Seçmenin kimliği

TAMAM, bu sütunda Yüksek Seçim Kurulu’nu (YSK) çok eleştirdik.

Ama insafla söyleyelim: Yüksek Seçim Kurulu, önündeki yasayı uygulamak zorunda değil mi?

Bunu bile bile birileri, "Seçmenlerin kimliklerini saptama ile ilgili yasayı tam uygulamamanın yolunu ara" diyor. "Ararsan çok seçmen oy kullanamaz" deniyor.

Tartışma bildiğiniz gibi, 29 Mart Pazar sabahı sandık başına gidecek seçmenin oy kullanabilmesinin ilk koşulu yüzünden çıktı.

Evvelce "Seçmen Bilgi Káğıdını" yanına alan, sonra da nüfus hüviyet cüzdanı veya resmi bir daireden verilmiş kimlik belgesini sandık başkanına gösteren kişi, isminin seçmen listesinde kayıtlı olması koşuluyla oyunu kullanabiliyordu.

Kullanabiliyordu ama, bunun yeterince güvenli bir sistem olmadığı da biliniyordu. Örneğin, aynı seçmenin adı bir başka sandık listesinde de varsa, rahatça gidip bir oy da orada kullanabiliyordu.

Nitekim bu seçim hilesini önlemek için tüm ilkelliğine -hatta insan onuruna aykırı bir uygulama olmasına- rağmen 1980’lerden beri "oy kullanan seçmenin parmağına silinmez boya" sürüldü.

Hoş, aziz milletimizin uyanıkları ona da çare buldular. Boyanacak parmağı yağladılar. Boya cilde işlemeyince silindi. Uyanıklar da gitti ikinci defa oy kullandı.

Öyle idi, böyle idi diye laf etsek de şimdi "Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası, kurumlar ile diğer gerçek ve tüzel kişilerin her türlü işlem ve kayıtlarında esas alınır" diyen 5490 sayılı yasanın 47’nci maddesi orada duruyor, üstelik yürürlükte bulunuyor.

Dahası... Bu "kimlik numaralı" nüfus cüzdanlarını herkesin 29 Nisan 2008’e kadar almış olması lazımdı. O yasa hükmü de orada duruyor.

Nitekim yasa koyucu, 29 Mart seçiminde bu mesele çıkacak diye 13 Mart 2008 tarihinde tutmuş, 1961 tarihli yasayı değiştirmiş. "Seçmen kimliği, nüfus hüviyet cüzdanı veya kimlik tespiti amacıyla düzenlenmiş ve Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarasını taşıyan resmi belgelerle belirlenir. Hangi resmi belgelerin kimlik belirlenmesinde kabul edileceği, Yüksek Seçim Kurulu’nca, seçimlerin başlangıcında tespit ve ilan edilir" demiş.

Yüksek Seçim Kurulu da, Başkan Muammer Aydın’ın bize ifade ettiğine göre seçimin başlangıç tarihi olan 1 Ocak 2009’dan hemen sonra bir bildiri yayımlayarak seçimde "TC kimlik numarasının" esas alınacağını bildirmiş. Daha sonra TRT aracılığıyla kamuoyuna aynı yönde duyurular yapmış. Son olarak da hem 10 Mart hem de 18 Mart tarihli kararlarıyla aynı temel ilkeyi tekrarlamış.

Daha doğrusu, yasa hükmünü tekrar duyurmuş. Ancak tartışma büyüyünce, "Madem bazı vatandaşlar üzerinde kimlik numarası yazılı resmi belge getiremiyor, bari nüfus idaresinden mühürlü imzalı -ve içinde kimlik numarası yazılı- nüfus kayıt örneği getirsinler" demiş.

Nüfus kayıt örneği çok kolay alındığı için bu yolu göstermiş. Ama birileri hálá, "Onu da isteme... Kimliğini ispat edene zorluk çıkarma" diye ısrar ediyor.

Ediyor da bu akıllıların tavsiyesine uyarak yapılacak seçimin iptali dava edilirse, ona nasıl çare bulacaklar. Onu kimse söylemiyor.
Yazarın Tüm Yazıları