Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Sarayda kavga var

BİRİNCİ sayfasında değil ama, iç sayfada haberi verirken Yeni Şafak gazetesinin kullandığı başlık çarpıcı:

“Albay Çiçek’e ‘Bizim Mahkeme’ Tahliyesi”.

Yeni Şafak AKP’ye en yakın gazetelerden biri. Orada bir yandan Tayyip Erdoğan’ın danışmanları yazı yazıyor, bir yandan Abdullah Gül’ün kankaları. İktidar-Yeni Şafak ilişkileri katıksız ve yerinde.

Tesadüfe bakın, AKP’ye yakın bir başka gazete Vakit, birinci sayfadan tıpatıp aynı başlığı kullanıyor: “Albaya Tahliye ‘Bizim Mahkeme’den”. Belli, kaynak aynı kaynak.

Bu başlıktan çıkan ahlak dersleri var:

1- AKP’ye yakın gazeteler Albay Dursun Çiçek’in tahliyesine eleştirel yaklaşıyor. Bu, aynı zamanda, tahliye AKP’yi memnun etmiyor, anlamında.

2- “Bizim Mahkeme” deyimi, birilerinin karara karıştığını vurguluyor. “Bizim” denilen mahkeme kimin mahkemesi? Tırnak içinde yazıldığına ve eleştirildiğine göre, AKP’nin değil. Tahliye hukuka aykırı anlamında.

MANŞETLER VE MİNİ ZİRVE

Yine AKP’ye yakın Zaman Gazetesi’nin manşetinde gizli, saklı yok, çok net:

“Jet tahliye ve hakim değişikliği kuşkuya yol açtı.”

Belli, AKP tahliyeden memnun değil. Ve kararda birilerinin parmağı var.

Bu başlıklar Taraf’ın manşetiyle örtüşüyor, daha pervasız: “Abrakadabra Çiçek Serbest”. Yargı kararını insanın gözüne sokan bir manşet.

Başlıklar bana, MGK sonrasındaki mini zirveyi çağrıştırıyor.

ORDU VE YARGI

7.5 saatlik MGK sonrasında yayınlanan bildiride, “devletin kurumlarını yıpratmaya yönelik beyan ve yayınlar ülkemize fayda sağlamaz” deniyor. Evet, sağlamaz. Şimdi bakalım.

1- Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ, Albay Dursun Çiçek hakkında soruşturma açılmasına gerek görmediğini söylüyor. Ama, Albay Çiçek, bu “beyana” rağmen, tutuklanıyor.

Genelkurmay Başkanı ve ordu yıpranmıyor mu? Hay aksi, MGK bildirisi de yıpranmaya dikkat çekiyor.

2- Çiçek önce tutuklanıyor, 18 saat sonra tahliye ediliyor. Çiçek suçlu değilse neden tutuklanıyor? Suçlu ise, tahliye kararı neden?

Birbiriyle yüzde yüz çelişen jet kararlarla yargı yıpranmıyor mu? Hay aksi, MGK bildirisi de, yıpranmaya dikkat çekiyor.

MECLİS VE HÜKÜMET

Çok başka bir konu.

AKP, özde doğru bir kararla ama, yanlış yöntemle bir gece yarısı çok önemli bir yasayı Meclis’ten geçiriyor.

Yasayı oldu bittiye getiren hükümet, yani yürütme yıpranmıyor mu? Bu kötü yöntem Meclisi ikinci plana itmiyor mu? Yani, yasama yıpranmıyor mu?

Hay aksi, MGK bildirisi de, yıpranmaya dikkat çekiyor.

Yasama, yargı, yürütme, demokraside üç kuvvetin üçü de, yıpranıyor. Yıpranmaya dikkat çekenler, yıpranmanın aktörleri.

Bütün bunların sorumlusu kim? İktidar olmakla yetinmeyen, devleti ele geçirmek isteyen AKP değil mi?

İlkokul müsameresi gibi, “dizi dizi inciyim, yıpratmakta birinciyim”.

Garipliklerin ve çelişkilerin nedeni var. Çünkü, sarayda kavga var.

Yoksulluk yürümeye hazırlanıyor

YOKSULLAŞMA üçüncü, beşinci planda. Gündemin gerisinden geliyor.

Ekonomik krizle birlikte gelen tarihimizin en dramatik küçülmesi, Türkçesi, en büyük yoksullaşma gerçeği önemsiz gibi duruyor.

Gazetelerde ekonomi sayfalarına, iç sayfalara düşüyor. TV’lerde geriden gelen haberler listesinde. Eskilerin, hayat-memat meselesi, dedikleri olay, muhalefete ve medyaya bakınca garip biçimde arkalarda.

Varsa yoksa, siyaset. Gırtlağına kadar siyasete batmış bir ülkede en hayati sorunun yüzüne kimse bakmıyor. Bu, aslında AKP’nin de işine geliyor.

Bol laf etmenin mümkün olduğu siyaset batağı varken, tarihi yoksullaşma gibi bir gerilemeyi, AKP unutturmak istiyor. Unut ya da hatırla, gerçek değişmiyor.

İşte, hükümet yanlısı Türk-İş bile, ücret anlaşmazlığı sonucu, sokaklara çıkıyor.

Yoksulluk sokaklarda yürümeye hazırlanıyor.

X