"Onur Baştürk" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Onur Baştürk" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Onur Baştürk

Santral’de son tango

Önümüzdeki günlerde santralistanbul’da yapılacak Feist ve Stevie Wonder konserlerinin Maçka Küçükçiftlik Parkı’na alınmasına şaşırdık mı?

Tabii ki hayır.
Çünkü One Love Festivali’nde olanlardan sonra santralistanbul’un tadı tuzu kaçtı.
Haliyle hiçbir organizatör orada konser yapma riskine girmek istemiyor.
Haklılar da, onları suçlayamayız. Tüm ıvır zıvır mevzuatları tamamlayıp her şeyi kanunlara uygun organize ettikten sonra bir anda hassasiyetlere kurban gitmek istemez hiçbir organizatör.
Son dakikada yine bir Ankara telefonuyla değişiklik olmazsa Santral’de izlenecek son konser Red Hot Chili Peppers olacak gibi.
Oysa şehrin en gözde kültür-sanat ve eğlence merkezlerinden biriydi santralistanbul.
Sıradan bir kampüs değildi.
Residence inşaatlarının sıkça kullandığı o havalı tabirle bir “yaşam alanı”ydı.
Bulunduğu semte daha önce hiç ayak basmamışlar Santral sayesinde oraya kadar geliyor, ortamı hareketlendiriyordu.
Ama işte buraya kadarmış.
santralistanbul öldü, ruhuna Fatiha okumanın zamanıdır...

Özerden’den Bilgi’nin yönetimine suçlama

Radikal’den Cem Erciyes yazdı. Bilgi Üniversitesi’nin kurucusu ve Santralistanbul’un yaratıcısı Oğuz Özerden, Başbakan’ın üniversiteyi aramasıyla ilgili şöyle konuşmuş:
“Bu sanat işleri yeni yönetime zul geliyor. Başbakan da provoke ediliyor. Olur, Başbakan arar. Aradığında, ‘Tabii Başbakanım’ derseniz olmaz. Anlatırsınız, o da dinler. İkna etmeye çalışırsınız. Önemli olan iktidarlara direnebilmektir. Başbakan Erdoğan da bunları anlamayacak biri değil.”
Özerden kısaca diyor ki: Bilgi’nin yeni yönetimi ürkek kedi çıktı, kolay olanı seçip anında pes ettiler.
Bu açıklamadan sonra mikrofonu Bilgi’nin yönetimine uzatma zamanı.
Umarız konuşurlar...

Bugünlerde

- Touch dizisine TAKILIP KALDIM
“Yol haritası”, Fibonacci, herkesin birbirine kırmızı kader ipleriyle  bağlı oluşu filan derken “Touch”, gecikmeli de olsa beni sardı, bırakmıyor... Ama “Touch” yerine yine de -daha önce önerdiğim- Mr. Nobody filmini baş köşede tutarım.
- Kaan Urgancıoğlu’nun Radikal’den İpek İzci’ye verdiği röportajda söyledikleri HOŞUMA GİTTİ...
Bizim oyuncular röportajlarda genelde beylik cümleler kurar, okuyana yeni ve akıllı bir şeyden bahsetmezler.
Urgancıoğlu’nun söyledikleri ise “Touch” dizisiyle bağlantılı az biraz. Buyrunuz:
“Kendi yaptığım bir tasarımı yaşamaktansa hayatın tasarımını yaşamak çok daha büyülü ve mükemmele yakın geliyor.
Kendi tasarımlarımızı yaşarken, bu tasarımın olup olmadığını devamlı kontrol etmekten hayatın içinde parlayan şeyleri kaçırıyoruz.
Halbuki kendimizi birazcık bilinmeyene bıraktığımızda, hiç beklenmedik küçük mucizeler geliyor başımıza...
Buraya kadar hiçbir planım olmadan geldim, bundan sonra da bir plan yapmayı düşünmüyorum.”
- Ve Osho’nun kitaplarına SARDIM...
Birkaç kitabını daha önce okumuştum bu meşhur Hintli gurunun.
Şimdi tekrar başladım.
Çünkü şu yapış yapış günlerde iyi geliyor, ruh ferahlatıyor.
O zaman bir Osho paragrafı gelsin size pazartesi pazartesi:
“Bir kez dışarı çıktığında yavaş yavaş içindeki milyonlarca şeyin farkına varacaksın. Sen tek odalı bir daire değilsin. Birçok odan var. Bir saraysın ama verandada yaşamaya alıştın ve sarayı tamamen unuttun. İçinde birçok hazine gizli ve o hazineler sürekli kapıyı çalıyor, davet ediyor ama sen adeta sağırsın!”

 

X