coğrafya olarak giderek genişleyen AB'nin, bir yandan da kendine ait bir savunma kimliği geliştirmek isterken Türkiye'yi dışlaması yatıyor.

‘‘Avrupa Güvenlik ve Savunma Kimliği’’ oluşurken, karşılaşılan en önemli mesele, bu kimliğin zaten Avrupa savunması için kurulmuş olan NATO'yu nasıl etkileyeceği sorusunda beliriyor.

Son üç yıldır yürütülen çetin müzakereler, bu iki örgütü ilişkilendirmek üzere AB'nin NATO'ya ‘‘güvenceli erişimi’’ modelini doğurdu.

‘‘Güvenceli erişim’’, AB'nin askeri alanda yapacağı hazırlıklarda, örneğin kendi müdahale birliğini kurduğunda, NATO'nun mevcut planlama, imkán ve yeteneklerine otomatik olarak ulaşabilmesi, bunlardan yararlanabilmesi anlamına geliyor.

Bu işbirliği modeli, hem AB hem de NATO üyesi olan ülkeler açısından bir sakınca yaratmıyor. Ancak NATO üyesi olup da AB'nin dışında bulunan ve üstelik bir kriz coğrafyasında yaşayan Türkiye açısından ciddi riskler var.

Türkiye, AB ile NATO arasında işleyecek olan ‘‘güvenceli erişim’’ mekanizmasının işleyişinde doğrudan söz sahibi olarak, alınacak kararlara katılabileceği bir statü talep ediyor.

AB ise son Nice zirvesinde de açıklandığı gibi, Türkiye'ye bu statüyü vermeye yanaşmıyor, yalnızca ‘‘danışma’’ yapmayı taahhüt ediyor.

Bu çerçevede NATO'da sergilenen tavır, AB'nin Avrupa'nın yeni savunma kimliğinde, Türkiye'yi yalnızca ‘‘danışılan’’ ikinci sınıf bir aktör konumuna düşürmesine verilen bir ret yanıtı olarak görülmelidir.

Türkiye, AB-NATO işbirliğine söz sahibi olarak, NATO üyeliğinin sağladığı avantajları yitirmemeye, Batı bütünleşmesi içinde zemin kaybetmemeye, aksine bu bütünleşme içinde yerini sağlamlaştırmaya çalışıyor.

Türkiye'nin bu statüyü elde edebilmek için veto kartını kullanması sonucu bugün AB ile NATO arasındaki kurumsal ilişki tanımlanamıyor.

AB, NATO'ya ‘‘güvenli erişim’’ hakkını elde edebilmek için bir şekilde Türkiye'yi tatmin etmek zorunda.

Bu durumda, Türkiye'nin AB karşısında elinde önemli bir pazarlık kartı tuttuğunu söylemek mümkündür.

Bu da NATO kartıdır.

X