Gündem Haberleri

    Şatafat istemiyorum

    Hürriyet Haber
    17.05.2000 - 00:00 | Son Güncelleme:

    Ahmet Necdet Sezer, dün Meclis'te yemin ederek, Türkiye Cumhuriyeti'nin 10'ncu Cumhurbaşkanı oldu. Yaverine ‘‘Şatafat istemiyorum’’ talimatı veren Sezer, törene giderken kırmızı ışıkta durdu.

    TÜRKİYE Cumhuriyeti'nin 10. Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, TBMM'de yemin ederek dün resmen görevine başladı.

    İLK TALİMAT Sezer'in yeni atanan yaveri Albay Ferit Güler'e ilk talimatı, ‘‘Şatafat istemiyorum’’ oldu. Sezer, Meclis'teki yemin törenine gitmek için, Anayasa Mahkemesi lojmanlarındaki evinden kendisini almaya gelen yaverini, hareketinden önce uyardı.

    KIRMIZIDA DURALIM Koruma araçlarından sadece bir tanesinin arkadan takip etmesini isteyen Sezer, polis eskortu bulunmasına da karşı çıktı. ‘‘Ben bir yerden bir yere giderken, karşılanırken şatafat istemiyorum’’ diyen Sezer'in bir talimatı da yol boyunca, trafik ışıklarına uyulması, kırmızı ışığa rastlandığında da durulması oldu. Yeni yaver Güler de bu talimatlara uygun hareket edilmesi için görevlilileri uyardı.

    ASKER ARKADAŞI KARŞILADI Sezer, TBMM'nin Çankaya kapısında askeri törenle saat 14.45'de karşılandı. Asker arkadaşı olan TBMM Başkanvekili Vecdi Gönül, kendisini karşılayarak, şeref kapısına getirdi. TBMM Başkanı Yıldırım Akbulut, Sezer'i merdivenlerde karşıladı.

    İLK ECEVİT GELDİ Tüm partiler, büyük çoğunlukla törene katıldılar. Salona ilk gelen lider her zaman olduğu gibi Başbakan Bülent Ecevit oldu. Ecevit'i, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, DYP Genel Başkanı Tansu Çiller, ANAP Genel Başkanı Mesut Yılmaz ve FP Genel Başkanı Recai Kutan izledi.

    KOMUTANLARDAN KUTLAMA Dinleyici localarında da büyük hareketlilik yaşandı. TBMM'de törenlere pek ilgi göstermeyen yabancı misyon şefleri tam kadro localarda yerlerini aldılar. Yeni Cumhurbaşkanı Sezer'in Anayasa Mahkemesi'nde çalışma arkadaşları da törende ilk sıralarda yeraldılar. Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hüseyin Kıvrıkoğlu ile Jandarma ve Kara Kuvvet komutanları da törenden önce salondaki yerlerin aldılar.

    Salonda en çok ilgiyi ise yeni cumhurbaşkanın ailesi çekti. Cumhurbaşkanı'nın eşi Semra Sezer, oğlu Levent Sezer, kızları Ebru Akbatur ve Zeynep Kısacıklıoğlu ile damatları Hakan Akbatur ve Mustafa Kemal Kısacıkoğlu, töreni Cumhurbaşkanlığı Locası'ndan izledi. Sezer'in ailesine Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri Necdet Seçkinöz eşlik etti. Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hüseyin Kıvrıkoğlu, tören başlamadan önce Semra Sezer'in yanına giderek kutladı. Davetliler arasında Genelkurmay eski Başkanı İsmail Hakkı Karadayı ve eşi de yeraldı. MİT Müsteşarı Şenkal Atasagun başta olmak üzere üst düzey tüm bürokratlar törene katıldılar.

    Yeminden sonra Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası İstiklal Marşı'nı çaldı. Bu seramoniyi bozan tek şey ise ısrarla çalan cep telefonları oldu.

    Fraksız 2. yemin

    Sezer, siyah takım elbise giyerek yemin törenine geldi. Sezer, 4. Cumhurbaşkanı Cemal Gürsel'den sonra frak yerine takım elbise ve kravatla yemin eden ikinci cumhurbaşkanı oldu.

    Cumhurbaşkanı yemini

    Cumhurbaşkanı sıfatıyla, devletin varlığı ve bağımsızlığını, vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğünü, milletin kayıtsız ve şartsız egemenliğini koruyacağıma, anayasaya, hukukun üstünlüğüne, demokrasiye, Atatürk ilke ve inkılaplarına ve laik Cumhuriyet ilkesine bağlı kalacağıma, milletin huzur ve refahı, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde herkesin insan haklarından ve temel hürriyetlerinden yararlanması ülküsünden ayrılmayacağıma, Türkiye Cumhuriyeti'nin şan ve şerefini korumak, yüceltmek ve üzerime aldığım görevi tarafsızlıkla yerine getirmek için bütün gücümle çalışacağıma, Büyük Türk Milleti ve tarih huzurunda, namusum ve şerefim üzerine ant içerim.

    Sezer'in Meclis konuşması

    Din kuralı ile devlet olmaz

    TÜRK ulusal bağımsızlık hareketinin içinde oluşan ve ulusal bağımsızlık savaşını yöneterek başarıya ulaştıran, bu nedenle dünya parlamentoları arasında çok özel ve özgün bir yeri olan yüce Meclis'te Cumhurbaşkanı olarak konuşmaktan büyük bir heyecan ve onur duymaktayım. Ulus egemenliğinin somutlaştığı ve temsil edildiği TBMM'nin ve onun saygıdeğer üyelerinin güven ve desteğinin korunması, saygınlığının yüceltilmesi konusunda cumhurbaşkanlığınca en üst düzeyde kararlılık gösterilecektir.

    LAİKLİK KORUNACAK Kuşku yok ki egemenliğin asıl kaynağı ve kayıtsız, koşulsuz sahibi Türk ulusudur, ebediyen öyle olacaktır, öyle kalacaktır. Bunu sağlayan laiklik ilkesi de dokunulmaz bir kural olarak ödünsüz bir kararlılıkla korunacaktır. Çünkü bireylerin din ve vicdan özgürlüklerinin en iyi korunduğu yönetim biçimi laik demokratik cumhuriyettir. Demokrasinin temelini oluşturan laiklik ilkesi olmadan özgürlüklerden ve demokrasiden söz edilemez. Din kurallarıyla devlet ve toplumsal yaşam düzenlenemez.

    SÖMÜRTMEYECEĞİZ Ulus egemenliğinden kaynaklanan her görevin temel amacı ve özü, ulusun mutluluğunu ve gönencini yükseltmektir. Devlet bunun için vardır, bu amaca uygun olarak örgütlenmiştir. Devletin tüm kurum ve organları bu bilinçle görev yapmalıdır. Bu görevin sorumluluğunu taşımalıdır. Cumhurbaşkanlığı bu doğrultudaki çabalara özenle ve etkinlikle katkı yapacaktır. Çünkü Türk ulusu daha elverişli koşullarda daha temiz, daha özgür bir dünyada daha mutlu yaşamayı haketmiştir. İnsanlarımızın hak ve hukukunu korumak onların duygularını inançlarını ve emeğini sömürtmemek öncelilikli görevimizdir. Bu alandaki başarımız, ulusseverliğimizin, yurtseverliğimizine ölçüsü ve göstergesi olacaktır. Bu aydınlık yolun başlangıcı hukuk devleti ilkesinin, demokrasinin, hak ve özgürlüklerinin evrensel boyutları içererek gerçekleşmesinden geçmektedir. Bunu dostlarımız gerekli gördüğü için değil, ondan önce ulusumuzun özlemlerine, çağdaşlaşma programına önem verdiğimiz için büyük ulus olduğumuz için, yüce Atatürk'ün gösterdiği çağdaş uygarlık düzeyini aşma buyruğunu yerine getirmemiz için yaşama geçirmeliyiz. Bunu mutlaka ve duraksamadan başarmak zorundayız.

    POLİS DEVLETİ Siyasal yaşamamızın dokusuna çağdaş demokrasiyi, devlet yapımızın dokusuna da hukuk devleti ilkesini yerleştirmek görevimizi daha fazla geciktirmemeliyiz. Polis devletini çağrıştıran yapı ve uygulamaları terketmeden, çağdaş toplumun gereksinimlerini karşılayamayız. Cumhurbaşkanlığı, bu dönüşüm ve gelişmenin sağlanmasına önem verecektir. Demokrasi ve hukuk devleti ilkesine uygun eylem ve işlemler ulusal verimliliği ve ulusal bütünlüğü artıracaktır.

    ULUSAL GÜÇLÜ EKONOMİ Hukuk devletinin, sağlam ve sağlıklı demokrasilerin toplumun ulaştığı ekonomik kalkınma düzeyiyle ilişkisini de gözardı edemeyiz. Bu nedenle ulusal anlamda güçlü bir ekonomik yapı, demokrasinin de hukuk devletinin de güvencesidir. Bu güvencenin oluşması tüm olanaklarla desteklenmelidir. Bu doğrultudaki düzenlemeler, toplumsal yarar gözetilerek, gelir dağılımında ve fırsat eşitliğinde adalet sağlanarak yoksul ve dar gelirli kesimler esirgenip korunarak işsizlik sorunun giderici yöntemler yeğlenerek, sosyal devlet gereklerine uygun olarak gerçekleştirilmelidir.

    11 YIL EĞİTİM Çağdaşlaşmanın da ekonomik kalkınmanın da temel dayanağı eğitimdir. Eğitim düzeyi ve kalitesi yükseltilmesi ve 11 yıllık zorunlu temel eğitim hedefimiz olmalıdır.

    KURALLAR UYGULANACAK Toplumsal yaşamı değerli ve saygın kılan ilkelerin başında eylem ve işlemlerin kurallara uygun olması gelmektedir. Bu kurallar ödünsüz ve ayrılacılıksız uygulanıyorsa ve bu kurallara uyuluyorsa özgürlük, eşitlik, girişimcilik, yeteneklerin geliştirilmesi gibi kavramlar ve böylece toplumsal mutluluk güvence altına alınmış demektir. Aslında devletin temel amacı ve görevleri, Türk ulusunun bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, cumhuriyet ve demokrasiyi korumak kişelerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak, kişinin temel hak ve özgürlüklerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak bir şekilde sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli koşullarını hazırlamaya çalışmaktır.

    Devlet, toplumda hukuku egemen kılmalıdır. Barışın, özgürlüğün, mutluluğun, geleceğe kaygısız bakmanın koşulu da budur. Toplum sürekli, temiz ve aydınlık bir ortamda yaşamalıdır. Bunu sağlamak devletin görevidir.

    KİMSE HUKUKUN ÜSTÜNDE DEĞİL Kimse hukukun üstünde değildir. Hukukun üstünlüğü ilkesi herkesi bağlamalı, Anayasa'nın, yasaların ve hukukun gereği her zaman ve herkese karşı yerine getirilmelidir. En büyük sosyal felaketin hukuka ve adalete güvenin yitirilmesi olduğunu unutulmamalıdır. Hukuka aykırı eylem ve işlemlere, yolsuzluklara kesinlikle izin verilmemelidir. Yolsuzluklarla, hukuka aykırı yollarla çıkar sağlama alışkanlık ve girişimleri ile kararlı bir mücadele konusunda cumhurbaşkanlığının bütün olanakları toplumun hizmetinde ve sizin yanınızda olacaktır.

    KALICI BARIŞ GÖREVİMİZ Ulusal gündemimizin bir başka önemli konusu, toplumsal barış özlemidir. Kalıcı nitelikte toplumsal barışın sağlanması ve sürdürülmesi bir devlet görevi olarak yerine getirilmelidir. Türkiye Cumhuriyeti'nin ve Türk ulusununun birliğini temsil etmekte olan cumhurbaşkanlığı ulusun ve ülkenin bütünlüğü bağlamında hiç bir tartışmaya izin vermeyecek, ülkü ve ulus bütünlüğünü korumayı pekiştirmeyi en temel görev sayacaktır.

    TEMEL NİTELİKLERE SALDIRI Cumhuriyetin temel niteliklerine yönelik saldırılar ve terör etkisini kaybetmekle beraber devam etmektedir. Varlığımızın güvencesi ordumuz ve güvenlik güçlerimiz bu konuda üzerlerine düşen görevi büyük bir özveriyle sürdürmektedirler. Bugün olduğu gibi gelecekte de silahlı kuvvetlerimizin güçlenmesini sağlamak görevimiz olacaktır.

    DIŞ POLİTİKA Ulusal dış politika uygulamalarında Atatürk döneminde benimsenen temel ilkeler günümüzde de geçerliliğini korumaktadır. Uluslararası toplumun saygın ve aktif bir ülkesi olarak Türkiye farklı konumuna, olanaklarına tarihinden gelen ilişkilerine bölgesel duyarlılığını coğrafyasına bağlı üstünlük ve özelliklerine uygun, ulusal bağımsızlık savaşımızın doğrultusuyla uyumlu Atatürk'ün akılcı, ulusalcı ve bağımsızlıktan ödün vermeyen, ülke yararını en üst düzeyde tutan, onurlu kişilikli çizgisini sürderecektir.

    Kendi içine kapalı kalması olanaksız olan ülkemizin AB'nin benimsediği uygarlık değerleriyle bütünleşmesi zorunludur.

    ESİN KAYNAĞI ATATÜRK Cumhurbaşkanlığının karar ve işlemlerinin değişmez yol göstericisi ve esin kaynağı Atatürk milliyetçiliği, ilke ve inkilaplarıyla O'nun aydınlanma çağdaşlaşma programının esasları olacaktır. Bu doğrultu kesinlikle korunacaktır.

    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı