Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Şebnem sen bir meleksin!

Senfoni orkestrasıyla konser vermek birçok müzisyenin düşü. Bir o kadar da zor bir iş aslında.

Geçtiğimiz günlerde Orhan Şallıel’in yönetimindeki senfoni orkestrasıyla bir İbrahim Tatlıses Konseri oldu. Canlı izleme fırsatı bulamadım ama klasik müzik çevrelerinin sırf İbrahim Tatlıses’le çalıştı diye Şef Orhan Şallıel’i nasıl topa tuttuklarına tanık oldum. Aynı Orhan Şallıel bundan bir süre önce Bulutsuzluk Senfoni’de Bulutsuzluk Özlemi ile çalışmıştı. Konser için çok acımasız davranmayacağım ama aynı adlı albüm konserden direkt kayıt olduğu için sound olarak çok zayıftı ve belki de bu nedenle hak ettiği ilgiyi görmedi.

Orhan Şallıel 1968 doğumlu; yurtdışındaki başarılarıyla da adından söz ettiren genç bir şef. Klasik müzik çevrelerinin asık suratlılığına inat son derece güleryüzlü, samimi ve açık fikirli. Bulunduğu ortama pozitif enerji yayıyor. Bunu, geçtiğimiz salı Açıkhava’da Şebnem Ferah’ın senfonik konserini izlerken bir kez daha gördüm.

O konseri izlerken gördüğüm bir diğer şeyse, senfonik konser denilen şeyin arkaya dört yaylı, iki üflemeli koymakla bitmeyeceğiydi. Şebnem Ferah’ın 10. yılına denk gelen bu konseri ne denli önemsediğini ve ciddi bir ön çalışma yaptığını biliyorum. Hangi şarkıları çalacağına karar vereceksin, daha sonra oturup bu şarkıların senfonik olarak düzenlenmesi için ciddi emek vereceksin. Yoksa iş klavyeden çaldığın kemanları gerçek kemanlara çaldırmak, üç beş tane üflemeli partisyonu eklemekle olmuyor.

Tüm mütevazılığı, güzelliği ve içtenliğiyle o gün o sahnede devleşen Şebnem’le ne kadar gurur duyduğumu anlatamam sizlere. 45 kişilik senfoni orkestrası, 16 kişilik korosuyla ve Ozan, Metin, Aykan, Buket ve Ceren’den oluşan grubuyla Şebnem üç saat boyunca hiç abartmıyorum, Açıkhava’yı dolduran 4-5 bin kişiyi büyüledi. İnanın o gün o konserde olmayan müzisyenler için de, müzikseverler için de çok üzüldüm.

Hemen hemen sevilen tüm hitlerini çalan Şebnem ayrıca; Ay, Gözlerinin Etrafındaki Çizgiler, Çocukken Sahip Olduğum Kırmızı Rugan Ayakkabılar, Dünya, Deli Kızım Uyan, Sil Baştan gibi, konserlerinde pek çalmadığı şarkılarının senfonik versiyonlarıyla hepimizi mest etti. Şebnem’in grubuyla Şef Orhan Şallıel, dolayısıyla orkestra arasındaki uyum mükemmeldi. Birkaç kez Şef Şallıel’in orkestrayı falan unutup, Metin’in gitar sololarına, Aykan’ın davul ataklarına ya da Şebnem’in vokallerine kilitlendiğine dahi tanık olduk.

Orkestra elemanlarının bir yandan işlerini yaparken bir yandan da Şebnem şarkılarına eşlik ettiklerini görmek olaya bambaşka bir hava kattı. Şebnem Ferah’ın çılgın fan kulüp üyeleri "Şeboist"ler gece boyunca sahneye attıkları laflarla ve şarkılara en az sahnedeki koro kadar iyi eşlik edişleriyle konsere damgalarını vurdular.

Şeboistlerin açtığı dövizlerden birinde "Şebnem Sen Bir Meleksin" yazıyordu. Yüreği zaten öyledir tanıyan herkes bilir ama, o gün o büyük orkestranın ve o güzel seyircinin önünde; o geceye özel elbisesi, saçları ve heyecanıyla, konfetiler başından aşağı süzülürken gerçekten bir melek gibi görünüyordu Şebnem.

İşini ciddiye aldığın, bize bu kadar güzel şarkılar yazdığın ve samimiyetin için teşekkürler Şebo... Daha çok on yıllar var önümüzde!
X