Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Sansürün kurumsallaşmasına kimse bir şey demeyecek mi

TÜRKİYE, internette sansürü kurumsallaştıran resmi adımını attı, bu sansür 22 Ağustos 2011’den itibaren yürürlüğe girecek.

O tarihten sonra devlet, internette hangi sitelere girip hangi sitelere giremeyeceğimize, neyi okuyup ya da seyredip neyi yapamayacağımıza tek başına karar verecek.
Konuyu bilmeyenler için özetlemeye çalışayım:
Bağımsız bir üst kurul olan Bilgi Teknolojileri Kurulu (BTK), yakınlarda yayınladığı bir yönetmelikle, Türkiye’deki bütün internet servis sağlayıcısı şirketlere aboneleri için üç tip filtre hazılama talimatı verdi.
* * *
Bu filtrelerden birini kullanmak isteyen abone, o filtrenin engellediği internet sitelerine erişemeyecek. Filtrelerin engellediği sitelerin listesini BTK servis sağlayıcı şirketlere verecek ve listeler düzenli olarak yenilenecek.
BTK Başkanı yeni yönetmelikle gelen bu uygulamayı savunurken ‘Standart Paket’ adlı filtre paketinin bugün varolan bütün sitelere erişimi sağladığını öne sürüyor ve sansür iddiasını kabul etmiyor.
Oysa bu doğru bir söyleme biçimi değil, ‘Standart Paket’ de sonuçta bir filtre, yarın buraya da engellenecek yeni yeni siteler eklenebilir; çünkü zaten şu anda bile türlü çeşitli sebeplere ciddi biçimde sansürlenen bir internetimiz var, bu sansür kurumsallaşacak.
Kaldı ki, devlet tarafından zorla yaptırılacak bir filtreye ihtiyaç da yok. Evdeki çocukları sakıncalı sitelere girmesin isteyen ebeveynler için böyle filtreleri düzenleyen ücretli-ücretsiz çok sayıda uygulama mevcut.
BTK, ‘Çocuklarımızı internetteki sakıncalı içerikten nasıl koruruz’ diye soran ailelere kendisi yol gösterebilir ama bunu uygulamaya kalkmak düpedüz sansür.
* * *
Ayrıca ebeveynlerin kendi çocuğu için neyin sakıncalı olduğuna kendilerinin karar vermesi de herhalde daha doğru olur, bu kararı ebeveynler adına devlet verecekse, aynı devletin çocukların Kuran kurslarına belli bir yaştan önce gidemeyecek olmasını emretmesini hangi mantıkla eleştireceksiniz o zaman.
Yanlış bilmiyorsam yarın İstanbul’da bu sansürü protesto için bir yürüyüş düzenlenecek, belki sonra devamı da gelir.
Ancak benim gördüğüm temel sorun şu ki, bu sansür sanki sadece internete girip türlü çeşitli yaramazlıklar yapan bir grup marjinal insanı ilgilendiren bir şeymiş gibi algılanıyor.
Oysa öyle değil.
Bu kurumsal sansür herkesi ama herkesi ilgilendiriyor, o sebeple de daha çok insanın sansüre karşı çıkması gerek.

Ahlak bekçilerine ihtiyacımız yok

SADECE Türkiye’de değil, dünyanın pek çok yerinde zaman zaman yaşanan bir sorun bu. Egemen ideoloji, kendi ahlakını bütün topluma dayatmak istediğinde can sıkıcı şeyler oluyor.
Türkiye’de BTK ve RTÜK eliyle yapılan, iktidar partisinin hazırladığı kimi yasalara ve uygulamalarına yansıyan da bu. Topluma bir ahlak dayatılmak isteniyor.
Bakın, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan geçen gün Balıkesir’deki mitinginde hızını alamadı, sosyal paylaşım sitesi Facebook’u da sakıncalı ilan etti.
Yalan söylememek, hırsızlık yapmamak, öldürmemek, zarar vermemek gibi bazı genel ilkeler söz konusu olduğunda bütün toplum için geçerli olabilecek bir ahlaktan belki söz edebiliriz; ama geri kalan konularda kimse kimseye kendi ahlakını dayatmamalı.

Kayseri taşra olmak istemiyor, ama.../images/100/0x0/55ea3e22f018fbb8f87387cd

ÇARŞAMBA günü Hürriyet Treni ile birlikte Kayseri’deydim. Eskiden çok sık gidip geldiğim ama son birkaç yıldır pek fırsat bulamadığım bir güzel şehir Kayseri. Son yedi-sekiz yılda çok geliştiği, çok modern bir görünüme ve modern kent hizmetlerine kavuştuğu da kuşkusuz.
Hürriyet Treni’ne hoşgeldin demek üzere uğrayanlar arasında Kayseri Valisi Mevlüt Bilici de vardı. Vali Bilici bizlerle sohbet eder ve ilinin sorunları ile hedeflerini anlatırken, ‘Biz’ dedi, ‘Türkiye’nin geri kalanı tarafından taşra gibi gözükmek istemiyoruz.’
Bunun üzerine valiye şehirdeki sinema-tiyatro sayısını sordum ve öğrendim ki çok az. Zaten vali başta olmak üzere şehrin yöneticileri de bunu kabul ediyorlar.
Akşamları halkının hiç değilse bir bölümünün sokağa çıkmadığı, ev dışında vakit geçirmediği, sinemaya veya lokantaya gitmediği bir kentin ‘taşra’ olmaktan kurtulması kolay değil.
Kayseri, geleceği şimdiden çok parlak gözüken ve kısa zamanda ‘taşra’ olmaktan da çıkacak bir kent bana göre.

X