Sayenizde öğretmenimi buldum

Sevgili Güzin Abla, size nasıl teşekkür edeceğimi bilemiyorum. Size "Öğretmenimi arıyorum" diye yazmıştım ve neredeyse 20 yıl sonra, sayenizde ona ulaşabildim. Simdi ilk fırsatta Türkiye’ye geleceğim, öğretmenimi ziyaret edip onun ellerinden öpeceğim; size de ömür boyu minnettar kalacağım. Öğretmenimin bana yazdığı cevabı size iletmek istedim...

"Merhaba... Sanırım 30 yılı aşkın meslek yaşamımda ilk kez biri beni gazete aracılığıyla arıyor. Bütün dostlarımın bitmek bilmeyen telefonlarıyla, düğün evine dönen bir gün geçirdim. Bundan daha büyük mutluluk olabilir mi? Evet, ben Ertan Yılmaz... İzmir Değirmendere Ortaokulu Türkçe-edebiyat öğretmeni... Sizlerle her zaman övünen. Köy çocuklarının verdiği sevgiyi hiçbir yerde bulamadığını belirten, aykırı bir adam olmaya devam ediyorum.

Sizlerden ayrıldıktan sonra uzunca bir süre Gaziemir Halk Eğitimi Merkezi Müdürlüğü ve Buca Kız Teknik ve Anadolu Meslek Liseleri’nde edebiyat öğretmenliği yapıp, 1999 yılında emekli oldum. Aynı yıl Buca Eğitim Fakültesi’nde sözleşmeli olarak çalışıp, bu yıl sonuna kadar da orada öğretmenlik yaptım. Şimdi bir kenarda seyirciyim. Hálá bir öğrenci sesi duysam irkiliyorum, bir okul görsem gözlerim ıslanıyor... Ama şunu da biliyorum; yaptığım işi her zaman içtenlikle ve mutlulukla yaptım. Bunda en önemli faktör de sizdiniz. Karşılıksız seven çocuklarım; işte buna yaşam denir. İşte buna sevgi denir. İşte buna insanlık denir. Hani sizlere bir gökyüzü masalı anlatırdım; beni görmek isterseniz gökyüzüne bakın, en parlak yıldız ben olacağım diye... İşte hálá oradayım. Ama başka bir şey daha var; oradaki diğer inanılmaz güzellikteki yıldızlar da sizlersiniz. Bir gün en parlak yıldız kayboluverir, sakın üzülmeyin. Çok daha güzelleri orada parlamaya devam edecektir. Gözlerinden hasretle öpüyor, sevgiyle kucaklıyorum. Görüşmek dileğiyle... Ertan Yılmaz"

Evet ablacığım, işte o güzel insanın, sevgili öğretmenimin bana mektubu... Sayenizde onu buldum. Allah da size sağlık ve sıhhat versin; esen kalın.

MURAT ÇELİK


Hep demiyor muyum öğretmenler bizim yaşamımızda yol gösteren birer yıldızdır diye... İşte bu sevgili edebiyat öğretmeni de bunu doğruluyor. Ne mutlu ki böyle bir kavuşmaya neden olmuşum, ne mutlu ki böyle sevgi dolu bir yüreği bulmana yardımcı olmuşum. Ve senin sayende, onu tüm okurlarıma da tanıtmak imkánı bulmuşum. Umarım buluştuğunuzda da unutmaz, bana yazarsın.

Sanal ortam bağımlılık listesinde

Feyza Hanım; chat’in tedavi edilmesi gereken bir bağımlılık olduğunu, kendi yaşadıklarımdan dolayı iddia ediyor ve bu konuda size yolladığım yazıyı köşenizde yayınladığınız için de çok teşekkür ediyorum.

Gazetede okuduğum bir haber beni hem üzdü hem de sevindirdi. Haberde sanal ortamın bağımlılık listesine girdiği açıklanıyordu.

Gerçekten, çocuklarımız ve gençlerimiz için savaşmak zorunda kalacağımız yeni bir bağımlılığın ortaya çıkmasından dolayı çok üzgünüm. Ama bunun yanı sıra chat bağımlılığının tedavi edilmesi gereken bir durum olduğunun da kabul edilmesine çok sevindim. Böylece yanılmadığım ortaya çıkmış oldu. Bilginiz olsun istedim.

RUMUZ: ÖNCE HUZUR...


Sizinle aynı fikri paylaşmaktayım. Ben de çoktan beri internetteki yazışmaların bir tür bağımlılık yarattığını söylüyorum. Bunu bilim adamlarının da kabul etmesi çok önemli...

Kız kendi evinden çıkınca erkek evinin kızı olurmuş

Merhaba Güzin Abla, yazılarınızı dikkatle takip ediyorum. Her hikayeden çıkartılacak dersler olduğunu düşünüyorum ve benim için de önerilerinizi bekliyorum.

Ben yeni evliyim, eşim annesine aşk derecesinde bağlı biri. Doğu kültürüyle yetişmişler ve kesinlikle "kız kendi evinden çıktı, erkek evinin kızı oldu" düşüncesiyle büyümüşler. Kayınvalidem de bunu savunuyor, çünkü kendi de bu şekilde yaşamış.

Eşim daha balayındayken "Sen bizimkilere karşı soğuksun" diyerek benimle kavga etti. Hatta bu sırada beni itip sarstı ve sözlü şiddet uyguladı. Her tartışmamızda da ses tonu biraz daha yükseldi.

Kaldı ki benim kayınvalidemle ilişkimi herkes çok beğenir. Çok severim, sayarım kendisini. Eşim her zaman annesine benden daha fazla ilgi gösterdi; hep o ön plandadır. En son küçük bir sorun büyüdü ve tartışma esnasında ailelerimiz hakkında problemlerimizi ortaya döktük, tartışma kavgaya dönüştü. Artık bir arada yapamayacağımızı düşünüyoruz. Çok uzun süredir konuşmuyoruz.

Eşim kendisi hatalı olsa bile asla gelip özür dilemez, hep benden bekler. Ben eşimdir, kimse onun hakkında kötü düşünmesin diye sorunlarımı kimseyle paylaşmadım.

Ama o aramızda geçenlerin hepsini annesine anlatmış. Ailesi konusunda onunla paylaştığım sıkıntılarımı bile... Şu an annesi bana çok soğuk davranıyor.

Eşime olan güvenimi tamamen kaybettim. Ailemizin mhremiyetini yok etti. Giderek artan sözlü şiddet ve zaman zaman yaşanan itişmeler beni çok korkutuyor.

RUMUZ: SIGMUND


Elbette eşinin annesine ve ailesine saygı göstereceksin ama anlattıkların, eşinin bu durumu abarttığını gösteriyor. Bir kere günümüzde bu düşünce kimse için geçerli olamaz. Ne demek, kızın ailesinden çıkıp erkek ailesinin kızı olması?

Hiç kimse, bir başkasının malı değildir. Bırak erkek ailesine kız olmayı, hiç kimse evladına mal gözüyle bakamaz.

Belli ki eşinin ailesi de kendisi de oldukça gerilerde kalmışlar. Eşin anlaşılan giderek şiddete yöneliyor; bu itişmeler de dayağa kadar uzanır.

Bu durum beni korkutuyor. Bence dayak yemeyi bekleme kızım, bir süre ayrı kalmayı dene... Bu süre içinde evliliğinizi düşünmek için zamanınız olacaktır.

Üstelik saptaman çok doğru; evinizin içinde olan biteni annesine aktarması çok yanlış. Bu "senin annen, benim ailem" meselesi, pek çok yuvayı yıkıyor.

Keşke aileler bu konuda biraz daha yardımcı olabilseler, çocuklarının mutluluğu için kendilerini ikinci plana atabilseler. Ama tam tersi oluyor, yuvalar sarsılıyor.
Yazarın Tüm Yazıları