|
BAŞBAKAN |
RECEP
TAYYİP ERDOĞAN |
|
|
İSTANBUL -
1954, Ahmet - Tenzile - Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari
Bilimler Fakültesi - İngilizce - İktisatçı - Özel Sektörde
Müşavir ve Üst Düzey Yönetici, İstanbul Büyükşehir Belediye
Başkanı - Adalet ve Kalkınma Partisi Genel Başkanı - Başbakan
- Evli, 4 Çocuk. |
|
DIŞİŞLERİ
BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI |
ABDULLAH
GÜL |
|
|
KAYSERİ -
1950, Ahmet Hamdi, Adeviye - İstanbul Üniv. İktisat Fakültesi
- İngilizce, Arapça - İktisat Doç. Dr., Öğretim Üyesi -
Sakarya Üniv. Endüstri Müh. Fak. Öğretim Üyesi, İslam Kalkınma
Bankası İktisat Uzmanı - AK Parti Kurucu Üyesi-XIX, XX, XXI
inci Dönem Kayseri Milletvekili - Avrupa Konseyi Parlamenter
Meclisi, Batı Avrupa Birliği Asamblesi ve (NATO) Kuzey
Atlantik Asamblesi Türk Grubu Eski Üyesi - Eski Devlet Bakanı
ve Başbakan - Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı - Evli,
3 Çocuk. |
|
DEVLET
BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI |
ABDÜLLATİF
ŞENER |
|
|
YILDIZELİ -
1954, Bedirhan, Ayferat - Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler
Fakültesi, Gazi Üniversitesi Doktora - Fransızca - Maliye
Doçent Dr., Öğretim Üyesi - Gazi Üniversitesi Bolu İktisadî ve
İdarî Bilimler Fakültesi Dekan Yardımcısı, Hacettepe
Üniversitesi İktisadî ve İdarî Bilimler Fakültesi Maliye
Bölümü Öğretim Üyesi - AK Parti Kurucu Üyesi - XIX, XX, XXI
inci Dönem Sivas Milletvekili - Maliye Eski Bakanı, Devlet
Bakanı ve Başbakan Yardımcısı - Evli, 4 Çocuk. |
|
DEVLET
BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI |
MEHMET ALİ
ŞAHİN |
|
|
EKİNCİK -
1950, Abdullah, Ünzüle - İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi
- Serbest Avukat, İstanbul Fatih Belediye Başkanı - Adalet ve
Kalkınma Partisi Kurucu Üyesi - XX, XXI inci Dönem İstanbul
Milletvekili - Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı - Evli, 4
Çocuk. |
|
DEVLET
BAKANI |
BEŞİR
ATALAY |
|
|
KESKİN -
1947, Mehmet - Memduha - Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi,
Master ve Doktora - İngilizce - Sosyolog, Prof.Dr., Öğretim
Üyesi - Erzurum Atatürk Üniversitesi Öğretim Üyesi, DPT Sosyal
Planlama Daire Başkanı, Marmara Üniversitesi Öğretim Üyesi,
UNESCO Türkiye Milli Komisyonu Yönetim Kurulu Üyesi, Kırıkkale
Üniversitesi Kurucu Rektörü, Ankara Sosyal Araştırmalar
Merkezi Koordinatörü - Devlet Bakanı - Evli, 3 Çocuk. |
|
DEVLET
BAKANI |
MEHMET
AYDIN |
|
|
ELAZIĞ -
1943, Osman - Gülüş - Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi,
İskoçya Edinburgh Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe
Dalında Doktora - İngilizce, Fransızca, Arapça - Prof.Dr.,
Öğretim Üyesi - Dokuz Eylül Üniversitesi İlahiyat Fakültesi
Öğretim Üyesi ve İlahiyat Fakültesi Dekanı - Devlet Bakanı -
Evli. |
|
DEVLET
BAKANI |
ALİ BABACAN |
|
|
ANKARA -
1967, Hilmi - Güner - ODTÜ Endüstri Mühendisliği Bölümü,
Northwestern Üniversitesi Kellogg School of Management İşletme
Dalında Master - İngilizce - A.B.D.de Finans Sektöründe Üst
Düzey Yönetici Danışmanlığı, Serbest Ticaret - Adalet ve
Kalkınma Partisi Kurucu Üyesi - Devlet Bakanı - Evli, 2 Çocuk. |
|
DEVLET
BAKANI |
KÜRŞAD
TÜZMEN |
|
|
ANKARA -
1958, Nuray - Feriha - ODTÜ İşletme Bl., Illinois Üniv.İşletme
Bl.Master - İngilizce, Almanca - İşletmeci, Emekli Müsteşar -
DPT, Hazine ve Dış Ticaret Müsteşarlığı Uzmanı, Daire Başkanı,
Gn.Md.Yrd, Serbest Bölgeler Genel Müdürü., DTM Müsteşar Yrd.,
Dış Ticaret Müsteşarı, Türk Eximbank Yön.Kur.Bşk., İGEME,
WEPZA Yön.Kur.Bşk., (1999-2000-2001) Yılın Bürokratı Ödülü
Sahibi, Milli Yüzücü, Profesyonel Dalgıç, Milli Olimpiyat
Komitesi Üyesi - Çevre Eski Bakanı, Devlet Bakanı -Evli, 2
Çocuk. |
|
DEVLET
BAKANI |
NİMET
ÇUBUKÇU |
|
|
AYRANCI -
1965, Ferit - Emine - İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi -
Serbest Avukat - Adalet ve Kalkınma Partisi Kurucu Üyesi -
Devlet Bakanı - Evli, 1 Çocuk. |
|
MİLLİ
SAVUNMA BAKANI |
MEHMET
VECDİ GÖNÜL |
|
|
ERZİNCAN-1939, Mustafa Saffet, Lütfiye-A.Ü.Siyasal Bilgiler
Fakültesi, TODAİE, ABD Güney California Üniv.Master-İngilizce-Mülki
İdare Amiri-Kaymakam, Vali, Mülkiye Müfettişi, İçişleri
Bakanlığı Özlük İşleri Gn.Md., Kocaeli Valisi, Emniyet Gn.Md.,
Ankara, İzmir Valisi, YÖK Kurucu Üyesi, İçişleri Bakanlığı
Müst., Sayıştay Başkanı, Avrupa Sayıştaylar Bir.Den., ECO
Ülkeleri Sayıştaylar Birliği Bşk.-XXI inci Dönem Kocaeli
Milletvekili-TBMM Eski Başkanvekili-Milli Savunma Bakanı-Evli,
3 Çocuk. |
|
MALİYE
BAKANI |
KEMAL
UNAKITAN |
|
|
DOMURCALI -
1946, Mustafa - Hidayet - Ankara İktisadi ve Ticari İlimler
Akademisi - İngilizce - Ekonomist - Maliye Bakanlığı Hesap
Uzmanı, SEKA Genel Müdür Muavini ve Genel Müdürü, Family
Finans Yönetim Kurulu Üyesi - Maliye Bakanı - Evli, 3 Çocuk. |
|
MİLLİ
EĞİTİM BAKANI |
HÜSEYİN
ÇELİK |
|
|
GÜRPINAR-1959, Hasan, Sariye-İstanbul Üniv.Edebiyat Fakültesi
Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü, Y.Y.Üniv. Türk Edebiyatı Master,
Londra Üniv. SOAS Türk Politikası Master, İstanbul Üniv.
Sosyal Bilimler Enstitüsü Yeni Türk Edebiyatı
Doktora-İngilizce-Doç.Dr., Öğretim Üyesi-Y.Y.Üniv. Fen
Edebiyat Fak. Türk Dili ve Edebiyatı Bölüm Bşk. ve Öğretim
Üyesi-AK Parti Kurucu Üyesi-XXI inci Dönem Van
Milletvekili-TBMM Başkanlık Divanı Eski Katip Üyesi-Kültür
Eski Bakanı, Millî Eğitim Bakanı-Evli, 3 Çocuk. |
|
BAYINDIRLIK
VE İSKAN BAKANI |
FARUK NAFIZ
ÖZAK |
|
|
TRABZON -
1946, Ali Haydar - Safiye - Karadeniz Teknik Üniversitesi
İnşaat Mühendisliği - İngilizce - İnşaat Yüksek Mühendisi -
Trabzonspor Futbol Takımı Kaptanı, Yılın Sporcusu Ödülü
Sahibi, Trabzonspor Asbaşkanı ve Başkanı, YAPISUN A.Ş. Yönetim
Kurulu Başkanı, Trabzon Kalkınma Vakfı Kurucusu - Bayındırlık
ve İskân Bakanı - Evli, 2 Çocuk. |
|
SAĞLIK
BAKANI |
RECEP AKDAĞ |
|
|
ERZURUM -
1960, Yahya - Zekiye - Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi -
İngilizce - Prof.Dr., Öğretim Üyesi - Atatürk Üniversitesi
Araştırma Hastanesi Başhekim Yardımcısı, Atatürk Üniversitesi
Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı
Öğretim Üyesi, Atatürk Üniversitesi Biyoteknoloji Uygulama ve
Araştırma Merkezi Müdür Yardımcısı - Evli, 5 Çocuk. |
|
TARIM VE
KÖYİŞLERİ BAKANI |
MEHMET
MEHDİ EKER |
|
|
BİSMİL -
1956, Abdullah - Fehime - Ankara Üniv. Veteriner Fakültesi,
İngiltere University of Aberdeen Tarım Ekonomisi Master,
Ankara Ü. Sağlık Bilimleri Enstitüsü Doktora - İngilizce - Dr.
Veteriner Hekim, Tarım Ekonomisi Uzmanı - Lalahan Hayvancılık
Merkez Araştırma Enstitüsü Md.Yrd., İstanbul Büyükşehir
Belediyesi Veteriner İşleri Müdürü, Tarım Bakanlığı Tarımsal
Üretim ve Geliştirme Genel Md.Yrd., Koruma ve Kontrol Genel
Müdürü ve Bakanlık Müşaviri - Tarım ve Köyişleri Bakanı -
Evli, 3 Çocuk. |
|
ÇALIŞMA VE
SOSYAL GÜVENLİK BAKANI |
MURAT
BAŞESGİOĞLU |
|
|
KASTAMONU -
1955, Mustafa - Hatice - İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi
- Orta Fransızca - Serbest Avukat - XVIII, XIX, XX, XXI inci
Dönem Kastamonu Milletvekili - İçişleri Eski Bakanı, Çalışma
ve Sosyal Güvenlik Bakanı - Evli, 2 Çocuk. |
|
SANAYİ VE
TİCARET BAKANI |
ALİ COŞKUN |
|
|
KEMALİYE-1939, Osman Hilmi, Safiye -Yıldız Teknik Üniv.
Elektrik Müh. Fak., İ.Ü. İşletme Fak.İşl.Eko.Master-İngilizce,
Almanca - Elektrik Mühendisi - Yeminli Mali Müşavir, Sanayici,
Kale Grubu Şirketler Topluluğu, Bisan Bisiklet Sanayi A.Ş. Üst
Düzey Yöneticisi, İSO Yön.Kur.Bşk.Yrd., TOBB Başkanı, İslam
Ülkeleri Odalar Birliği Bşk.V., Milletlerarası Ticaret Odası
Türk Milli Komitesi Başkanı, DEİK Kurucu Başkanı - XX, XXI
inci Dönem İstanbul Milletvekili-Sanayi ve Ticaret
Bakanı-Evli, 2 Çocuk. |
|
ENERJİ VE
TABİİ KAYNAKLAR BAKANI |
MEHMET
HİLMİ GÜLER |
|
|
ORDU-1949,
Mehmet Bahaettin-İrfan-ODTÜ Metalurji Mühendisliği, Aynı Üniv.
Master ve Doktora-İngilizce-Dr.Yüksek Mühendis-ODTÜ ve ADMMA
Makina Mühendisliği Böl. Asistan ve Öğr.Gör., Türk Uçak Sanayi
(TUSAŞ) Proje Mühendisi ve Grup Başkanı, TUBİTAK Başkan
Yardımcısı ve Yön.Kur. Üyesi, Makina Kimya Endüstrisi Kurumu
ve Etibank Genel Müdürü ve Yön.Kur.Bşk., Başbakanlık
Başmüşaviri, Erdemir ve İGDAŞ'ta Yön.Kur.Üyesi ve Murahhas
Aza-AK Parti Kurucu Üyesi-Enerji ve Tabiî Kaynaklar
Bakanı-Evli, 2 Çocuk. |
|
KÜLTÜR VE
TURİZM BAKANI |
ATİLLA KOÇ |
|
|
AYDIN -
1946, Ali - Zehra - Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler
Fakültesi - İngilizce - Mülki İdare Amiri - Kaymakam, İçişleri
Bakanlığı Bakanlık Müşaviri, Konya Emniyet Müdürü, Ulubey,
Nusaybin, Bayındır Kaymakamı, Siirt, Giresun Valisi,
Başbakanlık Müsteşarı, Ankara Büyükşehir Belediyesi Genel
Sekreteri, Merkez Valisi - Kültür ve Turizm Bakanı - Evli, 3
Çocuk. |
|
ÇEVRE VE
ORMAN BAKANLIĞI |
OSMAN PEPE |
|
|
AKÇAABAT -
1954, İsmail, Fethiye - KTÜ Makina Mühendisliği Fakültesi,
İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi İşletme İktisadı
Enstitüsünde Master - İngilizce - Makina Mühendisi - İller
Bankası, Azot Sanayi ve Ereğli Demir Çelik Fabrikasında
Mühendis, Serbest Mühendis Müteahhit, Özel Sektör Yöneticisi -
Adalet ve Kalkınma Partisi Kurucu Üyesi - XX, XXI inci Dönem
Kocaeli Milletvekili - TBMM Başkanlık Divanı Eski İdare Amiri
- Orman Eski Bakanı, Çevre ve Orman Bakanı - Evli, 4 Çocuk.
|
ERDOĞAN HÜKÜMETİ PROGRAMI
Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; Cumhuriyetimizin 59 uncu, AK Partinin ikinci
hükümeti adına, aziz milletimizi ve bu büyük milletin, siz, değerli
vekillerini saygılarımla selamlıyorum.
Sözlerime başlarken,
başta Cumhuriyetimizin banisi Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak
üzere, aziz milletimize hizmet etmiş tüm değerlerimizi şükranla
anıyorum. Milletimize hizmet yolunda taş üstüne taş koymuş her emek
sahibine, hükümetimin en derin saygılarını iletiyorum.
Bu vesileyle, bugün,
yeni bir yıldönümünü idrak ettiğimiz Çanakkale Zaferi dolayısıyla
milletime tebriklerimi arz ediyor, o günden bugüne canlarını feda
ederek bu toprakları anıtlaştıran tüm şehitlerimizin muazzez
hatıraları önünde saygıyla eğiliyorum. Hükümet Programımızı, büyük
bir destanın yıldönümünde Yüce Meclise sunma imkânı bulduğumuz için
son derece mutlu olduğumu sizlere söylüyorum.
Bildiğiniz gibi, şu
an sizlere okuyacağım hükümet programı, sadece 59 uncu Hükümetimizin
“hükümet etme tekniği”ni değil, 3 Kasım seçimleri ile Türk siyasal
hayatında çok önemli bir değişimi gerçekleştirmiş olan partimizin
“hükümet etme mantığı”nı da ortaya koyacaktır.
Dolayısıyla, 58 inci
Hükümet ile 59 uncu Hükümet arasında organik bir devamlılık ve
hükümet etme mantığı açısından süreklilik vardır.
Sizlere, hükümet etme
tekniğimiz üzerine açıklamalar yapmaya girişmeden, partimizin
kimliği doğrultusunda, siyasete, topluma ve hükümet kavramına nasıl
yaklaştığımızı açıklamak istiyorum. Bunu önemsiyorum; çünkü, bir
hükümet hangi siyasal yöntemle hükümet edeceğini açıklamaya
girişmeden önce, nasıl bir siyasal perspektife sahip olduğunu
açıklamalıdır diye düşünüyorum. Bugün isimlendirme düzeyinde,
iktidarda AK Parti var; ana muhalefet partisi olarak ise, Cumhuriyet
Halk Partisi bulunuyor.
Bu isimlendirmenin
gerisinde ise, iktidarda “muhafazakâr demokrat” bir partinin
olduğunu, ana muhalefette ise “sosyal demokrat” bir partinin
olduğunu hatırda tutmak gerekir. Bu nedenle, sözlerimize, geleceğin
siyaseti açısından çok önemli gördüğümüz siyasal perspektifimizi
açıklamayla başlamanın gereğine inanıyoruz. Böylece, hükümet etme
mantığımızı, Yüce Meclisin bilgilerine sunmuş ve aziz milletimize
arz etmiş olacağız.
Değerli
milletvekilleri, AK Parti siyasal kimliğini “muhafazakâr demokrat”
olarak tanımlamaktadır. AK Parti, kendi düşünce geleneğimizden
hareketle, yerli ve köklü değerler sistemimizi evrensel standarttaki
muhafazakâr siyaset çizgisiyle yeniden üretmek amacındadır. Yeni
“muhafazakâr demokrat” çizginin muhafazakârlığın genlerine ve tarihî
kodlarına uygun şekilde, ama, siyaset yaptığımız coğrafyanın
toplumsal ve kültürel geleneklerine yaslanarak ortaya konması Türk
siyasetine yeni bir soluk getirecektir. AK Parti geçmişten veya bir
medeniyet havzasından siyaset çizgisi ödünç almak yerine, kendi
düşünce geleneğiyle dünya genelinde de test edilen bir siyasal
tutumu yeniden üretmeyi doğru bulmaktadır.
Bizim, yeni siyaset
anlayışımıza zemin olan muhafazakâr demokrat kimliğimize göre
siyaset bir uzlaşı alanıdır. Toplumsal alandaki çeşitlilik ve
farklılığı siyasal alanda da kabul ediyor ve siyasetin taraflarını
her zeminde uzlaşıya davet ediyoruz. Bize göre farklılıklar tabiî
bir durum ve zenginliktir. Toplumsal ve kültürel çeşitlilikler
demokratik çoğulculuğun üreteceği tolerans ve hoşgörü zemininde
siyasete bir renklilik olarak katılmalıdırlar. Katılımcı
demokrasinin de farklılıklara temsil olanağı sağlayarak ve siyasal
sürece katarak kendisini geliştireceği düşüncesini esas kabul
etmekteyiz.
AK Partinin
muhafazakârlık anlayışı, siyasal otoriteyi, hukukî ve siyasî
meşruluğun ötesinde bir meşruluk temeline oturtmakta ve siyasal
iktidarın var olan toplumu tanıyarak, işlevlerini onun irade ve
değerlerine uygun olarak yürütmesi gerektiğini belirtmektedir.
Sadece sayısal güce
dayanan bir yönetim anlayışını benimsemiyoruz. Toplumsal
mutabakattan güç alan bir siyaset anlayışından yanayız. Bize göre
siyasî iktidarın en temel dayanağı millî iradenin kabulüne mazhar
olarak, meşruluğunu milletin genel kabulünden almasıdır. Hukukî
meşruiyetin kaynağı, hiç şüphesiz ki, milletin siyasal varoluşunun
ifadesi olan Türkiye Cumhuriyeti Anayasasıdır.
AK Partinin
muhafazakâr kimliği, siyasal gücün bir kişinin veya grubun elinde
yoğunlaşmasını destekleyen, bireysel ve siyasal özgürlüklere karşı
olan, siyasal katılımın hemen hemen tüm biçimlerini reddeden, baskı
ve güç kullanımını öngörün dayatmacı siyasal anlayışları
reddetmektir.
Siyasal otoritenin
sınırlandırılması düşüncesi, bizim muhafazakârlık temelli siyaset
kavrayışımızın en ısrarlı olduğu argümanlardandır.
Bize göre,
sınırlandırılmayan, keyfîliğe ve hukuksuzluğa olanak sağlayan,
katılımı ve temsili önemsemeyen, bireysel ve kolektif hak ve
özgürlükleri hiçe sayan totaliter ve otoriter anlayışlar, sivil ve
demokratik siyasetin en büyük düşmanlarıdır. AK Parti iktidarı, her
türlü dayatmacı, buyurgan, tek tipçi, toplum mühendisliğine dayanan
yaklaşımları sağlıklı bir demokratik sistem için engel olarak görür.
Muhafazakâr demokrat
siyasî kimliğimizin genel tutumu, kanun hâkimiyeti yoluyla sınırlı
devleti savunmak, doktriner ve dogmatik olandan hoşlanmamak olarak
özetlenebilir.
Bu çerçevede
hükümetin rolü, topluma tercihler empoze etme gücünü ele geçirmek
olmayıp, barışı, anayasal düzeni ve adaleti korumakla sınırlıdır.
Bize göre, hukuk devletinin gereği, siyasal iktidarı ve tüm
kurumları yasal çerçeveyle sınırlamaktır. Ayrıca, devletin ideolojik
bir tercihle kendisini dogmatik bir alan olarak tanımlaması,
savunulmaması gereken bir durumdur. Aslî fonksiyonlarına çekilmiş,
küçük ama dinamik ve etkili bir devlet, vatandaşını tanımlayan,
biçimlendiren, ona tercihler dayatan değil, vatandaşın tanımladığı,
denetlediği ve şekillendirdiği bir devlettir.
Bize göre, katılımcı
demokrasiden yoksun siyasal davranışlar, devletin sahip olduğu
denetim gücüyle ara kurumlarda geniş tahribat meydana getirmiş ve
özgürlüğü büyük ölçüde kullanılamaz hale getirmiştir. Bize göre,
demokratik bir toplumda sivil toplum örgütleri büyük önem taşırlar.
Sivil ve özgürlükçü bir ortamın oluşabilmesi ve bireyin devlet
karşısında korunabilmesi buna bağlıdır. AK Parti iktidarı, sivil
siyaseti önemsemekte, siyasette sivil toplumun etkisine
inanmaktadır.
Bizim muhafazakâr
kimliğimizin temel felsefî ve siyasal kaygısı, bireyi koruyabilecek
bir aile olan toplumsal organizmayı sağlıklı ve bir arada
tutabilmektir. Bize göre bireysel özgürlüğün tam olarak tesis
edilebilmesi, bireyi soyut, silik ve siyasal iktidar karşısında
korumasız kılmaktan değil, onu toplumsal alan içinde sivil ve sosyal
oluşumlarla teçhiz etmekten geçmektedir. Toplumun ve toplumsal
değerlerin korunması temel olmalıdır.
AK Partinin hükümet
telakkisi, toplumun yapıtaşı olan aile kurumunun sosyalleştirme
misyonunu kaçınılmaz görmektedir.
AK Parti hükümeti,
kültürel farklılıkları saygıyla karşılayarak, demokrasinin gelişimi
için, her toplumun kendine özgü kurumlarına saygı gösterilmesini
savunmaktadır. Muhafazakârlık bu yönüyle katı ve donmuş bir
ideolojiden daha çok “demokrat” bir perspektifi temsil etmektedir.
Bize göre, demokratik siyaset zemini her türlü sorunun aktarıldığı,
tüm toplumsal taleplerin yansıtıldığı ve doğru ile yanlışın
kendisini test ederek düzeltebilecekleri bir zemindir. Türkiye
toplumundaki farklılık ve çeşitlilikler de çoğulcu demokrasiyi
zenginleştirecek unsurlardır.
Demokrasiyi kabule
şayan kılan da, toplumsal ve kültürel farklılıkları ve talepleri
siyasete katabilmesi ve kurulu düzeni dayatmacı, ideolojik ve siyasî
aşırılıklardan korumasıdır. Hükümetimiz, demokratik kültürü,
siyasetinin ana unsuru olarak görmektedir.
Biz, gerilime yol
açan söylem ve üslubun Türkiye siyasetine bir fayda sağlamadığını;
Türk siyasetinin çatışma, kamplaşma ve kutuplaşma yerine, uzlaşı,
bütünleşme ve hoşgörü üzerine kurulması gerektiğini düşünüyor ve
itidalin toplumun genel bir talebi olduğuna inanıyoruz.
Muhafazakârlık,
adalete ve özgürlüğe dayanan ideal dünyayı önemser; ama ona
götüreceği umulan her türlü toplumsal mühendisliği reddeder.
Her siyaset geleneği,
zaman tünelinden ve tecrübe süzgecinden geçtikten sonra ortaya
çıkmakta; toplumsallaşabildiği ve gerçek hayatla sınanarak halkın
kabulüne mazhar olduğu anda kalıcı olabilmektedir. Bu esasa inanan
AK Parti Hükümeti, siyasal kimliğiyle, Türk siyasetinin bugününde ve
geleceğinde ülke ve millet menfaatleri çerçevesinde belirleyici olma
gayretindedir.
Sayın
milletvekilleri, çok zor şartlar altında göreve gelmiş olan Birinci
AK Parti Hükümeti, yani 58 inci cumhuriyet hükümeti, değerli siyaset
ve devlet adamı Sayın Abdullah Gül’ün dirayetli ve basiretli
Başbakanlığıyla bir yandan halkımızın birikmiş sorunlarına acil
çözüm ararken, diğer yandan, bir daha böylesi sorunlarla
karşılaşmamak üzere gerekli yapısal değişiklikleri ve reformları
gerçekleştirmek için son derece ciddî adımlar atmıştır.
AK Partinin hükümet
etme mantığı genel olarak devlet ve toplum arasındaki bağları daha
güçlü hale getirmeye, siyaset alanını kırılganlıktan kurtarmaya,
siyasetin itibarını artırmaya ve milletin siyasete güvenini yeniden
tesis etmeye ve halkın taleplerine tam olarak cevap vermeye dönük
olarak işlemektedir.
AK Parti, birinci
hükümet dönemi, anayasal kurumları etkili ve verimli bir şekilde
işletmek, milletin hassasiyetlerine tam olarak cevap vermek ve
piyasalara güven veren bir siyaset üretme zemininde örnek teşkil
edecek bir siyasal dönem olduğu için, hem milletimizin takdirlerine
mazhar olmuş hem de ülkemizin dış dünyadaki itibarını, ülkemizin hak
ettiği düzeye taşımıştır.
Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri, AK Parti, birinci hükümet döneminde olduğu gibi,
ikinci hükümet döneminde de, yani, ikinci roketleme aşamasında da,
Türkiye’nin içsiyaset kutuplaşmalarıyla zaman kaybetmesine itibar
etmeyecektir. 59 uncu hükümet tarafından, milletimizin talebi olan
tam demokrasi, eksiksiz temel hak ve hürriyetler düzeni, etkili
dışpolitika ve uluslararası piyasalarda rekabet gücüne kavuşmuş bir
üretim yapısı talebine titizlikle cevap verilecek ve tüm politikalar
bu doğrultuda şekillendirilecektir.
Geçmişte uygulanan
yanlış politikalar yüzünden, devletin ekonomideki rolü değişen
koşullara ayak uyduramamış, servetin toplum kesimleri ve bölgeler
arasındaki dağılımında adalet sağlanamamış ve sağlıklı bir
özelleştirme gerçekleştirilememiştir. AK Partinin, 3 Kasım
seçimleriyle tasfiye ettiği siyaset, hantal ve merkeziyetçi yapıyı
korumuş, kendi dar çıkarları ve Türkiye’nin geleceğini yönetme
kaygısından uzak siyaset biçimleri arasında, birebir bağlantılar
kurmuşlardır.
Eski siyaset mantığı
ve köhnemiş siyasî akıl tarafından uygulanan ekonomi politikaları
başarısızlıkla sonuçlanmış, cumhuriyet tarihinin en büyük ekonomi
krizleri yaşanmış ve halkımız, görülmemiş bir şekilde, yoksulluğa
maruz bırakılmıştır.
Bu acı tablodan
kurtulma iradesi, AK Partinin birinci hükümet dönemi olan, seçkin 58
inci cumhuriyet hükümeti zamanında ortaya çıkmış ve milletimizin
aktif desteğine muhatap olmuştur.
Hükümetimiz,
ülkemizin genç ve dinamik nüfusu, eşsiz coğrafî konumu, zengin doğal
kaynakları ve engin kültür birikimiyle yeni dünyanın etkin bir üyesi
olma potansiyeline sahip olduğuna kesinlikle inanmakta ve bütün bu
olup bitenleri hak etmediğini düşünmektedir.
Hükümetimiz, dürüst,
cesur, bilgili ve ehliyetli kadroların öncülüğünde, siyaseti ve
devleti yeniden milletle buluşturmak için kapsamlı bir programla,
umut ve güven dolu bir geleceği yeniden tesis etmek üzere yola
çıkmıştır.
Yüce Meclisimize
sunduğumuz bu program, uzun hazırlıkların ürünü olarak
geliştirdiğimiz, ülkemizin ve dünyanın gerçeklerinden yola çıkarak
şekillendirdiğimiz, bütünsel bir anlayış içinde ele aldığımız ve
ülkemizi gelecekte layık olduğu yere taşıyacağına inandığımız temel
alanlardaki politikalarımızı içermektedir.
Milletin taleplerinin
ve maşeri vicdanının yankısı haline gelmiş olan AK Partinin hükümet
etme mantığının bir ifadesi olmakla kıvanç duyan hükümetimiz;
Ekonomik istikrarı
sağlamış,
Rekabetçi bir piyasa
yapısı oluşturmuş,
Sürdürülebilir
kalkınma ortamını yakalamış ve ekonomik refahın nimetlerini adaletle
dağıtan,
Yoksulluk ve
yolsuzlukla en etkili şekilde mücadele edildiği ve tüm kamu adına
görev yapanların yargılanabilmelerinin önündeki, dokunulmazlık
dahil, tüm engellerin kaldırıldığı,
İnsanlarımızın barış
ve refah içinde özgürce yaşadığı,
Çağdaş dünyayla
bütünleşmiş, farklılıkların, çatışma unsuru olarak değil, zenginlik
kaynağı olarak görüldüğü,
İtibarlı, demokratik,
dinamik bir millet iradesini hayata geçirecektir.
Hükümetimizin siyasî
varoluş sebebi, bu vizyonu gerçekleştirme yolunda siyasî iktidarı
anayasal çerçevede, milletin talimatları doğrultusunda yönetmek
olacaktır.
Değerli
milletvekilleri, demokratik ülkelerde hukukun evrensel ilkelerine
saygı, hak arama yollarının açık tutulması, kanun önünde eşitlik,
bireysel veya örgütlü olarak hak ve özgürlüklerin kullanılması ve
idarenin hukuka bağlılığının sağlanması temel değerlerdir. Bunlar,
AK Partinin hükümet etme mantığının da olmazsa olmazlarıdır. AK
Parti, kamu yönetiminde güvenin kalıcı olarak tesis edilmesinin
yolunun bu değerlerden geçtiğine inanmaktadır.
Hukuk ve adalet
anlayışımız gereği, hukukun üstünlüğü içerisinde, devletin, topluma
ve bireylere dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasî düşünce, felsefî
inanç, din ve mezhep aidiyeti gibi sebeplerle ayırım gözetmesi söz
konusu olmayacaktır. Bu konular etrafında ayrımcı politikalar
peşinde koşanlar, karşılarında, AK Parti hükümetini aşılmaz bir
engel olarak bulacaklardır.
Mevzuatımızdaki pek
çok yasakçı hükümler nedeniyle, ülkemiz, hukuk devletinden çok kanun
devleti görünümü vermektedir.
İktidarımız süresince
tüm çalışmalarımız, ülkemiz hukukunu evrensel hukuk ilkelerine uygun
hale getirmek, temel hak ve özgürlükler rejimini evrensel
standartlara çıkarmak, ülkemizi gerçek anlamda bir hukuk devleti
yapmak, hukukun üstünlüğünü hakim kılmak ve uluslararası camiada
saygın bir yer kazandırmak olacaktır. Seçimlerden başarıyla çıkar
çıkmaz, Avrupa Birliği turuna çıkmamız ve bu turun neticesinde,
ülkemizin Avrupa Birliğine tam üyeliği için Aralık 2004 tarihine
müzakere için müzakere tarihi alma başarısı göstermemiz, bu
hassasiyetlerimizin tescili olarak ortaya çıkmıştır.
İnsan haklarının
evrensel düzeye çıkarıldığı ve kullanıldığı, hukukun üstünlüğünün
gerçekleştirildiği ve demokrasinin tüm kurum ve kurallarıyla
işlediği hukuk sistemini oluşturmak için, iktidarımız süresince
gerçekleştireceğimiz temel düzenlemelerden bazıları şunlar
olacaktır:
Artık ülkemize dar
gelen yürürlükteki Anayasa yerine, katılımcı ve özgürlükçü, yeni bir
anayasa hazırlayacağız. Bu anayasanın hazırlanmasında, kendi
fikirlerimiz kadar, muhalefet partilerinin ve tüm toplumsal
kesimlerin katılımını en etkin biçimde sağlama çabası içerisinde
olmaya söz veriyoruz. Birtakım hükümleri sürekli değiştirilmek
zorunda olan bir anayasa yerine, ülkemizi geleceğe taşıyacak bir
anayasa yapmak, çocuklarımızın geleceği adına yerine getirmemiz
gereken bir sorumluluktur. Yeni Anayasamız, güçlü bir toplumsal
meşruiyete sahip, başta Avrupa Birliği olmak üzere, uluslararası
normlara uygun, bireyin hak ve özgürlüklerini üstün tutan, çoğulcu
ve katılımcı demokrasiyi esas alan, demokratik hukuk devleti
anlayışını taşıyacaktır.
Siyasî partileri
katılıma açmak, halkın partiler üzerindeki denetim ve etkinliğini
artırmak, parti içi demokrasiyi ve şeffaflığı sağlamak ve istikrarı
bozmayacak şekilde temsilde adaleti sağlamak üzere, Siyasî Partiler
Kanunu ve Seçim Kanunları, tüm kesimlerin üzerinde mutabakatı
aranarak değiştirilecektir.
Amacımız, şiddet,
baskı ve suçtan arınmış, özgürlüklerin nimetlerinden yararlanan ve
korkunun olmadığı bir barış toplumu haline gelmektir. İhtilafları
çıkmadan önlemek amacıyla “koruyucu hukuk” uygulamaları
başlatılacak, ayrıca ihtilafların dostane yollarla çözümlenmesi
anlayışı yerleştirilecektir.
Türk Ceza Kanunu,
Türk Ticaret Kanunu, İcra İflas Kanunu ve İş Kanunu gibi temel
kanunlarımız, çağdaş gelişmeler ve Avrupa Birliği normları dikkate
alınarak, güncelleştirilecektir. Bu kanunların bir bölümü Meclise
sevk edilmiştir, bir bölümü de yıl sonuna hazır olacaktır. 59 uncu
hükümet döneminde, 58 inci hükümet döneminde yapılan çalışmaların
yol göstericiliğinde ilerleneceğinden, etkili bir şekilde sonuç
almak daha da kolay olacaktır.
Sayın
milletvekilleri, adalet sisteminin işleyişi konusunda, hukuk devleti
prensibiyle tam uyumlu bir görüntü verdiğimiz söylenemez. Adalet
sistemi çok yavaş işlemekte, bu durum adalete güven duygusunu
zayıflatmaktadır. Vatandaşlarımız, kimi zaman, haklarını
mahkemelerde aramak yerine “ihkakı Hakka” kakışmakta ya da yargı
dışı organizasyonları devreye sokmakta veya umutsuz bir şekilde, hak
aramaktan vazgeçerek haksızlığa boyun eğmektedir. Tam ve zamanında
adaletin tesisi için, gereken her türlü düzenleme yapılacaktır.
Adliyeler, çağın
gelişmelerine ve hizmetin gereklerine uygun bir şekilde, modern araç
ve gereçlerle donatılacaktır. Mahkemelerin, elektronik arşiv
imkânlarından yararlanması sağlanarak, gerekli bilgi ve belgeler ile
emsal kararlara zamanında erişim mümkün hale getirilecek, yargı
organları arasında kurulacak bir bilgi ağıyla, adlî sistemi bilgi
toplumuna taşıyacak bir düzen oluşturulacaktır. Bu çerçevede
hazırlanan Ulusal Yargı Ağı Projesi(UYAP) yıl sonunda
tamamlanacaktır. Konuya gösterdiğimiz hassasiyetin bir sonucu
olarak, Adalet Bakanlığı bütçesi içerisindeki en büyük ödenek bu
kaleme ayrılmıştır.
İnfaz mevzuatı çağdaş
normlara uygun hale getirilecek, modern bir örgütlenme, yeterli
sayıda personel ve fizikî imkânların sağlanmasıyla ceza ve
tutukevlerinin sorunları çözülecektir.
Kamu yönetimi
sistemimizin, çağdaş bir yönetim anlayışına uygun bir yapıya
kavuşturulması gerekmektedir. Hükümetimiz, bu dönüşümü sağlamak
kararlılığındadır. Bu kapsamda, merkeziyetçi ve hantal yapıların
aşılması bakımından, katılımcı ve çoğulcu demokrasi ve yönetimde
etkinlik ilkeleri doğrultusunda, Hükümetimiz döneminde, kapsamlı bir
yerel yönetim reformu gerçekleştirilecektir.
Ulusal öncelikler ile
yerel farklılıklar barıştırılarak kamu hizmetlerinin yerinden
karşılanması temel ilke olacak, merkezî yönetim tarafından
yürütülmesi zorunlu olmayan hizmetler, kaynaklarıyla birlikte yerel
yönetimlere devredilecektir.
Yerel düzeyde
demokratikleşmeye önem verilecek, seçimlerle oluşan yerel organlar
üzerindeki merkezî idarenin denetimi, hukuka uygunluk denetimiyle
sınırlandırılacaktır.
Yerel Yönetim reformu
çerçevesinde, merkezî idare ile yerel idareler arasında görev, yetki
ve kaynak paylaşımı, üniter devlet anlayışımıza dayalı olarak,
etkinlik, verimlilik ve çağdaş yönetim ilkelerine uygun olarak
yeniden belirlenecektir.
İl idareleri yeniden
yapılandırılarak; Bakanlıkların taşradaki görev ve yetkileri,
valiliklere ve il özel idarelerine devredilecektir. Yerel tercihler
dikkate alınarak, sağlık, eğitim, kültür, sosyal yardımlaşma,
turizm, çevre köy hizmetleri, tarım, hayvancılık, imar ve ulaşım
hizmetlerinin il düzeyinde karşılanması sağlanacaktır.
Devlette Genel
Kurumsal Gözden Geçirme çalışması yapılarak, bakanlıkların sayısı ve
ölçekleri, ilgili ve bağlı kuruluşlar ile diğer kamu kuruluşlarının
bir bütün olarak görevleri yeniden tanımlanacaktır.
Merkezî yönetimdeki
gereksiz kuruluşlar elenecek, benzer işlevler gören yapılar
birleştirilecek ve kuruluş içi yönetim kademeleri azaltılarak
işlemler basitleştirilecektir. Bu konuda başlatılmış çalışmalar
süratle tamamlanacaktır.
Toplumsal denetim ve
katılımın artırılması bakımından, kamu alanındaki “sır” kavramının
yeni ve çağdaş bir anlayışla ele alınması gerekmektedir. AK Partinin
hükümet etme döneminde, “sır” kavramı, bilgi edinme hakkı lehine
kısıtlanacaktır.
Bilgi edinme hakkı,
toplumun bütün kesimlerine yaygınlaştırılacak ve bunu sağlamak için
“Vatandaşın Bilgi Edinme Hakkı Kanunu” çıkarılacaktır. Bu kanunun
taslağı hazırdır ve Ak Partinin katılımcı siyaset anlayışı
çerçevesinde, vatandaşlarımızın bilgisine, eleştirilerine ve
katkılarına açılmıştır.
Yeni bilgi ve
iletişim teknolojilerinden yararlanılarak, kamu kuruluşlarının
hizmet ve işlemleri halka duyurulacak, yönetimde şeffaflık
sağlanacaktır.
Kamuda verimliliğin
artırılması ve şeffaflığın sağlanması için hizmet birimlerinin,
Parlamentoya ve kamuoyuna performans raporu sunmaları yönünde
çalışmalar başlatılacaktır.
Kırtasiyecilik,
şekilcilik ve verimsizliğin azaltılması bakımından; vatandaşa
doğrudan hizmet sağlayan alanlarda mevzuat ve idarî usuller
sadeleştirilecektir
Kamu kuruluşlarında
bilgi ve iletişim teknolojileri azamî ölçüde kullanılarak, e-devlet
uygulaması yaygınlaştırılacaktır.
Yatırımcının önündeki
bürokratik engeller kaldırılacak, mükerrer belge ve bilgi talepleri
önlenecektir.
Örgütsel büyüme ve
hantallığın giderilmesi bakımından; kamu personeli eğitilecek,
geçici ve nitelik gerektirmeyen işler için ilave personel alımı
önlenecektir.
Kuruluşiçi,
kuruluşlararası ve bölgelerarası personel dağılımı yeniden
düzenlenerek, vatandaşa doğrudan hizmet verilen noktalardaki
personel açığı giderilecektir.
Kayırmacılığın ve
yozlaşmanın önlenmesi bakımından; personel alımında objektif
kriterler getirilecek, terfilerde liyakat ve fırsat eşitliği esas
alınacaktır.
Ulusal düzeyde
Ekonomik ve Sosyal Konsey etkin olarak çalıştırılacak, bölgesel ve
yerel düzeyde özel kesimin ve sivil toplum örgütlerinin kamu
yöneticileri ve siyasî yetkililerle bir araya geleceği benzeri
yapılar geliştirilerek yaygınlaştırılacaktır. Uzun zaman boyunca
toplanmayan Ekonomik ve Sosyal Konseyin, 58 inci hükümetimiz
döneminde toplanması, söylediklerimizin en ciddî kanıtıdır.
Değerli
milletvekilleri, merkezî idare reformuna Başbakanlıktan başlanmış
olup, Başbakanlığa bağlı kuruluşlar, ilgili icracı bakanlıklara
devredilmiş ve Başbakanlık önemli oranda icracı bir bakanlık
olmaktan çıkarılmıştır. Başbakana yardımcı olacak Devlet
Bakanlarının sayısı azaltılmış ve böylece, Bakanlar Kurulu,
verimlilik esasına göre teşekkül ettirilmiştir. Bu doğrultuda bazı
adımları yakın zamanda atmaya devam edeceğimizi, kamuoyuna buradan
duyuruyorum.
Hükümetimizin
reformist yapısını ortaya koyan bu ilk icraatlar, toplumun geniş
kesimlerinde takdir görmüş ve piyasalarda güvenin oluşumuna katkıda
bulunmuştur.
Bu çerçevede, ekonomi
yönetimi tek bir çatı altında toplanacaktır. Bununla ilgili yasal
düzenleme gerçekleştirilecektir.
Mevcut hizmet
bakanlıklarının sayısı, ölçüleri, ilgili ve bağlı kuruluşlar bir
bütün olarak ele alınacak, merkezî idare reformunun en önemli
uygulaması olarak bakanlıkların görev ve yetkileri yeniden
tanımlanacaktır.
Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; Türkiye ekonomisi sentetik bir görünüm sunmakta ve
zayıf olarak yapılandırılmış kurumsal bir sisteme sahip
bulunmaktadır. Son üç yıl içinde üç defa üçer yıllık ekonomik
programın uygulamaya konulmuş olması, genel olarak bu programların
hedeflerine ulaşılamadığını göstermiştir. Zayıf ekonomik
performansın nedenlerinin arasında, ahlakî riziko, tutarsız
tercihler ve hatalı kaynak kullanımı, şoklara duyarlılık ve
açıklık, etkinliği azalmış düzenleme-denetim ve yaptırım
mekanizmaları ön sıralarda yer almaktadır.
Tutarlı ve sinerjik
bir sonuç üretemeyen kaotik programlar, reformlar ve düzenlemeler,
enflasyon oranı, faiz oranı ve döviz kuru arasındaki dengenin
kaybolması, büyük boyutlarda üretim ve katma değer kaybına yol açan
ve etkin şekilde organize olamayan sanayi, tarım ve hizmet sektörü,
ulusal sermayenin ihmal edilmesi, yatırım süreçlerinde önemli
düşüşler, makul ve sürdürülebilir bütçe ve dışticaret dengelerinin
kurulamaması, iç ve dışborç yükünün aşırı şekilde artması, derin
ekonomik krizler, son dönem ekonomi yönetimlerinin ürettiği
ekonomik, sosyal ve siyasal maliyetleri oldukça yüksek sonuçlar
doğurmuştur.
Bu sonuç, ekonomide
rakamsal faktörler yanında, sosyal dinamiklerin de ihmal
edilemeyecek öneme sahip olduğunu göstermektedir. Söz konusu
süreçte, Türkiye’nin sosyal sermayesinin de tahrip edildiğini
belirtmek gerekir. En önemli neden, güven ve istikrar ortamının
kaybolmasıdır. Ekonomik birimlere kaybolan güveni kazandırmak ve
siyasetin itibarını yeniden tesis etmek amacıyla, politik karar
süreçlerinde etkinliği artırıcı düzenlemelere ve uygulamalara
ağırlık verilecektir. Bu çerçevede;
- Toplumun istek ve
arzuları politik sürece doğrudan yansıtılacak,
- Şeffaflık ve hesap
verilebilirlik uygulamaya konulacak,
- İlan edilen
politikalar güçlü bir siyasî irade ile desteklenecek,
- Anlaşmalara
bağlılık ve evrensel standartlar devlet taahhütlerinin devamında
temel kriter olacaktır.
Hükümetimiz,
toplumdan aldığı yetki çerçevesinde;
- Demokratik piyasa
toplumu ve ekonomisi,
- Etkin ve şeffaf
malî ve finansal sistem,
- Ahlakî değerlere
sahip bir bürokrasi,
- Evrensel standartta
düzenleme, denetleme ve yaptırım sistemi,
- Rekabet, etkinlik,
verimlilik ve alternatif maliyetlerinin önemli göstergeler olarak
işlev gördüğü ekonomik ortam oluşturmayı önplanda tutacaktır.
Hükümetimiz,
enflasyonu tek haneli rakamlara indirmek, kamu borç stokunu
düşürmek, yüksek ve istikrarlı bir büyüme performansına ulaşmak
için, yürürlükteki ekonomik programın aksayan ve yetersiz
bölümlerini de dikkate alarak, toplumumuzun desteğini alacak yeni
bir ekonomik programı uygulayacaktır.
Ekonomi yönetimi,
halkın beklentilerini ve devletin taahhütlerini dikkate alarak,
genel bir vizyon ve misyon oluşturacaktır. Bu çerçevede, ekonomik
başarı için yapılması gerekenlerden daha çok yapılmaması gerekenler
önem kazanmaktadır. Hükümetimiz bu çerçevede;
- Ekonomik birimler
arasındaki dengeyi bozacak haksız karar ve eylemler,
- Yanlış, hatalı,
eksik veri ve bilgi sunumu, bilgi saklama,
- Ekonomik faaliyette
bulunma hak ve özgürlüğünün ortadan kaldırılması,
- Evrensel çerçevede
risk-getiri ilişkisinden uzak ekonomik ve finansal faaliyetler,
- Kamu imkân ve
kaynaklarının özel amaç ve menfaatlar için kullanımı,
- Makro ve mikro
çerçevede yaratıcı rekabetin ihmal edilmesi,
- Kişilik haklarına
yönelik saldırı ve iftira gibi hususların doğması ve gelişmesine
imkân vermeyen bir ortamın oluşmasına özel önem verecektir. Böyle
bir ortamda, konjonktürel problemlerin yapısal sorunlara dönüş
ihtimali de önemli ölçüde azalacaktır.
Değerli
milletvekilleri, seçim beyannamemiz ve 58 inci Hükümet Programındaki
yaklaşımlar ışığında ekonominin mevcut durumu ve muhtemel geleceğini
değerlendirerek, Hükümetimiz, aşağıdaki öncelikleri belirlemiştir:
- Ekonominin
rehabilitasyon ve restorasyonu sürecini tamamlamak,
- Ekonomik büyümeyi
yeniden başlatmak,
- Fakirlik ve
işsizliği azaltmak,
- Evrensel kurallar,
çağdaş standartlar ve etkin uygulama anlamında, devleti ve
kurumlarını görev, yetki ve sorumluluk açısından yeniden
yapılandırmak ve şekillendirmek,
- Bürokrasiyi
azaltmak,
- Yolsuzluk ve suç
işleme eğilimini engelleyici düzenlemeler yapmak,
- Avrupa Birliğine
üye olma sürecini hızlandırmak ve sonuçlandırmak,
- Bölgesel ekonomik
güç ve bölgesel finans merkezi olma imkânı sağlayacak ortamı
hazırlamak,
- Genel yaklaşımlar
ve makro parasal dengeleri yönetmeye odaklaşmaya kadar, hükümetimiz,
doğrudan reel ekonomiye ve vatandaşların ihtiyaçlarına açık
pragmatik uygulamaları da benimseyecektir. Gayri Safî Millî Hâsılada
reel ve sürdürülebilir büyüme ile vatandaşların hayat standardını
artırmayı sağlayan ekonomik politikalara ağırlık verilecektir.
Yatırım olmaksızın
ekonomik büyüme ve ekonomik büyüme olmaksızın sürdürülebilir
ekonomik politika üretilemez. Ulusal ekonominin yeniden
güçlendirilmesini amaçlayan stratejik önceliğimiz, ulusal sermayenin
daha fazla katılımını sağlayarak ve doğrudan yabancı sermayeyi
teşvik ederek yatırım oranını artırmaktır.
Bu amaca uygun makro
ekonomik politikalar geliştirilecek ve uygulanacaktır. Bunun
yanında, 58 inci hükümetin genel çerçevesini oluşturduğu yatırım
ortamının iyileştirilmesi projesine de özel önem verilecektir.
Yatırım ortamının
iyileştirilmesi, etkin ve amaca uygun yapısal reformlar, sanayi ve
enerji sektörünün yeniden yapılandırılması ve modernize edilmesi,
tarım sektörünün yeniden canlandırılması, gıda sektörünün
modernizasyonu, ormancılığın geliştirilmesi, kamusal işler ve konut
sektörünün geliştirilmesi, altyapının rehabilitasyonu ve ulaşımın
modernizasyonu, iletişim ve enformasyon teknolojisinin
geliştirilmesi, turizmin güçlendirilmesi ve turizm sektöründe ürün
ve hizmetlerin farklılaştırılması, su kaynaklarının etkin yönetimi,
çevrenin korunması, KOBİ’lerin ve kooperatiflerin desteklenmesi,
özelleştirme sürecinin şeffaf ve etkin gerçekleştirilmesi, finansal
hizmetler sektörünün yeniden yapılandırılması, yabancı sermayenin
teşvik edilmesi ve ihracatın artırılması yoluyla sağlanacaktır.
Hükümetimizin
misyonu, stratejik amacı ve vizyonu, yeni yüzyıl toplumunun
temellerini atmak, yeni yüzyılın sade, güçlü ve etkin devletini
oluşturmaktır. Bunun için, halkımızın kendisine hizmet eden devlet
talebini karşılamaya yönelik yapılanmaya ağırlık verilecektir.
“Şimdi, daha fazla
üretme, çalışma ve iş yapma zamanı” prensibi, reel sektör
vizyonumuzun ve planımızın temel karakteri olacaktır. Hükümetimizin
önemli önceliklerinden biri, işsizlikle mücadele ederek herkesin
hayat standardını yükseltmek ve mutlu bir Türkiye oluşturmaktır.
Uygulamaya konulacak politikalarla iş imkânlarının artırılması,
ihracatçılar için yeni piyasaların kazanılması, bölgesel ilişkilerin
canlandırılması, reel sektör altyapısının yenilenmesi için ülkemizin
sahip olduğu imkânlar genişletilecektir.
Reel sektör
politikası, büyümenin üç önemli unsurunu dikkate alarak
oluşturulacaktır; bunlar, yenilikler, yatırımlar ve ihracattır.
Reel sektörün
karşılaştığı sorunlar, sektör temsilcilerinden gelen öncelikler ve
öneriler ışığında, sektör odaklı, esnek ve sektöre uygun reformlarla
oluşturulmuş eylem planlarıyla çözülecektir. Eylem planlarının
yapısı ve içeriği, Türkiye’yi bölgenin süpermarketi yapma ve bunu
sürdürme mantığına dayandırılacaktır.
Hükümetimizin finans
sektörü vizyonu, Türkiye’nin bölgesel finans merkezi olarak tercih
edilebilirliğini artırıcı ortamı güçlendirmektir. Finans sektöründe
rekabetin ve etkinliğin iyileştirilmesi, bölgenin finansal ürün ve
hizmet talebini karşılamada önemli avantaj sağlayacak, Türk
ekonomisinin uluslararası rekabetinin artmasına önemli destek
sunacaktır.
Değerli
milletvekilleri, ekonomik programımızın ana unsurları, makroekonomik
istikrar, mikroekonomik liberalleşme ve dışa açılmadır.
Bu yaklaşımın doğal
sonucu olarak, hükümetimiz, bölgesel ve yerel ekonomi havzaları
oluşturma, mevcut olanların etkinliğini artırmaya yönelik
politikalar üretecek ve uygulamaya koyacaktır.
Hükümetimizin
ekonomik reform programları, genel çerçevede, aşağıdaki standart
politika demetini içermektedir:
Malî disiplin, malî
açıkların ekonomik istikrarsızlığa neden olmayacak ölçekte ve
sürdürülebilir yapıda tutularak sağlanacaktır.
Kamu harcamalarında
öncelikler, ekonomik getirisi yüksek ve gelir dağılımını artıcı
alanlara göre belirlenecektir.
Vergi reformuyla
vergi tabanı genişletilecek ve marjinal vergi oranları uygun
seviyelere indirilecektir.
Finansal
liberalleşmeyle, finansal ürün ve hizmet fiyatlarının piyasa
tarafından iç ve dış koşulları yansıtacak şekilde belirlenmesine
imkân sağlayan ortam oluşturulacaktır.
Döviz kurlarının
ekonominin nispî dengelerini yansıtacak, ihracatçılara destek
verecek ve rekabet güçlerinin kaybolmasını engelleyecek şekilde
oluşmasına imkân sağlayan ortam oluşturulacaktır.
Ticarî
liberalleşmeyle dışticaretin mallar ve ülkeler bazında uluslararası
standartlar çerçevesinde gelişimi sağlanacaktır. İhracata yönelik
düzenlemelere ağırlık verilecektir.
Doğrudan yabancı
yatırımların girişine imkân sağlanacak, düzenlemelerin yerli ve
yabancı firmaların eşit koşullarda rekabet etmesi için uygun ortam
sağlanacaktır.
Özelleştirme,
ekonomik faaliyet icra eden kamu kurum ve kuruluşları, piyasa
koşullarında özel sektöre aktarılması olarak ele alınacaktır.
Yasal düzenlemeler
yoluyla rekabeti engelleyen kısıtlamalar kaldırılacak, çevreyi
koruma ve etkin düzenleme ve denetim gerçekleştirilecektir.
Sermaye ve mülkiyet
haklarının korunmasını sağlayacak evrensel hukukî çerçeve
oluşturulacaktır.
Reformlara ilişkin
politikalar, global ekonomiye entegrasyon kadar, Türkiye
ekonomisinin yapısı ve ihtiyaçları dikkate alınarak uygulamaya
konulacaktır.
Değerli
milletvekilleri, reel faiz oranı-büyüme oranı-kamu borç stokunun
gayri safî yurtiçi hâsılaya oranı-faizdışı fazla oranı-para arzı
artış oranı dengesi, mevcut koşullarda özel bir önem taşımaktadır.
Bu denge, makroekonomik ortamın istikrarını doğrudan etkilediği
için, ekonominin gerekleri ışığında kurulacak ve korunacaktır.
Devletin borç ve yükümlülüğü, ilgili kurum ve kuruluşlar arasında
gerçekleştirilecek ortak strateji ve eşgüdümle yönetilecektir.
Sürdürülebilir büyüme
oranlarına ulaşmayı kolaylaştıran makroekonomik istikrar için en
önemli koşullardan biri, hiç şüphesiz ki, malî disiplindir. Maliye
politikasının temel önceliği, malî disiplinin, bu çerçevede faizdışı
fazlanın sağlanmasına verilecektir. Daha fazla kamu geliri için,
daha yüksek büyüme oranlarına ulaşmayı kolaylaştırıcı düzenlemelere
ağırlık verilecektir.
Vergi reformu,
verimliliğe odaklı ve büyümeyi teşvik edici yapı içinde
gerçekleştirilecektir. Kalite, alternatif maliyetler ve kamu
yönetiminde etkinlik, kamu harcamalarının yön ve şeklini
belirleyecektir.
Yurtiçi kaynak ve
imkânları kullanabilecek projelerde yabancı fon ve kaynak
kullanılmayacaktır. Kamu borç yönetiminde prensip, borç yükünü en
aza indirmektir. Bu çerçevede, anakural, sözleşmelere bağlılık ve
piyasa kuralları olacaktır. Kamu borçlarının şeffaf ve etkin
yönetimine ağırlık verilecektir.
Özelleştirmenin temel
amacı, ekonomide serbest piyasanın daha iyi işlemesi için gerekli
koşulların oluşumunu sağlamak, etkinlik ve verimliliği artırmaktır.
Piyasa ekonomisinde kamunun iktisadî rolü piyasa mekanizmasının iyi
çalışması için gerekli, düzenleyici ve denetleyici mekanizmaları
oluşturmaktır.
KİT’lerin
özelleştirilmesinde kararlı olan hükümetimiz, özelleştirme süreç ve
uygulamalarını hızlandırmaya yönelik politikalarını oluşturacak ve
gerekli tedbirleri alacaktır.
Özelleştirmeye
gerekli önem verilecek ve özelleştirme hukukuna ve yönetimine
evrensel standart getirilecektir.
Temel parasal ve
finansal göstergelerin, iç ve dış piyasa koşullarını yansıtacak
şekilde oluşmasına imkân verecek para ve finans politikası
geliştirilecektir. Merkez Bankası ve finans sektörünün düzenleme ve
denetiminden sorumlu üst kurulların üstlendikleri rol ve fonksiyonu
yerine getirecek bağımsızlığa sahip olması önplanda tutulacaktır.
Makro politikaları
oluşturma yetkisi hükümetlerde kalmak şartıyla, bağımsız ve özerk
kurumlar ve kurullar düzenleme ve denetleme işlevini sürdürecek;
özerk kurumların kamuoyuna, hükümete ve Türkiye Büyük Millet
Meclisine düzenli bilgi vermeleri sağlanacaktır. Ayrıca, bu kurum ve
kuruluşların evrensel standartta denetimleri de yapılacaktır.
Finans sektörünün
ödeme mekanizması oluşturma, servet biriktirmeye yardımcı olma ve
finansal güvence sunma rol ve fonksiyonu uluslararası standartlara
yükseltilecektir. Bu çerçevede, rekabet derecesine, ekonomik
birimlerin ihtiyaçlarına uygun finansal ürün veya hizmet sunabilme
yeteneğine, fon toplama ve fon kullandırma süreci ya da
mekanizmasına evrensel içerik ve kalite kazandırılacaktır. Sektörün
uluslararası standartta kurumsal ve fonksiyonel bazda derinleşmesi
sağlanacaktır. Finans sektöründe zaman zaman ortaya çıkan kötü
yönetimlerin topluma maliyet yüklemesini önleyici tedbirler
alınacaktır.
Ekonominin
uluslararası rekabet gücünün artırılması, dış ticaret dengesi ve
cari dengenin makul seviyelerde tutulması, etkin şekilde hazırlanmış
dışsektör politikalarıyla sağlanacaktır. Bu bağlamda, daha aktif
ticaret ve sanayi politikaları, vergi düzenlemeleri, bürokrasinin
azaltılması ve konuyla ilgili, kamu yönetimde, kurumsal yeniden
yapılanma faaliyetlerine ağırlık verilecektir.
Bölgesel ticaret ve
iki yanlı ticarî faaliyetlere imkân veren ortam oluşturulacaktır.
Stratejik konuma sahip gelişen ekonomilerle ilişkiler
artırılacaktır. Markalaşma ve kalite artışı özendirilecektir. Yerli
sermayenin ve üretimin bölgesel ve uluslararası konuma gelmesi
desteklenecektir. Stratejik sektörler belirlenerek, gelişmelerini ve
dışa açılmalarını sağlayıcı altyapı oluşturulacaktır.
Mikro ekonomik
politikalar genel olarak iki alanda yoğunlaştırılacaktır; bunlar:
Türkiye ekonomisinin dinamiklerini ortaya çıkarma ve harekete
geçirmeye yönelik uygulamalar, yeni yüzyıldaki gelişmeler açısından
önem kazanan kurumların güçlendirilmesidir.
Ülkemizde iktisadî ve
sosyal yapımızın omurgası olan üretim, istihdam ve katmadeğerin
oluşturulmasında önemli katkılar sağlayan esnaf ve sanatkârlarımız
çok yönlü olarak desteklenecektir.
Türk ekonomisinin
dinamiklerini ortaya çıkarma ve harekete geçirmeye yönelik
uygulamalar; KOBİ’lerin ve risk sermayesi şirketlerinin teşvik
edilmesini, stratejik ve önceliği belirlenmiş teknolojik kalkınma
modellerinin desteklenmesini ve istihdama ilişkin tedbirleri
içermektedir.
Bu çerçevede, sektör,
üniversite ve devlet arasında işbirliğini güçlendiren yaratıcı ar-ge
faaliyetlerinin etkinliği artırılacaktır. Ayrıca, KOBİ’ler için özel
destek sistemi kurulacak, istihdam yaratıcı ortam oluşturulacak ve
işsiz insanlarımız için alternatif çözümler geliştirilecektir.
Yeni yüzyıldaki
gelişmeler uygun kurumların güçlendirilmesini içeren politikalar ile
Türkiye ekonomisini canlandıracak ve geliştirecek uygun kurumlar
güçlendirilecek, toplum hayatıyla ve kilit elektronik ve bilişim
altyapı sistemlerinin stratejik ve öncelikleri belirlenmiş bir
çerçevede kalitesi yükseltilecektir.
Ayrıca, hükümetimiz,
bölgesel kalkınmaya önem verecek, bunun için sosyal altyapılar
güçlendirilecektir. Doğal afetlere karşın uygun tedbirler
alınacaktır. Kamu çalışma alanında, fayda-maliyet analizi ve diğer
yöntemlerle etkinlik ve şeffaflık artırılacaktır. Bu çerçevede
hayatı kolaylaştıran altyapı hizmetlerinin sağlanması ve kalitesinin
artırılmasına, elektronik ve bilişim altyapı sistemlerinin
yenilenmesine, enformasyon teknolojisinin adaptasyonuna, çevre dosta
sosyo-ekonomik yapıların oluşturulmasına, kamu güven ve huzurunun
sağlanmasına, bölgesel işbirliğinin güçlendirilmesine özel önem
verilecektir.
Değerli
milletvekilleri, ekonomide olumlu sinerjik bir ortam oluşturmak
büyük ölçüde, yoğun ve karmaşık ilişkilere sahip ekonomik yapıda
ileri ve geri bağlantıların sağlıklı şekilde belirlenmesine, buna
yönelik politikalar üretilmesine bağlı bulunmaktadır.
Toplumsal imkân ve
kaynaklar, ekonomik performansı mümkün olan en yüksek düzeye
çıkarmak amacıyla, en etkin şekilde kullanılacaktır. Bu çerçevede
kamu birimlerinin organizasyonu ve kamusal mal ve hizmet üretim
süreçlerinde bir dizi iyileştirme yapılacaktır.
Kamunun sunduğu mal
ve hizmetlerde maliyetler, üretim düzeyi ve toplumsal tercihler
arasındaki ilişkiye, kaynakların daha verimli bir şekilde
kullanımına özel önem verilecektir. Ekonominin iç ve dış
performansını artırmak amacıyla tutarlı ve doğru olarak formüle
edilmiş, alternatif maliyetleri detaylı bir şekilde belirlenmiş
ekonomik politikalar uygulanacaktır.
58 inci Hükümet
döneminde, hükümet programında yer alan ve Acil Eylem Planı
kapsamında yürütülen karar ve uygulamalara devam edilecektir.
Tarım sektöründe
verimliliğin ve üretimin artırılması, üretici gelirlerinin istikrara
kavuşturulması, bu kesime yönelik teşviklerin rasyonel kullanılması,
hayvancılık potansiyelinin yeniden canlandırılması ve en üst düzeye
çıkarılması, ulusal ormancılık politikası doğrultusunda uzun vadeli
bir ana plan hazırlanarak, gerekli destek ve teşviklerin sağlanması
temel amacımızdır. Alternatif ürün projesi ile üretimin iç ve dış
pazar talebine göre yönlendirilmesi sağlanacaktır.
Tarım, ormancılık ve
hayvancılık ürünlerinin dünya piyasalarına arzı teşvik edilecek,
sektörün kendi kendine yeterliliğine destek verilerek yoksulluğun
ortadan kaldırılmasına ağırlık verilecek, karma ve alternatif
tarımsal üretim ve metotları teşvik edilerek, tarım sektöründe
çeşitlenme ve farklılaşma sağlanacak, tarım sektörüne daha rekabetçi
yapı kazandırmak amacıyla, piyasa fiyatlarına duyarlı üretim
sistemlerinin oluşmasına imkân sağlanacaktır. Sektörün piyasa
yapısının güçlendirilmesi için gerekli yasal ve kurumsal
düzenlemeler yapılacaktır.
Tarım sektörü
politikaları, istihdam ve sosyal politikalar olarak ele alınacak,
katmadeğer artışına odaklı destek ve teşvikler sağlanacaktır. GAP
bir bütün olarak değerlendirilecek ve toprak reformu ile birlikte
bölgenin ekonomik altyapısı yeniden planlanacak ve
sonuçlandırılacaktır. GAP İdaresi bu bölgeye nakledilecektir.
Ulusal kalkınma
hedefleri ve stratejileri ışığında sanainin yeniden yapılandırma
sürece hızlandırılacaktır. Hedef endüstrilerin önceliklerinin
belirlenmesinde mevcut olanaklar ve kapasiteler, endüstriyel
yetenekler, piyasa fırsatları ve uzun dönem rekabet olasılığı göz
önünde bulundurulacaktır. Patent, marka ve endüstriyel tasarımlarla
ilgili haklar korunacak ve sınaî mülkiyet alanında yapılacak
yatırımlar desteklenecektir. Ayrıca, organize sanayi bölgeleri,
nitelikli sanayi bölgeleri ve küçük sanayi sitelerine gereken önem
verilecektir.
Bölgesel sanayiin
rekabet derecesi iyileştirilecek ve standartları artırılacaktır.
Ekonominin dışa açılmasında ve ödemeler dengesinin olumlu yönde bir
trend izlemesinde, imalat sanayiin uluslararası mal ve hizmet
ticaretindeki performansı büyük önem taşımaktadır.
İmalat sanayiin dış
rekabet gücünün artırılması, mukayeseli avantajlar, alternatif
maliyetler, ticaret hadleri ve serbest ticaretin rolü ve önemi
dikkate alınarak değerlendirilecektir. Bu çerçevede, sorunun
demokratik piyasa koşullarında çözümüne ağırlık verilecektir. Büyük
sanayi kuruluşlarının yurtdışında faaliyette bulunarak rekabet
güçlerini dış piyasalara taşımaları teşvik edilecektir.
Türkiye, tarihî ve
kültürel birikimiyle, farklı doğal güzellikleri ve misafirperver
insanlarıyla büyük bir turizm potansiyeline sahiptir. Hükümetimiz,
Türkiye’nin bu potansiyelinin tamamını turizmin hizmetine sunmak
için bilinçli çalışma yapılması gerektiğine inanmaktadır. Türkiye’de
turizm gelirlerinin artırılması ve turistik bölgelerin
çeşitlendirilmesi, dünyadaki ekonomik, sosyal, kültürel gelişmelerin
yakından izlenmesine ve turizm potansiyelimizin etkin bir biçimde
tanıtımına bağlıdır.
Bir turizm ülkesi
olarak “Türkiye” markasının oluşturulmasına dönük tanıtma
projelerine önem verilecek, bu projelerin özellikle dışticaret ve
yabancı sermaye politikalarımızla koordinasyonu gözetilecektir.
Ülkemizin zengin turizm potansiyeli harekete geçirilerek, dünya
turizm pastasında önemli bir yer tutan iş-kongre, fuar, spor ve
kültür turizmi alanlarında, dinlence turizminde ülkemizin zengin
turizm potansiyelini geliştirecek adımlar atılacaktır.
Bilgi toplumuna geçiş
sürecinde oldukça önemli olan ulaşım ve iletişim, ekonomik
birimlerin demokratik bir ortam içinde faaliyette bulunmaları ve
özgürleşmeleri bakımından son derece önemlidir. Ulaşım sistemiz,
deniz taşımacılığı ve demiryolu işletmeciliği öncelikli olmak üzere
hazırlanmakta olan Ulaşım Ana Planı çerçevesinde, kara ve hava
ulaşımıyla da bir bütünlük içerisinde ele alınarak, ulaşım modları
arasında denge sağlanacaktır. İletişim alanında serbestleştirme ve
özelleştirme çalışmalarına ve sektörle ilgili mevzuat
düzenlemelerine hız verilecektir.
Hedeflenen 15 000 km
bölünmüş yol çalışmalarına zor mevsim şartlarına rağmen, süratle
başlanmış olup, devam etmektedir. Huzurlarınızda, bu konuda yoğun
bir şekilde çalışan tüm valilerimize ve ilgili kuruluşlara da
teşekkür ediyorum. Hür türlü haberleşme ve iletişim imkânlarının
ülkenin her yerleşim birimine ulaşması sağlanacaktır.
Millî gelirin,
istihdamın ve ekonominin dışa açılma sürecindeki faaliyetlerin büyük
bir kısmı hizmetler sektörü tarafından gerçekleştirilmektedir. Bu
kapsamda iç ve dış ticaret, iç ve dış müteahhitlik hizmetleri,
turizm, iç ve dış taşımacılık son derece önemlidir. Bu sektörlerin
ekonomiye katkılarının, ekonomik prensipler çerçevesinde
artırılmasına yönelik düzenleme ve uygulamalara yer verilecektir.
Çalışma hayatıyla
ilgili mevzuata ulusal ve uluslararası gelişmeler ışığında günün
koşullarına uygun bir yapı kazandırılacaktır. İşsizlik, sadece,
önemli bir üretim faktörünün israfı değil, aynı zamanda, büyük
ölçüde bir insanlık problemi olarak ele alınacaktır. İşsizliğin
çözümünde, sadece toplam talebin yönetiminde kullanılan para ve
maliye politikaları değil, bunlarla birlikte arz yanlı politikalar
da kullanılacaktır.
Sosyal güvenlik
kuruluşlarında, norm ve standart birliği sağlanacak, uluslararası
sözleşmeler ve sosyal güvenliğin temel ilkeleri çerçevesinde çağdaş,
bütünleştirilmiş bir sosyal güvenlik ağı sağlanacaktır.
İşgücü piyasalarının
yapısı ve özellikleri, son yıllarda önemli ölçüde değişime
uğramaktadır. İstihdamın ve işsizliğin endüstriyel ve meslekî
dağılımı, istihdam statüsü, geçmiş dönemlere göre farklı bir trende
girmektedir. Bu nedenle, işçi ve işveren kuruluşlarının rol ve
fonksiyonlarının etkinliğini artırıcı ortam oluşturulacaktır.
Çevrenin sermaye
stoku olarak ele alınması gereken hava, ısı, su, mineral ve
diğerleri, tüm ekonomik birimlerin faaliyetlerinin yapı ve
kalitesini doğrudan etkilemektedir. Bu konuda duyarlılık artırılacak
ve söz konusu stokta değişim yaratan çevresel yapıda kötüye gidiş,
gürültü, kirlenme ve değişim maliyetlerini belirlemek amacıyla
sosyal refah ağırlıklı gelişim, yaklaşım geliştirilecektir. Bu
çerçevede, ekonomik birimlere sosyal sorumluluk yaklaşımı
benimsetilecektir
Enerji kaynaklarının
tümünden en etkin ve verimli bir şekilde yararlanılacaktır. Enerji
darboğazının oluşmaması için, maliyet ve fiyatlamayı da dikkate alan
bir planlama yapılacak, çevreci nükleer enerji kaynakları da devreye
sokulacaktır. Yurtdışı enerji kaynakları ve bunun imkânları,
ekonomik kriterler gözardı edilmeden çeşitlendirilerek
değerlendirilecektir.
Hükümetimizin enerji
politikasının temelinde, ulusal çıkarlarımızı koruyarak, enerji
arzının güvenliğini ve devamlılığını sağlamak, serbest rekabete
dayalı bir enerji piyasası oluşturmak ve duyarlı olduğumuz çevreyi
ve insan sağlığını korumak bulunmaktadır. Aynı zamanda, Türkiye’yi
bir enerji köprüsü haline getirebilmek için hükümetimiz azami çaba
içinde olacaktır.
Yeraltı
kaynaklarımızın zenginliği, ülkemize mukayeseli bir üstünlük
sağlamaktadır. Hükümetimiz, zengin yeraltı kaynaklarımızın ülke
gelişmesine arzu edilen bir düzeyde katkıda bulunması için, ulusal
çıkarlarımızı öne çıkararak, etkin bir madencilik programını süratle
uygulamaya koymak isteğindedir.
Tüketicinin
korunmasında en etkin yöntem ve yaklaşımlar hızlı bir şekilde
uygulamaya konulacaktır. Bu çerçevede yasal yapı, sivil toplum
kuruluşları ve tüketiciyi koruyan kurumların yaygınlaştırılması ve
desteklenmesi, üretim süreçlerinde kalite anlayışının
yaygınlaştırılması, tüketicilerin bilinçlendirilmesi üzerinde önemle
durulacaktır.
Devleti halka hizmet
etme aracı olarak gören Hükümetimiz, bir sınıf ve kesimin değil
bütün vatandaşlarımızın refah ve mutluluğunu sağlayacak sosyal
politikalar yürütecektir. Bu bağlamda yoksullar, bakıma muhtaç
yaşlılar, çocuklar ve işsizler için özel programlar oluşturulacak,
zor durumdaki vatandaşlarımıza, terkedilmiş ve kimsesizlik duygusu
yaşatılmayacaktır. Hükümetimiz, işsizleri, fakirleri, düşkünleri,
hastaları, özürlüleri gözeten, onların insan onuruna yakışacak
şekilde yaşamalarını sağlayacak bir sosyal devlet anlayışını
uygulamaya koyacaktır.
Hükümetimize göre
eğitim, her alandaki kalkınmanın en önemli unsurudur. Beşerî
sermayeyi etkin kullanmayan toplumlar, rekabet şanslarını kaybetmeye
mahkûmdur. Eğitim alanında oluşacak zaaflar, hiçbir alandaki
üstünlükle giderilemez. Buna karşılık, eğitim alanında yakalanacak
üstün seviyeler, diğer tüm alanların toplam kalitesini yükseltir.
Eğitime bu bilinçle yaklaşan Hükümetimiz, bu alanda giderek artan
zaafları gidermeyi öncelikli hedeflerden saymaktadır.
Eğitim kalitesinin
artırılması, eğitimde fırsat eşitliğinin gerçek anlamda sağlanması
ve eğitim sisteminin ideolojik kavgaların arenası olmaktan
çıkarılması yetkin ve yetenekli bireylerin yetiştirilmesi açısından
son derece önemlidir. Yükseköğretim kurumları dahil, eğitim-öğretim
kurumlarımızın ihtiyaçlara uygun eğitim-öğretim hizmeti sunması,
etkin eğitim ve istihdam planlamalarının yapılmasına bağlıdır.
Bu nedenlerle,
Hükümetimiz, eğitim alanında köklü bir reform hareketine
girişecektir. Her alanda olduğu gibi, Türk Millî Eğitim sisteminde
de insan merkezli nitelikli bir eğitim modeline geçmek üzere,
toplumun ihtiyaçlarına ve çağdaş uygarlık gereklerine göre yeniden
yapılanma sağlanacaktır.
Anayasamızda
tanımlanan laiklik ilkesi, din ve vicdan hürriyetine etkinlik ve
işlerlik kazandırılarak, dinin, dinî duyguların veya dince kutsal
sayılan değerlerin ve sembollerin siyasî veya kişisel çıkar yahut
nüfuz sağlamak amacıyla istismar edilmesi veya kötüye kullanılmasını
önleyebilecek bir din eğitimi ve öğretimi, Anayasamızda tanımlanan
çerçevede uygulamaya konulacaktır.
Öğretmenlik
mesleğinin toplumda hak ettiği itibarı yakalayabilmesi için,
öğretmenlerin niteliklerinin yükseltilmesine paralel olarak, çalışma
şartları iyileştirilecektir. Eğitim ve öğrenim hakkının
kullanılmasının önündeki engeller kaldırılacak; eğitim, hayat boyu
sürecek bir süreç olarak kabul ve teşvik edilerek, kademeler
arasında yatay ve dikey geçiş imkânları sağlanacaktır.
Hükümetimiz,
üniversitelerin çağdaş anlamda öğretim ve araştırma kurumu
olmalarını sağlayacak düzenlemeleri gerçekleştirecektir. Yüksek
Öğretim Kurumu (YÖK), üniversiteler arasında koordinasyon sağlayan,
standartlar belirleyen bir yapıya kavuşturulacak; üniversiteler,
idarî ve akademik özerkliği olan, öğretim elemanları ve öğrencilerin
serbestçe bilimsel faaliyette bulunduğu, araştırma ve öğretim
kurumları düzeyine çıkarılacaktır.
Üniversiteler, her
çeşit düşüncenin, demokratik bir ortamda, hoşgörü içinde öğretilip
tartışıldığı, yasakların ve sınırlamaların olmadığı özgür bir foruma
dönüştürülecektir. Meslekî ve teknik eğitime talebi düşüren, haksız
ve adaletsiz uygulamalara sebep olan mevcut üniversiteye yerleştirme
sistemi, yarışmayı teşvik edecek ve adaleti sağlayacak şekilde
değiştirilecektir. Meslek eğitimi veren meslek yüksek okulları,
meslek standartlarına uyumlu niteliklere sahip insangücü
yetiştirecek bir şekilde yeniden ele alınacaktır.
Hükümetimiz, millî
değerlerin, birey, aile ve toplumu ayakta tutan manevî dinamiklerin
korunup geliştirilmesi konusunda azamî gayret içerisinde olacaktır.
Millî kültürümüzdeki esas yapıyı, üslubu koruyarak evrensel
değerlerle millî kültürümüz arasındaki etkileşimi en üst noktaya
çıkarmayı amaçlamakta, gerçek bir çağdaş kültür atmosferi
oluşturmanın bu yoldan geçtiğine inanılmaktadır. Bu iki alanı,
çatışma konusu olmaktan çıkarıp, her iki unsurun zenginliklerinden
birlikte yararlanmak, kültür politikamızın temelidir.
Hükümetimiz, kültürün
taşıyıcı unsurları olan dil, edebiyat, folklor, musiki, plastik
sanatlar, etnografya, sinema, temsili sanatlar alanlarındaki mevcut
yapıyı, yaklaşım ve anlayışı eksik ve sağlıksız bulmaktadır. Bütün
bu alanlarda konunun uzmanlarının ve sivil toplum örgütlerinin de
görüşlerinden yararlanılarak yeni ve doyurucu politikalar
geliştirilecektir. Ayrıca hükümetimiz kültürel mirasın korunmasına
azamî hassasiyet gösterecektir.
Mevcut sağlık sistemi
bütün yönleriyle çağdaş gelişmelerin gerisinde kalmış; maliyetler,
sistem kaçakları nedeniyle çok artmış, sağlık hizmetleri ulaşılamaz
hale gelmiş, standart birliği kalmamıştır. Sağlıklı bir nesil
yetiştirebilmek için, sağlık hizmetlerinin tüm vatandaşların
ulaşabileceği bir yapıya kavuşturulabilmesi kaçınılmaz hale
gelmiştir.
Sosyal güvenlik
kuruluşlarının asıl yapması gereken işlerini engelleyen sağlık
işleriyle uğraşması, bu kuruluşları da verimsiz hale getirmiştir.
Mevcut sağlık sistemimiz, kurumsal yapı, işleyiş, personel yapısı ve
dağılımı itibariyle ihtiyaca cevap veremeyecek hale gelmiştir.
Hükümetimiz, köklü değişiklikler yaparak herkesin ulaşabileceği
nitelikli ve etkin çalışan bir sağlık sistemini oluşturmakta
kararlıdır.
Devlet, herkesin
temel sağlık hizmetlerini, gerekirse özel sektörle işbirliği yaparak
yerine getirecektir. Etkin ve kaliteli bir sağlık sistemi, nitelikli
bir toplum için vazgeçilmezdir. Hükümetimiz, sağlık hizmetlerinin
yerine getirilmesini sosyal devlet anlayışının vazgeçilmez unsurları
arasında görmektedir. Sağlık hizmetleri bütünsel bir anlayışla ele
alınacak, yeni bir yapılanma ve işbirliğine gidilecektir.
Aile, toplumun temeli
ve toplumsal dayanışmanın oluşmasında rol oynayan önemli bir
kurumdur. Toplumsal mutluluk, dayanışma, barış, sevgi ve saygının
yolu aileden geçer. Yaşanan bütün olumsuzluklara ve ekonomik
sıkıntılara rağmen toplum olarak ayakta duruşumuzu, büyük çapta
sağlam aile yapımıza borçlu olduğumuz açıktır. Hükümetimiz aile
merkezli politikalara öncelik verecektir.
Kadınlarımız, sadece
toplumumuzun yarısını oluşturdukları için değil, birey ve toplumun
gelişimi ile sağlıklı nesillerin yetiştirilmesinde özel bir konuma
sahiptirler. Yılların ihmali sonucu biriken her türlü sorunlarıyla
ilgilenilmesi, hükümetimizin öncelik verdiği bir konudur.
Gençlik, ülkenin
sadece zenginliği değil, aynı zamanda dinamizminin ve değişim
potansiyelinin de kaynağıdır. Dolayısıyla, genç nüfusa sahip olmak
Türkiye için büyük bir imkândır. Hükümetimiz, toplumun gençlere,
gençlerin de Türkiye’ye güvenini sağlamayı temel hedefleri arasında
görmektedir.
Seçilme yaşı 25’e
indirilecektir. Özgür düşünceli, kendi başına karar verebilen,
sorgulayan, kendi toplumunun ve evrensel doğrulardan haberdar olan
ve hayatın güçlükleriyle baş edebilecek donanımlı ve yetenekli
gençler yetiştirmek önemli hedeflerimiz arasındadır. Dünyanın ve
Türkiye’nin gelişen ve değişen şartları dikkate alınarak yeni bir
spor politikası oluşturulacaktır. Sporun her dalında uluslararası
standartları yakalamak için her türlü destek verilecektir.
Özgür, bağımsız,
çoksesli bir yazılı ve görsel basın, demokratik rejiminin önemli
güvencelerinden biridir. Yazılı ve görsel basın sektöründe
tekelleşme ve kartelleşmenin önlenmesi için ilgili mevzuat yeniden
düzenlenecektir. Medyanın, toplumun ihtiyaçlarını önplanda tutan
yayınlar yapması özendirilecektir. Özel hayatın ve özel
haberleşmenin güvenliğiyle ilgili her türlü teknik ve yasal önlemler
alınacaktır.
Çağımızın devlet
anlayışında, özürlülerin kendi kendine yetmesi, belli bir bilgi ve
kültür düzeyine ulaşması, meslek edinip üretken hale gelmesi ve
çevresiyle sağlıklı ilişkiler kurarak toplumsal hayata katılmasının
sağlanması devlete yüklenen anayasal bir görevdir. Devlet, özürlü
vatandaşlarının, eğitim, rehabilitasyon, sağlık, hukuk, yönetim gibi
alanlardaki ihtiyaçlarını karşılamak suretiyle, başkalarına en az
muhtaç olarak yaşamalarını sağlayacaktır. Bedensel ve zihinsel
özürleri nedeniyle insanlar arasında ayırım yapılmasına izin
verilmeyecektir. Bu ilke, hükümetimizin özürlülerle ilgili
politikasının temelini oluşturacaktır. Bunların gerçekleştirilmesi
için her türlü tedbir alınacaktır.
Bir ülkedeki
yönetimin kalitesini ve toplumun medeniyet dairesindeki konumunu ne
tür kentler ürettiği belirler. Bu nedenle, kentleşme ve konut
meselesi teknik muhtevasının çok ötesinde anlamlara sahiptir.
Sağlıksız ve çirkin şehirleşmenin önüne geçilerek, şehirlerin
yaşanabilir mekânlar haline getirilmesi hükümetimizin temel
önceliklerinden biri olacaktır. Gecekondu bölgelerinde yaşayanlara
yönelik ucuz konutlar üretilecektir. Uzun vadeli programlarla,
şehirlerin, yaşanabilir, sağlıklı, ulaşım ve altyapı sorunları
çözülmüş, çevre güzelliği taşıyan mekânlar olması için gerekli
düzenlemeler yapılacaktır.
Değerli
milletvekilleri, her yüzyıl bilinen bir takvimle başlamakla beraber,
siyasî tarihçiler, takvimsel göstergeden çok, geçmiş yüzyıldan kalma
paradigmayı ortadan kaldırarak, yeni bir siyasal paradigmayı ikame
eden önemli bir olayı yeni yüzyılın başlangıç noktası olarak
alırlar. Bu yüzyılı siyasal olarak başlatan olay, kuşkusuz, 11 Eylül
ismiyle bilinen sarsıcı olaydır. Bu olayla beraber yeni bir dünya
düzeninin kurulmasına doğru gidildiği, ortak bir kanaat haline
gelmiştir. 1990’lı yıllarda çift kutuplu dünyadan tek kutuplu düzene
geçmiş olan dünya sistemi, tek kutuplu güç düzeninin sancılarını, bu
yüzyılın başında çekmeye başlamıştır.
Var olduğu günden
beri dünya güç sisteminin merkezî bir öğesi olagelmiş olan
Türkiyemiz de, bu yeni durumdan, doğal olarak, etkilenmektedir.
Türkiye’nin bölgesel hayat sahası, çok riskli bir jeopolitiğe
karşılık gelmektedir. Bu da, Türkiye’de, içpolitika ve dışpolitika
eksenleri arasındaki mesafeyi ortadan kaldırmaktadır. Türkiye’nin
içpolitik dinamikleri ile dışpolitik dinamikleri, dünyanın pek çok
ülkesinden daha fazla etkileşim içindedir. Türkiyemizin dış
politikası, halkımızın yediği ekmeği doğrudan etkilemekte, iç
siyasetin güçlü ve kaliteli olması, ülkemizin bölgesel ve küresel
çıkarlarının teminatı olmaktadır.
Değişen bölgesel ve
küresel gerçekler karşısında, Türkiye’nin, dışpolitika önceliklerini
yeniden tanımlaması ve bu gerçekler ile ulusal çıkarları arasında
yeni bir denge oluşturması gerekmektedir.
Bu çerçevede,
hükümetimiz, birinci Ak Parti hükümetinin gerçekçi ve vizyonel
dışpolitika yaklaşımını sürdürmek ve daha da geliştirmek
kararlılığındadır.
Aziz milletimizin
büyük tarihsel yürüyüşünün mütevazı; ama, güçlü bir ifadesi olan
Hükümetimiz:
Türkiye’nin dış
politikasını uzun vadeli bir perspektifle, yeni dinamiklere dayanan,
bölgesel ve küresel konjonktürle uyumlu hale getirecektir.
Türkiye, bulunduğu
bölgede bir istikrar unsurudur. Bu niteliğiyle, çevresindeki kriz
bölgelerinde daha fazla inisiyatif alacak ve krizlerin çözümüne daha
somut katkı sağlamaya çalışacaktır. Nitekim, Irak krizine dönük
olarak, birinci AK Parti Hükümetinin geliştirdiği yaklaşım, dünyanın
önüne ciddî bir model koyma başarısını göstermiş ve takdir
toplamıştır. Bundan sonra da, Türkiye’nin ulusal çıkarlarıyla ilgili
bölge ve kıta ölçekli gelişmeleri sadece izleyen değil, aynı zamanda
yönlendiren aktif bir diploması takip edilecektir.
Irak krizi konusunda
birinci AK Parti Hükümetinin ortaya koyduğu performans, ikinci AK
Parti Hükümeti döneminde de aynen sürdürülecektir. 11 Eylül
olaylarından sonra, Amerika Birleşik Devletlerinin küresel teröre
karşı mücadele anlayışına destek veren partimiz, küresel terörle
mücadele için ortak zeminler oluşturulması gerektiğini, Türkiye’de,
ifade eden ilk parti olmuştur. Partimizin kurduğu hükümetler bu
anlayışa sahiptir. Bununla beraber, küresel terörle mücadele
konusunda, ortaya çıkan kafa karışıklığının ve yöntem yanlışlarının
da kaygı verici olduğunu düşünüyoruz.
Bu çerçevede, 11
Eylül sonrası tırmanma eğilimi gösteren dinler ve kültürler arası
gerilimlerin azaltılması ve küresel bir barış ortamının
sağlanabilmesi için aktif çaba sarf edilecektir. Kültürel
çoğulculuğa ve diyaloga dayalı zengin tarihî birikimimiz bu
doğrultuda harekete geçirilecektir.
Birinci AK Parti
hükümeti, küresel siyaset dinamiklerini sarsan ve dünya
devletlerinin ortak platformları olan örgütleri yeni kriz
yönetimiyle tanıştıran Irak merkezli sorun karşısında, uluslararası
toplumun bir parçası olma sorumluluğuyla, çok özel bir coğrafyada
yaşamanın getirdiği güvenlik risklerini dengeleyen ve harmanlayan
bir etkinlik üretmiştir. İkinci AK Parti hükümeti de aynı siyasal
mantığı devam ettirecektir.
Hükümetimiz, komşumuz
Irak’la ilgili belirsizliğin sona ermesinden yanadır. Irak sorununun
Birleşmiş Milletler kararları çerçevesinde çözülmesini temenni
etmekteyiz; fakat, sorunun genel çerçevesi ile Türkiye’ye dönük yüzü
arasındaki makas farkının açıldığı ve bunun siyasî, askerî ve
ekonomik menfaatlerimizi tehdit etme eğilimine girdiği durumlarda,
devletimizin bekası ve milletimizin selameti için, kendi özel
durumumuza en uygun kararları en hızlı biçimde alacaktır.
Hükümetimiz, Irak’ın toprak bütünlüğüne ve siyasî birliğinin
korunmasına büyük önem atfetmektedir. Irak’ın yeraltı ve yerüstü
kaynaklarının tüm Irak halkına ait olduğunu düşünmekteyiz. Irak’ın
aslî unsuru olan Türkmenlerin, Arapların, Kürtlerin ve diğer
toplulukların barış içinde yaşaması arzumuzdur. Irak’ın toprak
bütünlüğünün bozulması Ortadoğu’daki tüm dengeleri değiştirecektir.
Hükümetimiz, Irak yönetiminin Birleşmiş Milletler kararlarını tam
olarak uygulamasından, kitle imha silahlarından arınmış,
komşularıyla barış içinde yaşayan bir Irak’ın uluslararası toplum
içindeki yerini almasından ve sorunun barışçı yönden çözümünden
yanadır.
Hükümetimiz, Irak
krizi sebebiyle yeni gündemlerle donanan, Amerika Birleşik
Devletleri ile tarihsel derinliğe ve karşılıklı saygıya dayalı
ilişkilerini bundan sonra da en dinamik biçimde sürdürecektir.
Devletimiz ile
Amerika Birleşik Devletleri arasında, Irak krizinin algılanışı ve
krize dönük yaklaşım bakımından belli farklar olması doğaldır;
kuşkusuz, her ülke, her olayı, kendi siyasal pozisyonuna göre
değerlendirecektir. Güncel ve konjonktürel bir gündem olan Irak
krizi konusundaki kimi farklılıklara rağmen, temel stratejik ve
siyasî gerçek, Türkiye ile Amerika Birleşik Devletleri arasındaki
müttefiklik ilişkisidir. Hükümetimiz, Amerika Birleşik Devletleri
ile müttefik olmanın önemine ve işlevine uygun bir etkinlik üretmeyi
önemsemektedir. Hükümetimiz, Amerika Birleşik Devletleri ile
ilişkilerimizi ve işbirliğimizi, halklarımızın karşılıklı yarar ve
çıkarları doğrultusunda ve bölgesel istikrarın da bir boyutunu
teşkil edecek biçimde, en üst düzeye çıkarma arzusundadır.
Değerli
milletvekilleri, Türkiye, Avrupa siyasî değerler sisteminin bir
parçasıdır. Avrupa ülkeleriyle ilişkiler, Türkiye’nin dışpolitika
gündeminde en üst sıralarda yer almaya bundan sonra da devam
edecektir.
Türkiye’nin Avrupa
Birliğine tam üyeliği, hükümetimizin hedeflerinin başında
gelmektedir. 3 Kasım seçimlerinden başarıyla çıkar çıkmaz, Avrupa
Birliği konusunda ciddî bir etkinlik ürettik ve 2004 Aralık ayına,
müzakere için müzakere tarihi alma başarısı, AK Parti hükümeti
döneminde başarılmıştır.
Hükümetimiz, Kopenhag
kriterlerini tam olarak yerine getirme konusunda kararlıdır.
Türkiye’nin Avrupa Birliği ailesi içerisinde hak ettiği yeri en kısa
zamanda almasının iki tarafa getireceği kazanımların yanı sıra,
Avrupa Kıtasının ötesinde, barış, istikrar ve güvenlik yönlerinden
olumlu sonuçlar doğuracağı kuşkusuzdur.
Bu çerçevede, Türkiye
Büyük Millet Meclisi tarafından gerçekleştirilmiş Olan uyum
yasalarının güçlendirilmesi ve mevzuatımızın temel hak ve
özgürlükler açısından bir bütün olarak geliştirilmesi sağlanacaktır.
Ayrıca, reformların uygulamaya tam olarak yansıması ve uygulayıcılar
tarafından da özümlenmesi konusunda her geçen gün artan bir
kararlılık gösterilecektir.
Bu arada, uyum
paketinin yasalaşması konusunda Cumhuriyet Halk Partisinin verdiği
desteğe de özenle teşekkür ediyorum.
Değerli
milletvekilleri, Türkiye’nin NATO bünyesinde bugüne kadar ortaya
koyduğu katkıya paralel olarak, yeni Avrupa Savunma Stratejisi
çerçevesinde oluşturulan Avrupa Güvenlik ve Savunma Kimliği (AGSK)
içinde hak ettiği yeri birinci Ak Parti İktidarı döneminde almıştır.
Muhtemel her türlü tehdidi caydırmada ve bölgesel ve küresel barış,
istikrar ve güvenliğin sağlanmasında çok önemli bir rol oynayan
Silahlı Kuvvetlerimizin NATO ve BM başta olmak üzere, dış
örgütlerdeki faaliyetlere devam etmesi için gereken imkânları
sürekli geliştirmek hükümetimizin öncelikleri arasındadır...
Bu bağlamda, güvenlik
kavramı temelindeki hassasiyetimizin altını çizmek isterim.
Güvenlik, bir devletin en aslî ve vazgeçilmez işlevidir. Türkiye’nin
coğrafî konumu ve bölgede meydana gelen gelişmeler dikkate
alındığında, güvenlik ve savunma konularında hükümetimizin çok daha
duyarlı olacağı açıktır. Güvenliğimiz ve savunmamız neyi
gerektiriyorsa, bu konuda hiçbir fedakârlıktan kaçınılmayacaktır.
Değerli
milletvekilleri, iyi komşuluk ilişkileri içinde Rusya Federasyonu
ile, kültürel yakınlığımız çerçevesinde Orta Asya ve Kafkasya
ülkelerinde tarafların çıkarlarını zedelemeyen, işbirliğine dayalı
ilişkiler sürdürülecektir. Hükümetimiz, Rusya Federasyonu ile
ilişkilerini azamileştirmeyi önceleyen Avrasya perspektifini
titizlikle geliştirecektir.
Komşumuz Yunanistan
ile ilişkilerimizi, hasımlık çerçevesinde değil, iki ülke halklarına
da fayda sağlayacak bir sinerjiyi üretecek rekabet temelinde kurma
konusunda kararlıyız. Yunanistan ile karşılıklı ekonomik çıkarlara
dayanan ilişkiler artırılarak sürdürülecek ve bu ilişkilerin
oluşturacağı güven ortamı sayesinde, daha karmaşık olan siyasî
sorunların çözümü için zemin hazırlanacaktır.
Hükümetimiz, Kıbrıs
sorununa mutlaka bir çözüm bulunmasının gereğine inanmaktadır. Bu
çözümde, gelecekte adadaki Türk varlığını tehlikeye sokacak hiçbir
girişime müsaade edilmeyecektir.
Lahey’de gelinen
noktanın bir tıkanmaya dönüşmemesi ve yeni iletişim kanallarının ve
çözüm modellerinin araştırılması için hassasiyetimizi koruyoruz.
Başta Avrupa Birliği ülkeleri ve Yunanistan olmak üzere tüm siyasal
odakları, çözüm, diyalog ve kalıcı barış temelinde hassas olmaya
davet ediyoruz. Bu çerçevede Birleşmiş Milletler Genel Sekreterinin
hazırlamış olduğu planın masada olduğuna dair açıklaması, tarafların
arzusu durumunda çözüm sürecine yardımcı olacağını ifade etmesi ve
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Sayın Denktaş’ın Rum
tarafını müzakereye çağıran beyanı hükümetimizce kayıt altına
alınmıştır.
Orta Asya Türk
cumhuriyetleriyle tarihi, kültürel ve sosyal yakınlığımıza rağmen,
Türkiye’nin bu ülkelerle ilişkilerinde beklentileri karşılayamadığı
bir gerçektir. Hükümetimiz, Türk cumhuriyetleriyle ilişkilerin en
ileri noktaya taşınarak bölgenin geniş bir işbirliği alanına
dönüştürülmesi için çaba sarf edecektir.
Ortadoğu’da akan kan,
tüm dünya kamuoyunu olduğu gibi, bu bölgeyle yakın kültürel ve
tarihî ilişkileri olan Türk halkını da üzmekte ve endişeye sevk
etmektedir. Hükümetimiz, din ve ırk ayırımı yapmaksızın, kime ait
olursa olsun dökülen kanın ve göz yaşının acilen durdurulmasını
sağlayacak tek yolun kalıcı bir barıştan geçtiğine inanmaktadır.
Türkiye, Filistin’de Birleşmiş Milletler kararları doğrultusunda ve
Filistin Halkının süregelen acılarını dindirecek şekilde barışın
tesisine yönelik çabaları desteklemeye devam edecektir. Bu
çerçevede, Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Sayın Bush’un 14 Mart
2003 tarihinde yaptığı açıklamada zikredilen yol haritası ve reform
vizyonu hükümetimizce de desteklenmektedir. Türkiye, Filistin ve
İsrail taraflarıyla iyi ilişkilerini sürdürerek, barışın tesisine
yönelik çabalara katkıda bulunma imkânına sahip olacaktır.
Balkan politikamız,
bölgedeki ülkelerle tarihî, kültürel ve ekonomik ilişkilerimiz
ışığında geliştirilecek, gerekirse yeniden şekillendirilecektir.
Bölge içindeki gerilimi düşürmek ve barış ortamını kalıcı kılabilmek
amacıyla, ortak çıkar alanları oluşturmak için ekonomi ağırlıklı
projeler geliştirilecektir.
Değerli
milletvekilleri, hükümetimiz, Türkiye’nin İslam dünyasıyla
ilişkilerine özel bir önem vermektedir. Bir yandan, bu ülkelerle
ikili işbirliğimizin artırılması, öte yandan, İslam Konferansı
Örgütünün uluslararası alanda daha saygın yer edinebilmesi ve
inisiyatif alabilen dinamik bir yapıya kavuşturulması için çaba sarf
edecektir. Yine, bu bağlamda, başkanlığını Cumhurbaşkanımızın
yaptığı İslam Konferansı Örgütünün, Ekonomik ve Ticarî İşbirliği
Daimi Komitesinin faaliyetlerine daha somut içerik kazandırmaya
çalışacaktır.
Geniş bir katılımla
kurulan Karadeniz Ekonomik İşbirliği Teşkilatının, bölge ülkelerine
yeni işbirliği imkânları vaat eden potansiyelinin harekete
geçirilmesi için çaba sarf edecektir.
Çin Halk Cumhuriyeti
ve Japonya ile karşılıklı saygı ve verimli işbirliği temelinde
gelişmekte olan ilişkilerimizin bu doğrultuda daha da ileri
götürülmesine çalışılacaktır. Nitekim, 2003 yılı Japonya’da “Türkiye
Yılı” ilan edilmiştir.
Dış politikamızın
geleneksel Atlantik ve Avrupa boyutlarının yanında, Avrasya eksenli
politikanın geliştirilmesi yolundaki çabalar sürdürülecektir. Bu
bağlamda, Ekonomik İşbirliği Teşkilatı çerçevesindeki işbirliği
güçlendirilecektir.
Türkiye’nin üyesi
olduğu uluslararası örgütler ve ECO ve KEİB gibi bölgesel ekonomik
işbirliği çabaları arasında rasyonel ve sistematik bir koordinasyon
sağlanacaktır.
Kafkasya’da soğuk
savaş dönemi şartlanmaları bir yana bırakılarak işbirliği imkânları
aranacak, zengin yeraltı ve yerüstü kaynaklarına sahip olan bu
bölgenin, Ortadoğu ve Balkanlar’la ekonomik açıdan bütünleşmesine
katkıda bulunmaya çalışacaktır.
Yurtdışında yaşayan
Türk vatandaşlarının, bulundukları ülkelerdeki haklarının daha fazla
korunası için çaba sarf edilecek, gerek o ülkelerde gerekse
Türkiye’de karşılaştıkları sorunların ortadan kaldırılması için
mevcut mekanizmaları daha etkin biçimde işletecektir.
Değerli
milletvekilleri, AK Parti hükümetleri, ülkemizin ihtiyaç duyduğu
çağdaş ve dinamik hükümet mantığını ortaya çıkarmakla kalmamış;
bundan daha önemli ve kalıcı olarak, yaşadığımız çağla uyumlu
olmayan bir siyaset kültürünü de geride bırakarak, her bakımdan yeni
bir siyaset dönemini başlatmıştır.
Bu yeni dönemi,
eskinin kavram, kalıp ve alışkanlıklarıyla değerlendirmek, anlamak
ve sorgulamak yaklaşımına bağlı kalanlar, toplumun dinamizminin ve
değişim iradesinin uzağına düşerek, verimsiz ve sonuçsuz bir siyasal
çaba içinde kalmaya mahkûm olacaklardır.
Bu yeni dönem,
evrensel standartlar ve hukukun üstünlüğü içinde milletimizin
iradesine ve gelişme arzusuna dayalı yeni anlayış, kavrayış, tutum
ve yöntemlerle siyaseti inşa edenlerin dönemi olacaktır.
Bu yeni siyaset
anlayışı için de siz değerli milletvekillerine sunmuş olduğum bu
programın hızla değişen, rekabetin arttığı, etkin ve katılımcı bir
yönetimin eskisinden de önemli hale geldiği bir dünyada, ülkemizin
hak ettiği yere gelmesinde önemli katkı sağlayacağına inancımız
tamdır.
Türkiye'nin ortak
aklının ve vicdanının ifadesi olan hükümetimiz, aziz milletimizin ve
Yüce Meclisimizin güvenine layık olmaya çalışacaktır.
Gayret bizden, destek
aziz milletimizden ve başarı Yüce Allah’tandır.
Saygılarımla |