Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Sanayi liginde büyükler yerini korudu

Krizin henüz etkilerini tam hissetmemiş İstanbul Sanayi Odası’nın ‘500 Büyük Sanayi Şirketi’ araştırması büyük yankı uyandırdı. Kar, ciro, ihracat ve çalışan sayısındaki gelişmeler, gelecek için endişe verici bulundu.

Ağustos ayında Capital500’ü de açıklıyoruz. ‘Türkiye’nin En Büyük 500 Özel Şirketi’ araştırmasının bilgilerine sahibim. Oradan da görüyoruz ki, 2008 yılında bazı sektör, şirket ve gruplar ciddi hasar aldılar. Bunu İSO500’de de görmek mümkün…

Capital500’ü açıklanınca daha ayrıntılı paylaşırım. Ancak, İSO500 ve Capital500’ün ilk sonuçlarından, özellikle teknoloji dağıtım, otomotiv yan sanayi ve elektronik yan sanayinin çok hırpalandığını görüyorum. Örneğin, 400 milyon TL’nin üzerinde ciro yapan şirket, ortadan yok oldu. Bazı teknoloji şirketleri cirolarının yarılarını kaybettiler. Otomotiv yan sanayine ait şirketlerden, ilk defa cirolarını paylaşmaktan kaçınanlar oldu.

Büyüklerin durumu fena değil

Bu tabloya rağmen Türkiye’nin büyük gruplarının durumu fena değil. Onların da ciro, kar ve çalışan sayılarında düşüşler oldu. Ancak, en azından İSO500’e soktukları şirket sayısında anormal değişimler gözlenmedi. Büyükler açısından bakılınca şu başlıklar öne çıkıyor:

1. İSO 500’e yine Koç Holding damgasını vurdu. Geçen yıl olduğu gibi ‘ilk 10’ şirketten 5’i bu gruba ait. 500 büyük içindeki şirket sayıları ise 13’den 14’e yükseldi.

2. Sabancı Holding’den 10 şirket listeye girebildi. Geçen yıl bu sayı 13 olarak açıklanmıştı.

3. Son yılların en büyük çıkışını Ülker Grubu gerçekleştiriyor. 1997 yılında 6 şirketle listede temsil edilen grup, şimdi sayıyı 13’e çıkarmayı başardı.

4. Artış yapan gruplar arasında Kibar Holding de öne çıkıyor. Grubun 1997’de 2, 2007’de 3 şirketi vardı. Şimdi 5’e ulaştı.

5. Koç ve Sabancı’da şirket sayılarında düşüşler gözleniyor. Bunun en önemli nedeninin şirket satışları olduğunu hatırlamakta yarar var. Biliyorsunuz, Koç Holding, Türk Demirdöküm, Döktaş gibi şirketlerini; Sabancı da Bossa ve Beksa gibi şirketlerini satmıştı.

Bir son söz de şu olmalı… Bunlar, grupların sanayi şirketlerini, dolayısıyla bu alandaki performansını ortaya koyuyor. Ticaret ve hizmet cephesini de unutmamak gerekiyor. Grupların gerçek gücü, her sektördeki şirketlerinin performansıyla ölçülür. Onu da Capital500 açıklandığında göreceğiz.


MURAT ÜLKER’DE BEĞENDİĞİM 6 ÖZELLİK

Ülker Grubu’nun (Yıldız Holding) Başkanı Murat Ülker’in geçtiğimiz günlerde Godiva ile ilgili bir toplantısı vardı. Açılış konuşması yaptı, gazetecilerin sorularını yanıtladı. Uzun süredir karşılaşmamış, konuşmasını dinlememiştim. Hem toplantı öncesi dinleme şansım oldu hem de toplantıda…

Basındaki yansımalarını okumuşsunuzdur. Ben bu toplantıda, Murat Ülker’in dikkatimi çeken, beğendiğim birkaç özelliğini ve sözlerini sizlerle paylaşmak istiyorum.

1. Ülker Grubu, genelde muhafazakar olarak bilinir ve Murat Ülker de çok fazla basın önüne çıkmaz. Ancak, toplantı öncesindeki sohbette, iş dışı yaşamını gazetecilerle rahatlıkla paylaştığını, teknesinden, sevdiği koylardan ve tatil beldelerinden söz ettiğini gördüm. Bunları anlatırken oldukça samimi ve mütevazı idi.

2. Deneyim ve öğrenmeye açık olduğunu gördüm. Godiva’da yaşadıklarından, özellikle yönetim kadrosu ile yönetim kurulu üyelerinden çok şey öğrendiğine dikkat çekti. Şu sözler de bu değerlendirmemi destekliyor: “Çok büyük katkısı oldu. Kurumsallaşma, globalleşme, değişik insanlarla çalışma, değişik milletlerle çalışmanın çok büyük faydası oldu.”

3. Yönetim kurulunu, yerleşik uygulamaların ötesinde ciddiye alıyor. ‘Patronun dediğinin olmadığı’ toplantıların desteklediğini anlatıyor ve ekliyor: ‘Godiva’nın yönetim kurulunda, toplantıları idare eden  bir yönetim kurulu üyesi var. Başkan olmama rağmen bana üye gibi davranıyor, en son bana söz veriyor ve herkes düşüncesini rahatlıkla ortaya koyuyor. Ve ben şahsen istifade ediyorum.’

4. ‘Kriz edebiyatı’ yapmıyor, insan kaynağının altını çiziyor. Krizde bile insana yatırıma devam ettiklerini söylüyor. ‘Değil adam çıkarmak, nitelikli işgücü alıyoruz. Hatta yurtdışından yönetici bulamıyorduk, şimdi rahatlıkla üst düzey yönetici getirebiliyoruz’ diyor.

5. Değişimi ve ‘uyum kabiliyetini’ sürekli vurguluyor. Dünyanın en köklü firmalarının bile, ‘oyun dışı kalabileceğinin’ altını çiziyor ve ekliyor:  ‘Herhangi bir şirketin ne kadar uyum kabiliyeti varsa, ne kadar hızlı karar alabiliyorsa onlar o kadar hızlı bu oyunun içinde olabiliyorlar. Diğerleri ise yenik düşüyorlar.’

6. İyi bir girişimci ve çikolata tutkunu… Girişimciliğini konuşmalarından ve ‘piyasa boşluk sevmez. Siz doldurmazsanız başkaları doldurur’ sözlerinden de görmek mümkün… Çikolata konusuna ise oldukça hakim… Hem tadından hem de tekniğinden anlıyor. Zaten ‘Rakamlarla aram iyi değildir, ama çikolatayı iyi bilirim’ sözleriyle de bunu ortaya koyuyor.

REEL CEPHEDE İŞLER HALA KÖTÜ

Borsa 38 binleri geçti, dolar 1.48’e kadar geriledi, faizler tek hanelerde… Finansal piyasalardaki iyileşme, reel cephedeki gerçek durumu bir miktar gölgeliyor galiba… özellikle ihracat cephesindeki sorunlar, başta KOBİ’ler olmak üzere üretici şirketleri derinden etkiliyor.

Geçen gün bir seyahat acentesinin sahibinden dinlediklerim, bu görüşümü destekliyor. Acente, büyük ve orta ölçekli şirketlere, bilet kesme ve seyahat hizmetleri veriyor. Her ay iki defa da bu hizmetlerinin bedelini tahsil ediyor. Daha doğrusu etmek istiyor.

Şirketin sahibi, ‘Tahsilatta inanılmaz sorunlar yaşıyoruz. Geçen yıl her 50 tahsilattan 35-40’ını sorunsuz alırdık. Şimdi 50 tahsilatta 5’ini alabiliyoruz’ diyor ve ekliyor: ‘Biz IATA’ya biletlerin bedelini zamanında ödüyoruz. 1 gün geciksek, gelip POS makinemizi alıp gidiyorlar. Biz ise alamıyoruz. Çünkü, anormal bir sıkışıklık var’ diyor.

‘Peki tahsilat zamanı ne yanıt alıyorsunuz’ diyorum. Karşılığı çok basit oluyor: ‘Para yok, merak etmeyin ödeyeceğiz’


 

X