Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Sanki pimi çekilmiş bomba

Enis BERBEROĞLU

Türk Silahlı Kuvvetleri'nden ayrıldıktan sonra gazeteciliğe başlayan Hakan Evrensel'in ‘‘Güneydoğu'dan Öyküler'' isimli kitabını okurken, Cizre'den gelen kaza haberi tam denk düştü.

Aslında Cizre'yi kana bulayan, düğünevinden 7 cenaze, 56 yaralı çıkartan olaya kazadan çok katliam demek daha doğru... Belinde el bombasıyla halay çeken sivri akıllıya mı kızmak lazım... Yoksa kazayla pimi düşen bomba patlayınca, ‘‘basıldık'' korkusuna kapılıp çoluk çoçuğu tarayan tabansızlara mı bilemiyor insan.

Ama Cizre'de iki yıldır egemen olan sükûnetin ne kadar aldatıcı olduğunu anlamak mümkün... Ruhsal asayişi yerinde olan insan düğün yerinde el bombası ile oynamaz, ilk duyduğu patlamada tetik parmağı kaşınmaz.

* * *

Cizre'de ‘‘dost ateş'' kurbanı olanların büyük bölümü korucu aşiretlerinin üyesi... Ve bu olay bile devletin silah teslim edeceği fertleri ne kadar dikkatli seçmesi gerektiğine kanıttır.

DSP İzmir Milletvekili Hakan Tartan, 1996 yılında dönemin İçişleri Bakanı Meral Akşener'e korucu suçlarını sordu. Akşener yazılı yanıtında, 1985 yılından itibaren toplam 23 bin korucunun işine son verildiğini açıkladı. Ardından korucuların işledikleri suçları konu başlıklarına göre sıraladı:

Gasp, soygun, öldürme, yaralama, meskene ve araçlara silahlı tecavüz, adam kaçırma, kasten ev ve ot yakma, yardım ve yataklık, hayvan hırsızlığı, kız kaçırma, uyuşturucu ve silah kaçakçılığı...

Gördüğünüz gibi korucularda marifet çok...

* * *

Hakan Evrensel, Güneydoğu'daki savaş psikolojisini kitabına aktarırken kahramanlık destanı yazmaya çalışmamış...

Aksine, tüm gerçek kahramanlar gibi günlük rutin sıkıntıları, sevinçleri, her şehit için dökülen gözyaşını kaleme almış. Malzeme katırının inadı, postalların kalitesi, G-3 taşımanın zorluğu gibi...

Korkuyu alabildiğince sade ve basit dille anlatmaktan hiç korkmamış...

PKK'ya pusu kurarken sabaha kadar nasıl radyo dinlenir, her gece baskın bekleyen karakolda nerede nöbet tutulur, roket ateşi nedeniyle yere konamayan helikoptere yaralılar nasıl fırlatılır, Kuzey Irak'a baskın yapacağını sanarken ağzını tutamayıp demeç veren siyasi lidere nasıl sövülür... Hepsi Hakan Evrensel'in kısa ama her satırı duygu yüklü öykülerinde saklı.

Pimi çekilmiş bomba aramak için fazla uzağa gitmeye gerek yok. Evrensel'in ‘‘İzin'' isimli öyküsünden kısa bir alıntı:

‘‘İznimin ikinci gününde eşimle birlikte o kalabalığı hiç azalmayan Kızılay'a iniyoruz. Öylece dolaşacağız mağazalara bakarak. Meydanın göbeğinde tam postanenin önünde bir patlama ile irkiliyorum. Hemen kendimi yere atıyorum. Roketatardan atılan roketin düşme sesini bekliyorum. Nerede patlayacak acaba? Başım ellerimin arasında öylece bekliyorum... Silahımı arıyorum. Birisi ‘Yarın çekiliyor' diye bağırıyor. Bir de hıçkırık sesleri duyuluyor. Eşimin gözyaşları içinde, ‘Egzos patladı canım. Haydi artık gidelim' sözlerini duyuyorum. Dünya etrafımda dönerken, o üstümü başımı silkeliyor.

- Kimsin sen, silahım nerede?

Gözyaşları içinde tekrarlıyor:

- Haydi hemen gidelim buradan...

Hemen uzaklaşıyoruz Kızılay Meydanı'ndan. Ankara'da ne kadar çok postal ve kamuflajlı üniforma giyen, askeri sırt çantası taşıyan insan olduğunu o an fark ediyorum.''

Sanki pimi çekilmiş el bombası.

Öyle değil mi?

X
YAZARIN DİĞER YAZILARI