Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Seçmeni partiden kaçıyorsa ne olacak?

Enis BERBEROĞLU

Ya işte böyle, yaşam hiç kolay değil... Sanki Türkiye işini gücünü bıraktı, büyük siyaset mütefekkirlerini makaraya sarmak için değişiyor...

* * *

Merkez sağın genç partisi ANAP... Rizeli lideri, partiyi hemşoyla doldurdu. Bölgesine bir milyar dolarlık otoyol yatırımı için Yüce Divan tehdidini göğüsledi. ‘‘Karadenizli olsun, küçük de olsa partim olsun'' diye işi sağlama aldığına inandı. Ama o da ne... Önümüzdeki 25 yılda Karadeniz ne nüfus ne de ekonomik gelişme açısından umut vaat etmiyor. Yani parti belki kalır, ama seçmen kaçıyor... Ne olacak şimdi?

* * *

DYP büyük holdinglere posta koyup, Anadolu Kaplanları'na övgü düzerek geleceği yakaladığını sandı. Oysa ucuz ve bol emeği sömüren küçük sermayenin yarını karanlık. Varoşların partisi Fazilet, kentte yağmalanacak rant kalmadığının farkında mı acaba? Konut fazlası var, emlak fiyatları (en azından döviz cinsinden) füze gibi düşüyor. Gecekonducu elindeki tek sosyal güvenceden yoksun kalıyor... Nerede buna uygun politika?

Örnekleri çoğaltmak mümkün... Önümüzdeki 25 yıl içinde çalışan nüfusun toplam içindeki payı artacak. Türkiye yaşlanırken, sosyal güvenlik büyük önem kazanacak. Ama partilerimiz sosyal güvenlik reformuna karşı.

Dediğimiz gibi konut fazlası var. Ama parti yönetimlerinde en gözde meslek grubu, ‘‘zenginlik'' sembolü müteahhitlik.

* * *

Yukarıda tartıştığımız yeni eğilimler (trend) TÜSİAD'ın Türkiye nüfusuyla ilgili son araştırmasından alındı. Kestirme söyleyelim, TÜSİAD Zenginler Kulübü'dür. Misyonu, üyelerinin çıkarlarını savunmaktır.

Ama Türkiye'nin temel meselelerine eğilme merakı, çözüm getirme hevesi siyasi partilerin çok üstündedir. Örneğin, Boğaziçi Üniversitesi'nden Prof. Cem Behar'ın yönettiği son araştırma Başkan Muharrem Kayhan'ın İzmir'de yerel gazetede okuduğu bir haberin nedenini merak etmesiyle başladı.

Kayhan, ‘‘İzmir'de bu öğretim yılında ilkokul öğrenci sayısı artmayacak deniliyordu, sebebini merak ettim'' diyor. Merak ve imkân birleşince ortaya ‘‘Demografik Dönüşüm ve İzdüşümleri'' başlıklı rapor çıktı.

* * *

Önce iyi haber... Türkiye'nin nüfus artış hızında büyük düşüş var. Kadın başına çocuk sayısı 1950'de 6.9'du, 1993'te 2.7'ye indi, 2010 yılında 2'ye düşmesi bekleniyor... Kadın başına 2 çocuk, nüfusun ancak kendisini yeniden üretmesi anlamına geliyor. Yani Türkiye'nin nüfus artış hızı 2050 yılında sıfırlanacak, nüfus 95 milyon dolayında sabitlenecek. (Vizyonunu sevdiğim merhumun 100 milyonluk hedefi asla gerçekleşmeyecek.)

Nüfusun yaş kompozisyonu değişecek... Doğumlar azaldıkça, Türkiye genç nüfusa sahip ülke olmaktan çıkacak. Aksine, örneğin 65 yaş ve üstü nüfusun toplam içindeki payı ikiye katlanacak.

Bu rakamlar ne anlama geliyor?

Yeni ilkokullara, hatta belki üniversitelere gerek yok. Konut açığı nedeniyle kent rantlarında patlama beklemek hayal... Yaşlı nüfusa bakabilmek için sağlık ve güvenlik politikalarında reform şart.

Bölgesel farklar artacağı için kent yönetiminde demokrasi önkoşul. Her kentin geleceği ancak orada oturanların kararı ile belirlenecek.

* * *

Türkiye son 75 yıldır ekonomisini ortalama yüzde 4.6 dolayında hızla büyütüyor. Nüfus artış hızı düştükçe, kişi başına düşen refah artacak.

Aile nüfusu azalırken, aile sayısı artacak. Cumhuriyetin yüzüncü yılında Avrupa Tek Para Birimi Euro coğrafyasında her on aileden birisi Türkiye'de yaşayacak. Bu aileler Avrupa'nın yeni zengin pazarını oluşturacak.

İşte bu nedenle TÜSİAD raporunda yeni nüfus tablosu ‘‘Fırsat Penceresi'' olarak anılıyor. Çünkü kaliteli eğitim, aktif nüfusa uygun iş, sosyal güvenlik reformu sayesinde Türkiye, Asya'nın 1970'lerin ortasında yaşadığı ekonomik mucizeyi tekrarlayabilir. Un ve şeker hazır... Aşçıyı da merak etmeyin, birileri çıkar elbette.



X

YAZARIN DİĞER YAZILARI