Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Seçim sonuçlarının iktisadi yorumu

SEÇİMLER sonuçlandı. Sonuçlar hem şaşırtıcıydı hem de değil.<br><br>Sonuçlar şaşırtıcıydı, çünkü, geçmişten gelen deneyimlerle, iktidar partisinin doğal olarak yıpranacağı beklentisi hakimdi. İktidar pek yıpranmışa benzemiyor. Aksine, seçmen bazında güçlendi.

Sonuçlar şaşırtıcı değildi, çünkü, özellikle iktisadi alanda hükümetin politikalarına ve son dört yıllık makro ekonomik sonuçlara ciddi eleştiriler yöneltebilmek mümkün değildi. Seçmenlerin de böyle düşündükleri görülüyor.

MESAJ

1970’lerden 2001 yılına kadar hiçbir siyasi parti ekonomik istikrar için ciddi bir şey yapmadı. Enflasyonu düşürmek her partinin sloganıydı. İktidar partileri hep enflasyonu indiremedikleri için eleştirildiler. Ama, hiçbir siyasi parti de, iktidara geldiğinde, oy kaybederim endişesiyle enflasyonu indirmeye yönelik özel bir çaba göstermedi.

Bu gözlem Türkiye seçmeninin ekonomik istikrardan yana olmadığı gibi bir izlenim yarattı. En azından benim böyle bir izlenimim vardı. Yanlışmış. Son seçimler seçmenlerin enflasyonun düşmesinden memnun olduğunu gösterdi. Aldığı oyları iktidar partisi de böyle yorumluyorsa, fiyat istikrarının kalıcı bir biçimde tesis edilmesinin olasılığı çok arttı. Bu sevindiricidir.

Son yıllarda Türkiye’de ses getiren kesimde milliyetçilik duyguları arttı. Yabancı sermaye sorgulanır oldu. Özelleştirmelerde yabancı alımlarındaki yoğunluk sorgulandı. Bankacılık sektöründeki yabancı yatırımcı iştahına şüphe ile bakıldı. "Kanlarımızla koruduğumuz toprakların parsellenerek yabancılara peşkeş çekildiği" yönünde söylevler geliştirildi. Son seçimler belli kesimlerin bu kaygılarına da cevap verdi. İktidar partisi oyunu artırdı. Bir anlamda, milliyetçi söylevler seçmenleri pek etkilemedi.

İşsizlik Türkiye ekonomisinin en büyük sorunlarından biridir. Özellikle geç yaşta ilk kez işe girecek insanların iş bulabilme olasılıkları azalmıştır. Bu seçimde çok daha fazla genç insan oy verme olanağına kavuştu. İktidarın ekonomik alanda en fazla eleştirildiği bir konuda dahi, olumsuz etkilenenlerin önemli bir bölümü iktidar partisini desteklediler. Demek ki, bugünden şikayetçi olanlar dahi gelecekten umutluydular.

GÜNDEM

Seçim sonuçları elbette tümden iktisadi konuların belirlediği bir olgu değil
. Ama, iktidara desteğin nedeni ne olursa olsun, en azından, iktisadi olumsuzluk diye bakılan gelişmeler bir kesim seçmenin oyunun yönünü değiştirmeye yetmedi. İktisadi alanda istikrarı kalıcı yapabileceğimiz ölçüde seçmenler umutlu olmaya devam ediyorlar. Hiçbir şey diyemiyorsak, seçimlerin sonucunu iktisadi yönden bu şekilde yorumlamak gerekiyor.

Bu sonuçların iktidar partisine ekonomi politikaları konusunda güç vermesi beklenmelidir. Gündemde zor ve siyasi açıdan pek sevimli olmayan kararlar vardır. Bunların en önemlileri sosyal güvenlik reformu, iş piyasasına esneklik kazandıracak düzenlemeler ve kayıt dışını asgariye indirip rekabeti engellemeyen, aksine teşvik eden vergi reformudur. Bu alanlara el atmak siyasi açıdan hem kararlılık hem de özgüven gerektirir. Seçim sonuçları iktidarın elini bu konularda güçlendirmiştir.

İktisadi gerçeklere bir kenara itip bu seçimlerin iktisadi değil, siyasi platformda sonuçlandığını iddia etmek çok gerçekçi görünmemektedir. Siyasi emeller uğruna hiçbir ülkede seçmenlerin yarısı iktisadi konuları bir tarafa iterek oy vermez.

Seçim sonuçları, 2001 yılında başlayıp 2002 yılı sonundan itibaren devam eden istikrar odaklı politikaların 2007 yılından sonra da devam etmesi ve istikrarın kökleşmesi yönünde seçmenlerden alınan bir mesaj olmalıdır. Şimdi, sorumluluk iktidar partisindedir. Savsaklamadan, zaman kaybetmeden ve şımarmadan iktisadi gündeme sıkı sıkıya sadık kalınması gerekmektedir.
X