Dünya Haberleri

DÜNYA

    Schröder: Arayı kapatıyoruz

    Hürriyet Haber
    14.09.2005 - 09:16 | Son Güncelleme:

    Almanya Başbakanı Schröder, Doğan Holding Yönetim Kurulu Başkanı Aydın Doğan, Hürriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ertuğrul Özkök, CHP eski genel başkanı ve yazar Altan Öymen, Doğan Media International Genel Müdürü Sevda Boduroğlu’nun katıldığı sohbet toplantısında soruları yanıtladı.

    Schröder’in sorulara verdiği yanıtlar şöyle:

    E. Özkök: Son anketlerle ilgili düşünceniz nedir? Aradaki fark kapanıyor mu?

    ARTIK İYİMSERİM

    Arayı kapatmak üzereyiz. Gerçekten de geçen zaman zarfı içinde büyük bir başarı elde etmiş bulunuyoruz. Sosyal Demokrat Parti’yi seçimlerden sonuçta en güçlü parti olarak çıkartacağımıza şimdiden gayet iyimser bir şekilde bakıyorum. Benim iyimserliğim, ülkemizde seçim kararının hep son anda verilmesinden kaynaklanıyor. Bunu şimdiye kadar da bizzat gördük. Eyalet meclis seçimlerinde de bunu yaşadık. Seçim kararı birkaç gün önce veriliyor. Bu nedenle, cumartesi öğleden sonraya kadar mücadele edeceğiz.

    E. Özkök: Bu kararı etkileyecek çok önemli bir son dakika mesajınız var mı?

    Eğer bir son dakika mesajım varsa, bunu bugün size söylememem gerekir.

    E. Özkök: Büyük koalisyona gireceksiniz herhalde?

    Koalisyon üzerine biz bilinçli bir şekilde herhangi bir varsayımda bulunmak istemiyoruz. Nihai hedefimiz SPD’nin en güçlü parti çıkmasıdır. Bu bazda başbakan olarak görevime devam etmek istiyorum. Çalışmalarımızı, şimdiye kadar olduğu yapıda sürdürmek istiyoruz. Bunlar bizim seçimler için belirlediğimiz hedeflerimizdir. Koalisyonla ilgili tartışmaları seve seve gazetecilere ve yazarlara bırakıyoruz.

    E. Özkök: Sayın Merkel ile yaptığınız televizyon tartışmasında kendinizi en iyi ve en zayıf hissettiğiniz anlar hangileridir?

    ZAYIFLIK SÖYLENMEZ

    Seçim kampanyanın ortasında, zayıflıklardan söz edilmez. Ancak, bu dediğinizi kişi kendisi değerlendiremez. Böyle bir durumda, insan gerilir ve kişi kendisine yöneltilen sorulara vereceği yanıtlara konsantre olur. Ancak bu sorunuzu insan o anda kendisine sormaz. Bu sorunuzu ancak dışardan bakan biri cevaplandırabilir. Kendi fotoğrafının nasıl göründüğünü bilmeyen kişilerdenim. Sanıyorum, kişi o an karşı tarafta bıraktığı izlenimi çok iyi göremez. Ben yapamıyorum, belki de fazlasıyla alçak gönüllü olduğum için.

    A. Öymen: Türkiye ile ilgili politikanız muhalefet tarafından eleştirildi. Bu muhalefetin lehine ve SPD’nin aleyhine oldu mu?

    SÖZLER TUTULMALI

    Duygularla seçim kampanyası yapma girişimi, hep kötü olmuştur. Çünkü bu, insanların birlikte yaşamları açısından olumsuz bir etki yapar. Bu maalesef tümden engellenemez. Birlik Partileri’nin bu konuda yanlış bir duruşu olduğunu düşünüyorum. Tam üyelik konusuna gelince. Biz Avrupa hükümetleri olarak 16-17 Aralık 2004’te biraraya geldik ve bir dizi şartları yerine getirmesi halinde Türkiye ile üyelik müzakerelerine başlamak istediğimizi söyledik. Türkiye tüm yükümlülükleri istisnasız bir şekilde yerine getirdi. Bu nedenle, Türkiye’nin yerine getirdiği şartları talep eden 25 AB hükümet ve devlet başkanının, sözünü tutması, adilce olacaktır. Verilen sözün gerçekten yerine getirilmesinin, politikanın inandırıcılığı açısından önemli olduğunu düşünüyorum. Bizlerin öne sürdüğü şartları eksiksiz yerine getirdiği için Türkiye’nin bunu talep etme hakkı var.

    A. Öymen: Televizyon düellosunda, keşke bu konu hiç açılmasaydı, dediniz mi?

    MUTABAKAT MESELESİ

    Bu soru, güçlülük veya zayıflık açısından değerlendirilmemeli. Seçim kampanyası sırasında, bu konunun konuşulmaması olmaz. Önemli olan bu konuyla ilgili tartışmanın adilce mi yapıldığı veya polemiğe mi dönüştürüldüğüdür. Adilce yapılan tartışmaya itirazım yok. Rakiplerimin yaptığı gibi tartışmanın polemik haline getirilmesini doğru bulmuyorum. Bu konuyu konuşmaktan korkulmamalıdır. Benim duruşum, Avrupa’da sosyal demokrat hükümetlerden muhafazakar hükümetlere kadar hepsinin mutabakatına dayanıyor. Ben ayrıca, Almanya’nın çıkarına olan bir içeriği savunuyorum. Konuşmamda, Türkiye’nin özellikle ekonomik ile dış ve güvenlik politikası açısından taşıdığı önemi vurgulamak istedim. Türkiye gerçekten zor bir bölgede istikrar unsurudur, çimentosudur. Böyle bir istikrar unsuru, Batı ve başta Avrupa ile Almanya’nın çıkarınadır.

    ÇIKARA GÖRE KARAR

    Çok sayıda Türk kökenli seçmenin kafası karışık. Özellikle birçok Türk kökenli taksici, yıllardır SPD’ye oy verdiği halde şimdi Sol Parti’ye oy versem mi, diye düşünüyor. Sol Parti gerçekten SPD oylarının bir bölümünü alabilir mi?

    Benim seçmenlere çağrım; herkes kendi çıkarına göre karar versin. Sanıyorum, bundan fazlasını seçmenlere söylememek gerekiyor. Çıkarların nasıl netleştirileceği anlatılmalı. Biz, örneğin Göç Yasası ile uyumun kolaylaştırılmasını sağladık. Sadece bu yıl dil kurslarına 75 bin kişi kayıt yaptırdı. Dilin öğrenilmesi için böyle bir fırsatın yaratılması, üst düzeyde uyumun sağlanmasına yardımcı olacaktır. Biz, İş Paktı çerçevesinde Türk gençlerin mesleki eğitimleri için girişimde bulundu. Biz, Türkiye ile Almanya arasındaki geleneksel dostane ilişkilere uygun dış ve güvenlik politikası izliyoruz. Görüyorsunuz, bir dizi argüman var. Sol Parti’ye verilen oy, heba edilen bir oydur. Çünkü bu partinin, hükümet icraatına etkisi olmayacaktır. Bu nedenle tüm taksicilere, oyunu kime vereceğini bir kez daha düşünmelerini ve bildiği eski ve iyi SPD’ye dönmelerini öneriyorum.

    POPÜLARİTEM İYİ

    Schröder olarak yüksek bir popülariteye sahipsiniz. Bu kamuoyu yoklamalarına da yansıyor ki, hep birinci oluyorsunuz. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

    Buna tabii ki çok seviniyorum. Ancak şunu net bir şekilde söylemek gerekiyor, Gerhard Schröder’i başbakan olarak görmek isteyenler, SPD’ye oy vermeli. Benim görevim, kendi popülaritemi partime yansıtmaktır. Bunun için çaba gösteriyorum.
    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNANLAR

      Sayfa Başı