|
Türkiye Komünist Partisi
PROGRAM (taslak)
Çağrı
Kardeşler,
Kapitalizm her tür eşitsizliğin, adaletsizliğin ve zorbalığın hüküm
sürdüğü bir sömürü düzenidir.
Bir yanda, dünyayı tüm insanlar için yaşanası hale getirecek maddi ve
teknik olanaklar, öte yanda eşitsizlik ve adaletsizliğin kaynağı geri ve
gerici toplumsal ilişkiler... Bu çelişkili durumun bir tek açıklaması var:
Kapitalizm koşulları altında sermaye sınıfının çıkarları doğrultusunda
gerçekleşen "ilerlemeler", insanlığın büyük çoğunluğu için daha fazla
sorun ve acı anlamına gelmektedir.
İnsanlığın bütün değer ve kazanımlarına savaş açan, ezilenlerin savunma
mekanizmalarını ellerinden almaya çalışan emperyalizm ekonomik, ideolojik,
siyasal ve kültürel tekelciliğe dayanan en tehlikeli gericiliktir.
Kapitalizm koşulları altında bazı önemli teknolojik gelişmeler
sağlanmıştır. Ancak, kapitalizm döneminde birikmiş bilimsel ve teknolojik
olanaklar tam kapasiteyle kullanılamıyor ve insanın mutluluğuna hizmet
etmiyor. Kapitalizm, teknolojiyi, kapitalistlerin kâr amacına hizmet
edecek yönde biçimlendiriyor; emekçilerin payına ise teknolojinin kâr
amacı doğrultusunda kullanılmasının yıkıcı sonuçları düşüyor.
Kapitalist sömürünün egemen olduğu bir toplum, insanlığın bilimsel ve
teknolojik birikiminin yarattığı gelişme olanaklarını değerlendiremez. Kâr
güdüsüyle işleyen bir düzen, maddi-teknik olanakları toplumun bütününün
hizmetine sokamaz.
Bugün, dünyada kıtlığın ortadan kaldırılmasını olanaklı kılan bütün nesnel
koşullar vardır. Üretim güçleri, insanlığın beslenme, giyinme, barınma,
ulaşım, eğitim ve sağlıkla ilgili tüm temel gereksinmelerinin kolayca
karşılanmasını sağlayabilecek ölçüde gelişmiştir. Oysa yeryüzü nüfusunun
büyük bölümü açlıkla, yoksullukla boğuşuyor.
Kapitalizm, işçi sınıfının yarattığı bütün zenginliklere küçük bir
azınlığın el koyduğu bir düzendir. Bu hırsızlık nedeniyle, insanlığın
karşı karşıya kaldığı temel sorunların çözülmesi bir yana, bu sorunlara
her geçen gün yenileri eklenmektedir. Kapitalizmin kendisi bugün
insanlığın temel sorunudur ve bu nedenle ortadan kaldırılmalıdır.
İnsanlık, bilimin hızla geliştiği, her türlü bilginin en kolay ve hızlı
biçimlerde aktarılabildiği bir çağda akıl almaz bir bilgisizlik ve
eğitimsizlik dönemi yaşıyor. ABD, Almanya, Fransa gibi emperyalist ülkeler
de içinde olmak üzere, dünyanın her yerinde milyarlarca insan bilgiden ve
temel eğitimden yoksun kalıyor. Kapitalist eğitim ise, büyük çoğunluk için
makine gibi, bilgisayar gibi davranma eğitimidir. İnsan tek
tipleştirilmekte, sıradanlaştırılmakta ve yalnızlaştırılmaktadır.
Burjuvazi, dünyanın her yerini sömürü sisteminin içine katarak dünya
pazarını oluşturdu. Ama bu süreç, ulusal sınırların, uluslar arasındaki
düşmanlıkların yok olmasına değil, ulusal devletin sağladığı savunma
mekanizmalarının emperyalist ülkeler lehine zayıflatılmasına, bağımlı
ülkelerin daha yoğun bir emperyalist sömürüye maruz kalmalarına, ulusların
birbirlerine düşman edilmesine yol açtı. Dünyada sınıflar ve sömürü
ortadan kaldırılmadıkça, uluslar arasındaki düşmanlıklar ortadan kalkmaz
ve dünya barışı gerçekleşemez.
Kapitalizm, kriz üreten ve ömrünü krizlerden beslenerek uzatan bir
düzendir. Ekonomik krizler, üretimin doğasından gelen bir sorun değil,
kapitalizmin anarşik, plansız yapısından kaynaklanan bir hastalıktır.
Krizin bedeli ise her zaman dünyanın az gelişmiş bağımlı ülkelerine, işçi
sınıfına, emekçilere ödetilir.
Kapitalizmin egemenliğinde insanın doğa üzerindeki etkinliği doğanın
bozulması, kirletilmesi, yaşanır olmaktan çıkarılması yönünde kontrolsüz
bir gidişe dönüşmüş durumdadır.
Kapitalizm aile kurumuna bile parayı, piyasayı, yabancılaşmayı sokmuş ve
böylece aileyi, sevginin bunlar tarafından tutsak edildiği bir şirkete
dönüştürmüştür.
Üretim kapasitesini insanın gereksinimleri için seferber etmek yerine,
birikmiş kaynak ve olanakları toplumsal refaha hiçbir katkısı olmayan
asalak "faaliyetlere", silahlanmaya, savaşa, doğanın yıkımına yönelten
kapitalizm, akıl ve insanlık dışı bir düzendir.
Bu akıl dışı düzen ancak, kendi mezar kazıcısı olan işçi sınıfını siyaset
dışında tutarak ayakta kalabilir.
Nitekim genel oy, seçim, parlamenter işleyiş, bütün bunlar kapitalizm
koşullarında katılım ve temsil işlevlerinden uzaklaştırılan ve yalnızca
sermaye sınıfı yararına kullanılan yönetim araçlarıdır. Kapitalizmin
yönetmek için başvurduğu temel yöntem, kitlelerin edilgenleştirilmesi,
siyasetsizleştirilmesidir. Günümüz kapitalizminde bir eğilim olarak
temsili organlar ağırlık ve önem yitirmekte, bunlar yerine yürütme
organları öne çıkmaktadır. Yalnız yurttaşlar değil, seçilenler de edilgen
ve işlevsiz hale getirilmişlerdir.
Burjuva devrimleriyle gelen temel hak ve özgürlükler tarihe karışıyor.
Bugün, özel yaşamın ve haberleşmenin gizliliği, konut dokunulmazlığı,
anlatım, çalışma, örgütlenme hak ve özgürlükleri, tekelci kapitalist
devletin kesin denetim ve sınırlaması altında, hak ve özgürlük olmaktan
çıkarılmışlardır. Devletler arası ilişkiler orman yasalarına tabidir.
Kapitalizm egemenliğini, çıplak zor ve şiddete eşlik eden ideolojik ve
siyasal saldırı ve kuşatmalarla korumaya çalışıyor. Geniş kitleleri
toplumsal gelişmelere karşı duyarsızlaştırmanın en etkili araçlarından
birisi olan medya, mutlak bir denetim altında tutulan eğlence ve boş zaman
geçirmeye yönelik kültür örgütlenmeleri, tekellerin uzantısı durumuna
getirilen üniversiteler, gerici düşüncenin bezirganlığını yapıp yayan her
türden tarikat, burjuva ideolojisini her gün yeniden üretip kitlelere
dayatan araçlardır. Hepsi aynı şeyi amaçlamaktadır: Topluma hizmet
anlayışını, "kamu hizmeti" kavramını gözden düşürmek, tüketimciliği,
bireyciliği, sürüleşmeyi egemen kılarak insanın bu düzenin akıl dışı
karakterini anlamasını ve onu değiştirmek üzere harekete geçmesini
engellemek.
Bu nedenle herkese, aklını kapitalizmden özgürleştirme çağrısı yapıyoruz.
Komünistler ve işçiler 150 yılı aşkın bir süredir bu akıl dışı düzene
karşı mücadele ediyorlar. Emekle, özveriyle mücadele edenlerin yaşamları
pahasına yazılan bu tarih, yükselişleri düşüşlerin, sıçrayışları
gerilemelerin izlediği zorlu yollardan ilerledi.
Bu ilerleyişte iki büyük devrimci atılım özellikle önem kazandı. 1871
Paris Komünü ve 1917 Ekim Devrimi, işçi sınıfının siyasi iktidarı alarak
sosyalist kuruculuğa giriştiği büyük tarihsel meydan okumalardı. Birincisi
yalnızca 70 gün, ikincisi 70 yıldan fazla süren bu iki cüretli girişim ve
özellikle de ikincisi eşsiz değerde bir deneyim hazinesi oluşturdu.
Kapitalizmden komünizme geçiş, içinde pek çok dönemeçler bulunan uzun ve
karmaşık bir süreçtir. Dünya, bu sürecin henüz başlarındadır. Ekim
Devrimi, sosyalizm adına söylenmiş bir ilk sözdür. Tarih içinde söylenmiş
hiçbir söz, söylenmemiş sayılamaz. Ekim Devrimi ve ardından yaşanan
sosyalizm deneyimi, başarıları ve kazanımlarıyla olduğu kadar, eksiklik ve
zaaflarıyla da geleneğimizdir. Ekim Devrimi'nden başlayarak, Avrupa, Asya
ve Latin Amerika'da gerçeklik kazanan sosyalist kuruluş pratiklerini,
sosyalist mirasın dışına atma girişimlerine karşı duruyoruz.
Emperyalist kuşatma altındaki Sovyet sosyalizminin çözülmesi, komünistler
için yaşamsal önemde büyük dersler içermektedir. Komünistler, temel olarak
ideolojik ve siyasal zaaflardan kaynaklanan çözülme sürecinin derslerini,
bundan sonraki mücadele pratiklerinde zayıf düşmemek ve sosyalist kuruluş
sürecini daha sağlam temellere oturtmak için değerlendireceklerdir.
Sosyalist ülkelerde yaşanan çözülmenin ardından, bu deneylerin gerçek
eksiklik ve sorunlarına işaret etmek yerine, bu deneylerin önemli
kazanımlarını sorgulayan eğilimler ortaya çıkmıştır. Sosyalist ülkeler
sağlık, eğitim, toplu taşıma ve benzeri alanlarda hiçbir kapitalist
ülkenin bugüne kadar elde edemediği başarılara ulaşmış, daha da önemlisi,
toplumdaki eşitsizlikleri ciddi ölçülerde azaltmışlardır. Açlık, cehalet,
işsizlik gibi bugün en gelişmiş kapitalist ülkelerde bile kanıksanır hale
gelen olgular, sosyalist ülkeler tarafından bertaraf edilmiştir.
Bu kazanımların temelinde üretim araçlarının bütün toplumun malı haline
getirilmesi ve planlı ekonomiye geçiş yatmaktadır.
Ekonominin, üretimin toplum çıkarına akılcı biçimde örgütlenebileceği
düşüncesini yadsımak, sonuç olarak, üretim ve değişimi düzenleyecek tek
mümkün mekanizmanın "piyasa" olduğunu kabul etmek anlamına gelir.
Komünistler kendilerini öteki sol akımlardan yalnız kapitalizmi
reddetmeleriyle değil, kapitalist ilişkilere ve ekonomiye alternatif
olumlu bir programa sahip olmalarıyla ayırıyorlar. Bize yöneltilen en
haksız eleştirilerden biri, komünizmin bir "yoksullukta eşitlik" tasarımı
olduğu suçlamasıdır. Komünizm, yalnız bugün var olanın daha hakça
paylaşılması değil, insanlığın biriktirdiği üretici kapasite ve gizil
gücün eşitlik ve özgürlük amaçlarının buyruğuna sokularak bir zenginlik ve
bolluk toplumu yaratma tasarımıdır. Komünizm, bu toplumsal amacın bugünkü
toplumun olanaklarıyla nasıl gerçekleştirileceği sorusuna somut ve
uygulanabilir yanıtlar verebildiği için gerçekçi ve gerçek bir harekettir.
Sovyetler Birliği'nde sosyalizmin çözülüşüyle birlikte, komünizmin dünyada
işçi sınıfının, emekçilerin ve tüm insanlığın evrensel kurtuluş seçeneği,
umudu olma özelliği yara almıştır. Oysa umutsuzluğa kapılmak için bir
neden bulunmamaktadır. Sosyalizm, bugünkü karabasandan kurtuluşun tek
yoludur ve bu yolun önü açıktır.
İnsanlığın yeni ve daha ileri bir sosyalizme ihtiyacı var.
Bu yolda örgütlü mücadele vererek ilerleyeceğiz.
Sömürü, sınıf mücadelesi ve sınıfsal kurtuluş, üç temel kavramımızdır:
İnsanın insanı sömürmesini ortadan kaldırmak için savaşıyoruz; sömürünün
ancak sınıf mücadelesiyle ortadan kaldırılacağını söylüyoruz ve sınıfsal
kurtuluşu evrensel kurtuluşun koşulu olduğu için öne çıkarıyoruz.
Komünizm, insanlığın evrensel kurtuluş ideolojisidir.
Üretimin ve emeğin örgütlenmesi ile yönetimine ilişkin kapitalist
yöntemlerdeki herhangi bir değişiklik, bu sistemin özünü ve
kapitalistlerin işçi sınıfına mahkum olma özelliğini ortadan kaldırmıyor.
Emek gücü, kapitalist üretim biçiminin vazgeçilemez bir öğesi olmaya, işçi
sınıfı ise sistemin "mezar kazıcılığı" işlevini üstlenmeye devam ediyor.
Kapitalist sömürü evrenseldir. Kapitalizm, emek gücünü satmak zorunda
kalanları cinsiyetlerine, yaşlarına, renklerine, etnik kökenlerine
bakmadan sömürüyor. İlişkileri emek-sermaye, sömüren-sömürülen ekseninde
evrenselleştiriyor. Kapitalizm, aynı zamanda söz konusu cins, yaş, renk ve
köken farklılıklarını sınıfı bölmenin, sömürüyü yoğunlaştırmanın, insanı
aşağılamanın aracı olarak kullanıyor. Kapitalist sömürünün olumsuz
evrenselliğine, ancak olumlu bir evrensellikle yanıt verilebilir. Bunu
yapabilecek tek sınıf işçi sınıfıdır. İşçi sınıfı evrensel sınıftır;
üretim araçlarının mülkiyetinden yoksundur; hiçbir özel çıkara sahip
değildir. İşçi sınıfı, insanlığın kurtuluşuna öncülük edecek sınıftır.
Komünistler, bu nedenle işçi sınıfının siyasal mücadelede örgütlenmesi,
burjuva egemenliğine işçi sınıfı öncülüğünde son verilmesi ve işçi
sınıfının kendi iktidarını kurması için savaşıyorlar.
Kapitalizm, toplumsal işbölümünün, sınıfsal zorun, sınıf farklılıklarının
kaynağı ve pekiştiricisi olan özel mülkiyet üzerinde yükseliyor. Sınıflı
toplumlarda, mülk sahipleri yönetiyor. Sınıflı toplumu ve zor kullanarak
yönetme durumunu yok etmek için özel mülkiyeti ortadan kaldırmak
gerekiyor.
Kaldırmak istediğimiz özel mülkiyet, insanın insanı sömürmesine, mülk
sahibinin başkasının emeğine hükmetmesine olanak veren; eşitsizliğin,
zorun, bencilliğin ve bireyciliğin kaynaklandığı bataklık olan üretim
araçlarının özel mülkiyetidir. Fabrikaların, iş makinalarının ve diğer
üretim araçlarının küçük bir azınlığın elinde bulunması, ücretli emek
sömürüsünün başlangıç noktasıdır. Eşitsizliklerin ortadan kalkması için bu
büyük haksızlıktan kurtulmalıyız.
Bunu yapacağız.
Biz, tüm insanların zenginliğe, bolluğa ulaşmasını savunuyoruz. Bu amaca
ulaşıldığında, insanın değişmez özelliği olduğu iddia edilen, ama aslında
binlerce yıllık eşitsizliklerin birikimine dayanan, üstelik her gün
sermaye egemenliği tarafından körüklenen mülkiyetçi, tüketimci ve bencil
ideolojilerin yerini, eşitlik ve dayanışmanın alması da mümkün hale
gelecek. Zenginliği çoğaltmak ve tüm insanlığa yaymak için zorunlu olanı
yapacağımızı ise açıkça ilan ediyoruz: Üretim araçları üzerindeki
mülkiyeti elinde tutan bir avuç kapitalisti mülksüzleştireceğiz! Toplumsal
zenginlikleri insanca, kardeşçe paylaşacağız.
Eşitlik ve özgürlük için mücadele ediyoruz.
Sömüren-sömürülen, ezen-ezilen, yöneten-yönetilen ilişkisine son
vereceğiz.
Komünizm, insanın tüm yaratıcılığıyla ve kapasitesiyle kendini
gerçekleştireceği bir özgürlük toplumudur.
Komünizm, üretimin, ilerlemenin, kısaca her şeyin insan için olduğu bir
toplumdur. Yeryüzündeki tüm insanlara yeterli miktar ve kalitede giyecek,
yiyecek, içecek, barınak sağlanmadıkça ve tüm insanların kültürel
gereksinimleri karşılanmadıkça tek bir insan bile özgür olamaz. Bu anlamda
eşitlik, insan ve özgürlük sorununun en kritik eşiğidir. Bu eşik
geçilmedikçe, insanlık gerçek özgürlük ve kardeşlik yolunda
ilerleyemeyecektir.
Özgürlüğe eşitlik yolundan ilerleyeceğiz!
Kardeşler,
Bütün uluslar özgürlük ve eşitliğe layıktır. Komünistlerin mücadelesi
yeryüzünde tek bir sömüren ve tek bir sömürülen kalmayıncaya kadar devam
edecektir. Ancak biz Türkiye Komünist Partisi'yiz. Biz Türkiye'de yaşayan
bütün uluslardan emekçileriz, aydınlarız. Bizim öncelikli görevimiz kendi
topraklarımızda eşitlik ve özgürlük bayrağını dalgalandırmaktır.
Ve biliyoruz ki, bu topraklar bereketlidir. Bu topraklarda umut ve direniş
hiçbir zaman yok edilememiştir. Emperyalistlerin ve Türkiye egemen
sınıflarının onca çabasına rağmen, ülkemiz sömürenler için asla bir
dikensiz gül bahçesi haline getirilememiştir.
Nüfusun büyük çoğunluğu için yoksulluk, işsizlik ve baskıdan başka anlam
ifade etmeyen sermaye düzeninin sahiplerinin büyük korkusu emekçilerin
örgütlenmesi, güçlerini birleştirmesi ve iktidara yürümesidir.
Bu iktidar yürüyüşünü engelleyecek hiçbir güç yoktur. Türkiye'de gelişmiş
bir işçi sınıfı, örgütlü mücadeleye ortak olduğunda ayağa kalkacak bir
aydın birikimi vardır. Türkiye'nin şimdiye kadar emperyalistler ve
işbirlikçileri tarafından talan edilen zenginlikleri, işçi sınıfımız ve
devrimci aydınların bu yürüyüşü sonucunda, sosyalist bir toplumun
kuruluşuna kaynak oluşturacaktır.
Çözümün ayrı yollardan gitmek olmadığını her geçen gün daha iyi anlayan
Kürt ve Türk yoksulları ortak bir yurtseverlik kültürü geliştirdikçe,
hedef daha da yakınlaşmaktadır.
Türkiye'de bütün ezilenler için büyük bir fırsat vardır. Bunun bir diğer
anlamı şudur: Türkiye insanlık için büyük bir fırsattır. Yıllar boyu
emperyalistlere boyun eğme ile, ırkçılık ve gericilik ile, yolsuzluk ve
çürüme ile, faşist çeteleri ve halkları birbirine kırdırmayı hedefleyen
kirli politikalar ile tanınan ülkemizde madalyonun öbür yüzünü çevirme
zamanı gelmiştir.
Sosyalist Türkiye hepimizin eseri, insanlığın onuru olacaktır.
Yola çıkışımız yeni değildir; 1920 yılından bu yana yürüyoruz. Zorlu
mücadeleleri, dünyada ve Türkiye'de yaşanan karmaşık gelişmeleri geride
bırakarak bugüne geldik.
Şimdi kapitalizmi geride bırakmanın zamanıdır.
Bunun için gereken her şeye sahibiz. Sahip olduklarımızın en değerlisi
ise, hepimizin ortak aklı ve vicdanı olan Türkiye Komünist Partisi'dir.
Çağrının sahibi Türkiye Komünist Partisi'dir. TKP işçi sınıfımızı, emekçi
halklarımızı, onurlu aydınlarımızı, gençlerimizi; yokluğu, kıtlığı,
yoksulluğu, sömürüyü, her türlü baskıyı, zulmü, gericiliği ve zorbalığı
ortadan kaldırmak için, sosyalist Türkiye için örgütlenmeye ve mücadeleye
çağırmaktadır!
Sosyalizm Programı
I.
Temel tanımlar ve amaç
A. TKP'nin niteliği, kimliği
1.
TKP, sosyalist devrimin öncü gücü olan işçi sınıfının siyasal mücadele
aracıdır.
2.
TKP, diğer toplumsal sınıflara işçi sınıfının tarihsel perspektif ve
çıkarları doğrultusunda yaklaşır.
3.
TKP, hangi sınıfsal kökenden gelirlerse gelsinler, bu perspektif ve
çıkarların siyasal mücadelenin belirleyici öğesi olduğunu kabul eden
komünistlerin partisidir.
4.
İşçi sınıfımız, Türkler, Kürtler ve diğer ulusal, etnik öğelerden oluşan
bir bütündür. TKP bu bütünlüğü esas alır ve her tür ayrımcılığa karşı işçi
sınıfının siyasal ve örgütsel birliğini temsil eder.
5.
TKP,
evrensel bir karaktere sahip olan marksizm-leninizmi bütün çalışmalarında
kılavuz edinirken, bu öğretinin her ülkede olduğu gibi, Türkiye'de de
yeniden üretilmesinin bir zorunluluk olduğunun bilinciyle hareket eder.
6.
TKP'nin varlığına temel oluşturan amaç, Türkiye'de sosyalist iktidar
mücadelesi vermek ve sosyalizmi kurmaktır. TKP aynı zamanda dünya komünist
hareketinin bir parçasıdır.
7.
TKP, uluslararası devrimci hareketin tarihsel birikimini Türkiye
toprağının kendine özgü dinamikleriyle harmanlar, sosyalizm mücadelesinde
bu sentezi görmezden gelen şabloncu, dogmatik ve milliyetçi yaklaşımlara
karşı mücadele eder.
B. TKP'nin amacı
1.
TKP'nin amacı, sosyalist devrim ve sosyalizmin kuruluşudur.
2. a.
Sosyalizmin kuruluş sürecinin başlangıç noktası bir siyasal devrimdir. Bu
siyasal devrimin öncü gücü, siyasal ve ideolojik olarak, işçi sınıfıdır.
b.
Sosyalist kuruluş için başlangıç noktası olan sosyalist iktidar, bu
siyasal devrimin sonucu olarak ortaya çıkacaktır.
c.Sosyalist
iktidar, işçi sınıfı ve onun siyasal etki alanında bulunan toplumsal
güçlerin kitlesel mücadelelerinin eseri olacaktır.
d.
Sosyalist iktidarın nihai hedefi, başka sosyalist toplumlarla birlikte,
sınıfsız ve sömürüsüz bir dünyanın yaratılmasıdır.
3.TKP
programı, işçi sınıfı öncülüğünde gerçekleşecek devrim döneminin
programıdır. Kapitalizm koşulları altındaki mücadele döneminde, partinin
tüm siyasal açılımları bu programın yaşama geçmesinin zorunlu koşulu olan
sosyalist iktidar perspektifi doğrultusunu gösterir. İşçi sınıfını örgütlü
mücadele içinde siyasallaştırmak, eğitmek ve iktidar odağı durumuna
getirmek bu dönemin temel görevidir. TKP, işçi sınıfının ve emekçilerin
ekonomik, toplumsal hak ve istemleri için yürüttükleri mücadeleyi,
sosyalist iktidar mücadelesiyle bağını kurarak ve kapitalizm koşullarında
bu istemlerin ya yalnızca kısmen karşılanabileceğini ya da hiç
karşılanamayacağını açığa çıkaracak bir şekilde destekler ve örgütler.
TKP bu görevden hareketle, sosyalist devrim öncesinde,
i.
Burjuvazinin her türlü siyasal ve ideolojik saldırılarını püskürtmeye
çalışır;
ii.
Dünya kapitalist sistemi içinde Türkiye'ye düşen ve düşecek misyonlara
karşı durur;
iii.
Emperyalizmin ekonomik, siyasal ve kültürel saldırılarına karşı
yurtseverlik bilincinin işçi ve emekçi kitlelerde gelişmesine çalışır;
iv.
Dinci gericiliğin siyasal ve ideolojik olarak geriletilmesi için işçi
sınıfı aydınlanmacılığının güçlenmesine öncülük eder;
v.
İşçi sınıfı içerisinde milliyetçi ve faşist ideolojilerin yer edinmesini
engellemek için halkların kardeşliğini propaganda eder;
vi.
Uluslararası devrim dinamiklerinin çıkarlarını gözetir;
vii.
İşçi sınıfının enternasyonalist bilinçle eğitilmesi için çaba gösterir;
viii.
Kapitalist sömürünün ürünü bütün çelişki ve sorunlara karşı toplumsal
duyarlılığın artırılması ve tepkilerin mücadele kanalına akıtılması için
öncülük eder;
ix.
Kapitalizmin bütün boyutlarıyla teşhir edilmesi için ideolojik ve siyasal
araçlar geliştirir;
x.
Sosyalizmden yana güçlerin uyum, birliktelik ve eşgüdümünün sağlanmasına
öncülük eder;
xi.
Her türden ulusal baskıya karşı mücadele eder ve bu mücadelenin sınıfsal
temellere oturtulmasına, ulusal ve sınıfsal dinamiklerin ortaklığının
yaratılmasına özen gösterir;
xii.
Sosyalizm mücadelesinin önündeki yasal engellerin kaldırılması, bütün
antidemokratik uygulamaların işlevsiz kılınması ve emekçi sınıfların
örgütlenmesini kısıtlayan her tür düzenlemenin etkisizleştirilmesi için
olanaklarını seferber eder.
II.
Sosyalist İktidarın Programı
A. Siyasal Yapı
1.
İktidar, bir sosyalist demokrasi olarak örgütlenir.
2. a)
Sosyalist demokrasi, iktidarın başta üretim süreci olmak üzere, toplumsal
yaşamın tüm dokusuna yayılmasıyla mümkündür. Sosyalist demokraside işçi
sınıfı, toplumsal örgütlenmeleri aracılığıyla yönetimdedir. İktidar
organları, fabrikalar, atölyeler, bürolar, çiftlikler, okullar ve
kışlalardan başlayarak yukarıya doğru uzanır.
b)
TKP, toplumun bütün kesimlerini yönetime katacak yerel iktidar
organlarının yaratılmasını ve bu organların yetkinleşmesini özendirir ve
güvenceye alır.
3. a)
Yönetim kademelerini aşağıdan yukarıya oluşturan bütün örgütlenmeler,
kendi yönetimlerini özgür seçimlerle belirler. Seçmenler, bütün organlara
seçtikleri temsilcilerini, görev dönemleri tamamlanmadan "geri çağırma"
hakkına sahiptirler. Bu hakkın kullanımı yasalarla düzenlenir ve güvence
altına alınır.
b)
16 yaşına girmiş her yurttaş, bütün yönetim kademeleri için seçme ve
seçilme hakkına sahiptir.
c)
Sosyalist iktidarda yasama, hükümet oluşturma ve yürütmeyi denetleme
konularında en yüksek organ Meclis'tir.
d)
Meclis, yerel iktidar organlarıyla bağlantılı olarak çalışır ve onlarla
bir bütün oluşturur.
e)
Yerel örgütlenmeler, sorumluluk alanlarından seçilen ya da atanan
yöneticileri gerektiğinde görevden alma hak ve sorumluluğuna sahiptir.
f)
Toplumun tüm birimlerinde ve toplumsal faaliyet alanlarında kurulan yerel
örgütlenmeler, kendi birimleri ve alanları içinde yasalar çerçevesinde
karar alma ve uygulama organlarıdır. Yerel örgütlenmeler, bireye, bizzat
içinde yaşadığı en küçük birimden başlayarak toplumsal yaşama müdahale
etme olanağı sunar, sosyalist insanın bütünsel gelişimi için uygun ortamı
sağlar, kitlelerin siyasal ve hukuksal karar alma ve uygulama
mekanizmalarıyla (tüm devlet organları ve Meclis) sürekli bir iletişim,
etkileşim ve denetim ilişkisi içinde bulunmalarını güvence altına alır.
g)
TKP, Meclis'e ve diğer yönetici kademelere seçilen temsilcilerin bağlı
bulundukları üretim ya da hizmet kollarından kopmamaları için özel
önlemler alır. Sosyalist demokrasinin, üretim ve karar mekanizmaları
arasındaki bağların dolayımsız duruma getirilmesiyle mümkün olacağını her
zaman hesaba katar.
4. a)
Yönetim mekanizmalarının ve buradaki görevlilerin işçi sınıfından
kopmalarını ve toplum çıkarlarına yabancılaşmalarını engelleyecek önlemler
alınır.
b)
Devlet örgütlenmesinde yöneticilik sorumluluğu olan kişilerin bütün
toplumsal örgütlenmelerin gereksinim ve sorunlarından düzenli biçimde
haberli olmalarını sağlayacak, toplumsal olarak denetlenen iletişim
mekanizmaları kurulur.
c)
Yöneticilerin görevlerini yerine getirebilmeleri için onlara sağlanacak
olanaklar toplumsal olarak izlenebilir ve denetlenebilir saydamlıkta
olacaktır. Bu olanakların kişisellikten uzak, yöneticilerin kolektif
çalışma bilinçlerini her zaman diri tutacak nitelikte olması zorunludur.
5.
Türkler ve Kürtler sosyalist Türkiye'nin eşit kurucu unsurlarıdır.
Kapitalist Türkiye'nin baskın özelliği olan ayrımcı, şoven uygulama ve
yaklaşımların bütünüyle tasfiye edilmesi için önlem alınır.
6.
TKP, sosyalist demokrasinin gereği olan devletin her yurttaşı kapsaması
hedefini göz önüne alarak, devlet mekanizmasının etkili ve üretken
olmasını sağlayacak politikaları geliştirir; devlet-toplum ayrımının bu
biçimde ortadan kaldırılacağını savunur. Devletin nihai olarak
sönümleneceği göz önünde bulundurulduğunda ve bu doğrultuda, sömürücü
sınıf ve ideolojilerin varlık zeminlerinin de ortadan kalkmasıyla
birlikte, devletin baskıcı işlevleri tasfiye olacaktır.
B. Temel Özgürlükler
1.
Anlatım, propaganda ve örgütlenme özgürlükleri, sosyalist toplumun
kuruluşu ve yetkinleşmesi için vazgeçilmezdir.
2.
İnsanın insanı sömürmesini açık ya da dolaylı biçimde savunan, savaş
kışkırtıcısı, din istismarcısı, ırkçı ve faşist düşünceler toplumun özgür
gelişiminin önünde engel oluşturdukları için propaganda ve örgütlenme
özgürlüklerinden yararlanamazlar.
3.
Sosyalist toplumun gelişimine engel oluşturan, ahlaki çöküntü ve
yabancılaşmaya yol açan insan kaçakçılığı, fuhuş, kumar ve uyuşturucu
madde ticareti yasaklanır.
4.
Ulusal ve etnik köken hiçbir biçimde bir ayrıcalık ya da dışlanma-ezilme
nedeni olamaz.
5.
Yaşayan dil ve kültürlerin korunup geliştirilmelerine olanak sağlanır.
6.
Cinsiyet farklılığının ayrımcılığa yol açmasına karşı ekonomik, siyasal,
ideolojik ve kültürel önlemler alınır.
7.
Aşiret yapıları tamamen ortadan kaldırılır ve bu yapıların kültürel ve
ideolojik alanlardaki izlerinin bütünüyle silinmesi için çaba gösterilir.
8.
Temel özgürlüklerin yaşama geçirilmesi için yazılı ve görsel iletişim,
toplantı ve gösteri yapma olanakları bütün toplumsal örgütlenmelerin
hizmetine verilir.
9.
Seyahat etme serbestliği, konut dokunulmazlığı, haberleşme gizliliği
sağlanır.
10. a)
Adalet mekanizması en küçük yerellikten başlayarak toplumsal iktidar
organlarının katılımıyla oluşturulur. Mahkemelerde gerek bu organlarca
belirlenen yurttaşlar, gerekse meslekten yargıçlar görev alır. Hukukun
üstünlüğü sağlanır.
b)
Ceza ve infaz yasaları, suçların önemli bir bölümü toplumsal kaynaklı
olduğundan, toplumun suça karşı korunması gereği göz ardı edilmeksizin,
bireye sosyalist toplumda yer alma bilincinin ve yeteneklerinin sağlanması
doğrultusundaki politikaları içerir.
c)
Savunma hakkı, suçlama başladığı andan itibaren devlet tarafından korunur.
d)
İç güvenlik örgütlerinin sosyalizmin ideallerine uygun ve emekçi halkın
denetimine açık olarak düzenlenmeleri sağlanır.
e)
Gözaltındaki, ya da cezaevindeki kişilere fiziki veya manevi baskı
yapılamaz. Hiç kimseye, hiçbir koşul ve durumda işkence uygulanamaz.
f)
Hiçbir durumda ölüm cezası verilemez.
C. Ekonomik Yapı
1.
TKP, toplumdaki eşitsizliklerin temel kaynağı olan üretim araçlarındaki
özel mülkiyeti, belli bir program çerçevesinde tümüyle ortadan kaldırmaya
yönelik bir ekonomik politika izler.
2. a)
Toprak da içinde olmak üzere bütün üretim araçları, doğal kaynaklar ve
yeraltı zenginlikleri kamu mülkiyetindedir.
b)
Üretim araçlarında kamu mülkiyetinin dışındaki biçimlerin tasfiye
sürecinde, üretimin sürekliliğinin sağlanması ve emekçilerin siyasal ve
ideolojik inisiyatifinin, tasfiyenin temel gücü olması için gerekli
önlemler alınır.
c)
Değişik mülkiyet biçimlerinin bir arada var olacağı geçiş dönemi boyunca,
ekonominin sosyalist öğeleri, yasalar ve siyasal iktidarın gündelik
politikalarıyla ayrıcalıklı duruma getirilir, diğerleri karşısında
korunur.
3.
Sosyalist ekonominin temel amacı, tüm toplumun refah içinde yaşaması,
yurttaşların yaşama koşullarının her geçen gün iyileştirilmesidir.
4.
Bütün ekonomik etkinlikler toplumsal denetime açık duruma getirilir ve
toplumsal kaynakların israfı, rüşvet, yetkilerin kötüye kullanılması,
disiplinsizlik ve tembellik gibi olgulara karşı etkin yönetsel, ideolojik,
ekonomik ve hukuksal önlemler alınır.
5.
Bankalar, sigorta şirketleri ve tüm diğer finans kuruluşları
kamulaştırılır, sosyalist ekonominin gelişimi açısından gereksiz olanları
tasfiye edilir.
6.
Dış ticaret yalnız devlet eliyle yürütülür.
7. a)
Ekonomik gelişme, işçi sınıfı iktidarında planlanabilir bir süreçtir.
Sınıf çelişkilerinin tasfiyesi sürecinde ekonominin bütün öğelerinin
uyumlu birlikteliğini ve üretimin toplum yararına gerçekleşmesini
sağlayacak olan unsur, merkezi planlamadır.
b)
Planlama, tabandan başlayarak emekçi inisiyatifinin gelişmesi ve üretim
sürecindeki karar mekanizmalarının demokratikleşmesi ile birlikte yaşama
geçer.
8.
Sosyalist planlama, bilimsel ve teknolojik birikimin toplumun yararına
kullanılmasına ve geliştirilmesine öncelik verir.
9. a)
Sanayileşme ve kalkınmada, Türkiye'nin yeterli düzeyde sahip olduğu
kaynaklara (madenler, toprak, enerji, nitelikli emek gücü) dayanılarak bir
atılım örgütlenecek, ülke ekonomisinin dışa bağımlılığına son
verilecektir.
b)
Sosyalist ekonominin kendi gücüne dayanarak ayakta kalması, onun içe
kapanması anlamına gelmez. Ekonominin bağımsızlığı, onun sınıf
karakteriyle ve emperyalist dünyanın bir parçası olmaktan çıkması ile
sağlanır. Bağımsızlığın ve ülkedeki sınıf çıkarlarının gözetildiği dış
ekonomik ilişkiler, sosyalist ekonominin gelişimine hizmet edecek biçimde
düzenlenir.
c)
Emperyalist ülkelerle yapılmış, ülkemiz emekçilerini büyük bir borç yükü
altına sokan, ülkeyi bağımlı duruma getiren bütün anlaşmalar geçersizdir,
tek yanlı olarak feshedilir.
d)
Diğer sosyalist ülkelerle kalıcı, uyumlu ve enternasyonalizmin ruhuna
uygun bir ekonomik bütünleşme sürecinin gerçekleşmesi için çaba
gösterilir.
10.
Sosyalist ekonomik yapıda üretilen tüm zenginlik, toplumun kolektif
gereksinimleri için gereken miktar ayrıldıktan sonra emekçilere ücret
olarak geri döner. Ücretlerin belirlenmesinde "herkesten yeteneğine göre,
herkese emeğine göre" ilkesi, sınıfsız topluma giden yolun ilk
aşamalarında geçerliliğini sürdürecektir. Bununla birlikte, asıl hedef
olan "herkese ihtiyacına göre" ilkesinin giderek öne çıkmasını gözeten
politikalar geliştirilecektir.
11.
Çalışma süresinin kısaltılması, yeni insanın yaratılmasında en önemli
araçlardan ve sosyalist toplumun temel hedeflerinden biridir.
12.
Fiziksel emek kullanımını en aza indirmek ve tüm insanların zihinsel
üretim potansiyelini harekete geçirmek, sosyalist toplumun bir diğer temel
hedefidir. Tarım ve sanayi üretiminde ileri teknikler kullanılarak,
öncelikle insana yakışmayan koşullarda gerçekleşen işlerin makineler
tarafından yerine getirilmesi sağlanır.
13.
Sosyalist ekonomide çalışabilir durum ve yaştaki tüm yurttaşlara iş
güvencesi ve çalışma hakkı sağlanır. Devlet bu iki temel hakkı hiçbir
durumda ortadan kaldıramaz.
14.
Çalışamayacak durumda olanlar, yaşlılar ve emekliler sosyalist devletin
güvencesi altındadır. Bu yurttaşlara insanca bir yaşam düzeyi ve eşit
olanaklar sağlanır.
15.
Sendikalar sosyalist kuruluş sürecinde işçi sınıfının yönetime katılma,
sosyalizmin temellerini sağlamlaştırma ve onu koruma araçlarından bir
tanesidir.
a)
Sendikalaşma ve grev hakkı, tüm emekçileri kapsayan bir biçimde yasalarla
güvence altına alınır.
b)
Sendikalar ve işyerlerindeki iktidar organları, çalışma koşullarının
iyileştirilmesi, işçilerin dinlenme, kültür ve spor olanaklarının
genişletilmesi için yetkilidirler.
16. a)
Tarım emekçilerinin, özgür çiftçiler olarak kolektif çiftliklerde ve tarım
proleterleri olarak devlet işletmelerinde toplanmaları için siyasal ve
ideolojik mücadele verilir. Kolektif çiftliklerin kamu mülkiyetine uyumlu
ve onunla çelişmeyecek biçimler bulması sağlanır.
b)
Tarımsal üretimde değişik kolektif biçimlerin uyumu gözetilirken, gelişkin
biçimlere yönelinmesi için çaba gösterilir.
c)
Toprakta özel mülkiyetçi ideolojiyi besleyen her tür dinamiğe karşı
mücadele edilir.
d)
Tarımsal üretimde dışa bağımlılığa son verilir.
17.
TKP, ekonomik politikaların kentler ile kırlar arasındaki ayrımları
azaltma hedefi ile uyumlu olmasına dikkat eder.
18.
Üretim sürecinde ortaya çıkan her tür yabancılaşmaya, özellikle
işçi-makine, işçi-ürün yabancılaşmasına karşı önlem alınır.
D. Dış Politika ve Savunma
1.
Emperyalizmin bütün askeri, ekonomik, mali, kültürel ve siyasal
örgütlenmelerinden çıkılır. Bu örgütlenmelerle geçmişteki ilişki ve
bağların yol açtığı ülke çıkarlarına aykırı bütün anlaşma ve yükümlülükler
geçersizdir.
2.
Eşit katılımı sağlayan, karşılıklı çıkarları koruyan ve barışa hizmet eden
bütün uluslararası kuruluşlarda yer alınır. Bu kuruluşların uluslararası
ilişkilerin iyileştirilmesi, emperyalist ülkelerin hareket alanının
daraltılması ve uluslararası gericilikle mücadele amaçlarına hizmet etmesi
için etkin bir çaba gösterilir.
3.
Bütün sosyalist ve devrimci iktidarlarla dayanışmaya gidilir.
Emperyalizmin gücünü ve etkinliğini geriletici bölgesel/uluslararası
birlikteliklerin oluşturulması ve güçlendirilmesi için girişimci ve
destekleyici tutumlar sergilenir.
4. a)
Toplumda enternasyonalist bilincin gelişmesi ve süreklilik kazanması için
gereken önlemler alınır.
b)
Kapitalist ülkelerdeki devrimci ve komünist hareketlerle dayanışma
geliştirilir.
c)
Komünist, sosyalist, anti-emperyalist, anti-faşist, savaş aleyhtarı
görüşleri nedeniyle kendi ülkelerini terk etmek zorunda bırakılan kişiler,
sosyalist toplumumuzun ve yasaların güvencesi altındadır.
5. a)
Ülkenin temel savunma unsuru, silahlı kuvvetlerdir.
b)
Silahlı kuvvetler, sosyalist toplumun hizmetindedir. Silahlı kuvvetlerin
topluma yabancılaşması önlenir. Silahlı kuvvetler barış zamanlarında
üretim sürecinde görev üstlenir.
c)
Askerlik, kadın ve erkek bütün yurttaşlara zorunludur. Askerlik süresi
uluslararası ilişkilerin durumuna göre belirlenir.
d)
Silahlı kuvvetler çağın gereklerine uygun bir örgütlenme ile teknolojik
gelişmelere uyum sağlar. Ülkenin savunma gücünün ayakta kalması için her
tür önlem alınır. Silah sanayisinin ulusal karakteri geliştirilir ve
titizlikle korunur.
e)
Savaş hali uygulamasına karar verecek tek organ Meclis'tir.
f)
Emperyalist bir saldırı karşısında ülkenin bütün siyasal, örgütsel,
ekonomik ve beşeri potansiyeli harekete geçirilir ve savaş, tüm halkın
katılımıyla, devrimci ve yurtsever bir savaşa dönüştürülür.
g)
Silahlı kuvvetler içinde ast-üst ilişkilerinde demokratik normlar
yerleştirilir, hiyerarşik düzen kültürel ve ideolojik eğitim süreçlerinin
yardımıyla sağlanır. Silahlı kuvvetlerin daimi personeli, yalnız askerlik
alanında değil, sosyalist toplumun gereksindiği bireyler olarak
yetiştirilir.
h)
Silahlı kuvvetler mensupları, seçme ve seçilme hakkı dahil olmak üzere,
diğer yurttaşlara tanınan bütün siyasal ve sosyal haklara sahiptir.
i)
Silahlı kuvvetlerin enternasyonalist karakteri korunur ve güçlendirilir.
j)
İç güvenlik gerksinmeleri, silahlı kuvvetler bünyesinde kurulan halk
milisleri ile karşılanır.
E. Yeni İnsanın Yaratılması
1.
Yeni insanın yaratılması, sosyalizmin kuruluşunun hem bir göstergesi, hem
bir sonucu, hem de aracıdır. Yeni insan, ideolojik, kültürel ve fiziki
varlığıyla bir bütündür. Toplum ve devlet, bu bütünün uyumlu ve sağlıklı
gelişmesinden sorumludur.
2.
TKP, bireylerin kendilerini toplumsal olarak ifade edebilmeleri, kolektif
bilince sahip, insanların ve bütün ulusların eşitliği ve kardeşliğine
inanan kişiler olarak yetişmeleri için eğitim, kitle iletişimi, siyasal ve
kültürel yaşam, sağlık, spor etkinlikleri gibi alanları ayrı ayrı değil,
bir bütün olarak değerlendirir.
3.
Bütün yurttaşları kapsayan ve her tür insani gereksinimi içeren bir sosyal
güvenlik sistemi oluşturulur.
4. a)
Eğitim, bütün aşamalarında parasız sunulan kamusal bir hizmet olarak
toplumun çıkarları doğrultusunda yeniden örgütlenir. Bütün özel eğitim
kurumları kamulaştırılır.
b)
Eğitim, insanın yetenek ve yaratıcı gücünü ortaya çıkaran, geliştiren
bilimsel içerikli bir etkinliğe dönüştürülür.
c)
Anadilde eğitim, sosyalist devletin güvencesi altındadır. Ülke ve bölgede
yaşayan halkların birbirlerinin dil ve kültürlerini daha yakından
tanımaları eğitim sisteminin amaçları arasındadır.
d)
Yabancı dil eğitim politikası, insanlığın kültürel ve bilimsel
birikiminden azami ölçüde faydalanmak ve halklar arası kardeşliği
güçlendirmek hedefi doğrultusunda belirlenir.
e)
Herkesin istediği alanda öğrenim görebilmesi, toplumun gereksinimleri de
gözetilerek sağlanır.
f)
Eğitim politikalarında öğrenim kurumlarının bütün öğeleri söz sahibidir.
Öğretmenler, öğrenciler, veliler ve eğitim kurumlarındaki hizmet işçileri
ayrı ve birleşik örgütlenmelerle eğitim politikalarının oluşturulmasına
katılırlar.
g)Yeni
insanın sınıfsız topluma giden süreçte, aynı zamanda "mücadele eden insan"
olduğundan hareketle, eğitim, sınıfsız-sömürüsüz bir dünya için verilen
mücadeleye bilimsel ve ahlaki açılardan yardımcı olur.
h)
18 yaşın altındaki çocuk ve gençlerin, eğitim süreçlerinin bir parçası
olmayan işlerde çalışmaları/çalıştırılmaları yasaktır.
i)
Okuma, yazma bilmeyen tek bir yurttaşın kalmaması sosyalist toplumun en
temel görevlerinden birisidir. Ayrıca hiçbir yaş sınırlaması olmaksızın
insanların bilgi ve becerilerini geliştirebilmeleri için her tür olanak
sağlanır.
5.
Bütün
özel hastane ve sağlık kuruluşları kamulaştırılır. İlaç ve tedavi
giderleri dahil bütün sağlık hizmetleri parasızdır ve devlet tarafından
karşılanır. İnsan sağlığını bozucu her tür etkenin ortadan kaldırılması
için mücadele edilir, ve koruyucu hekimlik ve basamaklı sağlık hizmeti
uygulamaları yaygınlaştırılır.
6.
İnsanlar moral ve fiziki açılardan kendilerini yeniden üretecekleri
mekanlarda yaşama hakkına sahiptir. Bu hak doğrultusunda herkese
gereksinimine uygun konut sağlanır. Konutların deprem, sel ve diğer doğa
olaylarından etkilenmeyecek sağlamlığa sahip olmaları için gereken her tür
önlem alınır. Konutlarda ısınma, elektrik enerjisi ve su bedelsiz olarak
sağlanır.
7.
Toplumun kullanımına sunulan mal ve hizmetlerin fiyatları, toplumun
entelektüel gelişiminin hızlandırılması ve tüketim alışkanlıklarının yeni
insanın yaratılması mücadelesine yardımcı olacak biçimde değiştirilmesi
hedefleri de dikkate alınarak belirlenir.
8.
Yeni insanın yaratılması mücadelesinin önemli bir parçası, kadın ve erkek
arasında toplumsal etkinlik, fırsat eşitliği ve toplumsal roller açısından
tarihsel süreç içinde ortaya çıkmış ayrım ve çelişkilerin ortadan
kaldırılmasıdır.
a)
TKP, yasalarla güvenceye alınan kadın haklarının yaşamın bütün alanlarında
gerçek ve kalıcı bir kazanıma dönüşmesi doğrultusunda mücadele eder,
cinselliğin kadını aşağılayıcı ideolojik roller üstlenmesine, kadınlara
yönelik her tür ayrımcılığa karşı durur.
b)
Kadının ev işleri ve çocuk bakımına bağımlılığının nedeni olan cinsiyet
farklılığına dayalı işbölümünün bütün toplumsal ve ideolojik yönleriyle
tasfiye edilmesi için gereken mücadele verilir. Yemek, temizlik ve çocuk
bakımı gibi kapitalist toplumda kadının üzerine çöken yükler, kolektif
olanaklar seferber edilerek toplumun bütünü tarafından üstlenilir. Bu
doğrultuda planlı kentleşmenin önemli bir parçası olan kreş, yemekhane ve
çamaşırhaneler yaygınlaştırılır.
c)
Kadınların siyasal ve kültürel yaşama etkin bir biçimde katılmaları için
her tür örgütsel olanak yaratılır.
d)
TKP, ailenin kapitalizm koşullarında üstlendiği iktisadi ve ideolojik
işlevlerinden arındırılması ve sevgi temelinde gönüllü birlikteliklere
dönüşmesi için mücadele eder.
9.
Çocukların bakımı, beslenmesi, sağlıklı bireyler olarak gelişimi ve
eğitimi, sosyalist devletin güvencesindedir.
10.
Gençlerin mümkün olan en erken yaştan başlayarak toplumsal yaşamın
bütününe, siyasal karar alma süreçlerine, kültürel, sanatsal, bilimsel
üretime katılabilmeleri özendirilir. Parçası oldukları eğitim veya spor
kurumları ile yerelliklerde diğer yurttaşlarla eşit hak ve sorumluluklara
sahip olmaları için olanak sağlanır. Sosyalist toplum, kapitalist toplumda
baskı altında tutulan gençliğin yaratıcı enerjisini açığa çıkaracak,
gençliği her alanda özgürleştirecektir.
11.
Kapitalizmin her türlü toplumsal etkinlikten uzaklaştırarak kimsesiz ve
desteksiz bıraktığı yaşlıların yeni toplumun eşit, bakımlı, kamusal yaşama
katılmaları özendirilen yurttaşlar olarak yaşamaları için gerekli bütün
maddi ve manevi koşullar oluşturulur.
12.
Engellilerin eğitim ve üretim süreçlerine ve toplumsal yaşama
katılmalarının koşulları yaratılır.
13.
Sanat, yeni insanın kendini özgürce gerçekleştirmesine katkı sağlayacak
önemli alanlardan biridir.
a)
TKP, sanatçı yaratıcılığının özgürleşmesini hedefleyen girişimlere öncülük
eder.
b)
Sanatın özgür bir ortamda toplumsallaşması, sanat emekçilerinin
örgütlenmesi, sanatın insana ulaşmasını önleyen bütün engellerin
kaldırılması, TKP'nin temel amaçlarındandır. Bu doğrultuda;
i.
Sanat emekçilerinin, kendilerine ayrılacak toplumsal olanakları örgütlü ve
kolektif olarak kullanmaları gözetilir.
ii.
Devletin sanatsal üretimde yeni ve farklı yaratma biçim ve tekniklerinin
gelişmesine engel değil destek olması esastır.
iii.
Sanat ürünlerine yönelik her tür sansür kaldırılır.
iv.
Sanatın metalaşmasının önüne geçilir.
v.
Sanatsal üretimin bir azınlık uğraşı olmaktan çıkması ve yaygın bir
toplumsal uğraş haline gelmesine çalışılır.
vi.
TKP, sanatsal ürünlerin sosyalist toplumun ve yeni insanın
gereksinimleriyle çelişkiye düşmemesi için ideolojik mücadele verir.
c)
Kültürel ve tarihsel miras korunur ve tüm halkın erişimine açılır.
14.
Bilim ve bilimsel faaliyet sosyalist toplumun yetkinleştirilmesinde ve
yeni insanın yaratılmasında temel başlıklardan biridir. Bilim ve
teknolojinin sömürüyü artırmak amacıyla ya da sömürünün artmasına izin
verdikleri ölçüde geliştirilebildiği, metalaştırıldığı, geniş kitlelere
yabancılaştırıldığı koşulların sona ermesiyle bilimsel faaliyetin toplumun
bütünsel çıkarları doğrultusunda yürütülmesi mümkün hale gelecektir.
Bilimsel çalışmalara ayrılan kaynakların belirlenmesi ve dağıtım
kararlarına bilim insanlarının örgütlü olarak katılmaları sağlanacaktır.
Bilim insanlarının yürüttüğü çalışmalar sonucunda ortaya çıkan kazanım ve
ürünler bütün insanlığın ortak malıdır.
15. a)
Kapitalist toplumda ticarileştirilen ve profesyonel bir faaliyet haline
getirilen sporun yerini spor yapma olanaklarının her yaş, cinsiyet, meslek
ve bölgeden bütün insanlara sunulduğu bir toplumsal örgütlenme alacaktır.
b)
Sporun yıkıcı, düşmanlaştırıcı bir rekabeti değil sağlık, eğlence ve
dayanışmayı esas alması ve geliştirmesi hedeflenir.
c)
Spor, özel mekanlara sıkıştırılmak yerine işyerlerine, okullara, bütün
yerleşim birimlerine yaygınlaştırılır. Geniş kitlelerin pasif izleyici
durumundan çıkmaları özendirilir.
16. a)
Herkes inanç özgürlüğüne sahiptir. Hiçbir kurum, insanlar üzerinde manevi
baskı kuramaz.
b)
Dinin siyasallaşmasının önüne geçilir. İnsanların dinsel inanışları hiçbir
resmi belgede yer almaz.
c)
Din, eğitim kurumlarında toplumsal bilimlerin bir araştırma konusu olarak
ele alınır.
d)
TKP, her türden metafizik inanışın yerine insanlığın bilimsel
kazanımlarının geçirilmesi için verilecek siyasal-ideolojik mücadelelerin
öncüsüdür.
17. a)
Çevre ve kültür değerleri, ticari birer meta olmaktan kurtarılarak devlet
tarafından korunur ve tüm toplumun kullanımına açılır. Kıyıların,
ormanların, doğal ve tarihsel zenginliklerin tahrip edilmesine karşı ağır
yaptırımlar uygulanır.
b)
Sosyalist sanayileşme ve kentleşme politika ve uygulamalarında çevre ve
insan sağlığının korunması öncelikli olarak gözetilir. Çevre politikasının
belirlenmesinde ve somut uygulamalarda toplumun bütününün ve ilgili
toplulukların örgütlü biçimde yer almaları sağlanır.
c)
Ekonomik, sosyal ve kültürel açılardan kentlerin kırlara karşı göreli
üstünlüğünden kaynaklanan eşitsizliklerin giderilmesi doğrultusunda önlem
alınır.
d)
Kentlerde toplu taşımacılık yaşama geçirilir ve ücretsiz kamu hizmetine
dönüştürülür. Kent içi ve kentler arası ulaşımda karayollarının kapitalist
toplumda kazandığı ağırlık azaltılarak, daha güvenli ve verimli ulaşım
biçimleri yaygınlaştırılır.
e)
Doğal afetlerin yıkıcı etkilerini yok etmek için gerekli kaynakların
ayrılması, bu yönde bilimsel çalışmalar yürütülmesi sosyalist devletin
sorumluluğudur. Bu çalışmalar halkın bilgisine, katılım ve denetimine
açıktır. |