Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Seçimler için neden mitingler yapılır?

LİDERLERİN seçim gezileri hızlı başladı. Hem Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, hem Cumhuriyet Halk Partisi lideri Kemal Kılıçdaroğlu ve hem de Milliyetçi Hareket Partisi lideri Devlet Bahçeli, hemen hemen her gün en az bir yerde, bazen birden fazla yerde seçim mitingleri yapıyor. Bu mitinglere hatırı sayılır kalabalıklar katılıyor.

Gazetecilik hayatımda ben de payıma düşen kadar seçimi ve kampanyasını izledim, liderlerle mitinglere gittim, seçim otobüslerine bindim, miting meydanlarında dolandım.
Hep merak etmişimdir, mitinglerin, hele hele olağanüstü kalabalık mitinglerin partilerin seçim başarısına katkısı ne kadardır acaba?
Yanlış anlamayın, ‘miting gereksizdir’ gibi bir sonuca varmak için yazmıyorum bunu. Tersine, miting yapmamanın veya geçmişte CHP lideri Deniz Baykal’ın teorileştirdiği gibi az miting yapıp onun yerine TV’ye çıkmanın, bol bol miting yapmanın yerini tutmadığını iyi biliyorum.
* * *
Mitinglerin seçim başarısına katkısını bilmiyorum ama tersinin başarısızlığa katkı yaptığını biliyorum; denemeyle sabit bir gerçek bu.
Yeniden soruma döneyim: Mitinglerin partilerin seçim başarısına katkısı nedir acaba?
Bir şehirde liderin miting yapacak olması demek, o şehirdeki ve civar şehirlerdeki parti örgütlerinin haftalar önceden çalışmaya başlaması demektir.
Miting tanıtılmaya çalışılır, mitingi yerinde izlemek isteyen vatandaşların miting alanına kolayca gidebilmesi için aktif tedbirler alınır.
Ama bunlar yetmez. Yine de miting günü yerel parti örgütleri başta partililer olmak üzere çok sayıda insanı alana toplar.
Zaten toplayamazlarsa, lideri memnun edecek bir kalabalık bir araya gelemezse o teşkilatların ve o ildeki milletvekili adaylarının çekeceği vardır.
Yani, miting alanındaki kalabalığın büyük bir bölümü zaten seçimde oy vermek için bizzat lider tarafından ikna edilmesi gerekmeyen insanlardır. Lider gelir konuşur ama bu konuşmayla ne kararsızlara seslenebilir ne de rakip partilere oy verecekleri bu fikirlerinden caydıracak imkana sahip olur.
* * *
İşte mitinglerin bu yönüne bakanlar, büyük meydan toplantılarının ve nutuklarının o kadar da faydalı olmadığını söylerler. Ama bence yanılırlar.
Miting yapmanın yapmamaya göre en büyük faydası o şehre veya ilçeye lider seviyesinde itibar göstermektir. Seçmen, hele hele taşralı seçmen, ayağına gelen lideri her zaman ayağına gelmeyene tercih eder.
İkinci önemli fayda, miting sayesinde yerel teşkilatların üzerlerindeki ölü toprağının silkelenmesi, en azından mitinge götürmek için seçmen peşine düşülmesidir.
Üçüncü önemli fayda, miting ve hazırlıklarının o partinin adayları için seçim döneminin en büyük tanıtma fırsatını yaratmasıdır. Adaylar bu sayede hem teşkilatla çok yakınlaşırlar hem de halkla.
Ama yine de söylemem lazım; aslında çarpık kurulmuş bir sistemin içinde düşünmek zorunda kaldığımız için bütün bu lakırdıları etmek zorunda kalıyorum.
Esasen siyaset, hatta bütün siyaset yereldir, öyle olmalıdır. O yüzden de önemli olan yerel adayın seçmene tek tek dokunabilmesidir.
* * *
Ama bizde sistem güçlü yerel adayların, kendi bileğinin hakkıyla aday olabilenlerin değil liderlerin üzerine kurulu.
İşte o sebeple yerel adayları bile gelip liderin tanıtması, liderin oy istemesi gerekir.
Çoğu zaman lider adayları kendi teşkilatına tanıtır, seçmenden önce. Mitingler işte en çok bu işe yarar.

Mitinglerin seviyesi çok fena

ELİMDEN geldiğince liderimizin miting alanlarında yaptıkları konuşmaları takip etmeye çalışıyorum.
Hemen söyleyeyim: Okuduklarımdan, işittiklerimden ve özellikle de yazılı ya da görsel medyaya yansıyan polemiklerin içeriğinden hiç memnun değilim.
Esasen bizim medyada okuduğumuz veya seyrettiğimiz miting haberlerine yansıyan polemik cümleleri uzun konuşmaların sadece birkaç cümlesi. Ama yine de mitinge, bütün o konuşmaya damgasını vuran sözler onlar oluyor.
Burada tekrarlamak istemediğim ama sizlerin her gün gazetelerde okuduğunuz polemik cümleleri maalesef oldukça düşük seviyeli bir tartışmayı bize gösteriyor. Üstelik daha önümüzde 40 gün var bu seviyesiz tartışmalara tanık olmaya devam etmek için.
Seçimler için ‘demokrasinin şöleni’ denir ama böyle şölen hazırlığı eksik kalsın.

Bir sağlık sorunu bir insana saygı sorunu

HAFTASONU oğlumuz hastalandı, sonra doktoru ona gece vakti ‘kızıl’ teşhisi koydu.
Hemen karı-koca internete koştuk, ‘Neymiş bu kızıl?’ diyerek.
Arama motoruna kızıl diye yazdığınızda önünüze yüzlerce sayfa geliyor. Çoğunlukla bunlar bir takım ticari siteler, forumlar veya bloglar. Arada birkaç tane de doktorlar tarafından açıldığı söylenen siteler var.
Sonra aynı hastalığın İngilizce adı olan ‘Scarlet fever’ı yazdım arama motoruna. Yine yüzlerce sayfa geldi ama ilk sıralardaki onlarca sayfa hep sağlık bakanlıklarının, resmi sağlık enstitülerinin, sağlık sigortası kurumlarının, üniversitelerin vs siteleri.
Bu fark dikkatimi çekti. Neden Sağlık Bakanlığı veya üniversitelerimizin tıp fakülteleri bu çeşit temel hastalıklarla ilgili ansiklopedik bilgileri içeren bir rehberi internete her vatandaşın kullanımına sunmazlar?

X