Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Sanayicilerin büyük sorgusu

Oya BERBEROĞLU

Ankara Başkent'tir, ama ekonomik açıdan ‘başköy’ sayılır.Kentin makus talihini değiştirmek isteyen, 3 bine yakın sınai işletmesinin üye olduğu Ankara Sanayi Odası (ASO), bu seçimden önce siyasilerden peşin garanti istiyor...

ASO Başkanı Zafer Çağlayan, önümüzdeki pazartesi günü, Meclis'te grubu bulunan siyasi partilerin başkanlarına birer mektup gönderecek. Bu bir davet. Partilerin milletvekili ve belediye başkan adaylarını Oda'ya çağıran.

Ankaralı sanayicilerin niyeti bu kez fena halde bozuk...

Ellerinde geçen dönem Ankara milletvekilliği yapmış 28 parlamenterin Meclis'e devam listelerinden, hangi yasaya ne oy attıklarına, ne ürettiklerine kadar geniş ve ayrıntılı bilgiler var... Oda'nın Milletvekili İzleme Komitesi karneleri çıkarmak üzere. Karneleri iyi olsun diye de Ankara'nın mevcut milletvekillerinin telefon ve ziyaret trafiğini de bilmem yazmama gerek var mıydı? Ama karnelerin baştan aşağı zayıf olduğunu biliyorum.

ASO, karne olayından bir üst boyuta geçiyor. Şimdi, oy vermeden önce, Ankaralı sanayiciler vekil adaylarını sorguya çekecekler. Bu uygulamanın Türkiye genelinde yaygınlaşmasını, örnek olmayı arzu ediyorlar. Tüm Türkiye'deki ticaret ve sanayi odalarının da bölgedeki vekil adaylarıyla görüşmesini, ona göre oy kullanılmasını salık veriyorlar. Partilerin, milletvekillerinin, vekil adaylarının da ibra olması zorunluluğundan söz ediyorlar. Çok doğru. Halkın önünde ibra...

Nasıl ki bir şirketin iş almak için başvurusunda geçmiş hizmete, referanslara bakılıyorsa milletvekili adayları için de öyle olmalı değil mi?

Dolayısıyla Çağlayan diyor ki: ‘‘Milletle vekilin arası açılmış, hısımlık değil hasımlık doğmuş. Çalışmadıkları için. Yeni dönem için çalışmamış vekile oy vermeyeceğiz. Yeni vekil adaylarının da geçmişlerine göre oy kullanacağız.’’

Projelerini ASO'ya anlatmak isteyen Ankara milletvekili ve belediye başkan adayları, sözünü ettiğim davet çerçevesinde ASO Yönetim kurulu ve komite üyelerininin karşısına çıkacak. Her partinin adayları ayrı ayrı...

İşadamlarıyla çeşitli kökenlerden gelen vekil adaylarının, ne bileyim bir sendikacının, işçinin konulara bakışı farklı olur. Bu tip adayların sanayiciler karşısında ne kadar şansı olacak bakalım.

Sanayiciler vekil adaylarına neler soracak? Biraz kopya verelim de çalışsınlar:

Gümrük Birliği'ne gireli dört yılı geçti, gümrük yasası nerede? Çıkarma sözü veriyor musunuz?

Sosyal güvenlik reformu, özelleştirme neden gecikiyor? Ne yapacak sınız?

Bankalar Yasası neden çıkmadı?

Elektrik faturasından kesilen TV payı neden sadece TRT'ye ödeniyor? Bu adaletsizliği giderecek misiniz?

Asgari ücret 78 milyon ama SSK prim tabanı neden 90 milyon lira? Düzeltecek misiniz?

Hiç kamu zammı yokken bile enflasyon neden yüzde 48?

Meğer başka eller de varmış

Bu seçimlerde eller moda sanki. Yabancılar anlamındaki ellerden değil, insan uzvu bahsettiğim.

Geçen hafta bu sütunda CHP İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı işadamı Adnan Polat'ın ellerini konu etmiştim. Bilbordlardaki, gazete ilanlarındaki Adnan Polat'ın hoş fotoğrafından, ‘‘Sorunları çözüme ortak olmaya var mısın?’’ diye İstanbullulara uzanan o güzel erkek elinden... Resimdekinin Polat'ın eli olmadığını yazmıştım. Başka da bir amaç gütmemiştim.

Ama farklı anlamlara çekilmiş. Polat başta olmak üzere kampanyayı yürüten ajans ilgilileri ve çalışanları çok üzülmüş. Riyakarlıkla suçlandıklarını düşünmüşler. Asla böyle bir amaç yok tabi ki. Seçim atmosferinde bu tür alınganlıkları saygıyla karşılıyorum...

Adnan Polat'ın üzülmesine aslında hak vermiyor da değilim. Şöyle ki...

Üç gün boyunca ellerinin resmi çekilen Polat da resimdeki elin kendi eli olmamasına bozulmakta haklı. En azından haberi olabilirdi öyle değil mi? Neyse böyle sunumlarda şekilsel ayrıntılara takılmamak lazım. Önemli olan adayların kent sorunlarını nasıl çözecekleri, ne kadar ehil olduklarıdır. polat gibi bir holdingi yöneten bir kişinin referansları el resminden daha önemlidir. Seçmenler bunu ayırır merak buyurulmasın...

Önceki gece, gazetede, ANAP'ın şişli Belediye Başkan adayı, milletvekili Emin Kul ile Mesut Yılmaz'ın Şişli'deki gözü kulağı, bacanağı Yiğit İkiz'le sohbet ediyorduk. Emin Kul'un seçim broşürünü gördüm. Onda da kalem tutan bir erkek eli resmi ön sayfayı süslüyor. ‘‘ Şişli emin ellere. O'nun adı Emin, her sözü yemin, Şişli'yi emin ellere teslim edin’’ sloganıyla. O eller de Emin Kul'un ellerinin resmi değil!

Yine sözünü ettiğimiz kişileri riyakarlıkla suçlamış konumuna çekilmeyelim.

Önemli olan adayların kendi ellerini doğru, hayırlı işlerde kullanması.

Resmin hiç kıymeti harbiyesi yok...

Ferda Hanım Diyarbakır'a başkanlık için yarışıyor

Son dakika gelişmesi, bir kadını, Doğu'da, üstelik de Diyarbakır'da büyükşehir belediye başkanlığına aday yaptı.

CHP'nin Diyarbakır Belediye Başkan adayı Metin Toprak adaylıktan istifa edince, CHP'nin milletvekili adaylarından Ferda Çilalioğlu belediye başkanlığına aday gösterildi. Yüksek Seçim Kurulu'na son başvuruların yapılması için belirlenen sürenin bitmesine yarım saat kala...

Ferda Çilalioğlu, CHP Diyarbakır milletvekili aday listesinin 4. sırasındaydı. Seçilme şansı yoktu. Belediye Başkanlığı'nda şansı olabilir mi? Gönlüm şeytanın bacağını kırmasından yana. Ancak HADEP ve FP karşısında zor gibi.

Ferda Hanım bir Kürt kadını. Cemiloğlu Ailesi'nden geliyor. Ferda Çilalioğlu Cemiloğlu yazıyor kartvizitlerinde. Seçimlerde, Cemiloğlu Ailesi'nden olmasının olumlu etkisini göreceğine inanıyor. Ancak Diyarbakır'daki Cemiloğlu Ailesi'nin, Ferda Hanım'ın adaylığına sıcak yaklaşmadığı söyleniyor.

Ferda Çilalioğlu Cemiloğlu, 7 yıldır aktif olarak CHP'de siyaset yapıyor. Bir çok sivil toplum örgütünde çalışıyor. KADER'in, Kadın Dayanışma Vakfı, Toplumsal Sorunları Araştırma Vakfı'nın kurucularından.

Seçilirse Diyarbakır'da yeni yerleşim merkezleri kuracağını anlatıyor. Nüfusun yüzde 70'inin kirada ve kötü koşullarda yaşadığını vurguluyor. AB ve BM fonlarını bölgeye çekeceğini belirtiyor heyecanla.

İlk ve orta okulu sürgündeki ailesinin bulunduğu Lübnan ve Suriye'de okuyan, 17 yaşında Türkçe öğrenen Ferda Hanım’la terörü de konuştuk. İnsanlık suçu olarak görüyor. ‘‘Savaş berbat bir şey. yaşayan bilir’’ diyor. Minik de olsa ortak paydalarda buluşmak gerektiği, kültürel hakların da verilmesi zorunluluğundan söz ediyor.

Bir Kürt atasözü var: Eğer deve besliyorsan kapını yüksek tutacaksın.

İşte Ferda Hanım da çıtayı yüksek tutan, cesur, aydın kadınlardan...

Hadi hayırlısı...

Örnek olur inşallah

Ekonomi Servisimizden Tamer Çerçi, seçimlere girecek 21 siyasi partinin ekonomi programlarını karşılaştıran bir çalışma yapıyor.

Tamer, DSP'nin de ekonomik programını ve seçim bildirgesine almak için Devlet Bakanı Hüsamettin Özkan'ın makamını aramış. Basın danışmanı Cengiz Özer'le konuşmuş. Ama isteği yerine gelmemiş.

Özer, Başbakan Bülent Ecevit ve Başbakan Yardımcısı Özkan'ın talimatı olduğunu, DSP ile ilgili bilgi yardımı yapamayacaklarını, hükümetle, o bakanlıkla bilgi verebileceklerini söylemiş. Hükümet ve parti işlerinin ayrı yürütüldüğünü, uygulamanın iki yıldır böyle olduğunu anlatmış.

Bu alışılmadık tavır üzerine Tamer, DSP Genel Merkezi'inden kiminle görüşebileceğini sormuş, ama ona da yanıt alamamış.

DSP Lideri Bülent Ecevit'in, DSP Hükümeti'nin bu tavrına hayran olmamak mümkün değil. Çok beğendiğim için sizlere de aktarmak istedim. Siyasi olarak kendilerine zararı dokunabilir belki ama bunu göze almışlar.

İktidar olacak diğer siyasi partilere bu davranış örnek olur inşallah...



X