Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Şaşırdım! Şaşırmadım!

Son iki yıldır her şey iyi gidiyordu oysa ki! Televizyon karşısındaki seyirci memnun, basın memnun, Bülent Özveren memnun, hatta herkes memnundu!

Yılların ezikliğinden kurtulmuştuk en azından. Ama görünen o ki, yeni TRT yönetiminin üstün çabalarıyla eski ‘ezik’ günlerimize bu yıl tekrar döneceğiz.

Ben en çok Bülent Özveren için üzülüyorum! Şimdi puanlama için her yeni ülkeye bağlanıldığında aynı ‘umut’ dolu sözleri söyleyip, ‘Türkiye no point’ ‘Türkiye one point’ laflarını duyunca yine işi politikaya dökmek zorunda kalacak!

‘Zaten Yunanlılar bizi hiç sevmez falan diyecek!’ Ama bu kez ‘sıfır’ puan vermekte haklılar. Hatta bu kez Bülent Özveren ‘Sevgili seyirciler görüyorsunuz işte her şey ne kadar politik’ dediğinde, hiçbir zaman olmadığı kadar haklı olacak!

AKP yönetimi tarafından TRT yönetimine getirilen Şenol Demiröz, Türkiye’nin İngilizce bir şarkıyla temsil edilmesini politik sebeplerle doğru bulmadı ama, yarışan bütün şarkıların anaokulu rondu, katılan bütün sanatçıların danslarının da okuma bayramı rondu seviyesinde olmasını doğru buldu nedense!

Bu kadar yarışma açtınız, bıraka bıraka finale bu şarkıları mı bıraktınız?

Türkiye’de besteci sıkıntısı mı var? Yoksa hiç kimse Eurovision’da arz-ı endam mı etmek istemiyor? Akıllarına ‘Opera’ faciası gelince vazgeçiyorlardır belki de!

* * *

Cumartesi akşamı da, zorunlu olarak emekliye ‘ayırılması’ tiyatro camiasında büyük olay haline gelen Yıldız Kenter’in, bir komedi dizisinde Sibel Can’la karşılıklı ‘Saklambaç’ oynuyor olmasına şaşırdım! Çünkü genel olarak ‘usta tiyatrocular’, ‘popüler kültürün getirdiği şöhret sayesinde, sonradan oyuncu olmuş kişilerle’ aynı dizide başrol oynamayı istemezler. Hatta oynayanları da küçümserler! Bu durum da beni çok şaşırttı!

Aslında cumartesi akşamı, televizyonun karşısına geçip ‘şaşırmalara doyamamak akşamıydı...’ Mutlaka görmüşsünüzdür, görmediyseniz de anlatanlar olmuştur, Türk televizyon kanallarının nur topu gibi iki adet ‘yepyeni’ reality show’u daha oldu. Hálá Türkiye sınırları dahilinde yaşayıp da, reality show’lara katılmayan Türk vatandaşının kalmış olması ve henüz katıl(a)mayanların da, gördüklerinden, seyrettiklerinden, okuduklarından akıllanmayıp, hálá bu yarışmalara katılıyor olmaları beni Yıldız Kenter- Sibel Can ikilisinden daha da çok şaşırttı!

* * *

Ama beni en çok şaşırtan şey ne oluyor biliyor musunuz?

Aydın’ın sunduğu ‘Sabah Yıldızları’ programı ile aynı saatlerde, Aydın’ın eskiden oynadığı ‘Eltiler’ isimli dizi de bir başka kanalda yayınlanıyor. Bir sabah, bir yeni Aydın’a, bir de eski Aydın’a bakın. Gözlerinize inanamayacak ve çok ama çok şaşıracak, estetik denen şey bir mucize değilmiş diyeceksiniz!

Hafta sonunu bu kadar şaşırmakla geçirince şaşırmaktan çok yorulmuş olmalıyım ki haftaya şaşır(a)mayarak başladım! 14 Şubat Sevgililer Günü’nde her yer 31 Aralık gününü andırırcasına vıcık vıcık ve kıppppkırrrmızı kalplerle doluydu tabii ki!

Şimdi bu gece ana haber bültenlerinin ‘vıcık aşk konukları’ kimler olacak diye merakla beklemekteyim. Ama çıkacak hiçbir çift beni şaşırtamaz sanırım!

Günün anlam ve önemine binaen Star TV’de ‘Dertlar Derya’ adlı yepyeni bir ‘dert dinleme’ programına başlayan Derya Tuna’yı ilk canlı yayınında İbrahim Tatlıses’in aramasına, İbrahim Tatlıses’in bu jestine karşılık da Derya Tuna’nın gözyaşlarını tutamamasına, hiç ama hiç şaşırmadım mesela!

Bu konu bolluğunda konu sıkıntısı çeken biz ‘köşe kapanların’ çoğunun, 14 Şubat Sevgililer Günü yazısı yazmasına da hiç şaşırmadım mesela!

Neyse, Allah şaşırtmasın!
X