Sanayiye nefes yasasına ‘banka kurtarma’ yaması

Hürriyet Haber
28.12.2001 - 00:00 | Son Güncelleme:

Üretici sektörün bankalara borçlarını yeniden yapılandırmayı öngören ‘İstanbul Yaklaşımı’ yasa tasarısı, TBMM Bütçe ve Plan Komisyonu'nda eklenen önergeyle banka kurtarma yasasına dönüştü. Böylece, sermaye yeterlilik rasyosu düşük olan bankaların devlet tahviliyle ‘güçlendirilmesi’ planlanıyor.Kredileri yeniden yapılandırarak, üretici sektörün finansman sorununu çözmeyi hedefleyen ve ‘İstanbul Yaklaşımı’ olarak adlandırılan tasarı, sürpriz bir gelişmeyle, sektörde çok güçlü olmayan bankaları kurtarma yasasına dönüştü. Sermaye yeterlilik rasyosu düşük olan özel bankalara, mali yapılarını güçlendirmeleri için 7 yıl vadeli devlet tahvili verilmesi planlanıyor.Bankalara sermaye katkısı öngören düzenleme için 30 Eylül 2001 tarihli bilançolar esas alınacak. Bu tabloya göre, bankaların toplam aktif büyüklüğü 110 milyar dolar. Bunun 66 milyar dolarını kamu ve Fon bankaları, 44 milyar dolarını özel bankalar oluşturuyor.‘Mali Sektöre Olan Borçların Yeniden Yapılandırılması ve bazı yasalarda değişiklik öngören tasarı’ (İstanbul Yaklaşımı), TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu'nda Anayasa'ya aykırılık iddiaları ve sert tartışmalar altında görüşüldü. Bu arada verilen bir önergeyle sanayiye destek verecek olan tasarı bankaların da işine yarayacak çözüm paketi haline geldi. Tasarının görüşüldüğü sırada verilen önergede, sektördeki payı en az yüzde 1 olan ve sermaye yeterlilik rasyosu yüzde 8'in altında bulunan özel bankalara, mali yapılarını güçlendirmeleri için 7 yıl vadeli Hazine tahvili ihraç edilmesi imkanını tanıdı.Devlet Bakanı Kemal Derviş'in verdiği bilgiye göre, aktif büyüklüğü yüzde 1'in üzerindeki banka sayısının 11, yüzde 1'in altında olan banka sayısın ise 8-9.Önergeyle, Hazine'nin TMSF'ye ‘ikrazen’ verilmek üzere çıkarcağı Devlet İç Borçlanma Senetleri'yle bankaların mali durumunu düzeltme olanağı getiriliyor. Sermaye yeterlilik oranı yüzde 5'in altında olan bankalarda, oranın yüzde 5'e ulaşması için, TMSF sermaye arttırımına katılabiliyor. Bu durum, ‘devletin bankalara ortak olması’ olarak niteleniyor.SİSTEM NASIL İŞLEYECEKTasarıya eklenen önergeye göre, devletin büyük olmayan bankaların sermayesini düzeltme planı, BDDK'nın sermaye yeterlilik oranı yüzde 8'in altında olan bankaların, yüzde 8'e ulaşabilmesi için gerekli sermaye tutarı, sermaye artırılması veya kaynak sağlanması ve alınması gereken önlemleri bankalara bildirmesiyle çalışmaya başlayacak. Ancak, yeniden yapılandırmaya katılmak isteyen bankaların 2001 sonu bilanço büyüklüğü itibariyle, sektör içindeki payının en az yüzde 1 olması gerekecek.BDDK, sermaye yeterliliği standart oranı, yüzde 5'ten az, sıfırdan büyük bankalarda, yüzde 5'e ulaşmak için gerekli sermaye arttırımına, ortaklarca ödenen tutarı aşmamak kaydıyla, TMSF'nin katılmasını sağlamak konusunda yetkili olacak.Kurul, TMSF trafından sermaye yeterlilik oranı yüzde 5 ve üzerinde olan bankalarda, bu oranın yüzde 9'a ulaşmasına yetecek kadar hisse senedine dönüştürülebilir tahvil karşılığı ve 7 yıl vadeli sermaye benzeri kredi sağlanmasında yetkili olacak.Kurul, TMSF tarafından sermaye artışında kullanmak üzere, yönetim ve denetimi elinde bulunduran ortaklara ait varlıkların teminat olarak alınması karşılığında, bunlara banka sermaye yeterlilik oranının, yüzde 5'e ulaştıracak kadar kredi verilmesine yetkili hale gelecek. Sektör payları yüzde 1'in altında olan bankalar, diğer bankalarla devir veya birleşme suretiyle, paylarını yüzde 1'e çıkarmaları halinde, sözkonusu önlemlerden yararlanabilecek.TMSF tarafından, bankaya sermaye veya sermaye benzeri kredi olarak verilen tutarlar, Hazine'nin TMSF'ye ikrazen verilmek üzere ihraç edeceği Devlet İç Borçlanma Senetleri'yle (DİBS) karşılanacak.DAMAR PATLAMASIOldukça tartışmalı geçen Komisyon görüşmeleri sırasında, tasarıyla getirilen ‘Finansal Yeniden Yapılandırma Programı’, DSP'li Gaffar Yakın tarafından Bakan Derviş'in eşi Catherine Derviş'in astım krizine benzetildi. Derviş de bu benzetmeye başka bir tıbbi benzetmeyle yanıt verdi. Derviş, finans sektörüne ‘bir miktar’ kamu kaynağının kullandırılmasının şart olduğunu, aksi durumda sorunun aşılamayacağını bildirdi. Finans ile bankacılık sektörlerini vücudun damarlarına benzeten Derviş, Şubat ayında bir ‘damar patlaması’ olduğunu, ancak kısmi bir iyileşme sağlandığını söyledi. Derviş, ‘‘Önümüzdeki haftalarda, bankacılık sistemini önümüzdeki daha güçlü hale getiremezsek, 2002'de ortaya çıkan olumlu koşulları yeterli ölçüde değerlendiremeyiz’’ dedi. Kemal Derviş, sermaye yeterlilik rasyolarına göre, bazı bankalara Hazine'den kaynak aktarılmasına ilişkin düzenlemenin, IMF ile görüşmeleri süren yeni Standy-by düzenlemesi için önkoşul olduğunu söyledi. Kurtarılacak bankaya devlet ortak olsunDevlet tahviliyle banka kurtarma planı, sermayesi güçlü bankaları rahatsız etti. Sermayeleri güçlü olan bankalar, ‘‘Eğer bir devlet katkısı olacaksa bunun karşılığında hisse alınmalı’’ diyerek planın bu şekline karşı çıkıyorlar. Aynı bankacılar ‘‘Devletin sermayesi yetersiz kalan bankalara ortak olmadan ucuz kredi vermesi, piyasadaki rekabet eşitsizliği yaratıyor. Eğer bir kaynak koyuyorsa karşılığı olarak ortak olması lazım. Yok ille de ucuz kredi vereceğim diyorsa o zaman sermayeleri yeterli olan bankalara da aynı ucuz krediyi vermeli ki, rekabet eşitsizliğini bir ölçüde dengeleyebilsin’’ diyorlar.Ayrıca, sermaye katkısı yapılacak olan bankalar için belirlenen, sektördeki payının yüzde 1 olması koşulu da eleştiriliyor. Bankacılar bu oranın neye göre saptandığını açıklanması gerektiğini belirterek, ‘‘Niye 2 değil, niye 5 değil de 1, bu şaibelere neden olabilir’’ diyorlar.Piyasayı bozan banka sistem dışına çıkarBDDK Başkanı Engin Akçakoca, yeni düzenlemenin türk bankacılık tarihindeki en büyük operasyon olduğunu belirterek, bankacılıkta özkaynağın önemli hale geldiği vurguladı. Üretici sektör ile ilgili tasarıya eklenen önerge ile bankacılık sektöründe önemli değişiklikler olacağını belirten ve ‘‘Bankacılıkta artık özkaynak zamanıdır’’ diyen Akçakoca, operasyonun altı ayda bitirileceğini de söyledikten sonra şöyle konuştu: ‘‘Yüzde 1-2 seviyelerindeki sermaye yeterlilik rasyoları ile faaliyşete artık izin vermemek gerekiyor. Bunlar piyasayı bozuyor. Bunların saptanıp sistem dışına çıkarılması lazım. Ancak bu şekilde davranırsak, sistem sağlıklı hale gelir.’’ Derviş, Türkiye'de faaliyet gösteren yabancı sermayeli bankaların, sermaye yeterlik rasyosunda yüzde 8 sorunu olmadığı için, bu uygulamanın dışında kalmalarının büyük ihtimal olduğunu söyledi. Bu operasyonun kamuoyuna nasıl yansıyacağının çok önemli olduğunun altını çizen Derviş, şöyle konuştu: ‘‘Dedikodular yok mu, şu anda bile var. Kimileri yanlış kimileri doğruya yakın. Şu kadar banka daha Fon'a alınacak diyorlar. Yani tehlike tabii ki var. Ama eğer biz bu konuyu kamuoyuna yeterince anlatabilirsek, ortaya çıkacak sonuçlar, şu andakinden daha kötü olmayacak. Ve kamuoyunun rahatlayacağını tahmin ediyoruz.’’Mevduata yüzde 100 güvence rahazsız ediyorBankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu (BDDK) Başkanı Engin Akçakoca, bankacılıkla ilgili yeni düzenlemeyle ilgili açıklamalar yaptı. Akçakoca, bu operasyon sonrasında sektörde kaç banka kalacağının öneminin olmadığını söyleyerek, ‘‘Yüzde 8 sermaye rasyosunu tutturanlar ve yüzde 5 artı sermaye katkılı bankalar olacak. Üçüncü bir alternatif yok’’ dedi. Bu operasyonun şaibelere yol açmamasının kendileri açısından çok önemli olduğunu vurgulayan Akçakoca, ‘‘Zaten tasarruf mevduatına sağlanan yüzde 100 garanti sürdüğü için çıkan dedikodular bizi de çok rahatsız ediyor’’ diye konuştu.Hürriyet duyurmuştuHürriyet Yazarı Erdal Sağlam, bankaları Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'na almak yerine, sıkıntıya girene devlet tahviliyle sermaye desteğini 1 Ekim 2001'de gündeme getirmişti. Sağlam o yazısında, ‘‘Devlet bankalara el koymak yerine ortak olacak’’ demişti.
Etiketler:

EN ÇOK OKUNANLAR

    Sayfa Başı