Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Sayın Aliye Kavaf'a okurlardan gelen sorular

Dünkü yazımda perşembe günü Dolmabahçe Sarayı’nda Kadın ve Aileden Sorumlu Devlet Bakanımız Sayın Selma Aliye Kavaf ile bir öğle yemeğinde buluşacağımı yazmış ve sizlerden Sayın Bakan’a iletmemi istediğiniz soru, görüş ve önerilerinizi bana yazmanızı istemiştim.

Bugün pek çok eposta aldım. Bir öğle yemeğinde tamamını dile getirecek vakit bulamayacağımı düşündüğümden soruların bir kısmını burada yayınlıyorum. Sayın Bakan eminim bunları da okuyacak ve dikkate alacaktır.

Perşembeye kadar bana yazmaya devam edebilirsiniz. Bir kısmını yine buradan yayınlayacağım, bir kısmını da yemekte bizzat ileteceğim./images/100/0x0/55ea6b1ff018fbb8f87e9f7a

Hürriyet Gazetesi’nin desteklediği kadına şiddete hayır kampanyasına da destek isteyeceğim.

ENGELLİ ÇOCUKLARA YARDIM TALEBİ

 

Sevgili Ayşe Hanım,

Benim halam Ümraniye’de oturuyor. Akraba evliliğinden dolayı iki tane engelli çocuğu var.

Maddi sıkıntıdan dolayı çocuklar rehabilitasyon merkezine gidemiyor.

Kız çocuğu haftada 1 saat gidiyor merkeze. Durumunu ne kadar anlatsam yaşamadan biraz zor anlaşılır. Çocukları ortaokul çağında.

Bütün gün boyunca halam onlarla ilgileniyor. Büyüdüklerinden dolayı daha da hırçınlaştılar. Halam birisiyle ilgilenirken öbürü tehlikeli hareketlere giriyor, örneğin kız çocuk bir kaç hafta önce sıcak çorbayı içip ağzını yakmış ve bir kaç gün hiçbir şey yiyememiş.

 

Oğlan ise büyüdüğünden daha tehlikeli olmaya başlıyor, hırçınlaşıp anneye vuruyor. Eminimim bunlar eğitilse daha iyi bir şekilde büyüyecekler çünkü maalesef dışarıya da çıkaramıyor tek başına.

 

Tek bir isteğim bu çocukların gerekli rehabilatasyon merkezine gidip eğitim görmeleri.

Size de duyarlılığınızdan dolayı çok teşekkür ediyorum.

Saygılarımla,

Melike

 

…………………

 

 

ÖLÜM AYLIĞI

 

İyi günler. Ben 67 yaşında emekli öğretmenim. Kendi çabamla bilgisayarı öğrenmeye çalışıyorum. Hatalarım için özür dilerim.

 

Bugünkü yazınızı okuduktan sonra 2.notunuz dikkatimi çekti.

 

Yazılarınızı Hürriyet'ten devamlı takip ediyorum. Birçok konu hakkında sayenizde bilgileniyorum. Teşekkür ederim. İnsanın başına gelmeyince bazı konularla ilgilenilmiyormuş meğer.

 

Ben 20 senelik emekli ilkokul öğretmeniyim. 24 yıl çalıştım. Tabii vergimi de ödedim. 4-09-2009’da eşimi kaybettim. Bana eşimin maaşının %50 sini bağladılar. Çalışmayan arkadaşıma %70 bağlandığını öğrendim. Bu nasıl eşitlik? diye düşündüm.

 

Okul vakti gelince memeden ayrılmak istemeyen çocuğumu ağlayarak ayırarak okuluma vaktinde gittim.

 

Yan dairede oturan, çalışmayan arkadaşım; sıcacık odasında, çocuğu kucağında bana vah vah halinize çok üzülüyorum, dedi.O da eşini kaybetti. O vergi vermedi. Öğrenci yetiştirmedi. Ona %70.

Yorulan ben. Kadınlar elinde büyüyen benim çocuklarım. Bunu bana, nasıl bir eşitlik ilkesi ile uygulandığını açıklayabilirseniz çok sevineceğim. Tabii sorumlunun siz olmadığınızı biliyorum. (Şaka tabii)

 

İnşallah derdimi anlatabilmişimdir. Bayan Bakan’a iletebilirseniz çok sevinirim. Gençliğimizdeki bütün fedakârlığımız daha iyi yaşamak içindi. Gayet tabii evde oturan hanımdan, ekonomik olarak daha iyi şartlarda olmalıyım.

Toplam maaşım onunla aynı olacaksa idi, ben gençliğimde neden rezil rüsva oldum? Şimdiden teşekkür ederim. Saygı ve sevgilerimle.

Aynur

 

Sayın Aliye Kavafa okurlardan gelen sorular

 

KADINLARIN EMEKLİLİK YAŞI

 

 

Uzun zamandır sizi takip ediyorum. Belki dizilerin etkisidir bu üzerimizdeki ama Veli ile maceralar komik, duygusal ve insanın içini kıpırdatır gibi. Yine de karar sizin tabi.

 

Şu emeklilik yaşını iletmenizi rica ediyorum ben. 58 yaşına kadar beni çalıştıracak iş yeri yok ki çalışayım. Doktor değilim, kendi iş yerimde çalışayım. Ayrıca hepimizin yaşlanmakta olan bir ailesi var.

Annem ben anneme nasıl baktım yıllarca diyor. Ben 5 yaşındaki oğlum ateşlendi, doktora gitmeliyim deyince iş yerinde bakışlar değişiyor. Bu yaş meselesine bir düzenleme şart.

 

Bir de her sağlık ocağında, hastanede “en az 6 ay anne sütü “yazıyor. Anneye verilen izin ne 8 hafta, sonrasında 1gün ya da günde 1 saat emzirme izni. Hadımköy’de çalışıp, K.Çekmecede’ki evime ne zaman gidip geleyim işe tekrar?

 

Bizi farklı yaratmış Allah. Sabahın köründe kalkar, çocuğu okula hazırlar, işe gider, çalışır, eve gelir; yemek, bulaşık, çay, çocuğun ödevi, hadi biraz da oyun. Yatır bebişini. Çamaşırlar bitti mi? Bir duş. Mümkünce kaldıysa enerjinin biraz da fingirdemek gerek. Bu da benim ruhum için gerekli. 58 yaşında hala bunları yapabilir miyim bilmiyorum.

S.

 

……………

 

KIZ-ERKEK AYRIMCILIĞI

 

Sayın Aral,

Sadece son üç güne bakalım:

1- Samsun Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü’nde çalışan Psikolog Zeynep Akyüz’ün, etek boyu yüzünden müdürü tarafından işten atıldığı belirtiliyor.

2- Mersin’deki Nevit Kodallı Anadolu Güzel Sanatlar ve Spor Lisesi’nde, kız ve erkek öğrencilerin birbirlerine 45 santimetreden daha fazla yaklaşmamalarının istendiği belirtiliyor. Üstelik bu uygulama; kız-erkek ayrımcılığı anlamında bu okul için bir ilk de değilmiş.

Önce kızların ve erkeklerin yemekhaneleri ayrılmış. Veliler ve öğrenciler de, bütün öğrencileri “potansiyel sapık” olarak gören bu uygulamaları protesto ediyormuş.

 

3- TÜTÜN ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu’nun tütün ve alkollü içkilerin satışına ve sunumuna ilişkin usul ve esaslar hakkındaki yeni yönetmeliği…

Bu konular hakkında Sayın Bakan ne düşünmekte ve ne tür tedbirler almayı planlamaktadır?

Sonsuz Sevgi ve Saygılarımla.

Ülkü

 

………………

 

SÜT İZNİ

 

Sayın Ayşe Hanım,

 

Doğum sonrası süt izni süreleri konusunda bizde ve diğer bazı ülkelerde uygulamadaki farklılıkların hatırlatılmasını rica ediyorum.

 

Ve size teşekkürlerimi sunuyorum.

 

Saygılarımla,

 

Doğum izninin en fazla olduğu ülke 96 hafta (2 yıl) ile İsveç. İsveç’in ardından en uzun annelik iznini veren diğer ülkeler ise Danimarka (50 hafta), İtalya (47 hafta), Finlandiya (44 hafta) ve İngiltere(40 hafta). AB ülkeleri içinde en kısa annelik izni veren ülkeler ise Almanya (14 hafta) ile Belçika(15 hafta).

 

 İsveç”te çocukları olan anne ve baba 1’er yıl doğum izni kullanabiliyor, baba isterse izin hakkını eşine devredebiliyor. Böylece kadın 2 yıl süreyle maaşının yüzde 80’ini alarak bebeğini büyütebiliyor. İkiz bebek olması durumunda 360 yerine 420’şer gün izin veriliyor, baba iznini eşine devrettiğinde, anne yaklaşık 2,5 yıl maaşının yüzde 80’ini alarak bebeklerini büyütebiliyor.

 

İş Kanunumuz “…İsteği halinde kadın işçiye, on altı haftalık sürenin tamamlanmasından veya çoğul gebelik halinde on sekiz haftalık süreden sonra altı aya kadar ücretsiz izin verilir. Bu süre, yıllık ücretli izin hakkının hesabında dikkate alınmaz…” şeklinde olduğu halde uygulamada –özellikle özel sektörde- maalesef bu süreleri kullanamıyoruz.

 

Fatoş

 

………………………

 

ÇALIŞAN KADINLAR İÇİN İLAVE İZİN TALEBİ

 

Ayşe Merhaba,

 

Selma Hanım ile yiyeceğiniz yemekte çalışan kadınlar için ilave izin talebinde bulunur musun?

 

Biliyorsun biz çalışsak da evin ve çocukların sorumluluğu yine bizlerde. Kocalar maddi manevi destek olsalar da zaman en çok kadına lazım.

 

Çocuğun okul problemlerinde kadın izin alıyor, sağlık sorunu olunca kadın ilgileniyor, bakıcı vs gelmezse kadın yine izinli. Böyle böyle mazeret izni bitiyor, yıllık izin kuşa dönüyor. Ya da ücretsiz izin almak zorunda kalıyor ki maaşına da ihtiyacı var.

 

Kendi sağlığı veya özel işleriyle ilgili ihtiyacını saymıyorum bile, zaman kalmıyor çünkü.

 

Ben çalışan kadınların mazeret izinlerinin ayda 1 gün ve yıllık izinlerinin de işe başladığı ilk yıldan itibaren 3 hafta olarak verilmesini talep ediyorum.

 

(Şu anda 5 yıla kadar çalışıyorsan 12 gün izin var.)

 

Bu izin 3 hafta / 21 gün olsa hem kışın yarıyılda çocuklarla evde 1 hafta izin alabiliriz, hem de yazın 2 haftayı doya doya çocuklarımızla ve evimizde geçirebiliriz. Yıllık iznimizi yıl içinde parça parça bile alsak yine bize en az 10 gün kalır ki, süper olur.

 

Erkeklerden 2 kat fazla çalışıyoruz (akşam eve gidince bizim mesai bitmiyor, ben dün akşam 10.30'da ancak oturabilmiştim.) Gündüz iş, akşam evde iş derken çok yıpranıyoruz. Maddi olarak karşılığı olmasa da bizim için en değerli şey olan zamanımızın bize hak ettiğimiz şekilde verilmesini istiyorum ben.

 

Sayın Bakanımız’a bu dileğimi iletir misin? Başta ben olmak üzere, ülkedeki tüm çalışan kadınların sevgisini ve sonsuz desteğini kazanır bu kararı uygulatabilirse.

 

Sevgiler,

Zeynep

 

……………

 

HOMOFOBİ

 

 

Sevgili Ayşe,

 

Şu "eşcinsellik hastalıktır" tarzı söylemler yüzünden hayatı etkilenen bir sürü genç insan var. Bazıları çareyi intiharda buluyor.

Gerçekten çok önemli bir konu. Yüksek yerlere gelmiş insanların daha iyisini yapmasını bekliyoruz.

Sevgiler,

Bir diğer Ayşe

 

………………..

 

DOĞUM İZNİ

 

Merhaba Ayşe,

 

Sayın Kavaf ile yapacağın toplantıda doğum izni süresini sorabilir misin?

 

Özel sektör olsun devlet sektörü olsun her yerde bu süre 4 ay. Daha sonra ücretsiz izin hakkı olsa da, dönünce (ki özellikle özel sektörde) işinizden atılmak için bin bir bahane ile karşılaşıyorsunuz.

Ben henüz çocuk sahibi değilim, aslına bakarsan sırf bu yüzden doğurmuyorum, çünkü kimsem yok buralarda bana destek olabilecek.

Bu sürenin uzatılmasını istiyorum. Avrupa ülkelerinde bu süre kimi zaman 3 seneye kadar uzayabiliyor. Özellikle minimum 6 ay emzirilmesi gereken bir bebek var ortada ve siz onu 3. ayın sonunda ya bakıcıya ya da aile fertlerinden birine teslim ediyorsunuz.

Bu konuyu lütfen gündeme getirmeni rica ediyorum. Yapılan çalışmaları öğrenmek belki beni de çocuk doğurmak için umutlandırır.

 

Sevgilerimle,

Esen

 

………………

 

BORÇ NEDENİYLE VERİLEN HAPİS CEZALARI

 

Sayın Bakan’a iletilmesi ricasıyla

 

 

Sayın Ayşe Aral,

 

Bizim gibi yaşı ellileri geçmiş olan okurların, sevgili babanızın ve amcanızın öncülük ettiği dergilerle büyüdü. Sizin yazı dizilerinizin tadı da kalıtımdan olsa gerek, son dönemlerde okuyamadığımız ve bulamadığımız tatları bize veriyor, kendi adıma size çok teşekkür ederim.

 

 

Yazınızın sonunda belirttiğiniz “Not-2: Perşembe günü Dolmabahçe Sarayı’nda Kadın ve Aileden Sorumlu Devlet Bakanımız Sayın Selma Aliye Kavaf ile bir öğle yemeğinde buluşacağız.

 

Yemekte gündeme getirilmesini istediğiniz soru, görüş ve önerilerinizi bana yazın, ben de Sayın Bakan’a sizler adına ileteyim sevgili okur dostlarım.” İfadenizden cesaret alarak Sayın Aileden Sorumlu Devlet Bakanına iletmeniz için size yaşanan aile facialarından birinden bahsetmek istiyorum.

 

Bizler, yıllarca esnaflık, sanatkârlık ve küçük çaplı ticaretlerle ilgilenen kişileriz.

 

Bir gün işlerimiz bozuldu. Borçlarımızı ödeyemeyince doğal olarak, icralar ve hacizlerle karşılaştık, biriktirdiğimiz üç beş kuruşlar bankalarda bloke edildi. Oturduğumuz evlerimiz ve arabalarımız icradan satıldı. Tabi değerinin çok altına ama olsun borç namustur. Namusumuzu kurtarmak için her şeyimizi kaybettik. Daha önce yazmış olduğumuz vadeli çeklerimizi ödeyemedik. Veee.. Kâbus başladı. Bizlere “Adli Para Cezaları” verdi mahkemeler,

 

Ödemezsen hapse girersin dediler, ödeyemedik. Hapse girdik. Hiç alışkın değildik. Bilmiyorduk, katiller, dolandırıcılar, hırsızlarla beraber aynı koğuşta, aynı yatakta yattık. Bizden küçük suçlulardan, gardiyanlardan dayak yedik. Çok aşağılandık. Alışmaya çalıştık, ama çocuklarımıza ve ailelerimize hasretliği hiç bilmiyorduk alışamadık. Kimimiz kızlarımıza hapiste olduğumuzun söylenmemesini istedik. Dayanamaz diye düşündük. “Yurt dışına gitti” dedirttik. Ama bu çağda, telefonla, internetle, facebook, twitter la ulaşılamamasını anlayamadılar.

 

Anneleriyle ayrılmamız gerekti, onları korumak adına onlara yapılacak baskıları ortadan kaldırmak adına 30-35 yıldır evli olduğumuz eşlerimizden ayrıldık. Hapse girmemek için kaçak yaşadık. Yaşıyoruz. Bizler Ankara Ticaret Odası ve Mahkemelerden alınan rakamlara göre 1,500.000 dosyaydık. Ailelerimizle 4.000.000 kişiyiz aslında ve bu çağda “borcundan dolayı ailelerinden ayrı kalan, kaçak yaşayan ya da hapiste olan ” kişileriz.

 

“Borca hapis” uygulaması çağ dışıdır. Dünyanın hiçbir medeni ülkesinde uygulanmayan bir yaptırım bizlere reva görülmektedir.

 

Sayın Bakan’a sorar mısınız; borcunu ödeyemeyeni hapse atarak alacaklıları memnun edeceksek, borçluları idam etsek daha çok memnun olmazlar mı?

 

Bu insanlık onurunu yok sayan, insan özgürlüğünün teminat kabul edildiği cezaların kaldırılması için bize yardımcı olurlar mı? Ailelerimize kavuşmamıza yardımcı olabilirler mi? Bir kadın, ana, aileden sorumlu bir bakan olarak bizlere yardımcı olurlar mı?

 

Son bir şey demeden bitirmek istemedim. Ailelerimizden koparıldığımız ve bize verdikleri hapis cezaları için ödeme yapabilirsek alacaklıya da vermiyorlar, biliyor musunuz?

 

Trajikomik ama adli para cezalarını devlet alıyor. Alacaklıyla da alakası yok iyi mi?

 

Derin ve İçten Saygılarımla,

 

S.

 

Bir garip okurunuz

 

……………..

 

Başbakanın dediği : “açık kadın perdesiz eve benzer. Perdesiz ev ya kiralıktır ya satılık” cümlesini nasıl buluyor?

 

Teşekkür ediyorum. İyi günler

Müge

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI