Gündem Haberleri

GÜNDEM

    Sayın komutanlara teşekkür ediyorum

    ANKARA
    24.09.2013 - 01:38 | Son Güncelleme: 24.09.2013 - 01:13

    28 Şubat davasının görüldüğü 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nde dün tarihi MGK’nın toplam 29 sayfalık tutanağı okundu.

    Mahkemenin iki naip hâkiminin MGK tutanakları üzerindeki çalışmasına göre, Başbakan Erbakan’ın 28 Şubat 1997’deki MGK’da komutanlara teşekkür ettiği ortaya çıktı.

    Dönemin Cumhurbaşkanı Demirel de toplantıda, “Şimdi bu takdimde Genelkurmay’ın iddiası çok önemli bir beyandır. İrticanın, Cumhuriyet’in kurulduğundan beri en büyük tehlike halini aldığını belirtiyor. Bu çok önemli bir husustur. Devlet, kendisine yönelen tehlikelere karşı gerekli tedbirleri alır” diye konuştu.

    BİLDİRİ TARTIŞMASI

    28 Şubat bildirisi konusunda 23.54’te sona eren tarihi MGK’da devlet zirvesinde özetle şu tartışma yapıldı:

    Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel: Burada tartışılan konu siyasi değil, güvenlik siyasetidir, güvenliğe ilişkin tehditlerdir. Siyasi yer, Bakanlar Kurulu’dur. Şimdi bu konu yeterlice tartışılmıştır. Önce basın bildirisini mi kararlaştıralım yoksa kararı mı?’
    Başbakan Necmettin Erbakan: Basın bildirisini önce okuyalım, kararlaştıralım. (Basın bildirisinin okunduğu, herhangi bir itiraz olmaması üzerine taslak olarak hazırlanan kurul kararı da okundu) Şimdi 9 saatlik yoğun bir çalışmadan sonra bu kadar maddeyi sağlıklı olarak değerlendirerek sonuca ulaşmak doğru olmaz onun için bunu yarın inceleyip kararlaştıralım.
    Genelkurmay Başkanı Orgeneral İsmail Hakkı Karadayı: Bunu 10 dakikada tamamlarız, yarına kalmasına gerek yok.
    Erbakan: Bu gibi şeyler ayaküstü olacak işler değil, biz bunu bizim önümüze koydular, imzalamak zorunda kaldık diyemeyiz. Onun için bunu yarın inceleyelim.
    Demirel: Biz bunu yarına bırakalım, metin üzerinde bazı rötuşlar da yapmak mümkün. İmam Hatip okulları ve Kur’an kursları kapatılıyor imajını da yaratmayalım. Bu gibi yerleri Genel Sekreter yeniden düzenleyip yarın Genelkurmay Başkanı ve Başbakan ile görüşür ve neticelendirirsiniz. Bunu öyle yapalım.

    İLK SÖZ ÇİLLER’E

    Tutanağa göre, Demirel tarihi MGK’da ilk sözü Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Tansu Çiller’e verdi. O konuşmalar da şöyle:
    Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Tansu Çiller: İrtica yeni bir olay değildir. Senelerin birikimi olan bir olaydır. Buna da müsaade etmek mümkün değildir. Cumhuriyetin tüm niteliklerini değiştirmek asla mümkün olmayacaktır. Anayasa’yı değiştirmek mümkün değildir. Bu hükümet, icraatıyla bu hassasiyet içinde olmuştur. Din hiç kimsenin uhtesinde değildir. Bunun üzerinden oy avcılığı yapmak ülkeyi böler. Bu arada laikliği de dini de partizanlaştırmamalıyız. Bu uzun senelerin birikimi olan bir olaydır. Bir anda, zecri tedbirlerle çözülmesi ters tepki yaratır. Bu konudaki çözümleri zaman zaman kurulda gündeme getirmek lazımdır. Bu konunun basın bildirisi uygun bir şekilde hazırlanmalıdır. Biz hükümet olarak çıkardığımız kanun ve kararnamelerde hükümet protokolüne uyduk laiklik aleyhine hiçbir kanun ve kararname çıkarmadık.

    DİNİ İSTİSMAR EDİYORLAR TEDBİRLER ALMALIYIZ

    Başbakan Erbakan: Demokrasi ve laikliği korumak için tedbirleri almalıyız. Önce sayın komutanların samimi ifadeleri ve bu takdimleri hazırlayan MİT Müsteşarlığı, Genelkurmay temsilcilerine çok teşekkür ediyorum. Burada her şeyi açık kalplilikle yüz yüze konuşma fırsatını bulduk, çok faydalı oldu. Bizim yapmamız gereken şey insanlara aydın, çağdaş müslümanlığı öğretmektir. Çocuk müslüman oldukça, dinini öğrendikçe, vatanını devletini daha çok sever. Bazı insanlar dini istismar ederek, devlete karşı geliyorlar. Bu konuda tedbirler alırken işin aslına inmek lazım, halk bir şeye karar vermişse ona güvenmeliyiz, onun kararına saygı duymalıyız. Yoksa Halk Parti’si zihniyeti, laikliği din düşmanlığı anlayışı hakim olur. Gerçek laiklik nedir? 1949 yılında kabul edilen kanunda yazılı. Konuya ilim ve akıl ile yaklaşılmış. Yobaz zihniyetten ülke zarar görür. Basına
    verilecek bildiriyi dikkatle hazırlayalım. Millete, Avrupa’da, dışarıda endişe uyandıracak
    bir hava vermeyelim.

    Askerler ni dedi?

    Yasalar ihlal ediliyor

    Genelkurmay Başkanı Orgeneral
    İsmail Hakkı Karadayı: Bu takdim hazırlanırken benim tespit ettiğim maksat şu idi. Anayasalı rejimi işleterek demokrasiye sahip çıkmak. Demokratik sistem dışında arayışlar daima kaos olmuştur. 556 sayılı kanunda din istismarı yapmak vatana ihanet olarak kabul edilmiştir. Laiklik anlayışı budur laiklik olmazsa demokrasi olmaz. Laiklik ilkesinin bozulması ezanın Türkçe okunmasından vazgeçilmesiyle başladı. Yasaların adil uygulanmaması halkın ahlakını bozar, ahlaksız insanın dini olmaz. Bir cezaevine müdür atanacak, bir milletvekili birisine tavassut ediyor. Adamın sicili bozuk, bakanlık uygun görmüyor. Milletvekili diretiyor, bu kişinin abdestinde ve namazında olduğunu söylüyor, adamın tayini oluyor. Bugün karşılaştığımız bu olaylar küçümsenerek tedbir almakta geç kalınmamalıdır.

    DEDİKODU ÇIKARILIYOR

    Ben 1961 ihtilalinin olacağını 1965 (Tarih bu şekilde yazılmıştır) yılında üsteğmen iken hissetmiştim. O zamanki gelişmeler bana bunu hissettirmişti. 1972 muhtırasından önce de ben Kurmay Binbaşı iken bunun olacağını tahmin ediyordum. 1982 öncesi olaylardan da neticesini tahmin ediyordum. Çünkü biz bunları en alt kademeden itibaren, bölükten taburdan itibaren aldığımız raporlardan çıkarıyoruz bütün bunlar toplanıyor ve bir netice çıkarılıyor. Bugün bazı dedikodular çıkarılıyor, benim kuvvet komutanları ile aramda anlaşmazlık olduğu yolunda. Silahlı Kuvvetler emir komuta birliği içinde olayları değerlendiriyor ve buraya getiriyor. Bunlara çare bulmak lazım, ülke güvenliği ve selameti açısından bu şarttır.
    Deniz Kuvvetleri Komutanı Güven Erkaya: Yasalar bilerek ihlal ediliyor. Bu cesareti de partili milletvekilleri, belediye başkanlarının hareketlerinden alıyorlar. Bunlara mani olmak için öncelikle hukuk uygulanmalı, partililerin söylemleri ile eylemleri aynı olmalıdır. Bu elimdeki kitapta Sayın Erbakan’ın cihatla ilgili ifadeleri var. Buna göre parti toplantılarına gitmek cihat, zekatı partiye vermek cihat, partiye yardım etmek cihat.
    Hava Kuvvetleri Komutanı Ahmet Çörekçi: Teokratik düzende herşey Allah’ın emirlerine göre yürütülür. Demokrasilerde ise yürütme erki hükümettir. Hükümetler Allah’ın yeryüzündeki temsilcisi olmadığına göre demokrasi dinle nasıl bağdaşacak?
    Jandarma Genel Komutanı Teoman Koman: Biz AB’ye girecek kadar çağdaş mıyız? Hiçkimse rejimin garantisi, laikliğin garantisi olamaz. Bu ancak Anayasa’nın bu konudaki maddelerini koruyabilirsek geçerlidir. Yarın birileri gelip bu maddeleri değiştirir. Bunun garantisi olmaz.
    Kara Kuvvetleri Komutanı Hikmet Köksal: Ben muhafazakar sayılacak bir aileden geliyorum. Kendime göre Müslüman olduğumu sanıyorum. Ancak bu olanları gördükçe kendi kendime “Acaba ben Müslüman mıyım?” diye sormak geliyor içimden. Şüpheye düşüyorum. Türk halkı Müslüman olanlar ve olmayanlar diye bölünmek isteniyor.

    BCG gizli cunta yapılanması deGil

    28 Şubat davasında dün ilk savunmayı bir numaralı sanık emekli Orgeneral Çevik Bir yaptı. Batı Çalışma Grubu’nun (BÇG) yasal olduğunu söyleyen Bir’in ifadesi özetle şöyle:
    “Her çalışmayı MGK’ya bilgi için dolayısıyla devlete ve hükümete sunduk. İrticayı kendiliğimizden tehdit olarak gündeme getirmedik. Bize görev verildi, dönemin Genelkurmay Başkanı’nın emirlerini yerine getirdik. BÇG gizli cunta yapılanması özel bir grup değildir. Orgeneral Karadayı, Cumhurbaşkanı’na irticai gelişmeler konusunda bir brifing verilmesini istedi. 17 Ocak 1997’de bu brifing, MİT’in istihbarat raporlarına dayanılarak verilmiştir. Genelkurmay Başkanı, Cumhurbaşkanı’na, ‘Size bunları aktarmak durumundayız, yasaların işletilmesi gerekiyor. Siyasetin dışındayız, brifingte parti ismi kullanıp kullanmamayı çok düşündük’ demiştir.
    O tarihlerde ben Genelkurmay 2. Başkanı olarak MGK üyesi bile değildim. MGK toplantısının doğrudan tanığı değilim. BÇG sadece MGK kararlarını uygulamak için yapılmış bir çalışma sistemi değildir. BÇG’nin ayrı personeli, telefon rehberi yoktur. Hiçbir evrak kayıt dışı değildir. MGK Genel Sekreterliği’ne 142 evrak gönderildi, 92’sine işlem yapıldı, 50’si üzerinde çalışma yapılmıştır.
    Batı adı tarafımdan verilmemiştir. Yüzümüz irticaya karşı Batı’ya dönük olduğu içindir. Emir verildikten sonra mutlak olarak uygulanır.”
    Duruşmada savcı ile Çevik Bir arasında çıkan başörtüsü tartışmasında “BÇG’nin başörtüsünü yasaklama baskısını nasıl karşıladığının” sorulması üzerine Bir, “Benim annem de başörtülüydü. Hepimizin annesi başörtülüydü” diye yanıt verdi. Bir ayrıca “Demokrasiye balans ayarı” şeklinde bir ifade kullanmadığını söyledi.

    Etiketler:
    

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı