Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Seçimin zamanı

BUGÜN Türkiye’de, MHP dışında, seçim talebi olan tek bir parti yok. <br><br>Sosyal grupların da tek arzusu, siyasi ve ekonomik istikrarın sürmesi.

Bu tabloya rağmen, erken seçim tartışmaları yapılıyor, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan da zaman zaman, ‘Seçim 2007’de olacak’ deme gereği duyuyor.

Sık sık, 2005’te seçim olasılığı bulunmadığını, 2006’daki bir seçime ise ‘erken değil, zamanında seçim olur’ diye baktığımızı yazıp durduk.

Bizce; 1983’ten beri seçimler 4 yıl içinde yapıldığından, 2007’deki bir seçimi olsa olsa ‘geciktirilmiş bir seçim’ diye nitelemek gerekir.

Peki Erdoğan önderliğindeki AKP’nin bunu başarması kolay mı?

EVET, MÜMKÜN

Seçimi 2007’ye ötelemeyi mümkün kılan unsurların başında, hem iktidarın hem de anamuhalefetin oy kaybı sürecini yaşamakta olması geliyor.

TBMM kulislerine baktığımızda başka şu unsurları da görüyoruz:

3 Ekim’in kazasız geçilmesi, ekonomik ve siyasi kriz olasılığını bitirdi.

Gelecek ilk seçimde TBMM’ye en az üç partinin girmesi kesin gibi olduğundan AKP, oyları artsa bile bugünkü üstünlüğe yeniden ulaşamayacak.

Barajı dört parti geçtiğinde ise, ki çok da mümkün, AKP için tek başına iktidar hayal haline gelirken, muhalefete düşüş kaçınılmaz olabilecek.

Ayrıca yeni TBMM, en az 250 milletvekilinin koltuğunu kaybetmesi demek.

Erdoğan’ın, milletvekillerine, ‘Önseçimden muafsınız’ diyerek ‘Sağlam durun, bir yere gitmeyin’ mesajı verme gereği duyması da bundan.

Bu unsurların tümünden daha geçerli olacak tek unsur ise AKP’nin, yeni cumhurbaşkanını muhalefetle uzlaşma içinde seçmesidir.

HAYIR MÜMKÜN DEĞİL

Bu başlığın altını dolduracak unsurların en önemlisi, Cumhurbaşkanlığı seçiminde AKP’nin tek başına hareket etmesidir.

Bu durumda muhalefetin, TBMM içinde kalması da, TBMM’nin sadece AKP ile yoluna devam etmesi de mümkün olamayacağından istikrar tehlikeye girecek.

Diğer unsurlar da olası yolsuzluklar; AKP’nin getirdiği bürokratik kadroların yaratabileceği sorunlar; MHP’nin de transferlere kapı aralaması olarak sıralanıyor.

Bu noktada Başbakan Erdoğan’ın üslubu da gelişmeleri olumlu ya da olumsuz yönde etkileyecek düzede bulunuyor.

Örneğin salı günü, AKP grup toplantısındaki konuşmasında, ‘Zamanı ıskalayanlarla uğraşacak zamanımız yok’ dedikten sonra dahi muhalefete, tam 9 kez ağır eleştiriler yapması dikkat çekiciydi.

Oysa Erdoğan’ın, Başbakan olarak, muhalefeti yumuşatan üslup kullanmasının siyasi gerginliği düşürmede hayati rol oynayacağı kabul ediliyor.

Erdoğan’a, karşı sert söylem kullanan Anavatan Partisi Genel Başkanı Erkan Mumcu’nun, ‘Başbakan, muhalefete haksızlık yapıyor. ‘Kürt sorunu’ dediği için eleştirdiğimizde, ‘Kan üzerinden siyaset yapıyorlar’ dedi. Ama, cumartesi günü Siirt’te ‘Kürt sorunu’ demedi. Bizim gibi ‘Kürtlerin sorunu var’ dedi. O zaman biz de hatırlatma yapıyoruz’ demesi de bunun bir göstergesi.

Bu unsurlar ışığında, seçimin 2006 sonbaharında olması yüksek olasılık. 2007 ise Türkiye’de bir ilk demektir; o da AKP’nin başarısı sayılmalı.

 

X