"Doğan Hızlan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Doğan Hızlan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Doğan Hızlan

Sanki, Muhsin Bey'den bir kare

Doğan HIZLAN

Televizyon kanallarından birinde akşam haberlerini izliyorum. Gerçekten de kanalın adını hatırlamıyorum, belleğimde sadece haber görüntüleri.

Gülhane Parkı'nda düzenlenen bir ses yarışmasından sahneler geliyor ekrana. Amatör şarkıcılar buradan profesyonelliğe geçişin onayını almaya çalışıyorlar. Detone ve cırtlak sesleriyle. Onları dinleyenlere acıyorum.

Gerçi böyle bir ses yarışmasına gelenlere niye acımalı?

Nurullah Ataç'ın, hastalığı sırasında yazdığı bir denemeyi hatırladım. Komşu evden bangır bangır Santa Lucia şarkısı geliyormuş. Ataç diyor ki, böyle bir şarkıyı dinleyende saygı ne arasın.

Sanırım bu yarışmayı izlemeye gelenlerin çoğu da yakınlarıdır. İlerde şöhrete adım atışlarının ilk gecesinde bulunmanın anılarını birbirlerine ve medyaya anlatacaklar.

Genç kızlar ve genç çocuklar, seyrettikleri televizyonların, dinledikleri kasetlerin yarattığı sanal dünyanın sarhoşluğu ve sanrılarıyla bu sahneye atmışlar kendilerini.

Acıklı. Arka cebinde bir ayna ve tarak taşıyan jöleli saçlı delikanlı. Kendinden önceki kuşaktan sadece bu alışkanlığı almış. Briyantin yerine jöle. Süslü kızlar, yakışıklı delikanlılar, falso vermemeye çalışıyorlar. Ama bütün falsonun seslerinde olduğunun farkında değiller.

Eskiden, tatil günlerinde Mısır Çarşısı'na ya da Tahmis Sokağı'na gittiğimde, arka ceplerde Horoz marka aynalara, taraklara çok rastlardım.

Hatta bir insanın kimliğini arka cebinden teşhis edebilirdim.

***

ŞENER Şen'in oynadığı Muhsin Bey filmini hatırladım.

Organizatör Muhsin Bey bir yarışma düzenlemişti. Çünkü para kazanması gerekiyordu.

Filmdeki olayların nasıl da hayatımızın gerçeklerinden çıkarıldığını, belki bu sahneleri görünceye kadar iyice algılayamamıştım.

Şimdi ona bir film olarak değil, gerçek bir belgesel olarak bakıyorum.

Gülhane Parkı'ndaki gülünç diye yorumladığımız sahneler aslında bir toplumun trajik yüzü.

Beyoğlu'nun metruk binalarında düzenlenen yarışmaların yerini, televizyonlardan sonra büyük meydanlar, büyük sahneler aldı.

Çünkü onu kazanan genç bundan sonra İMÇ'nin kralı ya da kraliçesi olacak.

Onu seyrederken bazan umut tacirlerinin insanları nasıl kullandığını görüyorsunuz. Umudu nasıl sömürdüklerini farkediyorsunuz.

Leyla Gencer'in verdiği emeğin, İoanna Kuçuradi'nin kafa patlatmasının gereksizliğini gösteren bir yarışma bu sanki.

Şimdi ne yapacağız, ödülü kazanan bir kaset doldurduktan sonra onunla sayfalarca röportaj yapacağız, televizyonlara çıkaracağız.

Günlük hayatının her saniyesini kamuoyuna duyuracağız.

En kötüsü de, onları sanatçı diye bu topluma sunacağız, gerçek sanatçıların gözlerinin içine baka baka.

***

BİR toplum gerçek sanatçısını desteklemedikçe, sanatın, bilimin, edebiyatın, felsefenin zirvesine tırmanmanın güçlüğünü anlamadıkça ve anlatmadıkça, Gülhane Parkı'nda daha çok aynalı delikanlılar dinleriz.













X