Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Seçim ve sahte modernite

Zeynep ATİKKAN

Yarından itibaren seçim maratonu başlıyor.

Seçimler bugünkü siyasi sınıfı yenileyebildiği oranda ilginç olacaktı. Ancak mevcut liderleri ve çevrelerine çöreklenmiş kadroları gördükçe böyle bir ihtimalin söz konusu olmadığı anlaşılıyor.

Şimdi ne olacak?

Görülüyor ki siyasette kadın modası var.

Kadına yatırım yapılacak. Parti kliplerini güler yüzlü modern Türk kadını kareleri kaplayacak.

Kadını bul getir siyasete monte et! Özellikle de genel başkanların ve eşlerinin kotasından monte et ki kongrelerde erkeklerin yanısıra kadının narin elleri de kalksın havaya. ‘Sen çok yaşa başkanım’ demek için.

Peki neden kadın?

Bugüne kadar neden yoktu ortada?

Yoktu çünkü bugünkü liderlik kadrosunun ve de çevresinin umruda değildi kadınlar. Modern demokrasilerde, çok seslilik, farklı duyarlılıklar giderek daha çok önem kazandığı için siyaset kadını ön plana çıkarttı. Bizdeki anlayış ise tek sesli genel başkan korosuna kadın sesiyle vokal yapma arayışından daha ileri gitmiyor.

İleri gidemez de. Çünkü Batı'dan ithal etmeye çalıştıkları ‘kadınlı siyaset’ Avrupa'nın yeni siyasi sınıfının içinden çıktı. Kadın hiçbir zaman vitrin malzemesi olarak kullanılmadı.

Siyasette kadın varlığı çok doğallaştı.

Siyasi sınıf liderlik kadrolarıyla birlikte yenilenirken kadınlar da bu değişim hareketinin içinden fışkırdılar.

Şimdi bizim yontma taş devrinin zihniyeti 21. yüzyıl siyasetinin makyajını yapıyor suratına. 21. yüzyıl kadın demek ya!

Kendimizi kandırmayalım tarih öncesi çağda yaşayan bu zevata yapılan makyajın rimeli akar, ruju taşar, ojesi kalkar. Hele bir de ağızlarını açtılar mı?

* * *

Bizim siyaset mahallesinin çocukları baktılar ki ‘Batı’daki seçim kampanyalarında hırçın üslup değil uzlaşıcı ve bilge adam görüntüsü prim yaptı.

Bundan çıkan sonuç şu: ‘P...k’, ‘lan’...‘Bu kadın’, ‘Kasımpaşa dilberi’ filan dememek gerekli. 21. yüzyıla girerken uzlaşıcı, özverili, olgun, yapıcı vs. görünmenin sonsuz yararları olabilir.

Şimdi ‘P...k.’leri, ‘bu kadınları’ ‘Kasımpaşa dilberini’ kullanan yontma taş devri erbabı 21. yüzyılın eşiğinde aniden dilini, duruşunu, siyasi söylemini düzeltmeye karar verdi. Yontma taş devrinin iletişim dilinin yerini daha gelişmişi alacak.

Üslup gelişecek. Kavga edilmeyecek. Uzlaşma adamı olunacak. Böylece modernite yakalanacak.

Ve biz, doğası hırçın ama 18 Nisan için uzlaşıcı kimliğe bürünmüş başarısız liderlerin filmini izleyeceğiz.

Neden uzlaşma? Neden olgun ve yapıcı söylem? Bunun, İngiliz Tony Blair'e ya da Fransız Jospin'e öykünme diye okumak gerekli. Acaba onların ki sadece bir vitrin yenilenmesiydi? Sanmıyorum.

Peki bu bilge, uzlaşmacı, yapıcı siyasi kadronun asıl uzlaşma, yapıcılık gerektiren demokrasi, insan hakları, Kürt sorunu gibi konulardaki görüşü nedir? Siyasi tavrı nedir?

Bu noktada hiçbir tavır, yapıcılık, yaratıcılık ve içerik olmadığı biliniyor.

Demode kafaları ve de kötü sicilli siyasileri pazarlamak çok zor olmalı. Kadına ve uzlaşmacı görüntüye dayalı kampanya yaparak imaj yenileyeceklerini sanan partilerin pazarlamacılarına kolay gelsin!

* * *

Uğur Mumcu'yu öldürülüşünün yıldönümünde saygıyla anıyorum.



X