Gündem Haberleri

GÜNDEM

    Şans beni Yunanistan’da yakaladı

    Hürriyet Haber
    22 Aralık 2001 - 00:00Son Güncelleme : 22 Aralık 2001 - 00:01

    Büyükelçi Ali Tuygan ve ‘‘dünya güzeli’’ kedisi Miki çok sevdikleri Atina'ya veda ettiler. Bu veda özellikle Miki için çok daha zor oldu. Çünkü büyükelçiliğin cennet bahçesindeki günlük gezintiler bitiyor, apartman dairesinde Ankara kasveti onu bekliyordu. Tuygan için de veda hiç kolay değildi. O da ‘‘dostlar’’ bahçesiyle vedalaşacaktı. Yunanistan'da dostluklar kurmak hiç de kolay değildir. Hele hele Türkiye Büyükelçisi'yseniz. Ama Tuygan, hiçbir Türk Büyükelçisi'ne nasip olmayacak dost halkasıyla sarıldı Atina'da. Gerçi, ‘‘Ben şanslıydım. Doğru zamanda doğru yerde oldum’’ diyor. Gerçekten Venizelos-Atatürk döneminden bu yana en uzun soluklu ‘‘barış ve yakınlaşma’’ sürecinin gizli kahramanlarından biri. Yine de insanlar şanslarını kendileri yaratırlar. Büyükelçi Tuygan'ı Cumhurbaşkanı Kenan Evren'e Özel Kalem Müdürlüğü yaptığı yıllardan beri tanırım. Türk diplomasi dünyasının ‘‘en ketum’’ diplomatlarından biridir. Ser verir, sır vermez. Dostluğumuza güvenip hayatında ilk kez açık açık konuştu. Dört yılın sonunda Atina'ya veda ederken hem Türklere hem de Yunanlılara tek bir tavsiyesi var: ‘‘İlla ki birbirimize aşık olmamız gerekmiyor. Önce saygı, işbirliği ve karşılıklı anlayışa dayanan bir ilişki kuralım.’’ Ama eğer bir gün olursa, Tuygan'ın Aşk‘a da hiç itirazı yok...Yunanistan’da Türk büyükelçisi olmak nasıl bir duyguydu?- Doğrusu bana şanslı olduğum duygusunu tattırdı. Çünkü Atina'ya ilk geldiğimde bana ‘‘zor durumdaki büyükelçi’’ diye baktılar. Ama sonra, sonra adım ‘‘şanslı’’ büyükelçiye çıktı. Bence şans doğru zamanda doğru yerde olmaktır. Şans beni Yunanistan'da yakaladı.Hep Yunanistan'da bir Türk düşmanlığından söz edilir. Sizce bu nereden geliyor? Tarihten mi, eğitimden mi? Yoksa siyasiler mi bunu yarattı?- Bence ilişkilerimizin geçmişinin kapkara olduğunu düşünmek yanlış. Çünkü bu ne doğrudur, ne de geleceğe yardımcı olur. Aksine aramızda paylaştığımız, bizi birbirine bağlayan birçok değer var. Bence yakınlık duyguları çok uzun süre bastırıldı. Türklerle Yunanlılar kişisel planda her zaman iyi anlaşırlar. Gerginlik dönemlerinde kollektif kimlik ön plana çıktığı zaman sıkıntılar yaşanıyor.Bu kollektif kimliği aşmak için ne yapmak lazım?- Bireysel düzeydeki yakınlığı daha geniş bir zemine yaymamız gerekiyor. Bu yakınlıklar hep vardı ama sorunları bir türlü aşamadık diyenler de var biliyorum. Ama bu defa önemli bir siyasi irade de ortaya kondu. Türk Yunan halkları arasındaki bireysel yakınlığın üzerine çok şey inşa edilebilir. BüYüK DÜŞKIRIKLIĞI YAŞADIMSiz Öcalan krizini yaşadınız. O gece Öcalan'ın Kenya'daki Yunan büyükelçiliğinde gizlendiğini duyduğunuz zaman neler hissettiniz ?- Sadece ben değil bütün Türk ulusu olarak düş kırıklığı yaşadık. Türkiye'nin PKK teröründen ne kadar çektiği, ne kadar insanın öldüğünü herkes biliyor..İlişkiler dibe vurdu, bundan sonra düze çıkması zor diye düşündünüz mü?- Evet ama daha fazlasına da izin verilemeyeceğini ve o noktadan sonra, mutlaka bir iyileşme sağlanması gerektiğini de düşündüm. Nitekim bakanlar da Haziran 99'da yeni yaklaşım başlattılar..Savaşa sürüklenmekten korktunuz mu ?- Savaş çok ileri bir durum. İlişkilerin dibe vurduğunu, güven bunalımına sürüklendiğimizi düşündüm ama savaş kaygısını ciddi olarak taşımadım. O sırada Yunanistan'da Öcalan'ı destekleyen gösteriler oldu. Yunan halkı Türk halkının çektiklerini neden anlamadı?- Kuşkusuz bu olaylarda Türk halkının çektiklerinin yeterince anlaşılmamış olmasının önemli payı var. Ama bu olay Yunan halkı için de sıkıntı yarattı. Belki de o sıkıntının yarattığı ruh hali içinde gösteriler yapıldı. Ama sonunda bu olay öylesine belleklerden silindi ki, kötü bir olaydan bahsedilirken sadece Kardak'dan söz ediliyor, Öcalan olayı unutuldu. Olaydan 6 ay sonra Beşiktaş'la Panatinakios depremzedeler yararına dostluk maçı için Atina'da karşılaştıklarında bütün stad Türk ve Yunan bayraklarıyla donatılmıştı. Ateşli Yunan seyircisi büyük dostluk sergiledi. Bu olayın mutluluğunu da yaşadım. Bu olay halklar arasındaki yakınlığı gözler önüne serdi bence.UNUTULMAYAN KARDAKPeki ne oldu sihirli değnek mi dokundu?- Evet gerçekten öyle. Depremler de açılmaya çalışılan dostluk patikasını bir anda genişletti. Peki Öcalan krizinden sonra Yunanistan'da ne değişti ?- Yunanistan ilk kez yıllardır Türkiye'yle belli konuları konuşmaya istekli oldu. Bunlar ekonomik işbirliği, ticaret ve kültür gibi tartışmasız konular olabilir ama unutmayalım ki, geçmişte bunlar bile ele alınamadı, siyasi sorunlar yüzünden yıllarca bir kenara itildi.Önemli sorunların ele alınma şansı var mı?- Bakın ciddi sorunlar gerilim ortamlarında değil, ancak işbirliği ortamlarında ele alınabiliyor. Bu yeni yaklaşım doğru bir tercih, önemli bir başlangıç yaptık. Mevcut işbirliğini derinleştirmemiz gerekiyor. Tabii sonuçta diğer sorunları da bir aşamada ele almamız gerekecek.Batılılar Türkiye‘ye Simitis ve Papandreu‘nun gerçekçi politikacılar olduğunu barış yapılabileceğini söylüyorlar. Hakikaten öyle mi?- Bu sürece kuşkusuz çabalarıyla özel katkı yapanlar olabilir ama neticede Yunanistan açısıdan bunun bir hükümet politikası olduğunu varsaymamız gerekir. Papandreu'nun denen politika, aslında hükümetin politikasıdır.Dede ve Baba Papandreu'lar siyasette Türk düşmanlığını kullandılar. Sizce oğul Papandreu tarihe nasıl geçecek?- Fransızlar ‘‘Her şeyi en iyi yargılayan zamandır. Zaman bu yargıyı size rağmen verir’’ derler. Türk Yunan ilişkilerinde yargıyı verecek olan zamandır. Bu yolda nereye kadar gidebileceğimizi hep birlikte göreceğiz. Ben Papandreu'nun ve Yunan hükümetinin Türkiye'yle ilişkileri çok daha farklı bir zemine oturtmak ve eski gerilimli dönemleri yeniden yaşamamak konusunda arzulu olduğu kanısındayım. Aksi takdirde bu yapılanlar olmazdı.ÖCALAN OLAYINA RAĞMEN Peki ya Türkiye?- Bizi derinden yaralayan ve güven bunalımı yaratan Öcalan olayından sonra bile, Türkiye Yunanistan'a dostluk elini uzattı. İlişkilerimizde yeni bir sayfa açtık. Bunun takdir edilmesi gerekir.Biz hep diyalog istedik. Yunanlılar reddetti. Sonunda diyaloğu kabul ettiler. Şimdi ‘‘askeri harcamalarımız azaldı, kazandık’’ diyorlar. Peki biz ne kazandık? - Bu sürecin mantığı, işbirliğine müsait alanlarda ilerleme sağlayıp daha zor konuları ele alınmasına ortam hazırlamaktır. Bir aşamada zor konuların ele alınmasını bekliyoruz. Ama şu anda bir yargıya varamayız. Biraz daha gelişmeleri görmek gerekiyor. 2,5 yıl önce hayal dahi edemeyeceğimiz adımlar attık. Kazanç ortamın önemli ölçüde değişmiş olmasıdır.Kıbrıs’taki iki taraf bizi örnek alsınYine Kıbrıs kavşağına geliyoruz. Bu kez kazasız belasız kavşaktan geçebilecek miyiz?- Türkiye Kıbrıs sorununu geride bırakabilmek için her zaman gerekli gayreti gösterdi. Daima yapıcı olmaya çalıştı. Etrafında dünya gündeminin birinci sırasında birçok sorunu olan Türkiye, Yunanistan'la arasındaki sorunları çözmekte isteklidir. İyiniyetliyiz. Herkes alışılagelmiş tutumunu sürdürürse olmaz. Bu sefer Türk-Yunan dostluğunu Kıbrıs'a kurban etmeyelim. diyorsunuz.- Türkiye ve Yunanistan aralarında önemli bir ilerleme sağladılar. Kıbrıs'daki iki taraf bizi örnek alabilirler.AB siyasi çözüm olmadan Kıbrıs'ı üye olarak kabul ederse ne olacak? - AB karmaşık bir sorunu daha da karmaşık hale getirdi. Kıbrıs sorununu ortadan kaldırmak için Türkiye ve Yunanistan olarak elimizden geleni yapmalıyız.Kıbrıs yüzünden her şey çökebilir mi? - Geleceğe karamsarlıkla bakmamak lazım. Kıbrıs'ta ciddi sıkıntılar yaşanırsa, Türk-Yunan ilişkilerine de yansıyabilir. Ben olmamasını ümit ediyorum. Ne olursa olsun imzaladığımız anlaşmalar kalacak. Sabırlı ve samimi olmak gerekiyor. İş burada bitmiyor. Ama iyi bir başlangıç yapıldı. Bunu devam ettirmek gerekir.EFSANEYİ DEĞİŞTİRELİMEski Atina Büyükelçimiz Ümit Pamir kendisini Sisifos‘a benzetmişti. ‘‘Taşı yukarı itiyorum yine yuvarlanıyor’’ demişti. Siz taşı tepede bırakıyorsunuz herhalde.- Taşı tepeye çıkardığımı iddia edemem. Dostluk için taşı tepeye birçok insan itiyor. Taş yukarı doğru çıkmaya devam ediyor. Ümidim taşı oraya dikmek.Yani ‘‘ünlü efsaneyi değiştirelim Türk-Yunan düşmanlığını tarihe gömelim’’ diyorsunuz?- Evet efsaneyi bile değiştirmeyi diliyorum. Çünkü iki ülke çıkarları bunu gerektiriyor. Bunu mutlaka yapmalıyız.ARAMIZDA AŞK ŞART DEĞİLBirbirimizden kopmamıza imkan yok. Türkiye'yi yerinden kopartıp Cebelitarık'tan öteye götürüp sakin bir yere demir atamayız ki. Yunanlılar da başka yere gitmeyecek. O zaman birlikte yaşamak zorundayız. Bu birlikteliğimiz iyi yürütülürse, iki ülkenin de yararına olacak. Bunu isteyenler çok. Belki ne aşk ne nefret. Aşırı uçlara gitmeden daha sağlıklı karşılıklı saygıya, iyi komşuluğa dayanışmaya dayanan ilişki sürdürmek hepimiz için daha iyi olur. Ama eğer ilerde bütün sorunlar çözülür, her şey düzlüğe çıkar ve bir aşk başlarsa buna da hiçbir itirazım yok.Zaman hepimizi yargılaylacakZaman sadece Simitis ve Papandreu'yu değil, Türkiye ve Yunanistan'ı, hepimizi yargılayacak. Çıkarları işbirliğinde yatan iki ulusun ilişkilerini nereye taşıyabileceklerini zaman gösterecek. Zamanın bugüne kadar verdiği not çok yüksek değil. Yıllardır komşuyuz ama bazı anlaşmaları yeni yapabildik. Sabırlı davranmak gerekiyor. Bu sürecin devam ediyor olması aramızda hiçbir iniş çıkış olmayacağı anlamına gelmiyor. Bunlar yine olabilir, ama çerçevesinin dışına çıkması önlenebilir.
    Etiketler:

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı