Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Seçim öncesi ekonomi

Ege CANSEN

Erken ısınan havalarla birlikte, ekonomik haber ve yorumlara erken bir ilkbahar iyimserliği geldi. Benim iyimserliğe hiçbir itirazım yok. İyimserlik, daima kötümserlikten iyidir. Hatta şunu iddia edebilirim: ‘‘Sadece iyimser olmakla işler iyi gitmez; ama sadece kötümser olmakla işler kötü gidebilir.’’ Demek ki; iyimserlik ve kötümserlik ‘‘simetrik’’ kavramlar değil. Ayna simetriği hiç değil.

* * *

Peki iyimser olmanın hiç mi sakıncası yok? Var. Hem de çok ciddi bir mahzuru var. İyimserlik, değişimin ve bilhassa radikal değişimlerin hayat memat meselesi olduğu hallerde, kitlelerde ‘‘uyuşukluk’’ yaratır. Bu uyuşukluk, önemli kararların alınmasını geciktirir. ‘‘Şimdi sırası mı?’’ veya ‘‘dur bakalım’’ tavırlarına güç kazandırır. Bir şirketin, bir örgütün veya bir ülkenin atak yapabilmesi için gerekli ‘‘acil durum’’ (sense of urgency) hissinin oluşmasına engel olur. Bu yüzden, kritik durumlarda yapılan iyimserlik konuşmaları beni hep tedirgin eder. Şimdi de benzer bir ruh haleti içindeyim.

* * *

Tedhiş örgütü PKK'nın reisi Apo'nun yakalanıp yurda getirilmesi, haklı olarak hepimizi sevindirdi. Üstelik bu olay, önce Suriye'nin sıkıştırılması, sonra da Rusya ve İtalya'ya baskı uygulanmasının netice vermesi sayesinde gerçekleşti. Yunanistan, yediği haltın başına dert açacağı telaşına düşünce Apo'yu yakalamak imkán dahiline girdi. Bütün bunlar, Türkiye'nin güçlü bir devlet olduğu gerçeğini, yurtiçinde ve dışında tescil etti. Bu da hepimize gurur verdi. Kendimize güvenimiz arttı. Güven ekonomiye yansıdı. Borsa yükseldi, faizler nominal de olsa düştü. Bunlara bir de enflasyonun son birkaç yılın en düşük seviyesine gerilemesi eklenince ‘‘ekonominin erikleri erken çiçek açtı.’’

* * *

Şimdi şunu açıklamam gerek. Erken de olsa, ekonomide esmeye başlayan bu iyimserlik rüzgárlarının yarattığı gevşeme ‘‘hangi gerçeği’’ görmemize engel oluyor? Ne yapılması şart da uyuşukluk yüzünden yapılmıyor?

1. Türkiye'de reel faizler ve özellikle döviz faizleri ‘‘anormal’’ derecede yüksek. Bu faiz seviyesi sürdürülemez. Yüksek faizler, tek başına kriz kaynağıdır.

2. Bu anormal yüksek faizler, paranın ‘‘piyasa fiyatı’’ değildir. Bunlar, adil olmayan rekabet ortamının ürünüdür. Bu faiz fiyatlarının, para piyasalarında oluşması, bunların serbest pazar ekonomisinin varlığını kabul ettiği ‘‘görünmez el’’ yani, ‘‘fiyat mekanizması’’ tarafından yaratıldığını ispatlamaz. Bu faizlerde hiçbir ‘‘hikmet’’ gizli değildir.

3. İçinde hiçbir hizmet bulunmayan bu faiz fiyatlarının sağladığı tek şey, bankaların bazılarının derhal batmasıyla sonuçlanacak ‘‘likidite kriz’’lerini ertelemesine imkán sağlamasıdır.

4. İyimserlik, işte bu gerçeğin görülmesine engel olmaktadır. Gerçek, bütünüyle idrak edilemediği için, finans kesiminin hastalıklı yapısı sinsi sinsi devam etmektedir.

Bu iş karakolda biter diye birkaç kez yazdım. Ortalıkta, iş bitirici ne bir komiser ne de bir karakol gözüküyor. Peki o zaman bu anormalite nerede ve ne zaman bitecek?

(Devam edecek)

SON SÖZ: Pazarda gördüğün her fiyat, piyasa fiyatı değildir.



X