"Ertuğrul Özkök" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ertuğrul Özkök" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ertuğrul Özkök

Sayın Başbakan o başlıktan mı utanmalıyım

SAYIN Başbakan Beyaz TV’deki “Usta’nın Hikayesi” programında çıktı ve Diyarbakır’da okuduğu şiir nedeniyle verilen cezadan sonra Hürriyet gazetesinde yayınlanan “Muhtar bile olamaz” analizini tekrar gündeme getirdi.

Aynen şunu söyledi:
“Muhtar bile olamaz diyenler şu anda da var, o başlığı atanlar da var. Onlar hâlâ yazılı ve görsel medyada şu anda yazıyorlar, çiziyorlar. Ama bir şeyleri var, utanmıyorlar.”
Kastettiği kişi, tabii ki, o gün Hürriyet’in Genel Yayın Yönetmeni olan benim.
“Utanmam” gerekir mi gerekmez mi ben karar vermeyeceğim.
Tek diyeceğim şu:
O olayı bir de benden dinleyin.
Karar size ait...

* * *

-BİR: “Muhtar bile olamaz” başlığı manşet değil, tek sütunluk bir analizdi.
Aynı cümle o gün Radikal gazetesinde 9 sütun manşetti.
Nedense, hep akla Hürriyet’in tek sütunluk analizi geliyor.
-İKİ: Radikal gazetesinde o haberi yazan arkadaşımız Adnan Keskin bugün Taraf gazetesinde çalışmaktadır ve Türkiye’nin en iyi yargı gazetecilerinden biridir.
-ÜÇ: O analiz doğruydu. Erdoğan’ın, Türk Ceza Kanunu’nun 312’nci maddesinden aldığı o ceza, kendisine, muhtarlık dahil, her türlü seçilme yolunu kapatıyordu.
Tek sütunluk başlık altında yapılan analiz, hiçbir yorum yapmadan, sadece o maddenin emrettiği hususların alt alta yazılmasından ibaretti.
Kanunun maddeleri açıktı ve evet o gün için “muhtar bile seçilemezdi”.
Peki öyleyse, “muhtar bile seçilemeyecek” bir insan, nasıl milletvekili seçilip Başbakan bile oldu.
-DÖRT: O da çok açık: 2003 yılında, o gün parlamentodaki ikinci parti olan CHP’nin desteğiyle hem sicil affı çıkarıldı hem de 312’nci madde değiştirildi ve Erdoğan ancak bu değişiklik sayesinde milletvekili seçildi, Meclis’e girdi ve Başbakan oldu.
-BEŞ: 22 Nisan 1998 günkü Hürriyet ve Radikal gazetelerine bakıldığı takdirde, benim, Mehmet Yılmaz’ın ve İsmet Berkan’ın Erdoğan’a verilen bu mahkûmiyet kararını eleştiren ve yanlış olduğunu açıkça savunan yazılar yazdığımızı görebilirler.
-ALTI: 2003 yılında Erdoğan’ın yeniden seçilmesi için yapılacak değişikliklere en büyük desteği veren gazetelerin başında Hürriyet ve Radikal vardı.
Arşivler herkese açıktır.

* * *

Sonuç:
O gün ne Hürriyet, ne de Radikal utanılacak bir şey yapmıştır.
“Muhtar bile olamaz” başlığının çıktığı gün, kendi köşemde yazdığım ve birinci sayfadan anons edilen yazıyı da yanda tek kelimesine dokunmadan tekrar yayınlıyorum.
İmkânım olsa Sayın Başbakan’a sormak isterdim.
O gün kendisini savunduğum için bugün utanmalı mıyım?

Başbakan Erdoğan’a hapis cezası verildiği gün ben bunu yazmıştım

22 Nisan 1998 günü, yani bugünün Başbakanı Erdoğan henüz AK Parti’yi kurmadan, ufukta başbakanlık yolu hiç görünmezken, yani hiçbir yaranma gerekçem yokken, Hürriyet’te şu yazıyı yazmıştım.
Başlığı şuydu:
“Radikallere mi, Müslüman demokratlara mı yarar”
Yazı da aynen şöyle:
-İŞTE O YAZI
“İstanbul Belediye Başkanı Tayyip Erdoğan’ın karargâhında dün yapılan değerlendirmeler şöyleydi: Her şeyden önce Diyarbakır’dan gelen mahkûmiyet kararı, Erdoğan ve çevresinde tam bir sürpriz etkisi yaratmıştı.
Tayyip Erdoğan’a yakın bir kişi, ‘Savcının mütalaasından sonra çok umutluyduk’ diyor.
-İYİMSER AÇI
Ancak mahkeme kararı, sadece ‘karamsar’ açıdan değerlendirilmiyordu.
Bir kere, savcının kararı ‘temyize götüreceğinin’ öğrenilmesi ‘olumlu’ bir gelişme olarak görülüyordu.
İkincisi, mahkeme heyetinin kararı ikiye karşı bir oyla alması, ‘Yargıtay’ın kararı bozabileceği’ umudunu veriyordu.
Ancak hepsinin üzerinde birleştiği nokta şuydu:
‘Yargıtay kararı onaylarsa, Tayyip Erdoğan’ın siyasi hayatı biterdi.’
Aynı saatlerde, bütün öteki partilerde de hukukçular bu kararın siyasi sonuçları üzerinde çalışıyorlardı.
Çünkü Tayyip Erdoğan’ın siyasi yasaklı haline gelmesi, şu andaki birçok dengeyi altüst edecekti.
Her şeyden önce İstanbul Belediye Başkanlığı...
Kamuoyu anketleri, Tayyip Erdoğan’ın İstanbul Belediye Başkanlığı’nda çok avantajlı bir noktada bulunduğunu ortaya koyuyordu.
Şimdi bu faktör ortadan kalkınca, İstanbul Belediye Başkanlığı seçimi için öteki partilerin adayları da rahatlıyor.
-İSTANBUL DENGESİ
Dolayısıyla bu karar, özellikle ANAP ve CHP’de İstanbul Belediye Başkanlığı adaylığı yarışını hızlandırabilir.
Ama hiç şüphesiz Tayyip Erdoğan’ın siyasetten kopması en çok Fazilet Partisi’ndeki iktidar dengesini sarsacaktır.
Geçen pazar günü Ankara Belediye Başkanı Melih Gökçek’le sohbet ediyoruz.
Fazilet Partisi’nin geleceğini şöyle anlatıyor:
‘Önce Recai Kutan’la bir geçiş dönemi yaşanır. Ondan sonrası için benim adayım Tayyip Erdoğan. Parti tabanı da onu istiyor. Tayyip Bey’in, Fazilet oyu üzerinde bir de kişisel oyu var.’
-KRAVATLI TAKIM

Buna karşılık partinin ‘eski tüfekleri’, Erdoğan’a oldukça mesafeli sayılabilecek bir tavır içindeydi.
Tayyip Erdoğan’ın siyasi yapısı konusunda görüşler ikiye ayrılmış durumda.
Bazılarına göre, Erdoğan, ‘Erbakan’dan çok daha tehlikeli bir radikal kişiliğe sahipti’.
Başka bazılarına göre ise Erdoğan, Fazilet Partisi’nin ‘kravatlı takımındandır’ ve dolayısıyla rejimin sınırlarını zorlamayacak bir siyasi anlayışa sahiptir.
Benim şahsi kanaatim, bu ikinci görüşe daha yakındır.
Tayyip Erdoğan’la yaptığım çeşitli görüşmelerden aldığım izlenim şuydu:
İstanbul Belediye Başkanı eski Refah’ın radikal kanadına göre daha ılımlı bir kişiliğe sahiptir.
Ancak çok ciddi bir üslup sorunu bulunmaktadır.
Bu üslup, Kasımpaşa’da geçen çocukluk yıllarının bıraktığı derin izlerden kaynaklanıyor olabilir.
Ayrıca unutmamak gerekir ki, çoğumuza itici gelen bu üslup Fazilet tabanına toparlayıcı bir etki yapabilir. Nitekim eski Refah’ın yenileşme ve radikal çizgiden ayrılma yanlıları son zamanlarda Tayyip Erdoğan’ın etrafında buluşmaya başlamıştı.
Tayyip Erdoğan hakkında verilen cezanın kesinleşmesi durumunda, partinin yenileşme yanlılarının bütün bu hesapları yeniden gözden geçirilecek.
Benim en çok merak ettiğim konu ise şu:
-KİM KAZANACAK
Tayyip Erdoğan olayı, Fazilet’teki siyasi mücadelede kime yarayacak?
Radikallere mi, yoksa partiyi ‘Müslüman demokrat’ çizgiye çekmek isteyenlere mi?
Bu sorunun cevabı, Türkiye’nin siyasi istikrarını da yakından ilgilendiriyor.”

* * *

Başbakan’ın dediği gibi, bugün bu yazıdan dolayı utanmalı mıyım?

X