Gündem Haberleri

    Savcı da soruşturmada

    Hürriyet Haber
    09.05.2000 - 00:00 | Son Güncelleme:

    Mumcu suikastı zanlılarının sorgusuna, işkence iddialarına karşı önlem olarak DGM Savcısı da katılıyor. Sorguda ayrıca MİT'ten de bir ekip bulunuyor.

    ANKARA Emniyet Müdürü Kemal İskender, Mumcu suikastı soruşturmasıyla ilgili olarak, ‘‘Soruşturma bu kez tamam. Hiç kimsenin şüphesi olmasın. Mumcu'nun faili olarak yargılanan Abdullah Argun Çetin ve ötekiler dillerinin kurbanı olmuştu. Ama bu kez tereddüte yer yok’’ dedi.

    İstanbul'da gözaltına alınan Tevhid-i selam grubu üyesi 9 kişinin Ankara Emniyeti Terörle Mücadele Şubesi'ndeki sorguları gece gündüz sürüyor.

    Aynalı video kameralı sorgu odasında ifadeleri alınan zanlılardan Yusuf Karakuş ve Abdulhamit Çelik İranlı diplomatlardan Muhsin Karger Azad ile Said Cuprataş'ı fotoğraflardan teşhis etti.

    Mumcu suikastı zanlılarının sorgusuna, DGM Savcısı Hamza Keleş, Ankara Emniyet Müdürü Kemal İskender'in yanı sıra MİT'ten de bir ekip giriyor. MİT, suikastın İran bağlantısı, İranlı diplomatlar ve zanlıların İran'da gördükleri eğitim bölümlerini kendi açısından değerlendiriyor.

    1 HAFTA SÜRECEK Ankara Emniyet Müdürü Kemal İskender, ‘‘Zanlıları tüm hukuki haklarımızı kullanarak verilen son süreyi de değerlendirerek sorgulayacağız. Bu soruşturma hiç bir şeyi eksik bırakmayacağız. Bu yüzden sorgu bir hafta daha sürebilir. Gözaltı süresini uzatma hakkımızı kullanacağız’’ dedi.

    İTİRAFÇI OLALIM Gözaltındaki zanlılardan ikisinin, ‘‘Bizi itirafçılık yasasından yararlandırın. Size her şeyi anlatalım’’ diyerek 7 yıl önceki suikastla ilgili tüm ayrıntıları anlattıkları bildirildi. İtirafçı olmak isteyen iki zanlının, İranlı diplomatlarla hangi tarihlerde nerelerde buluştuklarını, hengi telefonlardan irtibat kurduklarını tek tek anlattıkları öğrenildi.

    EHUD SEDAN SUİKASTI Mumcu suikastı zanlılarının sorgusunda, Ankara'da 1990'lı yıllarda peş peşe meydana gelen bombalı suikastlar de ele alınıyor. Mumcu suikastında plastik patlayıcı kullanıldığını ve ateşleme düzeneği misinayla harekete geçirilen bombanın İsrail Güvenlik ateşesi Ehut sedan ve Amerikalı Çavuş Marwick suikastlerinde de kullanıldığını hatırlatan bir yetkili, ‘‘Ankara'da 1990'lı yıllarda peş peşe gerçekleştirilen bombalı suikastlar var. Büyük olasılıkla bu suikastlar da aynı İran'lı grubun eylemi olabilir. Sorguda bu suikastlar da gündeme geliyor’’ diye konuştu.

    UĞUR Mumcu'nun eşi Güldal Mumcu, katillerin yakalandığı haberleri konusunda, ‘‘İhtiyatlı bir iyimserlikle karşılıyorum’’ değerlendirmesini yaptı. Mumcu, İçişleri Bakanı Sadettin Tantan'ın pazar sabahı kendisini arayarak gelişmeleri haber verdiğini belirtti ve ‘‘Bir nezaket telefonuydu. Detaylı birşey söylemedi. Basın bülteninde ne varsa onları söyledi’’ dedi. Mumcu, Hürriyet'in sorularına şu yanıtı verdi: ‘‘Neden 7 yıl sonra bu gelişmeler oldu bilemiyorum. Belki Emniyet'te yeni bir ekip kurulmasından kaynaklanmıştır. Belki bir şekilde çalıştılar; belki tesadüfi birşey olmuştur. Bilemiyorum. Değerlendirme yapabilmek için bilgilerin ortaya çıkmasını bekliyorum. İhtiyatlı bir iyimserlikle bakıyorum dediğim o. Kemal Ayhan adlı bir adam çıkmış, o da aynı tarz şeyler söylemişti. Ama tanıktı değildi kavgaları çıktı sonra. Bekleyelim bakalım.’’

    Tevhid Dergisi militan bağlantısı

    Yusuf Karakuş, poliste verdiği ifadesinde, Hizbullah örgütünün kollarından olan Tevhid grubuyla, cezaevinde yatarken tanıştığını açıkladı. Karakuş, ifadesinde şu açıklamalarda bulundu: ‘‘Bizlere, Fatih'te bulunan Tevhid Dergisi'nin adresini verdiler. Tahliye olduğum gün beni cezaevi çıkışında Tevhid Dergisi'nin Bursa temsilciliğinde çalışan personel karşıladı. İstanbul'da Tevhid Dergisi'ne gittiğimde Mehmet Şahin ve Mehmet Ali Tekin'le görüştüm. Bana kalmam için yer ayarladılar. O dönemde, Tevhid Dergisi'nin yanında Yeryüzü, Müslüman Gençlik Dergileri ve Akademi Yayınları faaliyet göstermekteydi. Akademi Yayınevi'nde Hasan Kılıç bulunmaktaydı. Burada İranlı yazarların kitaplarının tercüme edilip basımını sağlıyorlardı. Bu sıralarda İstanbul'da Beyazıt olayları başladı. Hemen her cuma eylemler yapılırdı. Bu eylemlere üç derginin ve yayınevinin yöneticileri destek veriyordu. Ayrıca geceler düzenleniyordu. Tevhid Dergisi, İran devrimi yanlısı yazılar yazarak devrimin aynı şekilde Türkiye'de de yapılabileceğini anlatırdı. Bu dönemde Hasan Kılıç, Nurettin Şimşek ve Mehmet Ali Tekin'in sık sık İran'a gidip geldiklerini duydum.’

    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı