Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Satılık ayaklar...

<B>BİR </B>ertelenmiş isyan bu yazı.<br>

Kaç gündür gözüm takılıyor, aklımdan çıkmıyor, elim gidiyor, ama erteliyorum.

Demek ki bugün ertelemenin son günüydü:

Bir asker...

Uzman Çavuş Kazım...

Çok genç, yüzü sevimli bir çocuk, masum ve saf bir ifadesi var.

Boyunu söylemem olanaksız, çünkü mayına çarpınca iki ayağını kaybetmiş, bilemem.

Kuzey Irak’taki bir operasyonda ayakları gidince, yaşamı boyunca çalışamayacağı için devlet ona 57 milyar lira tazminat ödedi. Sonra da ‘sebepsiz zenginleşmeye yol açtığı’ gerekçesiyle tazminatı geri istediler. Olay medyaya yansıyınca İçişleri Bakanlığı, tazminatı geri istemekten vazgeçti.

Buraya kadarı olağandır.

Bu devlet 120 milyar dolar yağmalanırken ‘sebepsiz zenginleşenleri’ duymadı da, bunu duydu demek.

Ama Gazi Kazım Daşdaş’ın ‘Tazminatı geri almayacaklar’ haberini duyunca, yanında duran takma bacaklarını okşayıp, çocuksu yüzündeki sevinci gizlemeye çalışırken ve elinin tersiyle gözyaşlarını silerken söyledikleri olağan değil:

‘Mutluyum... Devletime teşekkür ediyorum...’

*

Yoksa biz mi teşekkür etmeliydik?

Kıbrıs şehit ve gazilerine yaptığımız gibi.

Bu ülkede şehitlerin-gazilerin, savaş alanlarında kolunu-bacağını, küçük çocuklarını bırakıp gidenlerin bir anlamı var mı?

Niçin savaştılar?

Niçin öldüler?

Niçin arkalarında dullar, yetimler, ağlaşan anneler-babalar bıraktılar askerler?

Onların kazandıklarını satmak...

Kan ticareti mi bu?

Ben oldum olası savaşı sevmem. İnsanın insanı vurmasını kabul edemem. Vurulan babası için ağlayan küçük çocuk, cephenin bu yanında, ya da öte yanında benim için fark etmez.

İşte politikacıların ağzında salyalar...

Ve bir çocuk, artık olmayan ayaklarının bedelini elinden almayacakları için sevinçten ağlıyor.

Kan-can üzerinde pazarlıklar sürerken...

Pazarlıkta mıdır; canlar, yetimler, dullar?

Kazım’ın ayakları?
X

YAZARIN DİĞER YAZILARI