Gündem Haberleri

    Schröder röportajının perde arkası

    Emre KIZILKAYA/Dış Açı
    28.04.2012 - 00:00 | Son Güncelleme:

    Almanya eski başbakanı Gerhard Schröder önceki gün İstanbul’daydı. Schröder ile kısa bir röportaj yapma ve resmi görevinden ayrıldığından beri hemen hiç görüş bildirmediği üç konuda soru sorma fırsatı buldum. (Bkz. http://www.hurriyet.com.tr/planet/20430898.asp )

    1998-2005 yılları arasında başbakanlık yapan Schröder, görev süresinin özellikle son yıllarında Rus doğalgazının doğrudan Almanya’ya sevkini sağlayacak bir boru hattını şiddetle savunmuştu.

    Schröder görevden ayrılmadan haftalar önce Alman hükümeti, bu amaçla yapılacak Nord Stream (Kuzey Akım) projesi için Rus enerji devi Gazprom’a 1 milyar euro’luk bir garanti vermişti.

    Schröder’in, görevinden ayrılır ayrılmaz Gazprom tarafından Nord Stream’i inşa edecek şirketin başkanlığına getirilmesi çok tartışma yaratmıştı.

    Hatta ABD Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komitesi Başkanı Tom Lantos, Schröder için “siyasi fahişe” ifadesini kullanmış, Washington Post ise başyazısında Schröder’in “ihanetini” eleştirmişti.

    Bu uluslararası eleştiriler, Schröder’in Alman kamuoyu nezdinde itibarını da zedeledi. Bir anlamda Rusya’ya “iltica eden” eski Alman başbakanı kendi ülkesinde “otorite” vasfını yitirdi.

    Bu nedenle, son günlerdeki gelişmelerin yorumlanması konusunda, kendi görev dönemini ilgilendiren tarafları bile olsa Alman medyası Schröder’e pek başvurmaz oldu.

    Schröder, İstanbul’da Başbakan Tayyip Erdoğan’ın kendisini kabul edip etmeyeceğinden de emin değildi. Kendi istediği bu toplantı gerçekleşirse ne konuşacaklarını sordum:

     Başbakanınızla görüştüğüm konuları hiçbir zaman konuşmam. Görüşebildiğimde her zaman memnun oluyorum. Bugün görüşebilecek miyim onu da bilmiyorum. Ama eğer görüşebilirsem de bir dostla karşılaştığıma sevineceğim,” demekle yetindi.

    Dün akşam Adile Sultan Sarayı’nda gerçekleşen iki saatlik görüşmeden gerçekten de dışarıya hiçbir bilgi sızmadı.

    * * *

    Schröder röportaj randevumuza epey gecikince, süremiz de giderek kısaldı. Onu beklerken bir garsonun üstüme döktüğü bir tepsi kahve de cabası oldu. /images/100/0x0/55eb6abdf018fbb8f8bfbccc

    Fakat eski başbakan, Almanlara özgü “kuru ama sağlam” espri anlayışıyla havayı çabuk yumuşattı.

    Beraber Haliç kıyısında yürürken bir ara, erguvanlarla süslü Eyüp Sultan mezarlığını ve onun etrafındaki camileri seyre daldı.

    İstanbul’u sevip sevmediğini sordum. Güldü. “Ben Kuzey Ren Vestfalya’lıyım. Doğduğum kasabada 1940’larda bir kış geçiren herkes hep İstanbul’da yaşamak ister,” dedi.

    Schröder başbakanlıktan ayrıldığından beri özellikle üç konuda dramatik gelişmeler yaşanmış, ama yukarıda saydığım nedenlerle onun görüşleri medyada pek yer bulmamıştı. Mesela:

      2000-2006 yılları arasında, yani Schröder’in beş yıl boyunca başbakan olduğu dönemde Almanya’da sekiz Türk öldürülmüş, cinayetlerin ırkçı bir yeraltı örgütünün işi olduğu ancak geçen yıl tesadüf eseri ortaya çıkmıştı.Schröder’in ayrılmasıyla AB’nin motoru Almanya ile Fransa’da Türkiye’nin AB üyeliğine karşı liderler iktidara gelse de, son aylarda bu ülkelerde yine Türkiye’nin AB üyeliğini destekleyen partiler yükselişe geçmişti. Orta Asya doğalgazını Türkiye üstünden Orta Avrupa’ya bağlayacak Nabucco projesi, iki hafta önce resmen bölünmüş, Türkiye bölümü şimdilik dışarıda bırakılıp Bulgaristan’dan başlayacak “Nabucco West” projesine yoğunlaşılmıştı.

    Üç konuda da “taraf” olan Almanya eski başbakanı, son gelişmeler ışığında şu yorumları yaptı:

    ÖNYARGILAR POLİSİ GECİKTİRDİ: “O dönemki İçişleri Bakanı ırkçı cinayetlerin soruşturulması safhasında hatalar yapıldığını söyledi, bence de öyle. Özellikle de eyaletler arası polisin koordinasyonunda problemler yaşandı. Bence baştan yanlış değerlendirmeler yapıldı, bunun Türkler arasındaki bir mafya hesaplaşması olabileceği ihtimali üzerinde fazla durularak çok zaman kaybedildi. Polis, düşünce ve hareket tarzında hatalar yaptı. Bunun için sadece üzüntü duyabiliriz. Ama ben bir kasıt olduğunu sanmıyorum. İçişleri Bakanlığı’nın da böyle bir sonuca vardığını düşünmüyorum. Fakat bir takım önyargıların bazı gecikmelere yol açtığını değerlendiriyorum. Ne hükümet, ne de muhalefet, ırkçı düşünceleri kabul edilebilir buluyor.”

    AB İYİLİK YAPMIŞ OLMAYACAK: “Fransa’da ve Almanya’da eğilimlerin değiştiğini görmekten büyük memnuniyet duyuyorum. Türkiye’nin AB’ye üyeliğinin ne kadar önemli olduğunu kavramaya başladılar. AB, Türkiye’yi üyeliğe kabul ederek ona iyilik yapmış olmayacak. Çünkü Türkiye’nin AB’ye olduğu gibi, AB’nin de Türkiye’ye ihtiyacı var. Müzakereleri dün olduğu gibi bugün de destekliyorum. Mevcut kilit beni üzüyor. Çünkü temel gerekçe, Türkiye’nin (Kıbrıs Rum Kesimi dâhil tüm AB ülkelerine limanların açılımını öngören) Ankara Protokolü’nü uygulamaması olarak gösteriliyor. Ama AB de kendi yükümlülüklerini yerine getirmiş değil. Zira biz de 2004 yılında Kuzey Kıbrıs ile serbest ticareti başlatmayı kararlaştırmıştık. Ayrıca Kofi Annan’ın planı kuzey değil, Güney Kıbrıs nedeniyle başarısızlığa uğradı. Her şeyden öte, Türkiye’nin üyeliği Kıbrıs sorunundan daha önemli.”

    GÜNEY AKIM KURULACAK: “Bence Nabucco finans eksikliğinden dolayı başarısız olacak. Nabucco West’in bir alternatif olup olmadığına bir karar veremem. Bildiğim kadarıyla Güney Akım boru hattı kurulacak. Güney Akım’ın bir avantajı da var. Bu boru hattını dolduracak gaz mevcut. Nabucco ile arasındaki fark bu. Ve bildiğim kadarıyla Türkiye iki projeyle de başa çıkabilir.”

    Bu kısa röportajın ardından Schröder, programının bir sonraki durağına ulaşmak üzere Haliç’te kendisini bekleyen tekneye bindi ve kaldığı Çırağan Sarayı’na doğru uzaklaşırken kıyıdakilere el salladı.

    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı