Sebastian’ın müezzin merakı sayesinde neler öğrendim

Fazlası, kedim Felix’e iyi gelmeyebilir ama benim mesleğimin hayati harcıdır. Merak şarttır ve boldur benim dünyamda.

Ne ki, ciddi bir merakım, ilk defa kendim gidermeden, önüme bir belgesel olarak düştü. Müezzinler seslerini korumak için her sabah macun mu yer, yumurta mı içer, süte bal mı katar?
Minarenin tepesindeki küçük odada, mahalleye seslenen mikrofonun başında ne hisseder? Bir araya geldiklerinde Selatin camilerin müezzinleri diğerlerine hava atar mı?
Avusturyalı Sebastian Brameshuber (29) de bu soruların cevabını merak ettiğinden almış kamerasını, İstanbul’a gelmiş. İstanbul Film Festivali NTV Belgesel Kuşağı’nda gösterilecek bu belgeselin adı tahmin edeceğiniz gibi Müezzin... İzledim, sonra Sebastian’la konuştum ve bakın neler öğrendim:
1. Yumurta içeni bu belgesele rastgelmemiş ama sabah ezanından önce dolabındaki macundan bir çay kaşığı yutan da, bardağı yarıya kadar balla doldurup süt ekleyen de var.
2. Sebastian ABD’li rapçiler Mos Def, Brand Nubian ve Q-Tip’in parçalarında ezanı duyduktan sonra, “Bunları kim nasıl söylüyor? Batı’nın çektiği filmlerde sadece bir arka fon olarak duyulan ezanın icracıları nasıl insanlardır?” sorularına cevap aramaya çıkmış. Ulusal Ezan Yarışması’nın İstanbul finallerinde çekime başlamış.
3. Sanırsınız ki Avusturyalı ve kameralı birkaç gence iki kelam etmez müezzinler. Minarenin kapısını açsa da merdivenlerden çıkmasına izin vermez, Allahüekber anında kamerayı kapatmasını ister... Yok, hiç öyle değil. Sebastian sadece minareye çıkmakla kalmıyor, müezzinlerin evine de giriyor, kahvaltı masalarına oturuyor. Çocukları ve eşleriyle sohbet ediyor. Müezzinler Sebastian’a “Niye bu belgesel fikri bir Türk’ün aklına gelmedi” bile demişler sonra.
4. İstanbul müezzinleri arasında bir powerbroker var: Valide Sultan İmamı Habil Öndes. Öndes konservatuar eğitimi almış ilk imam. Bu yüzden müezzinlere makam öğrettiği bir kursu var, Ezan Yarışması’nın da jürisinde. Genç müezzinler onun kapısını aşındırıyor, hem ders almanın hem de “Birinci olur muyum hocam?” gibi tüyoların peşindeler. Öndes’in karizmasından Sebastian’ın ekibi de çok etkilenmiş bu arada.
5. Fatih Camii müezzini Halit Aslan’da ne hırs varmış... Ezan Yarışmasının İstanbul elemelerinde ilk üçe giremediğini öğrendiği an “Protesto ediyorum” diyerek camiyi terk ediyor. Sebastian’dan işin belgesele yansımayan kısmını da öğrendim. Meğer Halit Bey birinci olamadığı için o kadar sinirlenmiş ki “Mahalleli yabancı filmcilerle dolaşmamı yadırgıyor, artık benimle çekim yapmayın” bile demiş.

DÜNYANIN EN ZOR İŞLERİ

* Üç ayda bir çıkan sanat dergisi ICE’ın kapağına yüzünü boyayarak poz veren Haluk Akakçe’nin ima ettiği gibi bir sanat eseri kadar original, eşine rastlanmayacak boyutta egzantrik bir karaktere sahip olduğuna inanmak... ZOR
* Ferzan Özpetek Serseri Mayınlar filminin galasında sponsoru Twigy terliklerini “Beni hiç zorlamadılar, ne iyi sponsor” diye övdü. Bunun üstüne “Ama ben Neşeli Hayat filmimde sponsor Twigy olduğu için kocaman terlik giymiştim” diye sitemkar bir espri patlatan Yılmaz Erdoğan’ı müstehzi bir gülümsemeyle karşılamamak... ZOR
* Twitter’da birgün Mona Lisa’nın, birgün Oray Eğin’in fotoğrafını alıp üstüne photoshop’la kendi suratını yerleştiren, benzersiz hilkat garibeleri yaratan Nazlı Ilıcak’a kıkırdamadan “Çok başarılısınız, keşke bir sergi açsanız” diyebilmek... ZOR
* Araştırma konusu orta yaşlı erkeklerin gece kulüplerindeki dans figürleri ve bu figürlerin manası olan İngiliz psikolog Peter Lovatt için çok çok üzülmemek... ZOR

HIYAR MI ADAM MI

Martin Amis yeni romanı “The Pregnant Widow (Gebe Dul)” ile ilgili verdiği bir röportajda akıl hocası ve kahramanı yazar Saul Bellow’un ölüm döşeğindeyken söylediği sözlerden bahsetmiş: “O sırada Bellow ne kitaplarını ne de aldığı Nobel Ödülü’nü düşünüyordu. Sadece arkasından ‘Acaba bir adam daha gitti’ mi deneceğini, yoksa ‘Bir hıyardan daha kurtulduk’ mu diye merak ediyordu. Edebiyat dünyası değil, eski sevgilileri, eski karıları ve üç çocuğu vardı aklında.”
Buradan ne anlıyorum: Müthiş başarılı bir işadamı olabilirsiniz, dünyayı sarsan bir film çekmiş, yüzyılı değiştiren romanı yazmış olabilirsiniz ama ölürken sadece iyi bir yuva kurabildim mi diye takılır kalırsınız. Çünkü adam mısınız, yoksa bir hıyar mı sorusunun hakiki cevabını ancak çocuklarınız ve sevgilileriniz biliyordur.
Yazarın Tüm Yazıları