Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Seçim meydanları kör ve dilsiz

SEÇİM meydanlarından yükselen sesleri dinledikçe kararımı veriyorum. Aslında hiç ses yok.

Umut yok, gelecek vizyonu yok.
Türkiye’nin ayağına pranga olan sorunlardan hiç birine net, cesur yanıtlar yok.
Onlar yine nadasa bırakılıyor.
Kürt meselesi, Kıbrıs, demokratik ve özgürlükçü anayasa, basın özgürlüğü,
BDP, Kürt meselesinde ne istediğini söylüyor ama nasıl çözüm bulunacağı onun da ilgi alanı içinde değil.
Kitleleri, ileri taşıyacak yeni ufuklar açacak hiçbir vizyon konmuyor halkın önüne.
Seçim meydanları kör ve dilsiz.
Bunun ne kadar tehlikeli bir durum olduğunu görmek için Avrupa’daki gelişmeleri izlemek yeter.
* * *
YABANCI düşmanlığı Avrupa Birliği’nde ciddi sorunlar yaratabilecek ölçüde yaygınlaşıyor.
Aşırı sağcı partiler son seçimlerde hiç almadıkları oy oranlarına ulaştılar. Neonazi liderler halkın en sevdiği siyasetçiler haline geldi.
Son olarak Danimarka, Schengen’i deleceğini açıkladı. Sınırlarda kaçakçılık olaylarının ve buna bağlı cinayetlerin arttığı iddiasıyla denetleme yeniden getiriliyor.
Avrupa Birliği Komisyonu, bu tek taraflı kararın, Avrupa Hukuku’nu ihlâl etmek anlamına geleceğini söylüyor.
Komisyon Başkanı Barroso, önceki gün Danimarka Başbakanı’na mektup yazarak kararla ilgili bilgi istedi. Komisyon’un İç İşleri Komiseri dün yaptığı açıklamada, Danimarka’nın kararını AB ve uluslar arası hukukun ihlali olarak niteledi.
Danimarka AB’deki tek olay değil. Nisan ayında, Fransa İtalya’nın Tunuslu göçmenlere geçici vize vermesi üzerine Fransa İtalya’dan gelen trenleri sınırda durdurdu.
Tabii ki Roma bu kararı, “Schengen’in ihlali” olarak niteledi.
Fransa’yı bu önleme iten neden ülkede aşırı sağ Ulusal Cephe’nin oy oranındaki yükselme ve önümüzdeki seçimlerde Jean-Marie Le Pen’in kızı Marine Le Pen’in Sarkozy’ye ciddi rakip olarak sivrilmesiydi.
* * *     
20’nci yüzyılın en önemli deneyimlerinden biri olan Avrupa Birliği’ni sarsan adımların arkasındaki Avrupa karşıtı aşırı sağcı-ırkçı yükseliş var.
Macaristan, Çek Cumhuriyeti, İsviçre, Avusturya, Hollanda ve Finlandiya’da son seçimlerde aşırı sağcı, Avrupa karşıtı, yabancı düşmanı Neonazi siyasetçiler ve partiler çok önemli kazançlar sağladılar.
Popülizm prim yapıyor. Çünkü merkez partiler iflas etti.
Onlar dünkü alışkanlıklarını devam ettirdiler. Günü kurtarma peşinde geleceğin ihtiyaçlarına yönelik hiçbir şey söyleyemediler.
Serbest piyasa, özelleştirme, tüketimi arttırma saplantısı dışında yeni bir vizyon geliştiremediler.
Bütün bunları çevrenin, doğal kaynakların, iklim sorunlarının aleyhine ele alma alışkanlığından vaz geçemediler, günün ihtiyaçlarına yanıt verecek yeni politikalar üretemediler.
Merkez gittikçe zayıflarken, aşırı sağ her şeye karşı çıkarak kitle temeli buldu. Yabancılara hayır, Brüksel’deki hırsızlara hayır, başkaları için fedakarlığa hayır ve eşitliğe hayır. 
* * *   
SEÇİM meydanlarını izlerken, merkezdeki eskimeyi, erimeyi görüyorum. Bugün merkez partilerin sarıldığı popülizm kolaycılığının, yarın halkı tehlikeli gelişmelere sürükleyebilecek şarlatanları siyasete taşımasından ciddi endişelerim var.
X