Dünya Haberleri

    Savaştan sonra barışı kazanmak

    Hürriyet Haber
    31.07.1999 - 00:00 | Son Güncelleme:

    ‘Kosova'daki çatışma geride kalmış olabilir ancak, şimdi daha büyük bir sınav bizi bekliyor: Savaşı kazandık, şimdi barışı kazanmamız gerekiyor...’

    Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, dün Saraybosna'da yapılan, ‘‘Güneydoğu Avrupa İstikrar Paktı Zirvesi’’nde yaptığı konuşmasına bu sözlerle girdi.

    Barışı kazanmak...

    İşte bu hedefin hayata geçirilebilmesi için, bütün umutlar, kuruluşu dünkü zirve ile resmiyet kazanan İstikrar Paktı'na çevrilmiş durumda.

    İstikrar Paktı, büyük ölçüde Almanya'nın AB ile işbirliği içinde üstlendiği siyasi inisayitifin sonucu olarak ortaya çıkan bir düşünce.

    Adı ‘‘Pakt’’ olsa da, bu, tarihte örneklerini gördüğümüz askeri amaçlı ittifaklardan çok farklı bir yapı. Gerek felsefesi, gerek organizasyonu açısından...

    Devletler ve mevcut uluslararası örgütlerin içiçe geçtiği son derece karmaşık bir yapı sözkonusu bu oluşumda. Pakta 28 devlet ve 22 uluslararası örgüt katılıyor.

    Katılımcı ülkeler arasında ABD ve Rusya bir tarafa bırakılırsa, ağırlığı Balkan ülkeleri ve Avrupa Birliği üyeleri oluşturuyor. Katılımcı kuruluşlar arasında da Dünya Bankası, IMF, NATO, OECD, Avrupa Konseyi dikkat çekiyor. Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı da (AGİT) zaten bu yapılanmanın ana şemsiye örgütü olarak görev yapacak.

    Denilebilir ki, Balkanlara yerleştirilmek istenen ahenk ve istikrarın sağlanması için hemen hemen bütün uluslararası örgütler seferber edilerek, bir şekilde bu çabaya katkıda bulunmaları hedefleniyor.

    Çıkış noktası olarak bir savunma örgütü olan NATO ile uluslararası finans düzenini şekillendiren IMF'nin elele katılımcı olarak İstikrar Paktı'nda yer almaları bu çerçevede ilginç görülebilir.

    İstikrar Paktı'nın, 1) İnsan Hakları-Demokratikleşme, 2) Yeniden imar-kalkınma-işbirliği ve 3) Güvenlik olmak üzere üç önemli ayağı var. Her üç ayak da bir dizi işbirliği mekanizması oluşturuluyor.

    Pakt, bu haliyle Balkanlar'da istikrarın sağlanabilmesi için yalnızca askeri önlemlerin yeterli olmayacağı, kalıcı istikrarın ancak demokrasi ve ekonomik gelişmeyi de içeren kapsamlı bir strateji ile mümkün olabileceği tezine dayanıyor.

    Bu çok boyutlu strateji içinde uluslararası kuruluşlar da birer araç olarak kullanılıyor.

    Paktın bütünü önemli olmakla birlikte, güvenlik boyutu Türkiye'yi özellikle ilgilendiriyor. Bunun nedeni, Paktın güvenlik ayağında sorumluluğun büyük ölçüde NATO'ya verilecek olması. Türkiye de NATO üyesi olarak Paktın bu ayağında aktif rol oynamayı tasarlıyor.

    İstikrar Paktı'nın kuruluşunun en önemli anlamı şu olsa gerek. Bu yapılanma gerek ABD, gerek Avrupa Birliği'nin Balkanlar'da durumu kontrol altına alma, uzun dönemde bölgeye bir düzen getirme kararlılıklarının bir ifadesi olarak görülmeli.

    Bu çerçevede, özellikle Almanya'nın bu oluşumda oynadığı nazım rolü teslim etmek gerekiyor. İstikrar Paktı'nın fikir babası ve mimari Almanya'dan başka bir ülke değil.

    Sonuçta Paktın özel koordinatörlüğüne Alman Devlet Bakanı Bodo Hombach'ın getirilmesi bu açıdan bakıldığında sürpriz olmamalı.

    Soğuk savaş sonrasında Avrupa'nın başat gücü olarak sahneye çıkan Almanya, özellikle Balkanlar'da üstlendiği belirleyici rolle bu konumunu bir kez daha güçlendirmiş oluyor.



    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı