Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Şantajcı ve tehditkar olmayalım

Ekranda ABD Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komitesi'nin tarihi toplantasını izliyorum. Konu Amerikan Kongresi'nde 1915 olaylarının 'Ermeni soykırımı' başlığında kabul edilmesi.

Ermeni Patriği Karekin II'nin duasıyla oturum açılıyor. Ön sırada tekerlekli iskemlede dört kadın ''Soykırımından kurtulanlar'' diye takdim ediliyor. Yaşları 90'ların üstünde olmalı. Bir, ikisi 1915 trajedisinde can veren yakınlarının resimlerini kameralara uzatıyorlar. Görüntüler gerçeklerle ne kadar örtüşüyor bilemiyorum ama hazin bir şov bu. Yaraların bir kez daha deşiliyor. Kime, ne fayda sağlayacağını kestirmek güç.

 

Ermenilerle ilişkilerim Bakırköy'de Dadyan Çocuk Yuvası'na gittiğim yaştan başlıyor. Minas, Yeprem gibi mahalle yaşıtlarım, Vazken abi, muhit esnafından Mardiros, Dikran, askerlik arkadaşım Artin ve diğerleri gözümünün önünde sinema şeridi gibi geçiyor. Hepsi dostluk için elini ateşe bastıracak kadar mert, güvenilir insanlardı.

Birbirimizi kırıp incitecek tek olay hatırlamıyorum aramızda. 1915'ler tarihinin kara sayfalarını da hiç açmadık. Bilgisizlikten de olabilir.

 

Eğitim yıllarında Türk-Ermeni sorunları hakkında bölük-pörçük bilgiler edindik. Gazetecilik hayatımızda Ermeni diasporasının kaymak tabakasıyla tanışma fırsatını bulduk. İstanbul'a gelen ünlü hikaye yazarı William Saroyan ile röportaj yaptık. Bize çok sıcak davrandı. İş adamı Ferda Kahraman'ın daveti üzerine konser vermek için geldiği İstanbul'da Charles Aznavour'la bir kaç kez görüştüm. Türk dostluğunu vurgulayan bestekar-şarkıcı sonradan tutum değiştirdi.

 

Londra'da uluslararası sosyetenin gözdesi Nubar Gülbenkyan'la, hayli yaş farkına rağmen, dostluk kurduk. İlk röportajımda kendisini çok renkli tanımladığımı söyleyerek ''Beni 1001 Gece Masalları'ndaki Sultan yapmışsın, ben de seni veliaht prens ilan ediyorum.'' dedi. Şöhretli portre fotoğrafçısı, Mardin doğumlu Yousuf Karsh evinde Churchill, Einstein, Picasso dahil duvarlar dolusu resimlerini gösterdi. Saroyan'dan Karsh'a hiçbirinden Türkler hakkında kötü laf veya suçlama duymadım.

 

Fanatik Ermenilerle ilk kez Londra'da karşılaştım. Sözde soykırımın 50'inci yıldönümünde bir kilise toplantısını izledikten sonra bir grup beni ortalarına alarak '' Bizi sürgün ettiniz, öldürdünüz, açlık-hastalığa terkettiniz. Topraklarımızı geri verin.'' diye tartaklamaya başladılar gün ortasında. Ardından Amerika Ermeni militanlığının başlama yeri oldu.

 

1973'de Gourgen Yanikian aldatmacı bir senaryo ile evine davet ettiği Los Angeles Başkonsolosu Mehmet Baydar ile yardımcısı Bahadır Demir'i tabanca ile öldürdü. Yanikian'ın kurşunları ASALA'nın başlangıcı oldu. Asala militanları 1973-1986 arasında Fransa'dan Avustralya'ya çeşitli ülkelerde düzenledikleri saldırılarda düzinelerle Türk temsilcilerini öldürüp, Türk kurumlarını bombaladılar. Yanikian'ı takiben Los Angeles Başkonsolosu Kemal Arıkan, Boston Fahri Konsolosu Orhan Gündüz suikastlerini, New York'ta Türkevi'ne komutalı bomba saldırısını da izledik. Arıkan'ı katleden Hampig Sasunyan'ın mahkemesini izlerken 3 Asaa militanı sokak ortasında fotoğraf makinemi gaspettiler.

 

ABD Kongresi'nde soykırımı tanımlama girişimi Ermeni militanlığının uluslararası forada yerleşmesi yolunda önemli bir adım olarak dikkati çekiyor. Başkan Bush, Dışişleri Bakanı Rice, Savunma Bakanı Gates'in ciddi çabalarına rağmen Dışilişkiler Komitesi'ndeki kararın Temsilciler Meclisi'nde onaylanacağı da kesin. Erdoğan hükümetinin onay halinde İncirlik'in kapatılması, Amerikan kargolarının Irak'a geçişlerine izin verilmeyeceği şeklindeki beyanatları da ciddi bir taktik hatası. Ankara'nın 1915 olaylarının çok uluslu tarihçiler ve bilim adamlarından oluşan bir komiteyle incelenmesi, yerli-yabancı arşivlerinden toplanan bilgiler ışığında müzareke masasına yatırılmasına ikna etmeleri lazımdı.Kongre üyelerine, 'soykırımı' sözcüğüne bu denli tepki gösteren bir toplumun katliamcı olamayacağını vurgulamamız gerekiyordu. Üstelik soykırımın gerçek tarih olup olmayacağına parlamentolar değil uluslararası mahkemeler karar verebilir.

 

Türkiye'nin yarar ve çıkarlarının iyi hesaplanması lazım. Ne kadar haklı olsak dahi ABD Kongresi'nden çıkacak karara karşı reaksiyon ve misillemelerde şantajcı ve tehditkar duruma düşmememeye özen göstermeliyiz. Duygular akıl ve izanın önüne geçmemeli.

X