Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Şanslı çocuk

Okan Bayülgen pingpong topuna döndü adeta.<br><br>Bir Cansu'da bir Deniz'de, bir Cansu'da bir Deniz'de...

Tek fark kızlar göndermiyorlar karşı tarafa, o kendi gidip geliyor.

Medyaya da gün doğuyor tabii. Nerede her zaman böyle bolluk? Üç kişi, üçü de ünlü, bir garip ilişki. Daha ne olsun?

Fakat bendeniz şimdi tahmin ettiğiniz gibi Okan'a verip veriştirecek, kızları da onursuzlukla suçlayacak değilim.

Nedense bir anlayışlılık hali çöktü üzerime.

Allah hayırlara çıkarsın, Okan'ı anlıyorum.

O gidip gelişlerin zamparalıktan olmadığını biliyorum. Nereden bildiğimi bilmiyorum ama biliyorum işte.

Onun ‘‘Oh! Bir elim yağda bir elim balda’’ ruh hali içerisinde olmadığından eminim.

Çok üzüldüğünü tahmin ediyorum. Kendisini çok kötü hissettiğini...

Herkese olur.

Hayatının bir yerinde iki arada bir derede kalır insan. Gidemez, kalamaz, seçemez, karar veremez...

İki ayrı zamanda yaşanacak iki aşk çakışıverir bazen.

‘‘İnsan aynı anda iki kişiye áşık olur mu?’’ demeyin. Olur. Okan oldu işte.

İki sevgiliyi, hatta üçünü beşini idare eden, değişikliksever adamlardan olduğunu zannetmiyorum Okan'ın...

Tatlı mı tatsız mı olduğunu kendisinin de kestiremediği garip bir dönem yaşıyor.

Kadınların durumu çok zor. Ama en zoru Okan'ınki. Kadınlardan biri rest çeker de dönmemek üzere giderse, Okan ötekinden de ayrılır gibime geliyor.

Ama bilemem gider mi kadınlar. Pek zannetmiyorum. Onlar birbirleriyle savaşıyorlar şimdi. Bakmayın ara sıra ‘‘Bitti’’ dediklerine... Kesin bir mağlubiyet olmadan ııh.

Okan'da aşkın süresi dolana kadar bu böyle sürüp gidecektir.

İnanamıyorum bu dediklerime. Sağımdan kalktım herhalde bugün. Bu da Okan'a denk geldi. Şanslı çocuk.


Umut kadının ekmeği


Hálá kokusu burnumdadır Havilland kreminin.

Annem sürerdi. Ama öyle seyrek ki... Nedir, ne oluyor diye bakardık. Belli ki alır koyardı bir kenara, ara sıra hatırlardı.

O zaman kadınlar çıldırmamıştı daha. Tabiatla inatlaşmaya başlamamışlardı. Başa çıkabileceklerini bilmediklerinden belki... Yoksa kadın her zaman kadındır.

Zaten ortalıkta harika, kırışıksız, ışıltılı bir cilt vaat eden birileri de yoktu o zaman.

Tavuk mu yumurtadan, yumurta mı tavuktan meselesi gibi kışkırtan olmadığı için mi kadınlar sakin sakin oturdu, yoksa kadınlar henüz uyanmadığı için mi müteşebbisler krem işine girmemişlerdi bilmiyorum.

Ha, o zaman ithalat da yoktu tabii bu ölçüde. Herhalde sırf hayati ihtiyaçlar ithal ediliyordu. Kadının ışıltılı bir cilde sahip olmasının aslında ne hayati bir mesele olduğu anlaşılmamıştı demek henüz.

‘‘Ayrıca bu kadar etkili formülleri de anca keşfetti insanoğlu’’ diyeceksiniz.

Ben de lafı buraya getirecektim zaten.

Hakikaten etkili formüller var mı kızlar?

*

Biraz önce gazetelerin arasından reklam broşürlerini ayıklarken elime geçti bir tanesi...

‘‘Neden harika bir cildiniz olmasın?’’ diye soruyor.

Gerisini anlatamam, dilim dönmüyor zira. Ama bir dakika, bu bir yazı olduğuna göre bakarak aynısını aktarabilirim.

‘‘Neden Dramatically Different Moisturizing Lotion?’’

İngilizcem yok. Fakat tahminimce ‘‘Neden ortalıkta dramatik bir ciltle dolaşıyorsunuz?’’ diye soruyor.

Neden sahi?

Benim verecek bir cevabım yok şahsen.

‘‘Anneme çektiğimden’’ diyebilirim ancak. Çünkü benim de annem gibi senede iki ya da üç kere aklıma geliyor krem sürmek.

Heves edip alıyorum, altı ay sonra hatırlayıp elimi attığımda bir bakıyorum ki yağını kusmuş.

Ne kremler attım böyle. Almıyorum artık.

Benimki de ışıldamayıversin.

Yüzünün her santimetrekaresine ayrı bir tanesini sürenlerin cildi de gözümüzü almıyor yani ayrıca. Görmedik daha kimsede ışıltı mışıltı. Yani kremin sebep olduğu...

Ama umut sırf fakirin değil kadının da ekmeği. Dolayısıyla kremcilerin de ekmeği oluyor.

İnsanlık dayanışmayı gerektirir arkadaşlar!

Sürün sürebildiğiniz kadar.


MIŞ-MUŞ


Ülkemizde depresyona girme yaşı 2'ye inmiş.

İdrake bile gerek yok, bu topraklarda nefes alıyor olmak yeterli anlayacağınız.

Adalet Bakanlığı Danışmanı ‘‘Kimse bakire olmayan biriyle evlenmek istemez’’ demiş.

Sana danışanda kabahat.

Irak'ta Türk askerinin konuşlandırılması rafa kalkıyormuş.

Oh! Çok şükür. İş, kullanılmadan ‘‘raf ömrü’’nü doldurmaya kaldı şimdi.

Cem Boyner, ‘‘Ahali hálá tırsık’’ demiş.

Bir başbakan yapamadık şu Boyner'i ki hiç olmazsa konuşarak yüzümüzü güldürsün.

Baykal eleştirilere ‘‘CHP geleneğinde blok liste vardır’’ cevabını vermiş.

E, sol bir partiye de geleneklere bağlılık yakışır (!)
X

YAZARIN DİĞER YAZILARI