GeriSeyahat Sanki açık hava müzesi
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi
Sanki açık hava müzesi

Sanki açık hava müzesi

Avukat Gökçe Karakaya Gül, yılda en az üç kez seyahate çıkıyor. Bu alışkanlığı çocukluğunda kazanmış. “Gezmek en büyük zevkim” diyor. Gül, geçen yıl tek başına Almanya’nın Trier şehrine gitti. İkinci Dünya Savaşı’nın yıkımına uğramayan nadir Alman yerleşimlerinden Trier’i bir ortaçağ kasabasına benzettiğini söylüyor. “UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi’ndeki eserlere, doğal güzelliklere hayran kaldım” diyor.

Ankara’da yaşayan Gökçe Karakaya Gül (27), avukatlıktan arta kalan zamanında seyahat ediyor. Yeni yerler keşfetmeyi, farklı ülkelerden kişilerle tanışmayı seviyor. Sinema ve yüzme diğer hobileri. Kimi zaman yılda 5 gezi yaptığı oluyor. “Bunlardan en az ikisinin yurtdışına olmasına özen gösteriyorum. Görmediğim ülkelere gitmeye çalışıyorum. Seyahat alışkanlığı bende küçük yaşlarda başladı. Bunda belli bir süre yurtdışında yaşamamızın ve hafta sonlarında ailecek farklı şehirlere seyahat etmemizin büyük payı var” diyor.

Türkiye’nin çok büyük bir bölümünü gezmiş. Bu güne kadar gördüğü ülkeleri anlatırken, “Amerika, Almanya, Fransa, Hollanda, Belçika, Lüksemburg, İsviçre, Avusturya, Macaristan, Slovakya, Yunanistan aklıma ilk gelen yerler” diyor.

ÖNYARGILI GİTTİM SEVEREK DÖNDÜM

Gül, Almanya’nın Trier şehrine bir seminer sebebiyle geçen yıl yalnız gitmiş. Bir hafta kalmış. “Burası Almanya’nın güneybatısında, Rheinland-Pfalz eyaletinde, Lüksemburg’a sadece 40 kilometre uzaklıkta. Rheinland-Pfalz eyaletinin dördüncü büyük şehri. Mosel Nehri’nin kıyısında kurulmuş. Nehir şehre ayrı bir güzellik katıyor. Yeşilliklerin ortasında konumlanmış Trier’in nüfusu 100 bin civarında.”
Gül, Trier’e gitmeden önce önyargılı olduğunu söylüyor fakat kısa zamanda şehirle ilgili fikri değişmiş: “Açıkçası ilk gidişimde şehirden bu kadar etkileneceğimi beklemiyordum, hatta sıkılabileceğimi bile düşünmüştüm. Ama Köln’den hızlı trenle yaptığım seyahat boyunca, doğal güzelliklerden gözlerimi alamadım. Tren nehrin kenarında, vadiler arasında kıvrılarak göz alıcı kale ve şatoların arasından geçerek Trier’e vardığında bu şehrin ayrı bir büyüsü olduğunu fark ettim.”
Trier’de yapılacak etkinlikleri, gezip görülecek yerleri şöyle anlatıyor: “Tarih sevenler için bu şehir adeta bir nimet. Şehir açık hava müzesini andırıyor. Almanya’nın en eski şehri. İkinci Dünya Savaşı’nda müttefik devletler tarafından bombalanmamış nadir yerleşimler arasında. İki bin seneden daha eski. Pek çok tarihi eser barındırıyor ve bu eserlerden çoğu UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi’nde yer alıyor.

KİLİSEDE HİÇ SÜTUN YOK

Kentin en önemli yapısı tarihi Romalılar dönemine kadar uzanan Porta Nigra (Siyah Kapı). Romalılar döneminde yapılmış. Ana surun giriş kapısı olup, aynı zamanda Alplerin kuzeyindeki en büyük Roma yapısı. Tamamı dört tane olan kapılardan günümüzde tek ayakta kalanı. Bir başka yapı Konstantin Bazilika (Konstantin Bazilikası) dördüncü yüzyılın başında İmparator Konstantin onuruna inşa ettirilmiş bir Roma sarayı bazilikası. Günümüzde Protestan kilisesi olarak kullanılıyor. Bu dev yapının önemli özelliği sütun bulunmaması. Kilise tek parça halinde herhangi bir iç kolon olmadan inşa edilmiş. Diğer önemli tarihi yapı Liebfrauenkirche (Meryem Ana Kilisesi). Almanya’nın en eski gotik kilisesi. Önemli özelliklerinden birisi Hz. İsa’nın ölürken üzerinde bulunduğu iddia edilen hırkanın burada sergilenmesi.

Kurfürstliches Palais (Elektör Sarayı), çok bakımlı ve güzel bir bahçeye sahip. Dışı pembe boyalı saray 17’nci Yüzyıl’dan 1794’e kadar Trier elektörünün konutu olarak kullanılmış. Elektör, Kutsal Roma-Germen İmparatorluğu’nda, imparator seçimine katılma hakkına sahip prens ya da piskopos anlamına geliyor. Bahçesindeki banklarda oturup dinlenebiliyorsunuz.

ÜLKENİN EN ESKİ KÖPRÜSÜ

Şehirde gezerken rastladığım Roma hamam harabelerinden en önemlisi Kaiserthermen’di (İmparator Hamamları). Hamamlar yaklaşık 1600 yıllık geçmişe sahip.
Mosel Nehri, 560 kilometre uzunluğunda ve Ren’in bir kolu. Nehir boyunca oluşturulan oturma teraslarında ve kafelerde dinlenebilirsiniz. Nehrin üzerindeki Römerbrücke (Roma Köprüsü), Almanya’nın en eski köprüsü. Trier küçük bir şehir olduğu için her yeri yürüyerek doya doya gezmenizi tavsiye ediyorum.”
Gül, şehrin yemeklerini ve gece hayatını ise şöyle anlatıyor: “Her zevke, keseye göre restoran bulmak mümkün. Ancak kentin kalbi olan Hauptmarkt’te yer alan ‘Zum Domstein’ en ünlü, kaliteli lokantalarından biri. Romalılar döneminden kalan tariflerden yapılan yemeklerden tadarak, tarihi bir ambiyans içerisinde keyifli ve lezizli bir yemek yemeniz mümkün. Ayrıca yemekleri tadarken meşhur şaraplardan da yudumlayabilirsiniz.

MOHR’UN PASTALARI LEZİZ

Meşhur Alman pastaları ve tatlılarından denemek istiyorsanız Cafe Mohr’a uğramanızı tavsiye ederim. Trier turizmin yanı sıra bir üniversite şehri. Bu nedenle gece hayatı hareketli. Gençler arasında tercih edilen mekânlardan en önemlisi Louisiana Bar. Burası hafta içi akşamları bile dolu.”
Peki konaklama seçenekleri: “Her bütçeye uygun konaklama seçeneği bulabilirsiniz. Ben yurtdışında gittiğim yerlerde konfora, temizliğe ve otelin güvenilir olmasına dikkat ettiğim için her iki gidişimde de Hotel Arcadia’da kaldım. Buradan şehrin kalbi olan Hauptmarkt’a yürüyerek 10 dakikada ulaşmanız mümkün. Bu meydan oldukça popüler. Çevresinde pek çok cafe, restoran, hediyelik eşya satan dükkânlar ve mağazalar bulunuyor. Bu meydana güzellik katan diğer bir unsur da Petrusbrunnen (Petrus Çeşmesi).”

KARL MARKS BU EVDE DOĞMUŞTU

Sosyalizmin öncüsü Karl Marx 5 Mayıs 1818 bu şehirde doğmuş. Ailesinin evi şu anda müze. Evin dışı beyaz boyalı, panjurları yeşil. Müzenin duvarlarındaki panolarda Marks’ın hayatı anlatılıyor. Müzede düşünürün hayatına dair belgeler, mektuplar ve kişisel eşyaları da bulunuyor. Evin içinde şirin bir avlu var. Şehre gelenlerin bu müzeyi de (Karl Marx Haus) mutlaka gezmelerini tavsiye ederim.

En sevdiği beş şehir: New York, Paris, Budapeşte, Amsterdam, Düsseldorf

Seyahate hangi ulaşım aracıyla gider? Uçak, hızlı tren

Seyahatte ne yer ne içer? Yöresel tadlar

Seyahatte nerede kalır? Konforlu, temiz ve güvenilir otellerde

Kiminle seyahat eder? Ailesiyle veya yalnız

Seyahatten ne alır? Magnet, o şehre özgü hediyelik eşyalar ve çikolata

Seyahatte ne okur? Seyahat kitapları

Seyahat çantasının vazgeçilmezleri neler? I-phone, güneş gözlüğü, krem, ilaçlar

Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle