Gündem Haberleri

GÜNDEM

    Sarışın Güzel Kadın

    Hürriyet Haber
    06 Mart 1999 - 00:00Son Güncelleme : 06 Mart 1999 - 00:01

    Ölüme karşı yarış. Her insanda vardır bu içgüdü. Ama bilimadamları, sanatçılar ve de yazarlarda bu çabanın izleri daha da derindir. Hatta belki de en gelişmiş ölümsüzleşme içgüdüsü yazarlardadır! Yazarak, yapmaya çalıştıkları asıl şey de ölümsüzleşmek, unutulmamaktır...

    Yavuz Gökmen de ölümle rekabete giren bir yazardı. Hürriyet'teki günlük yazılarıyla yetinmiyor; kalıcı olmayı istiyordu. Turgut Özal'ı anlatan üç kitap yazmıştı. Üzerinde son çalıştığı da DYP Genel Başkanı Tansu Çiller'i anlatan bir kitaptı. Ölüm, kötü bir sürprizdi. 23 Kasım 1998'de, hiç beklenmeyen bir zamanlamayla yakaladı onu. Bedeni, toprak altına girdiğinde gazetedeki bilgisayarında hemen hemen bitmiş bir kitap kalmıştı: Sarışın Güzel Kadın.

    Önsözünü de yazmıştı; ‘‘Bu kitaba Temmuz 1996'da başladım’’ diyordu. Kitabı yazma nedenini de açıklıyordu:

    ‘‘Kitabı Tansu Çiller'i tüm yönleriyle analiz etmek için yazmıştım. Bence 'Sarışın Güzel Kadın' körün fili tarif ettiği gibi tarif ediliyordu. Herkes dokunduğu noktayı anlatıp eleştiriyordu.

    Onun benim taktığım adla: 'Sarışın Güzel Kadın' olup olmadığını anlamaya çalıştım. Anladım da. O gerçekten 'Sarışın Güzel Kadın'dı ve başına ne geldiyse bu yüzden gelmişti.

    'Kleopatra'nın burnu biraz daha küçük olsaydı, dünya şimdi bambaşka olurdu' sözünü ispat etmiş olmaktan dolayı mutluyum.’’

    Gökmen, bir ‘‘Çiller analizi’’ yazmış ve kitabını, -kendi deyimiyle- ‘‘bir kehanetle’’ noktalamıştı:

    ‘‘Ben, Sarışın Güzel Kadın'ın Türkiye sahne-i siyasetinden uzun yıllar silinmeyeceğini sanıyorum. Elbette ki şu anda iktidarı ellerinde bulunduranlar, bu kehaneti yalanlatmak için ellerinden geleni yapacaklar ve yapmaktadırlar.

    Ama tarih tekerleği maalesef onların lehine dönmüyor. Tansu Çiller Türkiye tarihinin gelişiminde bir kaçınılmaz aşamaydı. Bürokratik devletin temellerini yıkabileceği kadar yıktı, tabuları parçalayabileceği kadar parçaladı. Bunları bilir-bilmez, ister-istemez yaptı; ama yaptı. Yeni ve doğruyu kurmak için eski ve yanlışı yıkmak şart değil midir?’’

    Bilgisayarında hazır hale gelmiş olarak bekleyen bu kitap, son düzeltmeleri yapılarak, yayına hazır hale getirildi. Ve ‘‘Sarışın Güzel Kadın’’ artık kitapçı vitrinlerini süslüyor. Kitap, okuyucunun huzurunda.

    Sonra kütüphanelere girecek ve yıllar boyu kalacak geriye. Belki onyıllar sonra bir el uzanacak o rafa. Kapağını açacak, adını okuyacak; ‘‘Sarışın Güzel Kadın’’. Yazarına bakacak; ‘‘Yavuz Gökmen.’’ Geçmişten geleceğe uzanmış olacak o...

    Müthiş dişi Tarantula

    Çiller, ‘‘dişi’’ olduğunun çok iyi farkında ve bunu kullanmayı da çok iyi biliyor. Ama bu dişiliği kullanırken, seviştikten sonra erkeğini öldüren Tarantula'dan da öteye geçmeyi başarıyor. ‘‘Sevişmeden öldürmek’’ kavramını geliştiriyor.

    DYP-SHP Hükümeti'nin bakanlarından Tahir Köse'nin de Çiller'in dişilik kullanımıyla ilgili bir anısı olması gerekir. Bu olay birçok kişinin önünde cereyan ettiğinden dolayı yalanlanması da mümkün değildir. Çiller'in bir tartışma sonrası, Tahir Köse'nin ellerine nasıl yapıştığı, ona güzelim nazarlar atarak nasıl yumuşattığı birçok kişi tarafından görülmüştür.

    Bu olay da, dişiliğin politik amaca hizmetini anlatır. Ancak, Çiller'in ilkesi, dişiliğini kullanırken daima tektir. ‘‘Bu ilkeyi kendinden güçlü olana uygula ki, sen ondan daha güçlü hale gelesin.’’

    Nitekim, bu el tutma, göz süzme olayları bu kadarla kalmamaktadır. Çiller bazen ellerinden birini, muhatabının bacağına koymaktadır.

    Ona aşık erkekler

    Dikkat edilirse, Tansu Çiller'in çevresinde sadakatle duran bütün erkekler, ona platonik aşık olan erkeklerdir. Bu erkekler, erkeklik duyguları gelişmiş, dürüstlük, yiğitlik ve mertlikten ödün vermeyen türdendirler. İçlerinde bazıları zarif ve centilmen, bazıları kaba saba görünümlü olabilirler. Ama duygusal olarak tartıda aynı ağırlık ve niteliği taşırlar. Mertlik ve dürüstlüğün bir uzantısı sadakat, diğer uzantısı belli edilmemeye çalışılsa bile sürekli aşktır. Bu tür bir erkeğin aşkının platonizmden sekse dönüşmesinin öncelikle erkeği yaralayacağı ve kendisine teslim olan kadına ‘‘orospu’’ gözüyle bakacağı açıktır.

    Burada bir kaç örnek vermek isterim.

    ... Ben Kıratlıoğlu'un Tansu Çiller'e aşık olduğuna eminim. Tabii bunu yalanlayıp yalanlamamak onun bileceği iştir. Kıratlıoğlu'nun başından beri tüm tavırları, aşkla için için yanmakta olduğunu açıkça göstermektedir.

    ... Yakın çevresinde Tansu Çiller'e aşık olduğunu düşündüğüm bir başka isim de Necmettin Cevheri'dir.

    Şeytanla yatağa girer

    Çiller, RP ile koalisyon yapmakla, RP'yi bu odakların elinden geçici olarak kurtarmıştı. Bu noktada akıllı davranılsa kalıcı olarak demokrasi de kurtarılabilirdi ama yapılmadı.

    Çiller ve Erbakan kendi kuyularını kazdılar.

    Burada eğer hala, ‘‘Çiller RP ile niçin koalisyon yaptı? Kendi gösterdiği öcüyle nasıl biraraya geldi?’’ diye sormakta ısrar edenler varsa, onlara şunu açıklamak isterim:

    Çiller, değil öcü, şeytanla bile yatağa girebilir. Ancak burada tek sorun, şeytanı bu işe razı etmenin imkansızlığından ibarettir.

    Etiketler:
    

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı